MÜZİK ODASI

Northern Ligths İle Romanya Macerası

Onur Çakır - 1 Şubat 2006

Ülkemizin Progressive Rock/Heavy Metal tarzının önde gelen gruplarından biri olan Northern Lights, 26 Kasım 2005 tarihinde Romanya, Transilvanya'da düzenlenen "Monster Of Transylvania RockFest 2005" dahilinde Anvil(Kanada), Phantom-X (Amerika) ve Iron Mask(Belçika) ile birlikte sahne alan gruplardan biriydi.

DeliKasap Rock'N'Roll Kültürü Mecmuası olarak bu önemli olayın perde arkasını sizlere aktarmak istedik. Grubun bass gitaristi Onur Çakır'ın anlatımıyla işte Northern Lights Romanya macerası

LINE UP:
ANVIL (Canada), PHANTOM-X (U.S.A.), IRON MASK (Belgium), NORTHERN LIGHTS (Turkey), TUZMADAR (Hungary), Romanian bands TAINE, GOTHIC, iCoRy, FADING CIRCLES.

MANAGEMENT:
SOL Music genelde 80'ler Heavy Metal grupları ile ilgilenen bir booking agent. Turlarını düzenlediği gruplar arasında Dave Evans, Loudness ve Anvil gibi gruplar var. RTN Promotions'dan Emre Alkoç sayesinde SOL Music ile tanıştık ve Loudness & Anvil Türkiye konserleri için beraber çalışmaya başladık ama maalesef bu konserler olamadı. Bu sırada Anvil'in de dahil olduğu Monsters Of Transylvania Festivali'ni düzenleyen promoter (Olimp Boros) ile tanıştık ve kendisiyle İstanbul'da buluştuk. 2003 yılında çıkardığımız EP'yi dinleyip ve Progİstanbul festivalindeki performansımızı izledikten sonra bizi festivale davet etti.

YOL NOTLARI:
Elimizde resmi makamlarca gönderilmiş davetiye olmasına rağmen vize almamız nerdeyse 1 hafta sürdü.  Vize işlerimizi takip eden gitaristimiz Alen'i her konsolosluğa gidişinden sonra telkin edip, sakinleştirmemiz gerekti.
Malum RTN ve uçak kaçırma esprilerini biz de kendi aramızda yaptık ama uçak saatinden 4 saat önce ve kendimize ait araç ile yola çıkmamıza rağmen muhteşem İstanbul trafiği ve yağan yağmur nedeniyle uçağın kalkış zamanından 5 dakika önce havaalanına ulaşabildik. Sanırım yanımızdaki ekipmana rağmen tarihin en hızlı check-in'ini yaptırıp son dakikada uçağa girebildik.
Romanya'ya indiğimizde bizi festivaldeki Romen gruplardan biri olan Taine'nin gitaristi/vokalisti Andy bekliyordu. Harem otobüs garı modeli uluslar arası havaalanından bizi bekleyen otobüse bindik ve Targu Mureş'e doğru oldukça soğuk bir havada yola çıktık. Yaklaşık 5 saat süren yolculuk gece olmasına rağmen, pek uyumadan çevreyi seyretmeyi tercih ettik. Yol neredeyse tamamen kıvrımlı ve dar dağ yollarından oluşuyordu ve görebildiğimiz manzara çok güzeldi. Soğuk savaş döneminden kalma ufak köylerin ve kasabaların arasından geçerek Transylvania bölgesine doğru yaklaşırken manzara bölgenin adına yakışır bir şekilde korku filmi dekoru haline geldi.
Targu Mureş'e ulaştıktan sonra yarı devlet konukevi, yarı youth hostel modeli kalacağımız yere yerleştik. Yol yorgunu olmamıza rağmen temiz havanın etkisiyle de geç saatlere kadar odada takıldık. Sanırım otelin en şanssız müşterileri yan odada kalan gençlerdi. Tüm hafta sonu boyunca aramızdaki kâğıt kalınlığındaki duvarla ve yan odalarında ki bir Heavy Metal grubu ile yaşamak zorunda kaldılar.
Domuz eti yemeyen geri kalan ekibin aç kalmasıyla sonuçlanan erken saatlerdeki kahvaltı sonrasında festivalin düzenlendiği spor salonuna doğru yola çıktık. Kuliste bize ayrılmış olan odaya yerleştikten sonra festival headliner'ları olan Anvil ve Phantom-X'in elemanları ile birlikte SOL Music'ten Tizziana ile buluştuk.
Açıkçası sahne ve ekipmanlar beklediğimizden kaliteliydi. Mekân oldukça büyük bir spor salonuydu ve büyükçe bir sahne kurulmuştu. Soundcheck sonrası sahne saatine kadar kuliste bekledik ve aralarında Romanya devlet televizyonu ve MTV Romanya'nın da bulunduğu birçok dergi ile ve TV kanalıyla röportaj yaptık. Herkesin ortak sorusu Rock&Heavy metal kültürü olmayan bir ülkeden nasıl olup da bu tarz bir grup çıkabildiği idi. Türkiye'de aslında potansiyeli çok yüksek gruplar olduğunu ama yeterli imkân ve desteğin olmadığını belirttik ve Cenotaph, Crossfire ve Soul Sacrifice gibi grupların linklerini röportaj yapanlara verdik.

PERFORMANS:
Sahneye çıktığımızda belki de konserin tek aksiliği başımıza geldi. Intro için kullandığımız CD çalarken takıldı ve loop halinde dönmeye başladı. Seyirciye mümkün olduğunca çaktırmadan konsere başladık ve karşımızda şimdiye kadar gördüğümüz en coşkulu seyirciyi gördük. Bu aralar forumlarda özlemle andığımız 90'lı yıllar Türk HM seyircisi gibi bir seyirci vardı karşımızda. Her ne kadar karşılarında bir progressive grubu da olsa sonuç olarak karşılarında çalan grubun bir HM grubu olduğunun farkında ve eğlenmeye gelmiş bir kitle önünde çaldık. Davetliler dışında yaklaşık 1.500 biletli seyirci vardı salonda. Parçalarımızı hiç bilmemelerine rağmen oldukça fazla headbang yapan bir kitle ve şarkılara eşlik etmeye çalışanlar vardı. Yaklaşık 1 saat kadar sahnede kaldık. Maalesef programa uymak için seyircinin bis isteğine cevap veremedik. Konser sonrasında ise kulisimizin önü bir anda salonda dağıttığımız CD'leri ve posterleri imzalatmak isteyen seyircilerle ile doldu. Açıkçası NL öncesi ve NL ile bir şeyler başarmak yolunda sarf ettiğim tüm çaba sonucu yorgunluğun bir anda kaybolduğunu hissettim.
Oldukça uzun süren imza ve fotoğraf seansı yüzünden Anvil konserinin sonlarına yetişebildik. Konser sonunda Anvil ve Tiziana ile vedalaştıktan sonra "Aftershow Party"i ertesi güne bırakıp dinlenmek için otelimize döndük.

VLAD TEPEŞ / DRACULA:
Konserin ertesi gününde organizasyonun bizim için hazırladığı otobüs ile Kazıklı Voyvoda olarak bildiğimiz, rivayete göre Kont Dracula olarak geçen Vlad Tepeş'in yaşadığı kasabaya gittik. Açıkçası kasaba ve Vlad'ın kalesi çok güzeldi ama Romanya'nın elinde Dracula gibi bir tema varken bunu turizm için kullanmamasına çok şaşırdık çünkü neredeyse turizm için hiçbir şey yapılmamıştı.
Akşam saatlerinde Targu Mureş'e geri döndük ve bizim için hazırlanmış partiye katıldık. Yarı Rock Bar yarı Pub benzeri bir mekânda yine imza ve resim seansından sonra ev yapımı brendy'lerimiz eşliğinde oldukça eğlenceli geçen partiden sonra sabah uçağımızı yetişmek için Bükreş'e doğru yola çıktık.
Açıkçası bizim açımızdan müziğimizin Avrupalı dinleyiciye de hitap edebildiğini görmek çok sevindiriciydi. Bir başka olumlu gelişme ise festival organizatörü olan Oli'nin NL'nin Avrupa ve Güney Amerika için menajerlik teklifi oldu.
Yurtdışında iş yapabilecek gruplarımız mümkün olduğunca kurumsal bir kimlikte olması gerekmekte ama bu da tek başına yeterli değil. Hep bahsettiğimiz 90'ların başındaki (daha doğrusu internet öncesi dönem) destek ile Pentagram'ın bıraktığı yerden devam edebilecek gruplar çıkabilir.









Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: