MÜZİK ÖTESİ

Ece Ayhan Ve Her Şiirinde O Kocaman ''çocuk'' Gizliliği

Esra Öner - 31 Ağustos 2006

Atlantis'den gelen adama verdiğim sözün altında ''yağmurdan ıslanmış bir kedi gibi'' süzülmeme ramak kalmışken bu yazıyı yazıyorum... Herkesin yaptığı gibi bünyemde ki bu melankolik durumu havaların üzerine atarak,biraz daha kendi derinliğime inmek derdinden de kurtulmuş oluyorum fakat yazı da eğer melankolik bir his yükselir ise bunun sorumluluğunu da şuanda dinlemekte olduğum Edith Piaff'a bırakıyorum...

Asıl adı Ece Ayhan Çağlar'dır. 1931 yılında Datça (Muğla)'da doğdu. Ailesinin asıl memleketi ise Çanakkale'nin Eceabat ilçesine bağlı Yalova Köyü'dür. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da gördü. 1959 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. 1962-1966 yılları arasında Gürün, Alaca ve Çardak ilçelerinde kaymakamlık yaptı. Sonra İstanbul'da çeşitli yayınevlerinde redaktörlük ve editörlükle uğraştı, bir süre Türk Sinematek Derneği'nde çalıştı. Üç yıl süre ile İsviçre'de tedavi gördü. Dönünce bir süre İstanbul'da ve Bodrum-Gümüşlük'te yaşamını sürdürdü. Çanakkale'ye yerleşti. 12 Temmuz 2002'de İzmir'de hayata veda etti.

İçsel aynı zamanda da dışa dönük şiirleriyle,kuraldışılığını cesur anlatımıyla yaşatan,toplumsal tarihi ve insanı inanılmaz bir eleştiri cenderesine sokan, dilin uçlarında dolaşan, ortalamaya ve sıradanlığa teslim olmamayı ilke edinen Ece Ayhan bu yönleriyle İkinci Yeni akımı içinde en çok sözü edilen şairlerden biridir. Bense yazımda, Ece Ayhan'ı  bu yönlerinin dışında , şiirlerinde gizlenen çocuklarla birlikte irdeliyeceğim...

Siz hiç gülmemiş bir çocuk gördünüz mü? Ece Ayhan görmüş,üstelik hayattan ders veriyor diye öğretmenlerini kızdırırmış bu çocuklar... ''AÇIK ATLAS'' şiirinin en son dizesinde işte bunu kusar şair:



''Efendiler! Eşekler susabilirler

Ne yani çocuklar hiç gülmeyecekler mi?''


''Yalnız Orta Doğu'da el altında satılan bir atlas'' ın öyküsü ve gülememiş çocuklar doludur Ece Ayhan 'ın bu şiiri:

AÇIK ATLAS


Hayattan ders veriyor diye öğretmenleri kızdıran

Tuzu bir bulmuş çocukları saklamadan güldüren dünyaya

Su kaçırmaz bir eşeğin sesine açıktır penceresi

Bir sınıfın, batı son dersinde, kuşluk vakti


Meşeler yapraklanınca bir tuhaf olurlar işte

Koparılmış kürt çiçekleri, hatırlayarak amcalarını

Azınlıkta oldukları bir okulda bile, sorarlar soru

Neden feriklerin ve eşeklerin memeleri vardır?


En arka sırada çift dikişliler, sınavda en öne

İntihara ve denizde nasıl boğulmaya çalışırlar

Yalnız Orta Doğu'da el altında satılan bir atlas

Kim demiş on sekiz yaşından küçükler okuyamaz


Bakıldı ki kum saati, ters çevrilmiş, çıt, usul isa asi olmuş

İkinci karnede babası yarısını silahıyla dışarda bırakıp

Öyle öğretildiği için saygılı, sınıfa giren parmak çocuğun

Boş yerine, girilmeyen bir dersin denizi, gelip oturmuş


Açık kalmış atlası, deniz taşmıştır, darılmasın Fırat ama

Hayatın orta öğretmeni sustu, dondu gülmeleri çocukların

Bir cenaze töreninde daha ölümü karşılamaya götürüleceğiz

Efendiler! Eşekler susabilirler

Ne yani çocuklar hiç gülmeyecekler mi?

Çocuk olmanın bir rengi vardır Ece Ayhan'da...



''BİR ELİŞİ TANRISI İÇİN AĞIT'' da kulahımıza fısıldar adeta ;


'' yok ne olur ağlama böyle ama yok
şunun şurasında tramvaysız, çocuk olmak turunç olmak''

Bu şiirinde en can alan dizeleri de ikinci mısra da bulur beni yazamadan geçemeyeceğim:


''Öyle ölüme düşkündü ki biyoloji sıfır
bir şarkı yiyor şimdi şapkalarını orospular eksiliyor''

Dökülecekler şiirinde de Anadolu'yu anlatır öğretmen...Yalnız çocuklar tereddüttelerdir:

DÖKÜLECEKLER


1.
  Uç Doğu. Anadolu'yu anlatacaktır öğretmen. Haritayı asar.

2.  Bütün sınıf korkmuştur; göller, ırmaklar dökülecekler!''

Devlet dersinde öldürülmüş çocuklar vardır Ece Ayhan 'ın şiirlerinde,üstelik Maveraünnehir'in döküldüğü yerin cevabını etimizi kanata kanata belirtir usta şair...Şiirin tamamını veriyorum...

MEÇHUL ÖĞRENCİ ANITI

Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
-Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır:
Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.''


  
MOR KÜLHANİ şiiri benim Ece Ayhan'ı tanıdığım şiiridir,dolayısıyla benim için apayrı bir önemi vardır,bu önem Ece Ayhan'ı tanımam sınırını aşmıştır ve aşkı anlamlandırmamda  da bana sağlam bir duruş kazandırmıştır!Der ki Ece Ayhan; ''Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler''...Bu arada çocuklardan bahsediyordum,yazımın tam ortasına aşk sindi kusura bakmayın:)

MOR KÜLHANİ

1.Şiirimiz karadır abiler

Kendi kendine çalan bir davul zurna
Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
Taşınır mal helalarında kara kamunun
Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir
Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

2.Şiirimiz her işi yapar abiler

Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur
Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir
Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler

3.Şiirimiz gül kurutur abiler

Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın
Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga'ya kaçan
Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir
Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler

4.Şiirimiz erkek emzirir abiler

İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister
Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun
Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla
Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir
Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler

5.Şiirimiz mor külhanidir abiler

Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz
Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde
Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle
Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.
Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler

6.Şiirimiz kentten içeridir abiler

Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir
Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla
Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?

"Orta ikiden  ayrılan  çocuklar için şiirler '' yazmıştır,ölüm vardır... Ölüm en başındadır şiirin,''dikeni seven gülüne katlanır bir kadın''dan laf açılır  ve şiir şu mısra ile biter:


''Ey orta ikiden ölerek ayrılan çocuklar! aslında başlayan
askerler tabiatta hâlâ tramvaydan Sirkeci'de mi inerler?
süsüne kaçılmamış bir cenaze törenine gitmek için.''

Ece  Ayhan'ın dikkati çeken diğer bir tarafı vardır ki o da samimi seslenişidir,ne tek başına bana seslenir ne de tek başına sana, bilirsin onun sesinin nasıl çoğaldığını ve koskoca bir halka seslendiğini...Bu samimi sesleniş bir zamanlar;'' kart sensin,postalda götüne girsin''diye Nazım Hikmet'i koruyan Can (Yücel) babadan biraz daha faklılıklar gösterir...Can Yücel çoğul türküleri tuttururken Ece Ayhan ise nerde yalnızlık varsa  orda başlar türküsünü tutturmaya...Hatta kendi de ne güzel ifade eder hislerini ''ÇAPALI KARŞI'' şiirinde;
''dağlar gibi yalnızlık ne güzel bir hiç'' derken...
İşte bu samimi seslenişinin en güzel örneğinin göründüğü şiir;

YALINAYAK ŞİİRDİR

1.Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük kardeşim

Emrazı Zühreviye Hastanesi'ne kapatıldı anamız
Adıyla çalışan ermiş Sirkeci kadınlarındandır

Şeker atar hâlâ mazgallardan Cankurtaran'da
Acı Bacı'nın acı bilmez uçurtma çocuklarına

Yıl sonu müsamerelerine kimler çıkarılmaz?

2.Velhasıl onlar vurdu biz büyüdük kardeşim

Babamız dövüldü güllabici odunlarla tımarhanede
Acaba halk nedir diye düşünür arada işittiği

Dudullu'dan tâ Salacak'a koşarak alkışlayalım
Fazla babalarıyla dondurma yiyen çocukları

Hangi çocukların neye imrenmesi yalınayak şiirdir?

Üç sorusu vardır güzel şairin,Arif Çağlar'a adadığı Yort Savul''şiirinde sorar:

''Bir, Yeryüzünde nasıl dağılmıştır
Tarihi düzünden okumaya ayaklanan çocuklar?

İki, Daha yavuz bir belge var mıdır ha
Gerçeği ararken parçalanmayı göze almış yüzlerden?

Üç, Boğaziçi bir İstanbul ırmağıdır
Nice akar huruc alessultanlarda bayraksız davulsuz?''

Ve şiirini şu mısralarla bitirir:
''Çocuklar! ile bile muhbirler! ve bütün ahali!
Hep birlikte, üç kez, bağırarak, yazınız
Kurşunkalemle de olabilir''
Yort Savul!

''Sizde ölüm var  mı dır ?'' diye sorar "ZAMBAKLI PADİŞAH" şiirinde...Ve der ki;'' çocuklar çiçeklerin koynunda uyumalı!''


P.S: Bu nacizane yazım Murat Arda'ya saygılarımla oluşmuştur. Esin kaynağım ise 21 Haziran 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayımlanan  Haydar Ergülen'in ''F KLAVYE'' yazısı olmuştur. Haydar Ergülen ,''F TİPİ CEZAEVİNDE'' yatmakta olan, yazılarını ve şiirlerini üretmeye devam eden o güzel insanları konu edinmiştir bu yazısında. Ve şunları yazar:

Bir de jüri üyesi olduğum Behçet Necatigil Şiir Ödülü'ne gelen bir dosya var, Kocaeli F Tipi'nden Sami Özbil'in şiirleri. Şu dizeler de, 'dil'in yanı sıra şiire 'düş bilgisi'nin de gerekli olduğunu söyleyen Özbil'in 'Uğurlama' adlı şiirinden: "Yıllar olmuş elma şekerini düşüreli/ Aynı şaşkın çocuksun büyümeyi unutmuş/ Sadece aşkın kurtaracağı bir hayat acemisi/.../ Aynı sanılsa da benzemez birbirine/ Öksüz bırakarak giden aşkların kırgınlığı/ Her bedende bir başka yara açar/ Yara her bedende başka kanar."

BU YAZIM F TİPİ CEZAEVİNDE YATMAKTA OLAN SAMİ ÖZBİL VE ARKADAŞLARINA ADANMIŞTIR...


SAYGILARIMLA...


ESRA ÖNER

(DELİ KASAP'TAN ARİEKA)...




Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: