MÜZİK ÖTESİ

ADI YOK!

Pakize Küreç - 10 Şubat 2008

Adı Yok

(Öykü)

 

 

 

"Heeeyy! ... Beni duyan yok mu?"Etraf çok karanlık ve sessiz. Hiçbir şey  göremiyorum. Neredeyim ben? Nasıl geldim buraya?

 

-          Merhaba!

-          Merhaba!

-          Yenisin galiba buralarda. Ne kadar oldu?

-          Ne ne kadar oldu?

-          Buraya geleli.

-          Bilmiyorum....Beni görebiliyor musun? Ben seni göremiyorum. Olamaaaz! Kör oldum!

-          Hadi ama sakinleş biraz.Kör falan değilsin.Ben de seni göremiyorum.Buralarda böyle.Alışmaya başlasan iyi olur....Adım Salim.Senin ki?

-          Adım mı? Şey.... Hatırlamıyorum. 

-          Tamam... Tamam. Nasıl oldu peki?

-          Hatırladığım en son şey, oturduğum apartmanın 10. katından kendimi aşağı atışım.

-          Tanrım! Çok feci! Neden yaptın bunu? Sevgilin seni terk mi etti?

-          Hayır! Sevgilim falan terk etmedi!

-          Tamam sinirlenme dostum. İnsan başka ne için 10. kattan atlar ki? Yoksa aldığın maaş geçinmene yetmiyor muydu? Alacaklılar kapıya dayandı, sen de ....

-          Saçmalama, iyi bir işim vardı.

-          Hey dostum! Saçmalamıyorum. Tahmin yürütüyorum sadece, sen anlatana kadar da tahminlerime devam edeceğim.

-          Bak Selçuk! Ne...

-          Salim!

-          Bak Salim! Neden atladığımı sana açıklayamayacağım. Yani o an ki ruh halimi sanırım sana yansıtamayacağım kuracağım cümlelerle.

-          Sen anlatmağa başla ben okurum senin ruhunu.

-          (sessizce)Tanrım, bir kere de normal birini çıkarsan karşıma!

-          Ne dedin? Duyamadım.

-          Yok bir şey. Mavi Plaza'da çalışıyordum, odam plazanın 27. katındaydı. Şehir ayaklarımın altındaydı. Biliyormusun, bir şehre üstten bakmakla şehrin içinde olmak çok farklı. Her gün 27. kattan bakıp gördüklerim ağaçlar, otomobiller, çatılar... Hep aynı şeyler. Hayat bu kadar yüzeysel olamaz değil mi? Böyle bir yüzeysel bakışın ardından mesai biter, bir önce ki gün gibi. Eve gidip, bir bira açıp televizyonun karşısına geçerim. Bu lanet kanallar hep aynı saçma şeylerle içimi daraltıyor! Şuh kahkaha atan kadınlar, kadınların mini eteklerine takılan adamlar. İnsanların kendilerini kaybettikleri sosyete partileri, kim ne giymiş, kim ne demiş, kim kimi öpmüş..."Lanet olasıcalar siz kahkahalar atarken kaç çocuk ölüyor haberiniz var mı?" diye haykırıp öfkeyle televizyonu kapatıp kendimi banyoya atarım. Yüzümü yıkayıp, derin nefes alıp aynaya baktığımda, gördüğüm midemi bulandırır. İnsan olmak, bu iğrençlikler içinde yaşamak çok ağır bir ceza. Maddi çıkarlar uğruna, "bağımsızlık", "özgürlük" adı altında işkence gören, aç bırakılan, öldürülen insanları düşündükçe derin bir nefret duygusu kaplardı içimi. Midemi bulandırıyordu bu vahşeti görmezden gelen, pembe rüyalarda ki insanlar. İnsanlar!.. İnsanlar!.. Kahretsin ben de insanım! Atladığım gece bu karmaşık duygularla kendimi balkona attım. Hafiften bir rüzgar vardı. Rüzgarı yüzümde hissetmek hoşuma gitmişti. Delice bir cesaretle korkuluklara tırmandım. Biliyormusun, korkuluğun üzerinde, rüzgar yüzüme tatlı tatlı dokunurken kendimi çok masum hissettim.Bu güzel duygu hiç bitmesin diye yalvarırken kendimi boşlukta buldum....Çok garip... Bunları böyle hatırlarken adımı hatırlayamıyorum. İşte bu kadar! Merakın geçti mi? Selçuk orada mısın? Seni göremiyorum!

-          Salim! Salim! Nereye gidebilirim ki? Hey Allah'ım!

-          Sen nasıl oldu da buraya geldin?

-          Evde süper bir parti vermiştim, tekilayı fazla kaçırmışım. Kankalardan bir tanesi "senin külüstür otoyolda kaç yapıyor ?" dedi. Benim külüstürmüş! 195 km/sa! En son gördüğüm şey oldu.

-          Şansa bak!

-          Ne?

-          İçimi kemiren, midemi bulandıran insan tiplerindensin ve kalkmış sana bir şeyler anlatmağa çalışıyorum! Sen de onlardansın!

-          Hey dostum, yapma!

-          Tanrım, bu da ne böyle! Kafama su damlıyor!

-          Seninkiler geldi galiba! Merak etme, önce sık sık gelirler, sonra unuturlar seni.

-          Anlamıyorum seni, ne diyorsun?

-          Akrabaların diyorum, mezarını ziyarete gelmişler.

-          ...

  

                                                                                                                

 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: