MÜZİK ODASI

Opeth Ve Müridleri İkinci Kez Buluştu

Sadi Tirak - 30 Nisan 2006


29 Mart 2006 İstanbul
Taksim, Yeni Melek Gösteri Merkezi
OPETH Konseri

2001 senesinde; o zaman lise sıralarındayken, sıra arkadaşıma yönelttiğim "ne dinliyorsun?" sorusunun cevabıydı Opeth İlk olarak o sıralarda bu tarifi zor müziği keşfetmiş ve yine ilk o sıralarda Opeth denen bu müzikal mucize ile müzikal zevkimin sınırlarını ölçmeye başlamıştım.

Daha önce 2003 senesinde Rock The Nations Festivali'nin ilkinde sahne alan ve kısa ama unutulmaz bir performans sergileyen grup, bu sefer Host Productions organizasyonu ile yeniden karşımızdaydı.

2005 yılında yeni geçtikleri firma Roadrunner Records'dan çıkardıkları "Ghost Reveries" adlı albümlerinin ardından; İsveç'ten çıkmış en büyük Rock/Metal oluşumları arasında gösterilmeye başlanan, gerçekleştirdikleri sold-out turnelerle (özellikle Amerika'da) ve albümleri için aldıkları övgü dolu eleştirilerle sesini yükseltmeye, ismini giderek daha fazla insana yaymaya başlayan grubu ikinci Türkiye ziyaretleri için heyecanla bekliyorduk.


Biletlerin satışa çıkmasının ardından hızlı bir şekilde tüketilmeye başlaması İstanbul konserinin de Ankara konserinin de sold-out geçebileceğini gösteriyordu. Tabii bunda -bazı sold-out olan konserlerin aksine- şaşılacak bir şey yoktu. Zira grup 3 sene önceki ilk ziyaretlerinde de beklenmedik bir kalabalığa çalmışlardı, henüz bu kadar popüler değillerken.

Konser günü akşam saatlerinden itibaren Yeni Melek Gösteri Merkezi'nin kapısında upuzun bir kuyruk oluşmuş, henüz konserin başlamasına saatler kala fanlar bekleyişe geçmişti. Kapılar 20.00'da açıldı ve yaklaşık yarım saat içinde de tüm salon ve birinci balkon doldu. Grubun sahne alma saati olan 21.00'a kadar ise atmosfer dj Şener Çetin'in çaldığı parçalarla konser kıvamına bürünüyordu giderek.


Ve saatler 21.00'ı gösterdiği sırada, salondan yükselen yaklaşık 2000 kişilik alkış ve çığlık sesleri arasında Opeth sahne aldı.

Özellikle ışık sisteminin ve ışık seti başındaki grubun ekibinden olan ışıkçının harika iş çıkardığı yaklaşık 2 saatlik konser boyunca grup "Damnation” ve "Morningrise” albümleri dışında grup tüm albümlerinden en az birer parça çaldı. Ses sistemi de Opeth gibi karmaşık bir müzik yapan gruba rağmen gayet iyi iş çıkardı. Seyirci sesleri dışında albümlerdeki sound bile oluştu diyebiliriz hatta.

Grubun frontman'i Mikael Akerfeldt gecenin adamıydı. Adeta tek başına şovu sürükleyen de ta kendisiydi zira. İlk konserden unutamadığımız o sakin ve bilge tavrını aynen bu konserde de sürdürdü. Şarkı aralarında seyircilerle olan iletişimi sırasında tıpkı bir radyo sunucusu havasına bürünüyor fakat şarkılar çalınırken icra ettiği müziğin en iyilerinden biri olduğunu kanıtlıyordu adeta.

Gitarist Peter kendi köşesinde ve genelde ön plana çıkmayan bir tavırla sürdürürken konseri, Per Wiberg klavyesi başında adeta tepinmekten kendini kaybedecek düzeye geliyordu. Bass gitarist Martin Mendez'e her ne kadar Mikael "No-No Bang” yapan adam yakıştırması yapsa da o kendi tarzı olan kafayı sağa sola çevirip headbang yapma üslubundan vazgeçmedi konser boyunca. Ayrıca üzerindeki Burst t-shirt'ü de dikkatli gözlerden kaçmadı. Grubun orijinal davulcusu Martin Lopez'in geçirdiği hastalık sonucu turne kadrosuna eklenen davulcu Martin Axenrot (daha önce Stanic Slaughter, Witchery ve Bloodbath'de de çalmış olan) ise performansını kısaca hatasız tamamladı diyebiliriz. Her ne kadar gözler Martin Lopez'i arasa da

Konserin en akılda kalıcı yanları ise Mikael'in şarkı aralarında seyircilere yaptığı konuşmalardı. Bir ara kafasına göre çaldığı bazı Rock'N'Roll ve Heavy Metal klasiklerinin birer riffini seyircilere sorup hangi şarkılar olduğunun bilinip bilinmediğini test etmesi, üzerine atılan İsveç formasına bakıp ve formanın Ljunberg'in forması olduğunu görüp "This man sucks!" demesi, seyircilerle muhabbet eder gibi konuşması, sahneye atılan ve seyircilerden birinin çizdiği Opeth logolu bir kâğıdı alıp amfilerden birinin üzerine koyması ve onu yapana teşekkür etmesi Konsere dair Mikael'in aklımda kalan bazı hareketleriydi.


Genel olarak sahnede headbang dışında fazla hareketli olmayan grup, şarkıların tamamını albümdekiler gibi hatasız çalmasıyla ağızları açık bıraktı. Gruba yöneltilen "konser grubu değiller" eleştirisi her ne kadar doğruluk payı taşısa da o muhteşem Opeth şarkılarını canlı dinlemenin zevkini çıkarabilmek için grubun sahnede hareketli olması gerekmiyor diye düşünüyorum.

O gece Yeni Melek'te grubu merak edip de gelenler de vardı ve muhtemelen özellikle ön taraflarda kendinden geçen fan kitlesini görünce şaşırmışlardır. Bu gayet doğal. Opeth'i anlayabilmek için onu sadece dinlemek yetmez çünkü. O şarkıların, o ritimlerin, o melodilerin, o melankolinin ve o ruhun bir parçası olmanız gerek bu müziği anlayabilmeniz için. İşte bunu sağlayabilmişseniz o gece grupla seyirci arasındaki tarifsiz duygu bütünlüğüne bir anlam verebilirdiniz.



Teşekkürler Opeth!!! Tarifi zor müziğinle ruhumuzu beslediğin için

Teşekkürler Host Productions, böylesine önemli ve değerli bir grubu belki de kariyerlerinin en parlak günlerinde bizlere izlettiğiniz için



Fotoğraflar: Kadir Aşnaz






Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: