MÜZİK ÖTESİ

Çingene Tezleri - 3

Atlantisten Gelen Adam - 23 Eylül 2012

 ... Arada hormanlarım gıdıklandı, iki senedir üzerinde çalıştığım romanı yayınevine teslim ettim, hayatımı tastamam değiştirecek kararlara yöneldim falan. Tam bu esnada aşkımı öldürdüm (hayır hayır o öldürdü), sonra sürekli düğün partilerine katıldım ve katılmaya devam edeceğim gibi görünüyor yakın gelecekte de. Sıkılıyorum evlilik tantanalarından. Üzülüyorum arkadaşlarımın o kadar sıkıntı çekmesine de ama yapacak bir şey yok, sanıyorum her şey birden bire oluyor, evlilik de öyle. Hor gördüğüm sanılmasın evlilik kurumunu, iki kere kapısından dönmüşlüğüm vardır. Sorun şu ki evlenmeyi düşündüğüm hanım kızların bundan haberi yoktu!

Yurt Gazetesine bir kültür eki yaptık, fena olmadı sanırım. AKP diktatörlüğünün "yaman uygulamaları" sonucu ak göt kara göt meydana çıkınca liberalizmin sol görünümlü aktörleri birden bire tasfiye oldu, Radikal gazetesinin hızlı çöküş süreci bu durumun en berrak göstergesi oldu sanki. E konjonktür de biz sosyalistlere alan açtı. Yurt'tan sonra şimdi günlük soL gazetesi için bir heyecan duyuyorum. Yandaş-yalaka-çük kafalı-göt yalayıcı-adam sendeci liberal yalanlar silsilesi karşısında soL'un varlığı bence zayıf muhalif medya kanadını güçlendirecek. Yakında delikasap olarak 11. Yılımızı kutlama etkinliği yapacağız ve gece soL gazetesi ile dayanışma gecesi olacak. Duyururuz az bir zaman sonra.

Küçükken Milliyet gazetesi okurken aklımı karıştıran iki şey olurdu. Yazarlardan Taha Akyol'u her okuduğumda işçi ve çalışanlardan nefret ederken Atilla Özsever'i her okuduğumda çalışanlara, emekçilere karşı müthiş yakınlık duyardım; ortaokulda falandım. Sonra büyüdüm; Taha Akyol'dan ölesiye nefret etmeye başladım. Atilla Özsever'i ise hep çok sevmiştim. Geçen gün, bir dost meclisinde bir araya gelip saatlerce muhabbet ettik. Hani bazen ülkede çok bunalırsınız ve memleket insanına karşı acaip bir yabancılık çekersiniz ya; işte Atilla Özsever gibi insanları tanıdığınızda ise "işte" diyorsunuz, "bu memleketten böyle insanlar da çıkıyor". On numara bir adam.

Balyoz davasında paşalara inanılmaz cezalar çıktı. Hiç sevinmedim. Üzüldüm. Faşist Engin Alan bile bana göre böyle düzmece deliller ile, kolpacı yöntemler ile tasfiye edilemez, edilmemeli. Üstelik bu asker tutukluların çoğu sırf Pensilvanya'daki emekli imamın hırsları için harcandı. Yıllarca devrimci sosyalistlere reva görülen iğrenç muamele bu defa da Kamalist subaylara gösterildi.

Eskiden, yarı askeri demokrasi boktandı, yetersizdi evet. Ancak bu yeni "polis demokrasisi" en berbat keneften bile daha fazla dışkı üretiyor, üstelik ruhi mücerret gibi bok fışkırıyor elimizi nereye atsak.
Neyse, biz mücadelemize devam edeceğiz; aşağıda Yurt gazetesi için hazırladığım sayfayı da sizlerle paylaşıp kaçarım ben, sinemaya gideceğim ablamla.

Çingene Tezleri - 3



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: