MÜZİK ODASI

Zeytinli Rock Fest 2010, ya da Worst Festival Ever

Seyda Babaoğlu - 16 Ağustos 2010

Biraz önce Murat Arda'nın yazmış olduğu muhteşem Zeytinli yazısını okumayı bitirdim, ve hemen kendim de kaleme-klavyeye sarıldım.

Blog'umda (seydababaoglu.blogspot.com) Zeytinli'den canlı canlı karalamalarda bulunmuştum zaten (çoğunlukla yapacak iş bulamamaktan ve sıkılmaktan), ama şimdi bir özet yazmak farz oldu. Zira onca insanın mağdur olduğu bu festival hakkında benim de söyleyeceklerim var.

İki sene önce bu festivale geldiğimizde nispeten beğenmiştim. Catafalque'ın müthiş performansının yanısıra birçok başka güzel grup izlemiştik, acayip bir kalabalık sözkonusuydu, festival festivale benziyordu.

Bu sene bu şenlik havasından eser yoktu. Hatta ilk anda alan bana ufalmış gibi göründü insan azlığından. Sonisphere'den sonra Unirock bile büyük bir kumardı ama yine iyi kurtardı kendini. Fakat - ne kadar çalan gruplar farklılık gösterse de - bir festival daha yapmak delilik gibi birşey olmalıydı. Foça Rock Tatili ve Zeytinli bu bakımdan daha baştan zorlanacak gibi görünüyorlardı. Öyle de oldu. Türkiye'nin festival kapasitesinin ne kadarla sınırlı olduğunu bu sene net olarak görmüş olduk.

Zeytinli'de ilk günden beri göze batan ve bir türlü düzelmek bilmeyen sorunların başında sahne alan grupların arasında neredeyse hiçbir zaman müziğin devamlılığının sağlanmaması, bu sebeple de her grup sahneden indikten sonra bir "konser bitti" havasının yaşanması, her sahne alacak grubun ise seyirciyi sıfırdan havaya sokmak zorunda olmasıydı. Aralarda müzik çalmak, festival havasını devam ettirmek bu kadar mı zor, bu kadar mı amatör olunur? İnsan evinde parti düzenlese fonda bir müzik çalması gerektiğini akıl eder!

Sahne saatleri başka bir sorundu. Her gün en az 2 saatlik sarkmaların olması headliner'ların zaten fazlasıyla geç olan sahne saatlerini (normalde 01.50'de sahne almaları gerekiyordu) iyice sabaha bıraktı. Bu sebeple - amatör grupların gündüz performansları dışında - aksiyonsuz geçen gündüz saatleri yerini uykusuz geçen gecelere bırakıyordu. Sabah 05.00lere kadar konser mi olur derken Therapy?'nin iyice sarkıp 04.30da sahne alması ve sabah altı gibi günün ilk ışıklarıyla bitirmesi tam skandal oldu. Adamların o gece sahneye çıkması tamamen Erdem (Çapar)ın sayesinde gerçekleşmiştir ve grup üyelerinin fanlarına saygılarındandır. Orada sahne önünde 150-200 burun oluşumuz onları yıldırmadı, el birliğiyle en iyisini yaptık, onlar harika bir performans sundu bize, bizse her türlü motivasyonu sağlamaya çalıştık.

Zaten Therapy? basçısı ve davulcusu Rock FM 94.5'in yayınına konuk olduklarında ne kadar sevimli insanlar olduklarını görmüştük. Gecenin köründe de bir avuç gözü çapaklı seyirciye çalmaları bu izlenimi iyice pekiştirdi. Gerçi daha insancıl bir saatte çalsalardı da bu seneki Zeytinli seyircisinin acaba kaçı dinleyecekti bu güzide grubu, o da muamma. Zira çok alakasız bir kalabalık vardı bu yıl.

Ne diyorduk, gündüz saatlerinde yapacak birşey yoktu. Uyumak istesen mümkün değildi, deniz ise pis, taşlı, bulanık ve çok sıcaktı, hiç bana göre değildi. Otelin temizliği benim için apayrı bir sıkıntı konusuydu. Halıflekslere ayakkabısız, terliksiz değdiğin anda kontamine olmanın yanısıra duşa girdiğinde de ancak daha fazla kirlenerek çıkıyordun. Yanımda Ajax, sünger ve temizlik eldiveni götürmüş olmama rağmen akan siyah (!) su o kadar midemi bulandırdı ki temizlik yapma konusunda pes ettim ve jenerasyonlardır kimbilir hangi mantarları üreten banyoda bir yere değmemeye çalışarak "yıkandım". Klimalar ise herhalde klimanın icadından beri filtre değişimi görmemiş, mikrop saçıyordu odaya. Bu iç sıkıcı şartlarda günlerimizi geçirirken sabah kahvaltılarımızın en "değerli" unsurları Bayella (!) ve Tang ile besleniyor, günü geçirtecek enerjiyi toplamaya çalışıyorduk. Kerbela gibi bu otelde bir doğru düzgün kahveye hasret, kabus gibi günler geceler geçirirken tek eğlencemiz pimpis su kaydırağı havuzu, bir de çocuk bahçesindeki salıncak oldu.

Yine de Rock FM yayınları ve Catafalque performansı için günlerce dişlerimizi sıktık durduk. Günlerden Pazar olduğunda ve böylece festivalin son gününe geldiğimizde birçok aksaklık ve festivalin festival havasından çok uzak olması canımızı zaten günlerdir sıkan unsurlar olarak devam ediyordu. Ancak birçok grubun parası ödenmediği için çıkmaması bizi de Catafalque açısından düşündürüyordu. Ve verilen sözler tutulmayınca Catafalque da sahne alamadı!

Zaten para meselesinden Pazar günü çalması gereken beş gruptan dördü iptal olunca geriye bir tek Soulfly ihtimali kaldı! Onlar da paralarını alamazlarsa Pazar günü komple iptal olmuş olacaktı. Biz eve dönmek için eşyalarımızı toplarken (ki Catafalque elemanları Cumartesi gelmiş ve şimdi çalamadan dönüyorlardı, onca prova, onca yol masrafı, onca yorgunluk da boşa gitmişti) sesçi Fatih'in yolda olduğunu, onu beklememiz ve alıp dönmemiz gerektiğini öğrendik. Bari beklerken yol için gerekli uykuyu tank edelim derken bir de otelden atılmayalım mı!!!

Otelin de bu günlük parası ödenmediği için "Rakçılar çıkarılsın!" talimatı verilmişti anlaşılan! Therapy? dahil hepimizin kapıları çalınıyor ya da direk içeri dalınıyor, insanlar çıkmaları gerektiği konusunda uyarılıyordu temizlikçi kadınlar tarafından kaba tavırlarla. "Rakçı mısınız?" sorusuna maruz kalan bir arkadaşımız "Evet" deyince "Çıkın o zaman!" denmişti örneğin.

Bu rezilliğin sonuna gelmiştik kendi adımıza konuşmak gerekirse. Ben normalde akşam Soulfly ile Delikasap TV için röportaj yapacaktım, ama o da tabii yola çıkacağımız için kendi adıma iptal oldu. Kaldı ki Soulfly'ın gelse bile mevcut şartlar altında çalıp çalmayacağı tam bir muamma idi hala. Erdem ve ekibi ellerinden gelen herşeyi yapacaklardı, bunu biliyorduk, zaten Erdem kurtarmıştı festivalin kurtarılabilir her tarafını. Ama festivalin bu son günü biz ortamı terk eylemişken önce sahnenin söküldüğü yönündeki haberler "Herhalde birazdan isyan çıkar mekanda!" diye endişelenmemize sebep oluyordu. Sonra başka bir haber: "Sahne yeniden kuruluyor!" Neler olacağını merak ettiğimizden devamlı Erdem ile telefon bağlantısındaydık. Burada hiç yazamayacağım bir ton olay daha var perde arkasında. Ama bunlar resmi bir açıklama gelmeden benim bahis konusu etmek istediğim şeyler değil.
Nitekim hiç olmazsa Soulfly ile günü kurtardı festival seyircisi. O da kılpayı.

Onca insanı mağdur eden bir festival umarım bir daha yaşanmaz. Kendi adıma korkunç bir vakit ve enerji kaybı olduğunu söyleyebilirim. Tek artısı nefis Therapy? performansı ve çeşitli arkadaşlarımızla görüşme fırsatı oldu. Biricik sevgilimi ise sahnede zaten çok sık izleme şansı bulamazken bu yaz mevsiminin tek konserinin de suya düşmüş olması büyük hayal kırıklığı oldu.

Tüm bu olumsuzlukların içerisinde canla başla çalışan, yorgun, uykusuz, çoğu zaman su bile içmeye vakit bulmadan koşturan Erdem Çapar ve ekibinin ise ellerine sağlık ve geçmiş olsun.

Bu sene sürülen lekeden sonra herhalde bundan böyle bir daha Zeytinli'de festival yapmaya kalkışan olmaz . O halde rest in peace, Zeytinli...

Seyda "Abigail" Babaoğlu



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: