MÜZİK ÖTESİ

Baykal Kent…

Murat Arda - 7 Şubat 2012

8 yaşımdaydım ve Akaretler Sıra Evlerinin tamamı birer viraneden ibaretti. Hemen arkasında sıraevlerin, 56 adı verilen futbol sahamız vardı ve işte yine bir top oynama sonrasında Şair Nedim Caddesi'ne doğru ilerliyorum sıra evlerin önünden. İlerde solda, bir lokal vardı, Beşiktaşlılar Lokali ve tesadüfen gözüm takıldı içeriye. Büyülenmiş gibi seyrediyordum içerisini, sanki en sevdiği çizgi filmi tek kanallı televizyonda rastgelmiş her saf çocuk gibi.

Çünkü o filmlerde izlediğimiz komik tombik abi, birkaç metre ilerde, bir masada arkadaşıyla rakı içiyor, bir yandan da inanılmaz keyifle çalan şarkıya eşlik ediyordu.

Şaşkınlıkla bu canlı TV'yi izlerken, benim ona kilitlendiğimi fark etmişti, arkadaşına bakarak söylediği şarkıyı, hiç istifini bozmadan, bu defa da vitrinin önünde kendisine bakmakta olan, terli, pis, kısapantolonlu, kırmızı suratlı, sarı kafalı ufaklığa göz kırparak söylemeye devam ediyordu. Biriki saniye daha baktım, sonra utandım birden. Ve hafif de korkarak Beşiktaş pazarına doğru eve seyirttim.

Baykal Kent…

Tam 20 sene sonra, bu defa Bambi'de karşılaştık O'nunla, benim yanımda arkadaşım Ümit Bozkurt vardı. Biz hafif alkollüydük, Baykal Amca bayağı alkollüydü.

Tanıştığı hemen herkese yapmaya alıştığı gibi, hemen vefasızlık ve benzeri yalnızlık anlatılarını sıralayıvermişti, çok üzüldüm onun için ama elbette ki belli etmedim.

Bambi'den Ümit ile beraber çıktığımızda Baykal Kent de bizimle gelmişti, şaşırmıştık Ümit ile. "Çocuklar" demişti, "birkaç kadeh içmeye ne dersiniz?"

Eve gideceğimizi söyledik amcaya, kilisenin duvarlarının hemen kıyısında, ağladı çocuk gibi. İçim 20 sene sonra tekrar acımıştı, yalnızlık abidesiydi bu adamcağız, ama yapabileceğimiz hiç birşey yoktu.

Hürmet gösterip onu geride bıraktığımız zaman bile, hala ağlıyordu.

Artık ağlamayacak.

Huzur içinde yatacak.

Baykal Kent…
 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: