MÜZİK ÖTESİ

Ah DeliKasap Vah DeliKasap! (Sen Neymişsin Be DeliKasap!?)

Zarife Öztürk - 9 Şubat 2013

Herkese merhaba,

Çitlembik olarak "Deli Kasap"ı çıkartmaktan gurur duyduk, bazı anlaşmazlıklar yüzünden de derginin yayımcısı olmamızın biraz anlamsız olacağı bir noktaya geldik. Anlaşmazlıklara biraz açıklama getirmeye çalışacağım.

Deli Kasap'ı çıkartmamız için Murat bize bir teklif getirdi ve biz de ilk ve ikinci buluşmalarımızda ona şartlarımızı saydık. Şöyle ki:
1.Dergi aylık olacak. Çünkü belli bir periyotta çıkmayan dergi satmaz.
2.Dergi bize ayın 20'sinde bitmiş olarak teslim edilecek. Teslim edilmeden önce, bütün yazıları derginin yazı işleri müdürü Esma Kocabaş okuyacak ve düzeltilerini yapacak.
3.Dergide siyasi bir şey olmayacak. Parti isimleri vs. geçmeyecek.
4.Bu konunun haricinde Çitlembik dergideki yazılara karışmayacak.

Toplantıda belli bir talep olarak ortaya çıkmasa da sansür konusundan bahsettik. Murat Arda kendisinin otosansür uygulayacağını, yasadışı veya yasak bir şeye yer vermeyeceğini, Çitlembik ve Deli Kasap'ın politik duruşunda bir problem olmayacağına dair söz verdi. Verdiği söze teşekkür ettik ve yine de yukarıdaki dört maddenin önemini vurguladık.

İlk sayıda bu maddelerin en önemli olanına uyulmadı. Dergi bize ayın 20'sinde teslim edilmedi. Çok geç teslim edildi (ayın 28'i gibi?) ve dergiyi ancak ozaliti geldikten sonra gördüm. Bakmak için iki-üç saatim olmuş muydu, hatırlamıyorum. Esma yazıların birçoğunu görmüştü; bana bir problem olmadığına dair kendisi kişisel güvence verdi. Ben de ona güvendim. Dergiyi ayın birine yetiştirmek için Esma deli gibi çalıştı, matbaacı Hakan, hiçbir matbaadan bugüne kadar görmediğim esnekliği ve anlayışı gösterdi. Bazı ufak tefek hatalar vardı, ama genelinde dergiyi sevdik, sahiplendik, onunla gurur duyduk.

İlk sayı geç çıkınca sattığımız sürenin fazla kısa olmamasını sağlamak için iki ay pisayada tutmaya karar verdik (herkes hemfikirdi). Dergi, ikinci Çitlembik sayısından itibaren aylık olacaktı. Buna göre 20 Mart'ta bize derginin teslim edilmesi gerekiyordu. Murat Arda ne aradı, ne sordu. Ben aralarda Esma'ya baskı yaptım, Esma Deli Kasapçıları sürekli savundu; ancak Murat'ın zamanında yazı toplamak konusunda başarılı olmadığı gözle görülüyordu. Esma'yla bu konuda ona yardımcı olmak için formüller geliştirmeye çalıştık. Murat ile toplantı yapmak istedik. Çok yoğundu. O tarihlerde Esma'ya yazılar akmaya başladı. O da düzenli bir şekilde okumaya başladı. Derginin geciktiği kesindi, ama hangi tarihte çıkacağına dair Çitlembik'in kafası pek karışıktı.

Bu aralarda Esma bana konserden bahsetti. Eh, ilginç geldi tabii, dergi zamanında çıkmamış, yazılar zamanında teslim edilmemiş, en az üç hafta gecikilmiş, hala bitmemiş, Genel Yayın Yönetmeni yayımcısına bu konuda hiçbir açıklama vermeye gerek görmemiş, konser organize ediyor. Konser bir yandan heyecanlı da bir şeye benziyordu, haydi hayırlısı dedik...

16 Nisan Perşembe günü işe geldim; Esma bana Murat'ın bizimle görüşmek istediğini söyledi. Yemek saatinde buluştuk. Elinde CD'yle geldi. Dergiye bize bir açıklama yapmadan on altı sayfa eklemiş. (Şimdi bir dergi çıkartıp feci zarar edince, gidip maliyetini artırmak genelde çok kabul gören bir yöntem değildir. Hani insanın harçlığı yetmiyorsa ertesi ay gidip daha pahalı yerlerde yemek yer mi?) Onun haricinde Esma o kadar süredir uğraşıp yazıları düzenli olarak okuduğu halde Murat okumamış olduğu yazılardan bahsetti. Önce "iki yazı" dedi, sonra "dört yazı" dedi. Haliyle "Hö?" olduk. (Hö demek: Tamamıyla şok olduk demek oluyor.) Sonra bir de siyasi içerikli yazılardan bahsetmeye başladı. Bizim şokumuz devam etti. Ha, bir de en güzeli, cd'ye bakmak için üç saatimiz filan var, çünkü Hakan bekliyor, çünkü cd'yi şimdi vermezsek derginin konsere yetişmesi mümkün değil.

Şimdi, Çitlembik'in Deli Kasap dergisi için harcamayı kabul ettiğinden daha fazlasını harcaması mümkün değil. Ama Murat yeni formadan vazgeçmek istemiyor. "Bir formayı (on altı sayfa) saman kağıda basalım," dedik. Adam onu da istemiyor. Zaten bir formayı saman kağıda bassak bile yine paramız yetmiyor. "Bir de poşete koymayalım," dedik. Adam onu da istemiyor. "Eee, ne yapacağız Murat? Buna paramız yetmiyor." Adam "Haklısınız," diyor. Ama bir yandan da işe yetişmesi gerekiyor ve bize yardımcı olamıyor. Ha, bu arada siyasi yazılar hakkında konuşuyoruz. Bize "Parti hakkında yazmayacaktık, biz zaten parti hakkında yazmadık ki, Deniz Baykal hakkında yazdık," diyor. Bunu diyor. Sonra da diyor ki, "Deniz Baykal CHP değil ki, sadece genel başkanı." Bunu da diyor.

O işe gidiyor, biz Esma'yla ofise gidiyoruz; Çitlembik'in tüm kitap işlerini bir kenara itip kara kara formül düşünüyoruz. Derginin bir formasını saman kağıda (bizim kitaplarımızı bastığımız 70 gr enzodan daha kaliteli bir kağıt) basıp, poşetten çıkartırsak, aradaki fark 250 YTL'ye iniyor. Onu da ben Çitlembik adına ödemeyi vaadediyorum. Yazıları görmek için dergiden renkli çıkış alıyoruz.

Esma tasarımcımız Kubilay'la görüşüyor. (Onunla tanışmıyorum, ama Esma çok methetti, derginin tasarımını da süper bulduğumu belirteyim.) Kubilay bize verdiği cd'yi, üzerinde değişiklik yapabileceğimiz hale getiriyor. Cuma günü geldiğimde Esma'yı renkli çıkışlara gömülmüş, morali müthiş bozuk buluyorum. Onu sakinleştirmeye çalışıyorum. Problemli bulduğu yazılara bakıyorum, onlarda problem yokmuş gibi davranmaya çalışıyorum. Ama birkaç yazıdaki sorun görülmeyecek gibi değil: Bir tanesi miting haberi. Hani bu dergide parti ismi geçmeyecekti? Yok Tayyip Amerika'ya gitsin, yanında da Deniz Baykal'ı Evren'i götürsün. Öyle bir şeyler. Kurallar biraz esner belki, ama bu kadarı olmaz ki? Sonra giriş yazısı: Terzi bilmemne diye bir adam varmış. Adamın fotoğrafını devrimciyiz.org sitesinden mi ne almışız. Benim bu konudaki sorunlarım: Devrimciyiz.org yasal bir site mi? Bu fotoğrafı kullanmamız için izin verdiler mi? Terzi bilmemne kim??? Ha, bir de yazının altında Murat Arda imzası değil Deli Kasap imzası var. Üçüncü problem: John ve Yoko'nun ünlü çıplak fotosuna yer vermişiz. Benim için problem değil, ama dergicilik bilgim yetmiyor: Çıplaklığa yer vermek yasal mı? Bunun para cezası olabiliyor mu? Bunun yolu yordamı nedir? Araştıracak zaman ne yazık ki yok.

Esas problemler de şöyle: 1. Bütün bu yazılar Yazı İşleri Müdürü'nden geçmemiş. 2. Bu konuda konuşmak, tartışmak, ortak bir payda bulmak için zamanımız yok. CD ya şimdi matbaaya gidiyor, ya da dergi yetişmiyor.

Esma ağlamaklı. Sorunu çözmeye çalışıyoruz. Dergiye bizden habersiz olarak eklenmiş bir formayı (16 sayfa) çıkartmaya karar veriyoruz. Bunun için yarım saatten az bir zamanımız var. Bir liste çıkartıyoruz. Nietsche tartışmasını (5 sayfalık bir yazı) ve gelecek ay kullanılabilecek bazı yazıları çıkartıyoruz. (Benim yazım çıkartılanlara dahil.) Miting yazısını çıkartıyoruz. İki yazıyı iki sayfadan tek sayfaya indiriyoruz. On altı sayfa kazanıyoruz. En azından dergi yetişebilsin diye uğraşıyoruz. Murat'ı arıyoruz.

Daha benim söyleyeceklerimi dinlemeden, "Ben miting yazısından vazgeçmem. O yazı çıkamaz!" diyor. Başka da bir şey demiyor. (Şu yazıyı da Murat, ne olur, siteye koysana, ne kadar "önemli" (!) ve süper (!) bir yazı herkes görsün.) "Başka çaremiz yok ki," filan diyorum. Dinlemiyor. "O zaman dergileri kapıda satmayız!" diyor. (Ben bunu bir nevi tehdit olarak algılıyorum. Hani dergi kapıda satmayınca tiraj düşecek ve biz yine zarara gireceğiz ya, onu söylüyor. Para içerikli tehditlerden nefret ederim. Direk gözümün önünde, yürüsün diye eşeğin önünde sarkıtılan havuç canlanır... Yanlış anlaşılmasın diye açıklayayım, burada eşek ben oluyorum, başkası değil.) "E iyiii, satmayalııım," diyorum.

"Konuşalım mutlaka, görüşelim," filan diyip kapatıyoruz.

Hemen arkasından aklıma kötü bir fikir geliyor. Murat'ı hemen arıyorum. "Aman Murat, derginin isim hakkı bizde, hemen sana devredelim," diyorum. "Vakit geçmeden bunu hemen yapalım," diyorum. Bir de "Konuşalım," diyorum.

Çitlembik tayfası odaya toplanıyor. Herkesten "Yaaa, aaaa," sesleri. Esma'dan rica ediyorum, Hakan'ı arıyor. Maraton koşusu gibi dergi yetiştirmeye çalışıyorduk, ani sakatlık yaşamış gibi olduk. Hakan'dan özür diliyoruz, yardımları için teşekkür ediyoruz.

Bir on-on beş dakika sonra Esma'nın telefonuna mesaj geliyor. Esma Murat'tan gelen mesajı gösteriyor: "Tamam, miting yazısını çıkartmayı kabul ediyorum." Murat beni daha önce dinlemediği için çıkartmayı planladığımız on beş diğer sayfadan haberi bile yok. Hiçbir şey diyemiyorum ki, ne diyeyim? Üç dakika sonra Murat beni telefonla arıyor: "Esma'ya gönderdiğim mesajı gördün mü?" (Bu olay da feci bir şekilde Türk filmlerini hatırlatıyor bana. Hani kötü olanları...) "Ya, yok artık, öyle olamayacak," diyorum. "Konuşalım," diyorum.

Çitlembik'teki diğer arkadaşlar Esma'yla benim halime üzülüyor. Hafif bir ortada kalmışlığımız var. "Haydi pizza yiyeyim, keyfimiz yerine gelsin," diyorlar. Pizza söylüyoruz. Sonra da yiyoruz.

"...3- Demokrasi, insan hakları, sansür, özgürlük, editoryal bağımsızlık, mecmua sayfa sayısı ve dergicilik konularında varolan fikir ayrılıkları ve uyuşmazlık sebebiyle...Çitlembik Deli Kasap'ı basmayacak..." demiş Murat Arda.

Buna da "Yuh!" diyorum, başka bir şey diyemiyorum. Karşındaki kişiye düşünme fırsatı vermeden, kendi istediğini empoze etmek çok yaman bir demokrasi anlayışı Murat Arda! Asla bu siyasal çizgiden ayrılma...

Deli Kasap'ı Çitlembik'ten çıkarmaya devam etmek o kadar kolay olacaktı ki. Dergiden para elde etmeyi ummuyorduk zaten. Murat'ın umduğu satış rakamları bize başından beri hayal geliyordu zaten. Murat'ın verdiği sözleri tutması gerekiyordu sadece. Dergiyi zamanında teslim etmesi gerekiyordu. O kadar. Olmadı.

Ama dünya dönmeye devam ediyor.


Herkese sevgiler,

Zarife

Çitlembik Yayın Koordinatörü

Not: Murat, konuşalım, olur mu???

......................................................................................................................................

(DeliKasap'ın Notu: Çitlembik Yayınları sahibi Zarife Öztürk'ün 2008 tarihli bu yazısı delikasap forumdan alınmıştır. Fotoğraflar ise 2012 tarihli işçinin emekçinin bayramı, hani şu "Terzi Fikri Bilmemne..." gibilerinin bayramındaki delikasap kortejinden. Çitlembik yayınları ise faaliyetine son verdi.)

Ah DeliKasap Vah DeliKasap! (Sen Neymişsin Be DeliKasap!?)



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: