MÜZİK ODASI

Zamanın Ve Düşlerin Ötesinde?

Sadi Tirak - 31 Ağustos 2006


20 Haziran 2006 İstanbul
Beşiktaş, Kuruçeşme Arena
ROGER WATERS Konseri

Hayatımda ilk defa bir konserin ardından yazılacak şeyleri bulmakta bu kadar zorlandığımı belirterek başlamalıyım. 20 Haziran 2006 gecesi İstanbul Kuruçeşme Arena'daki 15bin kişi gibi ben de büyülenmiş bir şekilde hayatımın konserini izledim çünkü!


Dünya müzik tarihinin birçoklarına göre gelmiş geçmiş en büyük topluluğu olan ve "efsane" tanımlamasının ilk yapıldığı gruplardan biri olan Pink Floyd'un kurucularından, dahi müzisyen Roger Waters'ı izleme şansına erişmiş insanlardan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; büyük tutkuyla bağlı olduğum birkaç grubun  konserleri dışında hiçbir konser, bunun kadar büyüleyici olmayacaktır benim için. Sadece 4'te 1'ini izleyerek bile bir grubun neden efsanevi bir grup olduğunu anlama şansını diğer büyük grupların hangisi tanıyabilir bilmiyorum.


Konser sene başında açıklandığında, herkese rüya gibi gelen olay zaman geçtikçe heyecan katsayısında doğal olarak artışlar yaşanmasına ve o unutulmayacak günün adeta iple çekilmesini sağlamıştı. Ve Türkiye'de gerçekleşmiş tüm konserler arasında biletleri en hızlı tükenen Rock konseriydi bu etkinlik.


Konser günü gelip çattığında, 90'lı yılların başındaki stadyum konserleri furyasındaki gibi kapıda uzun kuyruklar oluşacağını tahmin ettiğimizden dolayı erken sayılabilecek bir saatte mekanın önündeydik. Fakat görünen oydu ki bizim için erken sayılabilecek olan saat, yüzlerce Pink Floyd fanı için hiç de erken değilmiş. Zira kapının önündeki kuyruğun boyutları bizi bu düşünceye sevk etmişti.


Neyse ki kuyrukta Blue Jean dergisinden Çetin Cem Yılmaz'a rastladım da kaynak yapma fikirlerim eyleme dönüştü :) Sevindiğime bakmayın o sırada kapıya olan uzaklığımız yürüyerek on dakikaydı!


Neyse ki kapılar tam belirtilen saatte açıldı ve kuyruk olabildiğince hızlı bir şekilde içeri akmaya başladı. Biz de beklediğimizden daha kısa bir süre kapıda beklemiş olduk bu dev konser öncesinde. Bu arada kuyrukta yapılan muhabbetler arasında sabahın ilk ışıkları ile birlikte kapıda beklemeye başlayan die-hard Floydian'ların olduğundan bahsediliyordu.


İçeri girdiğimizde konserden önce mekanın güzelliği ile büyülenmiştik. Boğaz'a sıfır konumuyla ve olağanüstü manzarasıyla Kuruçeşme Arena sadece Türkiye'nin değil Avrupa'nın da en güzel konser mekanlarından biri olmalı!

Henüz konserin başlamasına 2 saatten fazla bir zaman olduğu için, muhteşem boğaz manzarası eşliğinde arkadaşlar ile birer kadeh eşliğinde muhabbetlere başlamıştık. Pink Floyd'dan, Beatles'dan, Live 8'den, Suicidal Tendencies'dan, Kreator'dan, 93 stadyum kosnerlerinden, eski kitlenin nereye kaybolduğundan falan bahsettik bol bol. Bu sırada Radyo Eksen dj'lerinin seçmiş olduğu birbirinden güzel The Doors, Deep Purple, Animals, Chuck Berry, Cream, Eagles Fleetwod Mac gibi gruplardan 60'lar ve 70'ler klasikleri çalınıyordu ve insanların konser saatine kadar müziksiz kalmaması da sağlanmış oluyordu. Konser başlayana dek alanda karşılaştığım tüm dostlar o günün ne kadar "özel” olduğundan ve orada bulunmanın verdiği heyecandan bahsediyorlardı istisnasız. Herkesin yüzünde heyecanını gizleyemeyen bir ifade 7'den 70'e oldukça renkli bir seyirci profili vardo Kuruçeşme Arena'da o gün. Babasının omzunda etrafı izleyen ufaklıklardan, Kiss, Scorpions t-shirtlü gençlere, Pink Floyd t-shirtlü fanatik Floydian'lardan sosyetenin tanınmış simalarına, Türk Rock müziğinin önemli müzisyenlerinden, yurtdışından sadece bu konser için gelmiş turistlere kadar


Konser saatine kadar sahnenin iki yanındaki dev ekranlarda kameramanların yakaladığı seyici görüntüleri gösteriliyordu ve bu sırada en çok alkış alan görüntüler ise İran'lı bir ekibin sahne önünde açtığı pankartlar olmuştu. Bir İran bayrağının üzerinde yazan "Shine On!" yazısı ekranda gösterildiği anda ise günün ilk büyük alkış furyası kopmuştu. "The Greatest Gig In The World" (Dünyadaki en muhteşem konser) pankartı ise heyecanı tavana vurduran konser öncesi unsurlarından biriydi.


Ve dakikalar ilerledikçe içeride adım atmak zorlaşıyor, arena tam kapasite dolmaya adım adım ilerliyor, hava kararıyor, ıslıklar ve alkışlar yükselmeye başlıyordu. Sabrın son hadleriydi bunlar Bir tarihe ilk ve büyük ihtimalle de son kez tanıklık etmenin istemdışı heyecanıydı bunlar


Saat 21.00'den sonra dj kabinine Roger Waters'ın kendi ekibi geçti ve Neil Young şarkıları çalmaya başladılar. Öğrendiğimiz kadarıyla Roger Waters Radiohead'den nefret etmesine karşılık bir Neil Young tutkunuymuş. Ve saatler 21.30'a yaklaştığı sırada müzik sesi kesildiğinde Kuruçeşme Arena'dan yükselen 15bin kişilik ıslık ve alkış sesleri tüm Boğaz'ın inlemesine sebep olan o olaydı o geceye dair.


Ve işte efsane başlıyordu

Roger Waters ve 10 kişilik ekibi sahne aldığında nefesler tutulmuş bir şekilde büyülenişin ilk dakikalarına kendimizi teslim ediyorduk. Devasal sahnede konser başladığı anda artık kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlar da başlamış oluyordu.


Her ne kadar olayın atmosferini ve insanı büyüleyen boyutunu yalnızca o gece orada olanlar anlayabilecek durumda olsalar da ben birkaç not düşeceğim bu unutulmaz geceye dair.


Her şeyden önce sahne kurulumu muhteşem kelimesinin karşılığıydı kesinlikle! Özel ışık efektli sahne arkası seti ve sinevizyon görüntülerini yansıtan dev perde dikkat çeken ilk sahne özelliklerindendi. Tabii sahnenin her iki yanına kurulmuş olan dev ekranlar da öyle


Konserin ilk şarkısı "In The Flesh"in hemen başında patlayan pyro efektleri ise olayın bir başka görsel güzelliğiydi. Henüz ilk şarkıdan işitsel ve görsel anlamda eşsiz benzersiz bir konser yaşayacağımızı anlamıştık.


Konser üç bölümden oluşuyordu ve ilk bölümde Roger Waters hem kendi kariyerinden hem de Pink Floyd'un "Dark Side Of The Moon" albümü dışındaki albümlerden şarkılara yer verdi playlistinde. Pink Floyd'un "Arnold Layne" klibinden görüntüler eşliğinde çalınan ilk Waters solo çalışması "Set The Controls For The Heart Of The Sun" ve Syd Barrett görüntüleri eşliğinde çalınan  Syd Barrett için yazılmış olan meşhur Pink Floyd şarkısı "Shine On You Crazy Diamond" alandaki birçok kişi gözyaşlarına merhaba anlamına geliyordu. Hayatım boyunca bu konserdeki duygu yoğunluğunun yaşanacağı bir konser daha olmayacağından eminim. Böyle bir atmosfer inanın hiçbir müzikal ortamda oluşamaz. Bu apayrı, bu bambaşka bir şey

Efsanevi Pink Floyd klasiği "Wish You Were Here" ise konserin 15bin kişilik seyirci korosu ile birlikte hep bir ağızdan hayrkırılarak söylendiği ve tüylerin uzun süre ürpermiş bir şekilde kalmasını sağlayan ilk şarkı olmuştu.


Roger Waters'ın yakın zamanda internet üzerinden yayınladığı parçası "Leaving Beirut"dan önce usta sanatçı bu şarkıyı 17 yaşındayken Beyrut'ta yaşadığı günlerin anısına yazdığını ve Beyrut'a yaptığı yolculuk sırasında da Türkiye'den geçtiğini hatırlattı. Şarkı sırasında sahnedeki devasal perdeden yansıyan çizgiroman tarzı klip ise şarkıyı görsel anlamda çok iyi destekledi.


Konserin ilk bölümü Pink Floyd'un "Animals" albümünden "Sheep" ile sonlandı. Şarkı sonunda Roger Waters seyircilere teşekkür etti ve kısa bir aranın ardından yeniden sahneye dönüp "Dark Side Of The Moon" albümünü baştan sona çalacaklarını söyledi. Tabii sağır edici alkış ve ıslık sesleri arasında


İstanbul boğazı tarihi bir an yaşıyordu o gece

20 dakikalık arada karşılaştığım tüm arkadaşlarımda "neye uğradığını şaşırmış bir surat ifadesi" vardı. İçki sırasında rastladığım Ogün Sanlısoy, Pentagram'dan Hakan Utangaç'a konserin ne kadar muhteşem olduğundan bahsediyordu. Fonda diğer insanların daha önce böyle bir sahne şovu izlemediklerini anlatan cümleler eşliğinde


Kalabalık içki ve tuvalet kuyruklarından yerlerine dönmeye başladığı sırada ışıklar yeniden kapandı ve Roger Waters ile ekibi yeniden karşımızdaydı. Müzik tarihinin en çok satmış albümlerinden biri olan "efsanevi" (biliyorum bu kelimeyi çok kullandım ama bu konser için bu kelime faslasıyla çok kullanılmayı hak ediyor) "Dark Side Of The Moon" albümü ilk şarkısı "Speak To Me" ile başladı. Tüm albüm tıpkı orijinal kayıtlarında olduğu gibi "Quadrophonic" ses sistemiyle çalındı. Alanın 4 bir köşesine konumlandırılmış olan kolonlar sahnede çalınan müziğin tüm alandaki insanları içine almasını sağlıyordu adeta. Tabii tüm albüm boyunca sahne arkasındaki görüntüler de şarkıların işlediği konseptlerle ilgili olmaya devam ediyordu ve görsel anlamda da unutulmaz bir şov yaşanmaya devam ediyordu.

"Dark Side Of The Moon" albümü baştan sona çalındıktan sonra Waters seyircilere kısa bir konuşma yaparak ve tüm sahne ekibini yanına alıp uzun süre seyircileri selamlayarak sahneden indi. Bitmek bilmeyen alkış sesleri arasında grubun geri dönmesi ise fazla uzun sürmedi. Sırada konserin üçüncü ve son bölümü vardı!

"The Wall" albümünden "The Happiest Days Of Our Lives"a girildiğine alkışlar yerini şarkıya eşlik eden seslere bırakmıştı. Belki de günü en iyi özetleyen şarkı işte buydu, birçokları için Ardından gelen bir diğer meşhur Pink Floyd klasiği "Another Brick In The Wall (Pt 2)" ise konserin doruk noktasıydı. Hayatımda bir konserde bir şarkıya bu denli fazla insanın bu denli yüksek sesle eşlik ettiğini ne görmüş ne duymuştum! İnanılmaz bir coşkuydu!... İstanbul boğazı "We don't need no education, we don't need no thought control" haykırışlarıyla yankılanıyordu! Nakarat kısmında 15 bin kişinin aynı anda yumruklarını havaya kaldırması ise hafızamdan kolay kolay çıkmayacak bir görüntüyü oluşturuyordu. Sadece o şarkıdaki o büyüleyici (biliyorum bu kelimeyi de fazla kullandım) atmosferi solumak için bile gidilecek bir konserdi!

"Vera", ve "Bring The Boys Back Home"un ardından son şarkı olarak "Comfortably Numb" çalındı ve hep bir ağızdan şarkıya eşlik edildi. Ve grup son kez seyircileri uzun uzun selamlayarak sahneden indi. İlk defa bir konserde alkışların bu denli uzun süre kesilmediğine de tanık oldum. Bu rüyadan uyanmak kolay değildi ve insanlar alkışlarını devam ettirerek bu rüyadan uyanmak istemediklerini gösteriyorlardı.


Konser sonrası anlaşılanlar arasında şu da vardı: Bu adam neden hala konsere çıkıyor? İşte bu yüzden.daha büyüleyeceği çok kişi var

Grup:
Roger Waters – Vokaller, Bass Gitar, Akustik Gitar
Andy Fairweather Low -  Gitar
Snowy White - Gitar
Dave Kilminster - Gitar ve Back Vokaller
Graham Broad - Davullar
Jon Carin - Klavyeler
Harry Waters - Hammond
Ian Ritchie - Saksafon
Katie Kissoon, PP Arnold ve Carol Kenyon - Back Vokaller

PLAYLIST:
İLK BÖLÜM:
IN THE FLESH
MOTHER
SET THE CONTROLS OF THE HEART OF THE SUN
SHINE ON YOU CRAZY DIAMOND
HAVE A CIGAR
WISH YOU WERE HERE
SOUTHAMPTON DOCK
THE FLETCHER MEMORIAL HOME
PERFECT SENSE (Part 1, 2)
LEAVING BEIRUT
SHEEP
İKİNCİ BÖLÜM:
DARK SIDE OF THE MOON ALBÜMÜ BAŞTAN SONA
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM:
THE HAPPIEST DAYS OF OUR LIVES
ANOTHER BRICK IN THE WALL (Part 2)
VERA
BRING THE BOYS BACK HOME
COMFORTABLY NUMB



Fotoğraflar: Okan Doğu






Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: