MÜZİK ÖTESİ

Çingene Tezleri (1)

Atlantisten Gelen Adam - 4 Ocak 2012

Çingene Üzerine Tezler (1)

Beyoğlu'nda Bohem adında bir barda müzik çalıyorum haftada iki gün, gecenin sabaha inkişaf ettiği ve bir çoğunuzun gaz kaçırarak Renkli, Türkçe rüyalar gördüğü vakitlerde biz; çalışan garson çocukların yorgun umutluluğu (çoğu zaman umutsuzluğu), müzik çalıcı adamın kayıtsız neşeliliği (çoğu zaman delişmen gereksiz ve hatta fazla iyimserliği), barmen arkadaşların buzsal disiplinlilikleri (o buz kalıbı görüntülerinin ardında stepnede aslında eğlence kübü sakladıklarına emindim) eşliğinde bar/içki sektörünün modern gönüllü köleleri olarak Beyoğlu Gece Hayatı'nda alternatif bir boşluğu dolduruyor olmalıyız. Zaman zaman barımızın müdavimi olan yaşı geçkince bir "Neşeli" içici grubumuz var, adamlar iyi içiyorlar, tüm garsonlar şahit! Grubun en dışadönük üyelerinden biri -ki dün gece ilk defa gördüm onu, bu grubun ana içicileri dışında sanıyorum ilk defa bara gelmiş olmalıydı, belki bizim müdavim neşelilerin bir misafirleriydi- Sabahın köründe, tam bardan ayrılacakken 'Hey Dijey' dedi, "Gogol Bordello Çalsana!" Normalde pek kibirli olan "Neşeli" masa -kibirliydiler çünkü bir istek şarkı talep edecekleri zaman garsona söylerlerdi, direkt disk jokey ile muhatap olmazlardı- öte yandan -dijey tanımlaması benim gibi, dışadönük neşeli ağabeyi de rahatsız ediyor olmalıydı ki hemen akabinde yanında servis etmekte olan garson arkadaştan ismimi de öğrenip "Murat" dedi, "Gogol Bordello çalar mısın?"

Çingene Tezleri (1)

Tam da montumu giymiş, ayaklanmıştım velakin Gogol Bordello isteğini duyunca -üstelik majestelerinin masası avam tabakasına inme tevazusunu gösterince müzikal seçimi giderayak biraz daha çeşitlendireyim istedim (zira son seçkilerim adeta müşterilere -hadi artık gidin şarkılarıydı, Roxette "Listen to your heart" ya da Sting "Shape Of My Heart", kalbe giden yol kapıdan geçiyor olmalıydı tüm 'haydi artık gidin" şarkıları kalbe ve kapıya reverans ediyordu).
Gogol Bordello'nun yanına azıcık Kultur Shock, biraz Bandista, bol bol Goran Bregoviç ve vaktim yetse belki Ciguli gibi bol Çingene ve bol "funk" etkileşimli tuhaf müzikler katarak evimin yolunu tutabilirdim. Neşeli grubun PR uzmanı olan elemanı -belki de adam gerçekten samimi ve dışadönüktü yahu o saatte adam kime neden poz yapsın, elbette ki samimi ve dışadönük olmalıydı- sağ elinin baş parmağıyla "harikasın" işareti yapınca görevini hakkıyla tamamlamış bir taşra memuru kıvamındaki haleti ruhiyemle önce mesai arkadaşlarıma, daha sonra majestelerinin masasına saygı ve sevgiyle -gecenin o saatinde Çingene efektli rock, punk, pop ve metal şarkıları istemeleri hoşuma gitmişti, özellikle Mastika şarkısı çaldığında Kultur Shock'tan, "Neşelilere" has özgün ve denetlenemez kahkahaları Bohem'i inletmiş ve ben dahil tüm çalışanların (başka müşteri kalmamıştı ki) yüzünü gülümsetmişlerdi, hadi ben neyse de bir garsonu gülümsetmek hakikaten çok devrimci bir fiildir, garson sınıfı muhtemelen işçi kesiminin en bahtsız, korunmasız, güvencesiz ve hüzünlü tarafıydı o yüzden bir garson gülümsemesi hiç de hafife alınacak bir şey değildir ve garsonlara kötü davranıyorsa karınız/kocanız/dostunuz/metresiniz, eş seçiminde dikkatli olun derim, ne çocuğa iyi bir ana/baba, ne vatana millete faydalı bir yurttaş olur garson horlayıcılarından, garson horlayıcısı gece aleminin Goebbels'idir, garson horlayıcılığı müessesesi yoldaşlık hukukunun bir numaralı turnusal kağıdıdır- iyi sabahlar dileyip mekanı terk-i diyar eyledim.

Tahta merdivenlerden inerken belki de yüz senelik bir arşivden aparttığım Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler çizimleri gözümün önüne geliverdi, sanıyorum "Neşeli" tanımlamasının İngilizce karşılığı olan "Gay" ifadesi ilk defa bu ilkel çizimlerde karşıma çıkmıştı. Öfkeli Cüce, Utangaç Cüce ve Neşeli Cüce gibi tanımlamalar figürün hemen yanındaki kutucukta orijinal dildeki karşılıklarıyla yeralırdı ve fakat yüz ifadesinden neşeli olduğunu anlayabileceğimiz cüce karaktere Gay yakıştırması o ergen çocuk kafamı biraz karıştırmıştı.

Pamuk Prenses'in sevimli kahramanı ve bir "İBNE" yakıştırması. Bu ne yaman çelişki? Aklıma Türkiye Gay Hareketinin mümtaz şairi, Küçük İskender hakkında söylenen tuhaf yakıştırma geldi o anda. Pamuk Prensesten İbne Cüceye, Küçük İskender'den Kaybedenler Kulübüne hatıralar geçidimin vardığı görüntüler Asmalı Mescit Mahallesine aitti, Tünel'deydik;

En yakın arkadaşlarım dahil, tüm üniversiter gençliğin ağzında "Leş… Standart… Erol Egemen…" muhabbetlerinin fink attığı ve Kaybedenler Kulübü Tribinin dönemin Ekşi Sözlüğü kasırgası olarak estiği bir zaman zarfında, programı hiç sevmememe rağmen -ya da sevmemek demeyelim, ilgisiz kalmak diyelim- ama programı seven arkadaşlarımı çok sevdiğimden, onlara uyduğumdan Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'ne sürüklendiğimi hatırlıyorum, programın iki meşhur sunucusu konuşmacıydılar ve salon hınca hınç doluydu.

Küçük İskender ile alakalı bir soru gelince Kaybedenler Programı Sunucularından tombik olanı "Bize İbneler İle Gelmeyin" demişti, "Bakın, özellikle gey demiyorum, geylere karşı değilim, ibnelere karşıyım!"

Muhtemelen kişisel bir gerilimin belaltı bir mevzu yoluyla bahis konusu edilmesi pek şık kaçmasa dahi tüm o günkü geyik muhabbetinden aklıma kalan bir tek bu olmuş: Gay-İbne Ayrımı.

Sert bir tonajda da olsa sunucunun ifade ettiği bu anlam karmaşasının dağılması, bittabi cinsel bir seçim/eğilim olan gaylik hakikatı ile cinselliği kuşkulu bir tanımlama olan ibnelik kurumsalı arasında muğlak kalmış ince kırmızı hatı deşmemiz yoluyla olabilirdi belki:

Yukarıda örnek verilen KK sunucularının gay-friendly zatlar olduğunun önkabulüyle, ortalama bir gay friendly heteroseksüelin ya da homo-karşıtı olmadığını savlayan "straight" cenahın bakış açıları aşağı yukarı şöyledir:

İbnelikte cinsellik kuşkuludur zira sözkonusu tanımlama çoğu zaman gey/gay olmayan zatlar için hakaret amaçlı kullanılır (Cinsel yönelim olarak gey olmadığından eminsindir ama ibne kelimesini hakaret olarak kullanmak işlevlidir).

Öte yandan ibneliğe salt kötücüllük atfedilmesi de çoğu zaman kuşkulu bir duruma düşebilecektir zira sözkonusu yakıştırma çoğu zaman iyicil bir tonda sevdiklerimiz için, pozitif bir biçemde de kullanılır (Kanka, ibnesin lan sen, seni çok seviyorum ya da ibnelik olsun diye gel şunu şöyle komik yapalım vs).

Gey & İbne retoriği aynı anda cinsel hakaret olarak ele alınamaz (En homofobik bir muhafazakar lumpen dahi eşcinsel ya da gay diye hakaret etmez kızdığı birine, ibne der).

Türkiye'den verdiğimiz Kaybedenler Kulübü örneğine, belki de Kaybedenler Kulübünün ideolojik babası olarak nitelemekte beis görmeyeceğimiz Alman asıllı Amerikalı Edebiyatçı Charles Bukowski'nin şu şiiri destek verecektir:

"Bir erkeğin/ Diğer bir erkekle/ Yatmasına karşı değilim/ Yeterki O iki erkekten biri/ Ben olmayayım"

Bilahare devam edeceğim.



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: