MÜZİK ODASI

Therapy? - Hey Dostum, Biz Gerçek Müzikten Bahsedi

Bahadır Dinler - 26 Temmuz 2005

THERAPY? - Hey dostum, biz gerçek müzikten bahsediyoruz!
Bu yazı Therapy?' nin İstanbul'a ikinci gelişinde konserde nasıl eğlerdiğim, ortam, dostlar ve kadınlardan daha fazlasını içeriyor; daha farklı şeyler içeriyor. Sevgili okuyucu, aradığın şayet bunlarsa dergimize bunlarla dolu yazılar gönderen yazarlar da var, onlara yönlendireyim seni..(ışınla bizi scotty!)

Henüz bacaklarım, sırtım ve byonumdaki onulmaz ağrıları farkedememiş sırıtık bir ifadeyle salonun boşalmasını bekliyorum. Konser bitmiş, herkesler gidiyor; 5 kişi felan bekliyoruz. 90 'larda beni hayatta tutan 2000 lerde coşmamı sağlayan müziği yaratan bu adamlarla bir iki laf etmek için bekliyoruz.
Sevdiğim grupların elemanlarının yaşamları, ne yapıp ettikleriyle ilgili genelde pek ilgim olmamıştır. Özellikle biryerlerden araştırmamışımdır. Therapy? ile ilgili bilgilerim de genelde kulaktan duyma olduğundan heyecanlıydım adamlarla görüşmeden önce.
Biz orda öyle durup muhabbet ederken sahnenin yanında; bir an Andy geldi "naber millet - nası gidiyo?" ile muhabbete girdi. En az bizim kadar yorgunlardı. Konuşmaya başladık neyi nasıl nerden alıp konuştuk hiç bilmiyorum, o sırada birileri fotoğraf felan çekiyordu - onlardan istiyorum!

Therapy? nin frontman'i Andy gerçek bir cazsever. İstanbul caz festivalinden, şehrimizde çalmış müzisyenlerden uzunca konuştuk. (buralarda syncope genelde entel/dantel modeli domine ediyor konuyu, bizim zavallı tetsuo ise hayatında ilk defa bir rock'n'roll grubunu bu kadar yakından görmeye şaşırmış Andy'yi mıncıklamamak için kendini zor tutuyor) Therapy? grubunun her elemanının çok farklı müzik zevkleri var. Andy genelde ilham almak ve yeni şeyler dinlemek için new york ve kuzey avrupadaki underground caz gruplarını internet üzerinden aradığını müthiş gruplar bulduğunu anlatıyor. evet diyoruz, keşke Amerika'dan çıkan herşey caz kadar saf olsaydı - ya evet Amerika, orada çalmaktan gerçekten hoşlanmıyorlar. İnsanlardan dolayı değil ama bugün Amerika'nın tüm dünya üzerinde ifade ettiği herşey onları rahatsız ediyor, büyük bir makinedeymiş gibi hissediyorlar orada.(vay be! huh) Türkiye'nin savaş sırasındaki tavrı Türklere biraz daha sempati duymalarına sebep olmuş.
Evet konu Türkler ve İrlandalılara geliyor. Bazen burada kendi ülkelerinde gibi hissediyorlar, samimiyetten; yeni tanıştıkları biriyle 5. dakikanın sonunda politikadan, değişik müziklerden, hayattan konuşmanın güzelliği üzerine gülüşüyoruz.
Bir ara kendime soruyorum - o kadar grupla konuştum, hiç bu kadar içten ve rahatını gördüm mü? yok hayır.
Dostum diyorum, caz müziği hakikaten takip ettiğim bir müzik değil, sağolsun dostlar götürüyorlar konserlere falan kültürümüz artıyor ama açıkçası şaşırdım senin bu müzikle ilgili bu kadar heyecanlı konuşmana, üstelik müziğinizle de hiç bağdaştıramıyorum. Gülümsüyor Andy, "dostum biz müzik insanlarıyız, hemen her şeyi dinlemekten keyif alıyorum ama yapmaktan en çok hoşlandığım şeyi de kendi müziğim ile gösteriyorum". wow!
Basscı Michael biraz saha sessiz sakin kesinlikle daha cool. Sert heavy metal müzikten hoşlanıyor, muhtemelen o yüzden iyi anlaşamıyoruz, konuşmalarımız ksır oluyor, birader tetsuo ile bırakıyorum onları.
Grubun taze üyesi neil in üzerindeki dead kennedy's tshirtü muhabbet açmak için en uygun konu gibi ama grubun yeni üyesi bu fan muhabbetlerine alışık değil midir nedir bilmiyorum; o da bişeyler mırıldanıyor; es geçiyorum.

Andy'ye İzmir konserini soruyoruz. Yine gülerek konserin iyi olduğunu çok kalabalık olmadığını ama kendisi için çok değişik bir tecrübe olduğunu anlatıyor. Önlerde birçok çok şık ve cici giyinmiş kız vardı, elleri birbirine bağlı öyle duruyorlardı ama şarkıların birçoğuna da eşlik ediyorlardı, sanki bir baloya gelmiş gibiydiler ama bizi biliyorlardı bu da çok değişikti diyor. Ah İzmir'in kızları diye iç geçiriyorum ama yok Andy'cim hiç anlatmıyim sana bu kızları bir bilen pişman bir bilmeyen..


Neyse Andy siz çok yorgun falan gözüküyorsunuz; biz de ölmek üzereyiz, yine görüşürüz diyoruz, sarılıyoruz öpüşüyoruz ayrılıyoruz.
Gerçek fanlar olarak eğlenmeye gittiğimiz için ne foto makinası var ne birşey ama playlisti imzalatmak yetiyor bundan güzel anı mı olur? saol erdem.


bahatt

Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: