MÜZİK ODASI

¿QUE HAY EN MADRID? - MADRİD'DE BAŞKA NE VAR NE YOK? (2. Bölüm)

Rumble Tayfun - 30 Ekim 2008

Göçmenleri İspanya'ya daha hızlı adapte edebilmek için; 4 aylığı 72 Euro gibi cüzi bir katılım ücretiyle İspanyolca kursları var, sosyalist hükümet sağolsun. Devlet okullarında akşamları düzenlenen ve İspanya'nın en iyilerinden sayılan bu kurslarda öyle tatlı bir ortam oluyor ki seneye tüm kurlar bitince, yeni baştan istiyo canım.

Dünya'nın bambaşka köşelerinden 72 milletten insanın farklı hayat hikayeleriyle, farklı renkleriyle buluştuğu bu güzel ortamın geçen sene konsey başkanlığını da yürüttüm. Çok da güzel oldu valla, bu sene de ısrar oldu, yine aday ol diye ama 'İş güç var artık, ben mi uğraşıcam sizle' dedim. Birgün Brezilyalı Fernanda'nın gelip kızlar tuvaletindeki tuvalet kağıdının bittiğini gelip bana söylemişti. Kendi derdim bitmiş gibi bir de kurstaki elin Japonunun, Gambiyalısının tasasını mı çekicem.

 

Arkadaş eş-dost ortamları:

Madrid'de aynı ortamı paylaştığını sanan insanlar aslen birbirlerine feci gıcık kapıyor. Herkes birbirine arası iyiymiş gibi davranıyor ama aslında herkes herkese içten içe uyuz oluyor. Kimsenin kimseye el kaldırmaya götü yemiyor ama arkadan konuşmak gırla gidiyor. Herkes uzun saçlarını fönleyip, aslen birer insan borsası işlevindeki rock barlara akıyor.

Internet metalciliği sayesinde ekran karşısına kilitlenmekten herkesin göt-göbek kendinden iki metre önde gider hale gelmiş, zayıf olanların çoğu da asabi bünyesi sebebiyle kilo alamıyor zaten. 'Tayfa' kavramı çok uzaklarda bir yerlerde kaldığı için kimse bu konuda ağzını bile açmıyor.Gerçeklikle sanallık arasındaki çizgiyi kaçırmış bireyler internet forumlarında biraraya gelince kolektif psikopati yaratıp, kendi yarattıkları anafordan çıkmayı bile beceremiyorlar. 

Kendi benliğine olan nefretin metalcilikle örtülmesi çabası had safhada. Hatta o bile kesmiyor, bürünülen şekile bile gece-gündüz hakaret edilip paradoksun kralı yaşatılıyor...Şaka lan şaka. Geldiğim yere oranlarsak burada 10 katı insan vardır o modelden ama dostluk yaşamak isteyen insanın takılması gereken ortam o değil. Tiksindim. Zaten hayatımda Küba hariç ne zaman Kapıkule dışına atsam hep Metalciden ziyade Hardcore/Punk tayfasıyla bir kaynaşma oldu. Her daim mıknatıs gibi çektiler beni hayatlarına en kısa sürede. Ama hep tesadüfler silsilesi ile. Burada da ilk halka Bilbao'daki Suicidal'lı Santana27 Festivalinden dönüşte Madrid'e aynı otobüsle döneceğimiz aynı peronda beklememizden belli olunca yanıma gelip sigaralarından ikram eden iki Madridli genç sayesinde takıldı. Şu an arkadaş olarak kendime seçtiğim kitle içerisinde ortam denince akla gelen, içilen muhabbet edilen, günün geri kalanının geçirildiği yerler mahalle parkları/sokaklardır. Daha büyük ölçekli eğlenceler için illa parti yapmak üzere evini açan birisi çıkar.

EOI YEMEK YARIŞMASI:

Lezzet ötesi saray yemeğimizle katıldığım Uluslararası EOI yemek yarışmasında hünkar beğendi diğer katılımcı ülke yemeklerine diz çöktürüp hakettiği zaferi kazandı, çok mesudum sevgili delikasap. 

Ödülü kazandıktan sonra Beğendi'yi beğendiren Hünkar olarak diğer katılımcılarla bir hatıra resmi çektirdik. Normal olduğu üzere katılımcıların neredeyse tamamı hatun kişilerden oluşuyordu. Gel görki yarışmaya Fas'tan katılan arkadaşımız yarışmada avucunu yaladığı gibi bir de gelmiş sokmuş kafasını fotoğrafa ama o fotoğrafta ona ancak haremağası rolü düşer o sonuçtan sonra.

Bir de Cezayir adına katılan Kahine diye bir kız var, hani şu sağ altta görülen. Bir insan Sibel Kekilli'ye bu kadar mı benzer? hayret. 

Bak başka bir ortamdan daha yakın bir fotoğrafını koyayım:

Sırf elalemi değil kendi dostlarımı da bizim evde ikişer üçerli gruplar halinde toplayıp, yeme-içme kültürümüzü tanıtmaya gayret ediyorum tabi.

Gavura bile dibini ekmekle sıyırtmadan kaldırtmam sofradan ayıptır söylemesi.
Konuyla bir alakası yok ama bizim sokağın temizliğini yapan belediye işçisi fazla güzel yahu. Onun da fotoğrafını koyasım var.
Bu yaz geldiğimde Joker Suat'ın terasındaki mangal partisinde 'Moratalaz Tayfası' için kadeh kaldırıp hatıra fotoğrafı çektirmiştik.
Madrid'e dönüşte, fazla bekletmeden hediye getirdiğim rakı, baklava, antep fıstığı ve delikasap mecmuaları eşliğinde Darwin Parkında düzenlediğimiz Türk Gecesindeki bu fotoğrafta kadehler delikasaplar için kalktı.

'Madrid Antifa zker affetmez!' temalı son birkaç fotoğrafla huzurlarınızdan ayrılırken, yanaklarınızdan öpüyorum sevgili kasap.

 

tayfun_altinbas@hotmail.com



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: