MÜZİK ODASI

Orphaned Land Turne Günlüğü Vol 1: Türkiye

Derya Engin - 13 Mart 2011

Bilen bilir, İsrailli dostlarımız geçtiğimiz sene Sonisphere'de çalacaklarını açıkladıktan bir süre sonra ortaya çıkan Mavi Marmara olayı üzerine şovlarını iptal etmek zorunda kalmışlardı. "Neden?" diye sorduğunuzdaysa, hiç bir provokasyona mahal vermemek istediklerini ama en kısa sürede başka bir organizasyonla Türkiye'ye geleceklerinin sözünü vermişlerdi. Nitekim o sözü 2010 bitmeden tuttular ve 15 Aralık İstanbul Jolly Joker Balans, 17 Aralık Ankara 312 Arena'da iki şahane konserleri yine yurdum metalcisine göbek attırdılar:)

Orphaned Land ile Türkiye Turnesi

Ve yine bilen bilir; bendeniz uzun yıllardan beri Orphaned Land'in Türkiye management işlerini yürütmekle sorumlu kişiyim, dolayısıyla tüm tur boyunca yine yanlarında bütün eğlencenin eşlikçisiydim. Öncelikle şu ayrıntıyı söylemeden geçemeyeceğim; bugüne kadar yurdum topraklarına gelen bir çok gruba gerek rehberlik, gerekse çevirmen olarak eşlik etmiş olmam dolayısıyla bir kıyaslama yapma imkanına sahibim ve Orphaned Land'in açık ara farkla en eğlenceli grup olduğunu iddia ediyorum; bu adamlar hakikaten çok komik!:)

Solist Kobi'nin "Bir dakika şimdi cool olmam lazım" triplerinden mi bahsetmeli yoksa Uri ve Yossi'nin maymunluklarından mı bilemiyorum. En iyisi kronolojik sıra!:)

Orphaned Land Turne Günlüğü Vol 1: Türkiye

15 Aralık Çarşamba sabahı gençler havalanına indiklerinde benim işim olması dolayısıyla Yusuf onları karşılamaya gitti ve Pera'daki otellerine yerleştirdi. Bendeniz 2 günden beri bende kalan Metal Hammer fotoğrafçısı Audrey'i de alarak(ki kendisi grubun Türkiye turnesini yazmak için buradaydı.) otele vardığımda grubun bir kısmı lobide takılıyordu. Her zamanki "Naber? Nasıl geçti yolculuk?" muhabbetinden sonra toplanıp soundcheck için Jolly Joker'in yolunu tuttuk. Gruba İsrail'den gelen ve ülkenin en prestijli kanalı olan Channel 2'den bir muhabir ve bir kameraman da eşlik etti tüm turne boyunca. Türkiye turnesi ve genel olarak Orphaned Land'in dünya metal camiasındaki yeri üzerine bir belgesel çekiyorlardı ve o belgesel, grup ülkesine döndükten bir hafta sonra yayınlandı. Sonrasında Kobi le konuştuğumuzda "Belgesel Cuma akşamı prime time'da yayınlandı Derya, artık ünlüyüz hahaha" şeklinde yorum yapması ise komikti:) Ama esas komediye bana gönderdikleri linkten belgeseli izleyince hasıl oldum: Burada muhabir benimle 2 kez röportaj yapmıştı ve röportaj yaptığı kısımları koymak yerine benim konser esnasında çekildiğimden dahi bi haber saçma bir şekilde göbek attığım kısmı koymaları, evet hakikaten komediydi! Göbek atıyor olmam söylediklerimden daha ilginç gelmiş olmalı!:P

Orphaned Land ile Türkiye Turnesi

Soundcheck sonrası hemen Dorock'a, imza günü olayına geçildi. Türkiye konumu gereği doğu ve ortadoğu Arap ülkelerindeki metalciler için en elverişli ülke olması dolayısıyla Orphaned Land'i izlemeye gelen bir çok yabancı metalciyi ağırladı o akşam. İmza esnasında Mısır'dan, Bahreyn'den, İran'dan, Birleşik Arap Emirlikleri'nden gelen bir kaç kişiyle tanıştım. Bunca kişinin İsrailli bir grubu kucaklayıp, ellerinde arapça yazılarla hazırlanmış bir takım hediyeler sunmaları müziğin- bence metalin!-gücüne harika bir örnekti açıkçası. Görüntü karşısında birden John Lennon'a bağlayıp "imagine, all the peopleee..." şeklinde çığırmam an meselesiydi ama kendimi tuttum:P

İstanbul konserini uzun uzadıya anlatmayacağım, zira gelen herkesin şahit olduğu bir atmosferdi zaten. Gelmeyenlerinse neler kaçırdığını duymaktan hoşnut olacağını sanmıyorum:) Yurtdışında çeşitli konser veya festivalde bulunduysanız Türk metalcisinin coşkusunun nasıl farklı olduğunu bilirsiniz. Buna bir de Kobi'nin "Bir kaç ay önce gelemedik ve bu durum dolayısıyla çok üzgündük ama şimdi söz verdiğimiz üzere yine burada, 2. evimizde olmaktan çok mutluyuz." şeklinde konuşmaları eklenince ortamdaki gazın haddi hesabını siz düşünün artık:)

Orphaned Land ile Türkiye Turnesi

16 Aralık Perşembe günü İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde bir konferansın onur konuğuydu Orphaned Land. Ve Uluslararası İlişkiler Kulübü'nün önderliğinde düzenlenen organizasyonla Prof. Dr. Mim Kemal ÖKE'nin ellerinden "Ortadoğu Barış Ödülü"nü aldılar ki o sahne hakikaten duygu yoğunluğu açısından görülmeye değerdi. Konferans salonuna geçmeden önce odada Kobi ile Mim Kemal Öke arasında, profesörün giydiği Osmanlı motifli kaftan üzerine bir konuşma geçmiş ve Kobi kaftanın çok güzel olduğunu söylemişti. Ödülü sunduğu esnada profesörün kaftanını da çıkarıp Kobi'ye hediye etmesi çok hoş bir jestti. 

Orphaned Land ile Türkiye Turnesi

Öte yandan ödül töreninin esas bombası ise şu şekildeydi: Konferans öncesi odada Kobi, proseför ile konuşurken Uri bana " Baksana ya! Adam Gary Oldman'ın kopyası! Acayip benziyor!" diyerek profesörü gösterdi:) Hakikaten Uri söyledikten sonra bana da benziyor gibi geldi, "Evet benziyor" dedim ve Uri o gazla kulaktan kulağa herkese "Hişş, Gary Oldman bu olm, bakın!" şeklinde yaydı. Tabi duyan herkes "keh keh" şeklinde bıyık altından gülüyor ama kimseye bir şey çaktırmamaya çalışıyordu:) Sonrasında, ödül töreninin ardından grup akustik olarak şarkı söylemeye başladı ve olan o esnada oldu, Uri Yossi'nin kulağına "Söylesene Kobi'ye, Gary'i de sahneye çağırsın."dedi. Yossi'de Kobi'ye "Gary'i sahneye çağırsana bizimle birlikte çalsın." dedi ve Kobi'den şöyle bir anons geldi: "Please welcome Gary!":D

Sonrasında 2 gün boyunca birbirimize "Please welcome Gary!" diyerek eğlenmemiz Kobi'nin canını sıksa da biz çok güldük şahsen:D

Orphaned Land ile Türkiye Turnesi

Ödül töreninin ardından Rock Fm'de 15 dakikalığına Metehan'ın konuğu olduk ve ardından Ankara'ya uçmak üzere Atatürk Havalimanı'nın yolunu tuttuk ama saat 17.30 itibariyle Altunizade'dan havalanına gitmeye kalkarsak saat 21:00'deki uçağı kaçırmanın çok yüksek bir olasılık olduğunu bilmemiz gerekirdi! Saat 20:35 itibariyle Atatürk Havalimanı'na varmamızın öncesinde ben havalanını ve THY'yi defalarca aramış bulunmaktaydım ve bu esnada grup otobüste şu şekildeydi: Kobi otobüsün en arkasında sol elini ileri doğru uzatmış "Ben mesihim, şimdi açıl yol açıl!" demekle meşguldü, Uri "Uçağı kaçırırsak artık o tarafta neresi varsa orada çalarız,ben bu yolu bir daha geri dönmem." gibi kaderci bir tavır içine girmişti, Yossi "Kaçırırsak otobüsle gideriz, sence yolda dolma yiyebileceğimiz bir yer bulabilir miyiz?"in hesabını yapmaktaydı. Grubun teknisyeni Mark ve bense havaalanına girdiğimiz anda THY kontuvarına koşarak onları oyalamanın planını kurmuştuk. Nitekim otobüs yanaşır yanaşmaz Mark ve ben depar atarak check in masasına ulaştık ve ben 10 kişinin daha geldiğini söyleyerek resmen adamlara yalvardım ve check-in'imizi yaptırdık. Tüm bagaj ve ekipmanın yerleşmesi yüzünden uçak 20 dakika geç kalktı sayemizde:)

Orphaned Land Turne Günlüğü Vol 1: Türkiye

Ertesi gün Ankara konserinin olduğu gündü ve tüm gün kahvaltı ertesi TV ekibiyle belgesel çekimi ve soundcheck ile geçti. Bir ara öğlen bir kaç saatlik boşluğu Kızılay'a inerek değerlendirelim dedik Uri, Matti, Yossi, ben ve Hollanda'dan gelen dostumuz Nathalie. Uri'den çılgın yorumlarının ardı arkası kesilmedi. Yolda el ele tutuşan, kol kola giren erkekleri gösterek "wtf?" diye sorup durdu. "Onlar gay." diye şaka yaptım ama ciddi ciddi inanıp "wow, ne kadar çok gay varmış, İsrail'de bu kadar yok!" diye yorumda bulunması komikti:) Sonrasında düzeltip onların sadece yakın arkadaş oldukları için öyle kol kola yürüdüklerini anlatmaya çalışsam da "Nasıl yani? Ben de Matti'yle arkadaşım ama onun elini tutmak gibi bir isteğim yok, mümkünse erkeklere dokunmama taraftarıyım." yorumunda bulunarak beni benden aldı:) Ertesi gün yine Ankara'da dolaşırken davulcu Matan'ın elini tutarak "Derya bak, biz Türk olduk." diyip durdu:)

17 Aralık Cuma akşamı Ankara 312 Arena'da gerçekleşen konser, gerek grup performansı gerekse seyirci coşkusu açısından bence İstanbul'dan iyiydi, gerçi grubun bir kısmı İstanbul'un daha iyi olduğunu iddia etse de ben oyumu-bir İstanbullu olarak- Ankara'dan yana kullanıyorum:) Yaklaşık 2 saatlik şov süresince Ankaralı OL severler şarkılara eşlik etmeyi bir an olsun bırakmadı. Özellikle son şarkı "Norra el norra"ya deli gibi zıplayarak eşlik etmeleri görülmeye değerdi.

Orphaned Land ile Türkiye Turnesi

Ankara konserinin ertesi günü İstanbul'a uçuşumuz akşam 8'deydi. Bendeniz de Ankara'ya daha önce sadece 2 kez gelmiştim ve her ikisinde de OL ile olduğu için şehri gezme fırsatı bulamamıştım. Bu sefer Anıtkabir'i ziyaret etmeyi kafama koymuştum. "Sizi bilmem ama ben Anıtkabir'i ziyaret edeceğim." dedim. Benim planım bir anda tüm grup tarafından onaylandı ve cumartesi günümüzü önce Anıtkabir ziyareti, ardından da bir kafede nargile fokurdatmayla geçirdik. Bizimkiler Anıtkabir ziyaretinden öyle etkilendiler ki, akşama kadar bana Atatürk'ün hayatı ve yaptıklarıyla ilgili sorular sordular. Bendeniz de öğretmenliğin vermiş olduğu alışkanlıkla kısa bir İnkılap Tarihi dersi verdim gençlere:) Ankara turumuzun ardından topluca İstanbul'a dönüldü ve onlar Tel Aviv uçağına geçerken bendeniz de evin yolunu tuttum. Sonrasında konuştuğumuzda ise şu acı gerçek bir tokat misali çarpıverdi yüzüme: Ben Atatürk Havalimanı'ndan Üsküdar'a gidene kadar onlar evlerine varmışlardı!

Son olarak Uri'yle gerçekleştirdiğimiz "Türkçe konuşma pratikleri" konulu çekimimizden bir örnek sunar ve herkese bol sert müzikli günler dilerim:) stay heavy!

Derya Engin



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: