MÜZİK ODASI

Para - Meta(l) - TestamenT

Esin Ruhi Şölen - 9 Temmuz 2014

Greg Christian'ın Testament'ten ayrılması üzerine yaptığı açıklamalar vesilesiyle Müzik ve Para ilişkisi üzerine değiniler...

Greg Christian'ın açıklamaları;
Ocak ayında kurucu üyelerden ve de pek sakin görünümüyle tanıdığımız Greg Christian Testament'ten ayrıldığını bildirmişti. Facebook hesabından grupla yaşadığı uyuşmazlık, kendisine yapılan ödeme ve muameleye açıklık getirdi Christian:

Para - Meta(l) - TestamenT Para - Meta(l) - TestamenT

"Son zerre (de öncesini aratmıyordu). Güney Kore Seul/İncheon havaalanında turne ekibinden birkaç kişiyle oturuyordum ki Chuck gelerek biraz önce first-class uçuş için üç kova (bin dolar) para harcadığını söyleyiverdi. Düşünmüş ki ilk Avrupa şovundan önce birkaç gün biraz daha dinlenmeye değermiş. Ardından, tabi ki, Eric (Peterson) kalktı ve bilet bankosuna yürüdü (Kardaşyanlar veya onun gibi kişilerle birlikte olabilmek için). Gördüğüm şudur. İşverenim olarak, bir iş olarak yirmi yılımı bu işe verdim-önce 12 yıl sonra bir sekiz daha- ve ilk seferinde (grubun) hiçten varolmasına, ikinci sefer ise neredeyse hiç iken küllerinden doğmasına yardım ettim. First class'a geçmek için verilen şu 3 kova para kafama çakıldı ve birkaç hafta sonra ödememi aldığımda, tamamen tiksindim ve Testament'le işim bitti. 'İşveren'im on saatlik bir uçuş için kendi kıçının benim beş festival performansımdan (iki kıtada - sadece burada değil) daha iyi bir koltuğu hak ettiğini düşünüyor. Yarım düzine boktan uçuş üstüne bir buçuk haftamı evimden ve ailemden ayrı geçirmem de cabası."

"Bunu bir iş olarak yaptım" diye devam ediyor Christian. "Başka hiç ama hiç birşey elde etmedim, bu cazibesiz işte hiçbirşey elde edemedim diye de yakınmıyorum. Diğer bir deyişle, gruba yaptığım katkı kendim değil işverenlerime yarıyordu. 2005'ten bu yana konser günleri için 350 dolar, yolculuk ve tatil günleri için 175 dolar alıyordum—bir kuruş daha fazlasını değil ve üstüne bir de otellerde ve havaalanlarında -açlıktan ölmemek için—300 dolar harcıyordum. Gerçek rakamları bilmiyorum—hiçbir zaman bana söylenmedi—ancak grubun tek bir Kore konseri için 100 bin dolar aldığının söylentisini duymuştum ki Chuck ve Eric'in binlerce doları tek kalemde harcaması (bu konserden ben yaklaşık 700 dolar aldım) söylentinin gerçek olduğunu düşündürüyor. Bu da mide bulandırıcı." (Kaynak: www.notreble.com)

Müziğin ekonomi-politiği (veya İktisad-ı Siyasiî Musikî) olarak indirgenen bu kalifiye sömürü sadece popüler müzik türlerinde hayat bulmuyor. Starlaşan metal grupları da (bkz. Metallica, Manowar, Megadeth, Slayer vb.) benzeri kavgalara ve de benzemeyen (soundu biz belirleriz aga!) kavgalara meydan veriyor, şaşırmak ne mümkün. Para diyor ya Marx "delikanlıyı dininden çıkarır" (1844 Elyazmalarında para bölümünü yazarken Engels'e ettiği laftır) para müzisyeni de pek âlâ dinden imandan ve metal aşkı, rock'n roll ruhundan ediyor. (Bkz. Slayer'ın Dave Lombardo'ya ettiği yetmezse Metallica'nın Newsted'e çektirdikleri)

Para - Meta(l) - TestamenT

TestamenT Türkiye'ye de defalarca gelmiş bir grup. 1980'li yıllarda adını duyuran ama benim ancak 1992 gibi denk gelebildiğim (malum taşra koşulları) güzide thrash gruplarındandı, Skolnick'in melodik soloları, Chuck Billy'nin kudretli vokali, Greg Christian'ın yeri geldiğinde eşik atlayan bas yürüyüşleriyle (Souls of Black) tanıdık kendilerini.

Önce Skolnick bıraktı grubu, melodinin dibine vurmak amacıyla (ve Berklee'ye girdi ve tadı kaçtı). 1996 yılında Lou Clemente ve ardından Greg Christian gruptan ayrıldı. O dönem thrash metal gruplarında ayrı eve çıkma dönemi sayıyorduk bu tür ayrılmaları, daha otuzlarına yeni gelmiş adamlar tabi gruptan ayrılırdı (Bence 1990'lı yıllarda dünyanın düzeninin yenilenmesi de Thrash sektörünü dağıttı, The Wall is Over)... Testament, Low gibi kendi sınırlarını aştığı devasa bir albümün ardından önce güçbela dinlediğim ancak yeni akımlara yelken açtığından seveni bol Demonic'i yayımlamıştı. 1999'da ise metal tarihinde bir arada çok keyifli olan James Murphy, Dave Lombardo ve Steve Digorgio'nun işin içine karıştığı The Gathering peyda oldu. Çok enerjik bir albümdü, yeni akımlardan uzak, kendi damarını yaratmayı başaran ve TestamenT'i death janrına iyice dahil ettiren son albümdü diyebilirim.

Sonraki yıllarda Chuck Billy'nin lenf kanseri olması ile bir duralama yaşadılar. 2001'de eski şarkıları bir daha çaldıkları First Strike is Still Deadly geldi ve beklendi. 2004'te grup "re-union" furyasına katıldı. 2008'de bu dönemin ilk albümü The Formation of Damnation ve 2010'da ikincisi The Dark Roots of Earth geldi. Testament-severlerin yine de beğendiği bu albümler, gerek melodik yapıların vasat olması, gerekse fazlasıyla ritmik yapı ve riff yüklemeleriyle benim zamanla pek katlanabildiğim işler olamadı ya da objektif bir görüş gibi görünmesi için şöyle bir cümle kuralım: "Testament gençlik dönemi enerjisini tecrübeyle yoğurdu ve ortaya kendilerini taklit ettikleri albümler çıktı."

Reunion da denilen İkinci Bahar dönemlerinde çoğu grubun açıkcası tırt işler ortaya koymalarından bu İkinci Bahar'ın finansal bahar olduğunu düşünmeye başlamıştım. E dünya çapında dinleyici kitlesi 1990'lı yılların ardından 2000'lerde klasiklere merak salıverdi. Bu ilgiyi Metallica'nın setlistindeki değişikliklerden izleyebiliriz (ama izleyemiyoruz şu anda). Para kokusuna olabildiğine duyarlı olan Metallica neyin para edeceğinin sinyallerini hem alır hem de verir (yoksa çığır açmaz aslında). 1991'den 2003 felaketine kadar her tarzın ekmeğini yedikten sonra 2008'de bana kendi şarkılarını dinleyerek kopyalayıp yapıştırdıkları bir albüm izlenimi veren Death Magnetic kastımı açıklayıcı bir örnektir.

İşte bu İkinci Bahar'ın daha özgün versiyonudur, yirmi yıl öncesinin önde gelen grupları kendi özlerine dönüverdiler. Ama ortaya çıkan albümler ne bir enerji ne bir tını taşımadı; buradan itibaren açık açık finansal devreye girdiklerini anlıyoruz. Zamanında Megadeth'ten Dave Ellefson'un ayrılması, sonra geri dönmesi; geçtiğimiz yıl Dave Lombardo'nun Slayer'dan kovulması ve en son Greg Christian'ın Testament'ten ayrılmasıyla ve geçtiğimiz günlerde ayrılmasıyla ilgili yaptığı açıklamalarla bu şüphelerimiz biraz gıdıklandı. (İnsanlık için kopuk bir tınıdan fazlası değil tabi)

2. Bölüm: Müzik İşi ve Endüstrisi.
Müzik işinde devinenler en yukarıdaki açıklamayı benim gibi kenarcılardan daha iyi anlayacaktır. Ünlü (star!) bir müzisyenle konsere çıkarsınız, biraz para alır veya alamazsınız ama ünlüler yine ünlüdür ve çok kazanmaya devam eder. Konser veya albüm gelirlerinin grup üyeleri veya konser müzisyenleri arasında eşit dağılması beklenen bir şey değil tabi, pek çok müzikal telif şirketi bu iş için faaliyet gösteriyor, ASCAP (American Society of Composers, Authors and Publishers) bunların en ünlülerinden ve kaset kapaklarından öğrendiğimiz ilk örnek. (Bizdeki MUYAP versiyonu)

Bunun gibi yaygın ağları bulunan pek çok şirket ABD ve Avrupa'da faaliyet gösteriyor. Şarkılarda hakları olanlara payına göre ödeme yapılmasını sağlayan bir sistem (karmaşık da bir konu olduğundan önümüzdeki tarihlerde yeniden el atmamız gerekecek)... Telif ekonomisi biraz da bu şirketlerle belirginleşti.

Pay dağılımındaki dengesizlik ise grup içi çatışmaları körüklüyor. Bir örnek, 1983'ten bu yana Metallica şarkılarında Hetfield, Ulrich ibaresi değişmez, yanlarında Burton, Mustaine, Hammet, Newsted ve Trujillo katkı koydukları şarkılara göre yer alır ve teliflerde bu isimlere göre dağılır. Benim yıllardır tahmin ettiğim bir şey Metallica'nın ilk albümlerinde bu ikilinin hiç katkısı olmayan şarkıların da olduğu yönündedir ama isimler değişmezdir. Bunun telif ve para ile ilgili bir şey olduğunu kavramak zor değildi. Metallica'nın bağlı olduğu plak yapım firmasının (hala plak) Vertigo idi sanırım, internet üzerinden ilk yaygın m3 paylaşım ağını kuran Napster'a mağdur bir sanatçının dava açması gerekmesi üzerine Metallica'yı, yani Hetfield ve Ulrich'i ikna etmesiydi. (South Park Yedinci Sezon Dokuzuncu bölüm: Christian Rock Hard bu konuyu, müzik indirmenin Lars Ulrich'in havuzlu villa koleksiyonunu engellemek üzerinden ele alarak benden daha çok şey anlatır).

Para - Meta(l) - TestamenT

Metallica internetten şarkı indirilmesini dava eden grup olarak tarihe geçti, şimdiki durumu öngörselerdi yaparlar mıydı acaba? O gün boyaları iyiden iyiye döküldü ki grup tarihinde Burton'ı ilk grubu Trauma ile izleyip beğendikten sonra Burton'ı Metallica'ya katılmaya ikna etmek için Ulrich'in "iş ister misin?" diye söze girmesi bana hep Pink Floyd'un plak kodamanıyla görüşmelerini hicvettiği "Come in here boy, have a cigar..." dizelerini hatırlatır (Bazıları tüccar doğar). Pink Floyd'u da ilah saymadığımı belirteyim, milyonlarca dolar kazanan gruplar nedense eski havalarını vermiyorlar (O by the way which one was Pink?). Bir ara borsada Pink Floyd hisselerinin varlığına dair haber gördüğümü hatırlarım ama kaynak bulamam.

Telif ve grup içinde paylaşımın eşit olamayacağını ancak adil olabileceğini söylemek mümkün. Beni ilgilendiren ise meselenin tamamen paraya odaklanması ve müziğin, ya da müzik olasılığının kendini kopyalamaya dönmesi. Black Sabbath'ın yıllarca süren isim hakkı davasının sonuçlanmasının ardından Ozzy Osbourne, Geezer Butler ve Tony Iommi'nin yeni albüm yapacakken özgün kadro davulcusu Bill Ward'un "anlaşma koşullarının çok kötü olması" sebebiyle ben yokum diyerek gruptan tekrar ayrılmasının ardınan çıkan "orjinal kadrolu" Black Sabbath albümü bana yapmacık gelmişti, bir şeyi meydana getiren enerji ortadan kalktığında (buna sanatta ruh demenin sakıncası yok) o şey evrenden silinir, geriye sureti kalır. (Ozzy'yi de sevmem zaten herkese kazık atmıştır, Lemmy dahil)


Paranın girdiği yerde ruhun durması beklenemez.
"Kafasızın biriyim ben, ama madem para her şeyin gerçek ruhu, para sahibi hiç ruhsuz olabilir mi? Üstelik para sahibi en akıllı kişileri de satın alabilir; insan, akıllılardan daha güçlü olunca onlardan daha akıllı olması da gerekmez mi?" (Karl Marx, aşağıda adı geçen eser)

Gelmek istediğim konu şudur: Paranın satın aldığı şeyle satın alan daha yetenekli ve ruhlu müzisyen olamıyor, ne kadar pahalı gitar satın alınırsa o kadar iyi çalınmıyor, ne kadar pahalı ekipman o kadar iyi bir tını sağlamıyor, ne kadar pahalı bir prodüksiyonsa o kadar iyi bir sonuç alınamıyor. Tını hâlâ müzisyenin parmaklarında, kafasında gizli.

Başlangıca geri dönersek, bir dönem arkadaş-kardeş gibi başlanan "iş"ler birden endüstriyel şeylere dönüşünce süreci geri doğru okumak faydalı olabilir. Testament ve benzeri gruplar müzikal etkileri azaldığında bitmiş, eskiye dönük arzunun kabarmasıyla finansal bir nesne olarak geri dönmüş, ama eski şarkılarını çalmak dışında önemli albümler çıkarmış sayılmazlar. Nerede The Low'daki hava nerede son albüm. (Veya Iron Maiden ne kadar zevk veriyor yeni albümlerde? Motorhead? Slayer? Metallica? Manowar hâlâ albüm yapıyor mu? Neden? Beethoven hortlayıp yeni bir senfoni yapsa neye yarar? Eskileri bile bitiremedik ki...)

Ara nağme;
Büyük rock ve metal gruplarının artık çok kazanan değil finansal bir konu olduğu açıktır. Gösteri ve özdeşleşme kültleri üzerinden inceleneduran bu grupların artık müzikal olarak ifadelerini yitirmiş olmaları ise cabası. Müzikal anlaşmazlıklar arada tarihe mi gömüldü ne oldu?

Okuma ve İzleme Önerileri
-Anvil Belgeseli (Belgeseldeki bas gitarist arkadaş daha sonraki yıllarda grubun tekrar tanınmasıyla gruptan itelendiğini belirtmiştir onu da not edelim.)
-South Park, S07E09
-Karl Marx, 1844 Elyazmaları, Burjuva Toplumda Paranın Erkliği. (Kapital de okunabilir ama ondan önce giriş kitabı okunması gerektiği farz kılındığından vazgeçtim, kimse okumasın önce yirmi tane giriş kitabı okunsun. Girişin girişi ve okuma kılavuzlarında boğulalım ya rab, konuya hiç gelemeyen körlere dönelim.)
-Faust, Goethe (Hazır okumaya başlamışken araya karıştıralım)



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: