MÜZİK ODASI

Punkrock Efsanesi İle Son Sürat Heyecan Kasırgası!!!

Sadi Tirak - 19 Kasım 2006


11 Kasım 2006 İstanbul
Taksim, Yeni Melek Gösteri Merkezi
THE EXPLOITED Konseri

İkinci dönem punk kuşağının en önemli temsilcisi olarak gördüğümüz ve müzikal efsanelerden biri olarak adlandırdığımız The Exploited; 11 Kasım 2006 tarihinde kariyeri boyunca hiç uğramadıkları ülkeler listesinden Türkiye'yi eksiltirken, yıllardır onları canlı izlemeyi hayal eden biz hayranlarına da unutulmaz bir konser deneyimi yaşattı.
Olayı detaylı olarak sizlere anlatmadan önce şunu ifade etmeliyim ki; 11 Kasım 2006 The Exploited İstanbul konseri, benim için sadece yılın en iyi konserlerinden biri olmamış aynı zamanda hayatım boyunca yaşadığım en heyecan verici konser ambiyansı olarak da kişisel tarihime geçmiştir.

Çok uzun zamandır bu konseri beklediğim için, konser günü gelip çatınca içimde uzun zamandır (Deftones konserinden beri) herhangi bir konser öncesi hissetmediğim kadar yüksek dereceli bir heyecan vardı. Kolay değil; hem punk, hem metal, hem de rock'ı aynı isim altında toplamış efsanevi bir grubun o dillere destan sahne performansına tanıklık edecektik nihayet!

Konserin düzenleneceği Beyoğlu, Yeni Melek Gösteri Merkezi'nin önüne vardığımda sahne alan ilk grup Poster İti'yi kaçırdığımızı öğrendim.

Bu sırada dışarıda demlenmeye başlamış olan birçok kankaya da rastlamış olmam sahne alan ikinci grup Not Made In China'yı da kaçırmamıza sebep oluyordu az kalsın. Dışarıda muhabbet gıcırdı ama hem hava soğuktu hem de "içeride neler oluyor?" merakı bünyeye hakimdi.
İçeri girdiğimizde Not Made In China son şarkılarını çalıyordu. Onları izleyenlerin toplamda 100 küsur kişi civarında olması ise dışarıda bekleyen kitleyi de düşündüğümde konserin pek dolu geçmeyeceği endişesi yaratmıştı bende. Ses sisteminin de azizliği sebebiyle grubun performansından da, çalan şarkılardan da zevk alamadım açıkçası.

Çareyi fuayeye çıkıp Athena sahne alana kadar ellerimizdeki biralar eşliğinde muhabbete dalmakta bulduk.

Athena'dan önceki son iki grup Tampon, Türk punk'ının kült şarkısı "Dinozor Taşağı"nı çalmaları ile salonda hareketlilik yarattı. 90'lı yılların başında kurulmuş olan köklü punk grubu Dead Army Boots ise gün içerisinde en çok desteklenen ön grup olma özelliğine sahipti. Bu sırada salonun hızla dolmaya başlaması da hem şaşırmamıza hem de sevinmemize sebep oluyordu. Katılımın az olduğu konserlerden kim tam anlamıyla zevk alarak ayrılıyor olabilir ki?
Sahne Athena için hazırlandığı sırada ise biralarımızdan son yudumları da alıp salona geçtik tekrar.
Konserden önce Athena vokalisti Gökhan'ın Deli Kasap forumundaki The Exploited konseri başlığında yazdıkları şeyler aklımızdaydı ve onlardan normal playlistleri dışında bir playlist beklemiyorduk açıkçası.

Athena sahneye çıktığında ise ön taraflarda bu anı bekledikleri her hallerinden belli olan bir kısım kendini bilmez daha ilk şarkıdan itibaren grup elemanlarına hareket çekmeye ve onları yuhalamaya başladılar. Bu durum bekleniyordu fakat grubun da (özellikle Gökhan'ın) bu duruma hazırmışçasına hareket etmesi beni asıl şaşırtan şey oldu.


Grup o çok sevdiğimiz punk/thrash metal dönemlerinden yadigâr kalan "Bazil"in punklaştırılmış bir versiyonu ile konsere başlamıştı ve o maruz kaldıkları hareketler karşısında vokalist Gökhan da hiç boş durmuyordu. O da kendilerine hareket çekenlere aynı şekilde cevap veriyor hatta olayı daha da ileri noktalara taşıyıp işi tehditlere (mikrofondan uzak olduğu anlarda) ve seyircilere(!) su fırlatmalara kadar götürüyordu. Biz ise salonun en arkasından tüm bu olan biteni şaşkınlıkla izlerken grubun çaldığı 3. ya da 4. şarkıda film artık koptu. Gökhan daha fazla dayanamadı; elindeki gitarını sahneye bırakıp, sahneden seyircilerin arasına atlayıp kavga etmeye başladı. Kavga bir dakikaya yakın bir süre devam ettiyse de araya girenler sayesinde neyse ki daha fazla büyümeden kesildi.
Gökhan sahneye dönüp aynı tavır ve üslupla çalmaya, söylemeye devam etti. Toplam 5-6 şarkılık kısa performanslarının ardından herhangi bir anons ya da açıklama yapmadan apar topar sahneyi terk etmeleri, doğal olarak salonda "daha fazla dayanamadılar ve kaçtılar" şeklinde yorumlandı. Fakat ben açıkçası grubun bu performansını kısa olsa da çok beğendim. Keşke tüm Athena konserleri bu denli rock soundu içerisinde geçse. Athena rock sounduna yaklaştıkça daha sevebileceğim bir hal alıyor zira. Gökhan'ın da sahneden atlayıp kavgaya karışması da işi oldukça "punkvari" kılmıştı sonuçta!


Athena'nın salonun yarısının alkışladığı, yarısının da yuhaladığı performansının ardından ise sıra bir tarihe, bir efsaneye tanıklık etmeye gelmişti nihayet!

Fuayede arkadaşlarla muhabbet ederken, birdenbire Wattie babanın sesiyle irkilip kendimizi salonda bulduk. Hemen en ön taraflara, birazdan kıyamet gibi bir pogonun kopacağı o alanın içine attık kendimizi tabii.
Grup öylesine heyecan verici ve tempolu bir şekilde başladı ki konsere, kendimizi o meşhur The Exploited ritimlerine teslim etmemiz fazla uzun sürmedi.

Soulfly konserinden beri böyle bir pogo ortamı yaşanmamıştı İstanbul'da. Dökülen biralar sonucunda yerlerin aşırı kaygan olması sebebiyle pogo sırasında sürekli düşenler oluyordu ama neyse ki her düşene hemen yardım ediliyor ve düşen kişi hemen yerden kaldırılıyordu. Bu bağlamda aslında 11 Kasım 2006 tarihi müzik tarihimize bir pogo dersi olarak da geçmiş bulunmaktadır.
Grup ise sahnede ses sisteminin azizliğine uğrayıp bir müddet boyunca kendilerini duyamayıp ezbere çalmış olsa da ultra dinamik bir performans sunumunda bulundular. Özellikle Wattie Buchan sahnede adım atmadık bir yer bırakmadı diyebiliriz. Gitarist Robbie Davidson'ın Hatebreed t-shirtü ile sahneye çıkması, bassçının ise dur durak bilmeyen headbang performansı ve bass gitar çalış stili konsere unutulmaz görsel anlamlar katıyorlardı bir yandan.
Wattie babanın arada bir mikrofonu kafasına vurması, o sırada yüzünde herhangi bir acı çekme ifadesi olmaması ve o vuruş anda çıkan ses birçok kişinin efsanevi punkrock ikonu Wattie Buchan'a garip bir yüz ifadesi ve şaşkınlık içerisinde bakmasına sebep oluyordu.
Grup 2 saate yakın olan sahne süreleri boyunca dur durak bilmeyen, oldukça yüksek tempolu bir performans sergiledi. Bu süre zarfı içerisinde çalınmadık hit de bırakmadılar. "Alternative", "Troops Of Tomorrow", "Fuck The U.S.A", "The Massacre", "Sick Bastard", "Porno Slut", "Maggie", "Punk's Not Dead", "Let's Start A War", "Sex And Violence", "Beat The Bastards", "Fucking Liar", "Chaos Is My Life", "Was It Me" ve "Fuck The System" grubun çaldığı ve bizlerin de o sırada kendimizden geçmemizi sağlayan şarkılardı. Özellikle o vurucu nakarat kısımlarında; önlerde deli gibi pogo yapan kitlenin hep bir ağızdan ve yumruklar havada bir şekilde sahnedekilere eşlik etmesi, unutulmaz kareler olarak kaydediliyordu hafızamıza.

"Sex And Violence" çalındığı sırada ön gruplardan birkaç kişi ve konser görevlilerinden birkaç kız sahnede grupla birlikte bu eşsiz punk marşını The Exploited ile birlikte seslendiriyordu. Onlar için de unutulmaz bir anı olmuştur o an kesin.


Konserin sonlarına doğru kafamı çevirip salona baktığımda içeride 200-250 kişinin kaldığını gördüm. bu durum daha sonrasında, "demek ki İstanbul'da 200-250 gerçek punk var" dememize neden oldu. Zaten konserin en kalabalık olduğu anlarda da metalcilerin sayısı punk giyimli insanların sayısından fazlaydı. 

Sonuç olarak mükemmel bir konserdi. Hayatım boyunca izlediğim en coşkulu, en tempolu, en hareketli, en non-stop pogolu ve en dinamizm dolu konserlerden biriydi.

30 yıla merdiven dayamış tavizsiz kariyeriyle bir punk efsanesini izlediğimiz için kendimizi ne kadar şanslı hissetsek azdır. Konseri kaçıranlar da ne kadar şanssız





Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: