MÜZİK ÖTESİ

Blaze Bayley'in Hakkı Blaze Bayley'e, Iron Maiden'in Hakkı Iron Maiden'a

Can Ali Erdal - 31 Mayıs 2010

Her şey belki de şu sözle başladı: " Seventh Son of a Seventh Son'da yapmak istediğimizi Queensryche Operation Mind Crime'de layığıyla yaptı..."Bu sözler kime mi ait? The X Factor şaheserini dolaylı yoldan yaratan adama yani Bruce Dickinson'a! Bruce, bu sözüyle belki de Iron Maiden'da yapacağı pek bir şeyin kalmadığını anlamıştı ve Fear of the Dark albümünden sonra çıktıkları dünya turnesi dönüşünde gruba "Hakkınızı helal edin" demişti. Bu ayrılığın altında yatan nedenleri uzun uzun sıralamayacağım (belki başka bir yazıda değinirim) Bruce Dickinson ile Steve Harris arasındaki fikirsel ayrılıklar ve Bruce'un solo albümlerine ağırlık verme isteği deyip bu konuda şimdilik politik olayım!!:)

Bruce Dickinson ayrılınca eşyanın tabiatı gereği Iron Maiden yeni vokalist aramalarına girişti. Seçmeler yapıldı. O süreçte Wolfsbane grubundan asıl ismi "Bayley Cook" olan Blaze Bayley için, "grubun yeni vokalisti" dedikoduları ortaya atıldı. Bunun üzerine Blaze Bayley, uzun yıllar hafızalaradan silinmeyecek şu açıklamayı yaptı: "Eğer Wolfsbane'i bırakıp Maiden'a geçersem kendimle nasıl yaşarım!.."Paranın ve şöhretin karşı konulamaz gücünü evde unuttuğu o gün söylediği bu sözden çok kısa bir zaman sonra new wave of british heavy metal devi Iron Maiden'ın yeni "Front Man"i oldu. Maiden hayranları için inanılmaz oksimoron bir görüntüydü; Blaze ve Maiden!

Iron Maiden'in yaptığı müzik, bir klasik müzik değildi; yaptığı müzik, Heavy Metal'di. Yani bu müzikte gruplara ya da grup elemanlarına sevgi, bazen akıl dışılığa varabilecek belki de "skolastik" bir sevgiydi. Çoğu zaman müzik kalitesini göz ardı edip, hayranlık duygusu gözleri kör edebilirdi. Onun için Blaze Bayley'in işi oldukça zordu. Düşünsenize kendinize sürekli "Bruce olmadan Maiden olmaz" diktesini yaptığınız bir ortamda Blaze'li Iron Maiden'nın çıkardığı ilk albüm "The X Factor", maalesef ön yargılara kurban gidecekti ve öyle de oldu...

Öznel düşüncelerime yavaş yavaş geçmek istiyorum... Ne demiştik, "The X Factor" yani Iron Maiden'in Blaze Bayley'le olan ilk albümü ve ben de dahil olmak üzere tüm Iron Maiden sevenlerin ailesinden biri olarak gördüğü Bruce Dickinson'un ayrıldıktan sonraki ilk albümü...Herkeste bir ön yargı, bir kuşku hakimdi; "Acaba albüm nasıl olacak?" sorusu, albümü alıp birkaç kez dinledikten sonra ise yerini şu yoruma bırakıyordu: "Demiştim ben Bruce olmadan Iron Maiden olmayacağını, albüm berbat olmuş!"Bir de albümü yeteri kadar dinlememiş, belki de hiç dinlememiş, "kulaktan dolma" zihniyete sahip olan insanlar var ki, onlar da başka bir makale konusu olur herhalde...

Ama "kazın ayağı öyle değildi"... Blaze Bayley'li Iron Maiden, bence bir "baş yapıta" imza  atmıştı: The X Factor...

 

Albüm, grubun o zamana kadar ki en sıra dışı ve en atmosferik albümüydü. Bu yazı bir albüm tanıtım yazısı olmadığı için şarkılara tek tek değinmeyeceğim fakat albümün açılış parçası Sign of the Cross ve 20 yaşındayken (o zaman saçlar da uzun tabi) her çaldığında kurulmuş saat gibi head bang yapmaktan kendimi alıkoyamadığım Fortunes of War'a, işlediği konu ve müzikal kalitesi açısından değinmeden geçemeyeceğim. Çok güçlü parçalar, bir takım sorunlara aksaklıklara parmak basılmış.(gerçi albümün bütün parçaları bir konsept ürünü)Albüm bir konsepte oturtulmuş; geri kalmışlığı (dinler, savaşlar) ve insanın kendisini sorgulamasını işliyor. Savaşların anlamsızlığını, savaştan dönen askerlerin intihara kadar sürüklenen depresif yaşam süreçlerini, eleştirel bir şekilde kulaklarımıza getiriyor. Bunu da, inanılmaz bir müzikal altyapıyla ve sözlerdeki derinlikle yapıyor. "Fortunes of War" şarkısında bunu en iyi şekilde görebiliyoruz... Grubun "patronu" Steve Harris'in şu sözü de ilginç: "Biz bu albümü Blaze Bayley'in ses rengine göre yaptık." Gerçekten de albümdeki parçalar Blaze'e çok uygun, bence sonuna kadar hakkını veriyor. Albümün tek talihsiz olayı prodüktör koltuğunda Steve Harris'in oturması.

Iron Maiden Blaze'li kadrosuyla X Factor'den üç sene sonra Virtual XI isimli albümünü piyasaya sürdü. Virtual albümü, bazı yerleri X Factor'e benzese de, yine farklı bir sound'a sahipti. Tabiri caizse karanlık, atmosferik şarkılar X Factor'e göre daha azdı. Blaze tıpkı diğer albümde olduğu gibi burada ki parçlarında hakkını vermiş.Yazının başında albümlerin teknik donanımlarına çok değinmeyeceğime dair kendime söz vermiştim ama Virtaul'da The Educated Fool'la Blaze Bayley bence ununu elemiş eleğini asmış. Ölse de gam yemezdi heralde(yerinde olsam Maiden dan ayrılmasına çok da üzülmezdim) Tıpkı X Factor'de olduğu gibi "fan"lar bu albüme de çok fazla ısınamadı, hatta Virtual'a hiç ısınamadı. Bana soracak olursanız ben Virtual albümünü de çok sevdim (farklılıklara açık bir insanımdır:). Bu albümün bir başka özelliği ise Maiden'in Blaze Bayley ile çıkardıkları son albümdü. Bu albümdensonra Blaze ile Maiden'in yolları ayrıldı. Bruce Dickinson tekrar gruba döndü, ama bu sefer Adrian Smith'i de (eski efsane Maiden gitaristi) aldı yanına. Böylelikle Iron Maiden tarihinde ilk kez üç gitar oldu ve günümüze kadar üç gitarla yola devam etti. Blaze Bayley ise "Blaze" adını verdiği grubuyla müzik yaşantısına devam etti. 2004 yılında solo grubuyla Rock The Nations festivalinde sahne almışlığı da vardır bu "cool" adamın...

 

 

1976 yılında Londra'nın doğusunda köhne bir pub'da verdikleri konserle başlayan Iron Maiden efsanesi, 2000'li yıllara gelindiğinde Rio'larda, Wacken'lerde ve daha birçok yerde yüz binlere ulaşarak halen devam etmektedir.

Bu yazıda grubun sadece üç yıllık bir kesitini sunmaya çalıştım, daha doğrusu Blaze'e ve Maiden'a, X Factor ve Virtual XI yöneltilen bence yersiz eleştirilere karşı kaleme aldım bu yazıyı. Anadolu'da bir laf vardır: "Yiğidi öldür hakkını yeme!"

 Bu yazıyı, bilmeden de olsa beni gaza getiren, tanıdığım en büyük Iron Maiden fanı, sevgili dostum Mert Yıldız'a armağan ediyorum...

"Iron Maiden's gonna get you no matter how far!"



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: