MÜZİK ODASI

Punkrock Efsanesi...The Exploited!!!

Erdem Tatar - 31 Ekim 2006

11 Kasım 2006 tarihinde İstanbul'da ilk Türkiye konserini verecek olan punk/rock'ın efsanevi topluluğu The Exploited, hiç kuşkusuz ki birçoklarımızın bu müziği dinlemesini sağlayan belli başlı "ilk" gruplardan biridir. Konser öncesi bu efsaneyi sizlere anlatmak ve henüz The Exploited müziğine yabancı veya uzak olanlar için de bu tutkulu müzikle tanışmaları için bir fırsat yaratmak istedik.

Ayaklanma çıkartmak, fedai dövmek, polise yakalanmak, otelleri darmadağın etmek, gürültü yapmak, kargaşaya sebep olmak, konser salonlarına hasar vermek, hükümetten nefret etmek, kural yıkmak, sağa sola işemek, merhamet göstermemek ve punk-rock tavrı... Bahsettiğimizin bir Pepsi sloganı olmadağı aşikar, gerçi punk-rock grubu diye geçinen pek çok şaklabanın bir avuç gümüş dolar için kendilerini bu şirketlere sattıklarını da biliyoruz. Whoo-hoo! Yeni Jenerasyonun lezzeti! Hadi canım! Eğri oturup doğru konuşalım; The Exploited "pankçı", ya da şirin ve masumlaştırılmış, Mtv dostlarına verdiğiniz isimlerin hiçbirinin benzeri değil!

The Exploited, punk rock'ın ta kendisidir!

Belki de bunun ne demek olduğunu şöyle bir derli toplu anlatmak gerek, ne de olsa yazıldığı kadar basit değil!

"1980'leri ilk seneleri, Cumartesi (ya da kahrolası haftanın başka bir günü) gecesi eğlencesi dediğimiz ya evde oturup televizyonda yayınlanan saçmalıkları seyretmek ya da izbe bir otobüs durağına konuşlanıp biraz arpa suyu içip, uçucu ve kafa yapan birşeyler koklamaktan öteye geçmiyordu, tabi eğer babanızın da gittiği sıkıcı barlardan birine girmeye yaşınız tutuyorsa bir alternatif daha ekleniyordu listenize. Tüm bu zırvalıkların yanındaysa elimizde sadece punk rock vardı! Damarlarımızda gezinirdi, gelecek kaygısından başka bir şey olmayan dünyada dört gözle beklenen yegane şeydi! Deli gibi heyecanlanırdık! Sıradaki single, sıradaki konser, damarlarınızdan akıp giderken size hala hayatta olduğunuzu hatırlatan sıradaki gürültü patlaması!


Punk rock dediğimiz belalı iştir! Bir punk gibi görünüp etrafta takılırken dikkatli olmazsanız başınızı hemen derde sokabilirsiniz, hele punk rock konserlerinin yapılmasına izin veren üç beş mekandan çıkışta mutlaka bir kavgaya denk gelirsiniz, ölüm kalım meselesidir bu müzik!


Eğer işsiz kalacaksanız boşverin zaten işi gücü! Eğer dayak yiyecekseniz kavgaya koşa koşa girin! Eğer söyleyecek sözünüz varsa bağırın, çağırın! Hepsinden de önemlisi, eğer arıza bir punk rock grubu olacaksanız o zaman kesinlikle arıza bir punk rock grubu olun adamım!"


İşte Wattie Buchan (vokal), Big John Duncan (gitar), Dru Stix (davul) ve Gary McCormack tarafından seçilen yol buydu! (Bugün grubun orijinal kadrosundan yalnızca Wattie Buchan yer almakta.)

En başından beri (farkettiyseniz 80'lerden bahsediyoruz) Edinburgh'lu bu punk herifler için ne tavırlarından ne de daha çok insana ulaşabilmek adına müziklerinden taviz vardı. The Exploited her zaman punk rock olarak kaldı!

1981 yılında eski bir asker olan Walter Buchan'ın kişisel deneyimlerinden alıntılarla dolu ilk albümleri "Army Life"ı yayınladılar. Aynı sene çıkardıkları ilk stüdyo albümleri "Punk's Not Dead", The Exploited için bir dönüm noktası oldu. Kurulduklarının üzerinden henüz bir sene geçmişken ilk albümleri bir savaş çığlığını andırırcasına raflarda kendisine yer açtı. Albümde grubun birçok canlı parçalarının yanı sıra "Son Of A Copper" ve "Sex And Violance" gibi yeni parçalar da vardı. The Exploited bu albümde punk adına pek çok şey yaptı ve albüm birçok fan tarafından Sex Pistols'ın "Nevermind The Bollocks" albümüyle eş değer tutuldu. Albüm, 1981 yılının bağımsız yayınlanan albümleri arasında 1 numaraya oturmuştu, ulusal listelerde de yaklaşık 150.000 kopya satarak ilk 20'ye kadar tırmanmıştı. Bu başarı grubun albümünün adını kanıtlar gibiydi, eğer punk ölmüşse bile The Exploited'ın bundan haberi yoktu ve umurlarında da değildi. "Punk's Not Dead" dürüst olmak gerekirse, tüm zamanların en iyi albümü değildi ancak capcanlı bir sound'u vardı ve grubun performansı hem albümde hem de sahnede inanılmazdı.

1981 yazı, tüm ülkenin alevler içinde küllerinin savrulduğu bir dönemdi. Ada'da anarşi hüküm sürüyor, şehirden şehire olaylar yayılıyordu. Tam da The Exploited için turneye çıkma zamanıydı ve bu fırsatı tabi ki harcamadılar! Punk'ın dev ismi Discharge ile beraber "Apocalypse Now" adlı efsanevi turneye çıktılar. Biletleri günler evvelden tükenen Londra konseri, Brixton olaylarından sadece bir gün sonra düzenlendi. Varın atmosferi siz düşünün gençler!!!

Aynı sene Ekim ayında, "Top Of The Pops" adlı program tarihinin en hastalıklı performansına tanık oldu! "Dead Cities" adlı muhteşem single'larının performansıyla The Exploited bir anda Ada'daki tüm evlere konuk oldu ve programın etkisi dev bir Ada turnesi olarak gruba geri döndü! Turnede yanlarında olan isim Black Flag'di ve yolculuk Finsbury Park'ta çıkan olaylarla beraber son buldu. Turne sırasında bir gece Mods'a savaş açan Wattie önderliğindeki (aynı gece hem de neredeyse aynı mahallede Jam konseri düzenlemişlerdi) The Exploited kafilesi ve tüm seyirciler rakip konser salonunu bastılar!

26 nisan 1982`de "Attack/Alternative" adlı EP hemen ardından "En İyi 10 Albüm" listelerinde ilk sıraya yerleşen "Troops Of Tomorrow" çıktı. Gerek "Punk's Not Dead" gerek "Troops of Tomorrow" albümleri The Exploited tarihinin en başarılı albümleri olarak tanımlanabilinir. Parçaların her birinin düzenli başarısı, kendilerinden taviz vermeyen tavırlarıyla yeni yetme punk gruplarına punk'ın ne olduğunu gösterdiler. 1985 yılında çıkardıkları "Horror Epics" albümünün en çok göze çarpan parçası dönemin first lady'si Margaret Tratcher`a gönderme yapan "Maggie" adlı şarkıydı.

Grup elemanlarındaki sürekli değişikliğe aldırmaksızın ilerleyen The Exploited, birinci sınıf bir stüdyo albümü için çalışmalara başladı ve 1987'de "Death Before Dishonour"ı çıkardı. 1988 yılında ikinci 12'likleri "War Now" çıktı ve 1990 yılında çıkardıkları "The Massacre" adlı albümleriyle daha geniş kitlelere ulaştılar. Müziklerindeki orijinallik ve sözlerindeki doğruluk heavy metal dinleyicileri tarafından da anlaşıldı. Sessiz geçen birkaç yılın ardından Wattie`nin öldüğüne dair çeşitli dedikodular yayıldı. Grup sessizliğini 1996 yılında çıkan "Beat the Bastards" albümüyle bozdu. Bu albümde öfkeden çok propaganda havası, albümün müziğinde ise genel olarak hardcore tadı vardı. Bunu 2000 yılında çıkardıkları "Dead Cities", 2001 yılında çıkardıkları "Unexploited" ve son olarak 2002 yılında çıkardıkları "Fuck The System" albümleri izledi.

Eğer The Exploited, Discharge ve GBH gibileri olmasa thrash metal asla olmazdı, ne Metallica, ne Slayer hatta ne de Slipknot!


Sadece metali değil, Queens of the Stone Age, Atari Teenage Riot, Nirvana ve Massive Attack gibi farklı tarzların devlerini de etkilemişlerdir bu punk sanatçılar.


20 yıllık tarihi süresince The Exploited'a Alman polisi göz yaşartıcı bombayla müdahale etti, Hollanda'da konser vermeleri yasaklandı, İspanya'da tutuklanıp hapse postalandılar, sahnedeyken Falkland'lilerin soyunu Britanyalıların çoğalttığını açıklayarak Arjantin'de dev bir ayaklanmaya sebep oldular! Tüm bunlar başlarından geçerken ne müziklerinden taviz verdiler, ne dağıldılar ne de haddini bilmezlere ağızlarının payını vermeden rahat ettiler ne de kimseye boyun eğdiler.


Baş belası ve gerzek olmakla suçlandılar, The Exploited bunlara asla negatif cevap vermedi, eğlencelerine bakıyorlardı, yine de sosyal ve politik duyarlılıklarını her zaman paylaştılar. Birleşik Devletler Ceza Kanunu'ndan, televizyonlardaki saçma reality show'lara kadar kendilerini ve toplumu rahatsız eden her konuyu şarkılarına taşıdılar. Otoriteye ve savaşa karşı olan duruşlarını hiçbir zaman değiştirmediler.

"Bir seferinde önemli müzik dergilerinden birinde albümlerinin kritiğini yapan yazar, aslında The Exploited'ın gözümüzün önünde olandan başkasından bahsetmediğini söylemişti, gerçekten de gidip oy verilecek en son insana oy veriyor ve 3. Dünya Savaşı'na davetiye çıkartıyorduk."


The Exploited, hala yoluna çıkanı yıkıp yakmaya devam ediyor, punk-rock'ın en öz grubu, yarı yaşındakileri nefessiz bırakacak muhteşem performanslarıyla dünyayı turlamaya ve her gittikleri şehri yerle bir etmeye devam ediyorlar.




Çeviren ve derleyen: Erdem Tatar





Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: