MÜZİK ODASI

Müzikte Sosyalizm: İsveç Progg Hareketi (1)

Barış Alpertan - 5 Aralık 2011

Müzikte Sosyalizm: İsveç Progg Hareketi (1)

Müzikte Sosyalizm: İsveç Progg Hareketi (1)

Dünya müzik literatüründe her ne kadar İsveç müziği en fazla ABBA ile özdeşleştiriliyor ve günümüzde İsveç ABBA'nın halefi niteliğinde pek çok pop/rock grubuna ev sahipliği yapıyor olsa dahi, bu ortanca İskandinav ülkesinin politik ve kültürel anlamda popüler müziğe en büyük katkısı 1970li yılların başında ortaya çıkardığı "ilerici" müzik hareketi dâhilinde olmuştur. En keskin eleştirel sözlerin bazen yumuşak jazz veya folk partisyonlarının, çoğu zaman ise sözlere eşlik edercesine oluşturulmuş sert gitar rifflerinin üzerine söylendiği bu müzik hareketini benzersiz kılan en önemli faktörlerden biri de şüphesiz uluslararası politik ortamda İsveç'in üstlendiği "politik laboratuvar" kimliğidir.

1960ların sonlarında İsveç ulusal müzik endüstrisinin göreceli yetersizlikleri ile Amerika ve Britanya'dan ihraç edilen müziğe olan kültürel bağımlılık, daha organize ve alternatif müzikal girişimlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Ortaya çıkan bu kültürel boşluğun neticesinde, ilk oluşumundan bu yana manifestosunu anti-emperyalist ve ilerici-kültürel kurallar çerçevesinde belirleyen İsveç "alternatif" veya "ilerici" müzik hareketi doğmuştur. Marxist ve "eski sol" retoriğin kendine yaygın bir biçimde uygulama alanı bulduğu bu oluşum, kendi ideolojisi dâhilinde İsveç'e özgü refah devleti modelini ve bu model kapsamında uygulanan modernleşme politikalarını hedefi olarak belirlemiştir. Bu bağlamda İsveç alternatif müzik hareketinin, ortak bir paylaşım unsuru olan müzik deneyiminin etrafında bir karşıt-kültürel cephe oluşturduğu ve bu sayede sosyal demokrat devletin toplumu "modernleştirme" adına giriştiği savaş sonrası politikalarına karşı bir direnç noktası haline geldiğini söyleyebiliriz.

"İnsanların Evi": İsveç Refah Devleti

Hükümete geldikleri 1932 yılından görevi devrettikleri 1976 yılına kadar geçen 44 yıllık sürede İsveç Sosyal Demokratları, Keynesçi iktisat teorisi ve endüstriyel Taylorizm'e dayalı bir planlı ekonomi programı izlemiş; bu yol ile elde edilen sermaye birikiminin devletin yönlendiriciliği ile mümkün olduğunca eşit dağıtılmasını amaçlamışlardır. "Funktionssocialism" da denilen ve işletmelerin kamu mülkiyeti altında değil de, belli yönetmelik ve düzenlemeler ile devlet tarafından kontrol edilmesini ve yönlendirilmesini öngören bu sistem altında özel mülkiyet sorunu bir tartışma konusu olmaktan çıkartılmış olup, reformculuğa dayalı bu "fonksiyonel Marxism" altında toplumda yer eden sınıf bazlı çatışmalar görünmez hale getirilmek istenmiştir. Ortodoks Marxist sınıf mücadelesini yadsıyan ve sınıfsal ayrım ve çatışmaya dayalı geleneksel toplum yerine daha kapsayıcı bir anlayış getiren bu alternatif toplum düzenine Per Albin Hansson tarafından insanların evi, "folkhemmet", denmiştir.

 

Bu anlayışı esas alarak inşa edilmeye çalışılan refah devleti modeli, Folkhemmet'in gerektirdiği "ideolojik unsurların dengesi" kuramı üzerine kurulmuş İsveç'e özgü ideolojik bir sentezi içermektedir. Kısaca özetlemek gerekirse, bu denge İsveç sosyal demokrasisini oluşturan üç bileşkenden oluşmaktadır (burjuva, işçi ve milli-halkçı bileşken) ve genel olarak bu üç bileşkenin kendi aralarında yaptıkları uzlaşmalar zincirine dayandırılmaktadır. İsveç refah devleti modelini oluşturan bu ideolojik sentezin bütün olarak sürebilmesi adına özellikle işçi ve işveren konfederasyonları arasındaki diyaloglar devlet tarafından yapılan bazı düzenlemeler ve hatta gelenekler ile zorunlu kılınmış; hassas bir uzlaşmalar dengesi üzerine kurulu bu düzende grev ve lokavt son tahlilde başvurulması gereken önlemler olarak bulunmuşlardır. Sosyal demokrat partinin en önemli unsurunu oluşturan işçi konfederasyonu (Landsorganisationen, LO) ve işveren birliği (Svenska Arbetsgivareföreningen, SAF) arasında devlet tarafından teşvik edilen diyaloglar neticesinde bir mutabakat ruhu, "Samförståndsanda", doğmuştur. Bu karşılıklı anlayışlar ve imtiyazlar üzerine kurulu ruh çerçevesinde İsveç sosyal demokrasisi şekillenebilmiştir.

 

İlerici İsveç Müzik Hareketi

Müzikte Sosyalizm: İsveç Progg Hareketi (1)

 
   

Bu uzun ve bir o kadar da sıkıcı politik girişi 70ler İsveç müzik hareketinin ideolojik tabanının hangi bilinçli nedenlere dayandırıldığını daha iyi anlatabilmek adına yapma gereği hissettim. Zira üstte değindiğimiz özgün refah devleti modeli ve ona ideolojik olarak kaynaklık eden "folkhemmet" kuramı olmasa, burada bir İsveç müzik hareketinden bahsetmek de mümkün olmazdı. Bu bağlamda İsveç ilerici müzik hareketi, en yalın özeti ile, İsveç refah devletinin bir ürünü ve -aynı zamanda- bu devlet modeline karşı getirilmiş kültürel bir reaksiyondur. İdeolojik bir kökende İsveç müzik hareketi Folkhemmet'in sınıf-bazlı politikalarını ve İsveç siyasi partilerinde ve toplumunda olumlu çağrışımları olan modernleşmenin getirdiği negatif etkileri reddeder. 1970ler boyunca devletin kültürel politikaları, festivaller, açtığı kulüpler ve resmi radyosu "Sveriges Radio" (SR) yayın politikaları vasıtası ile bu harekete sübvansiyon sağlamış olmasına rağmen; bu alternatif müzik hareketi kapitalist ekonomik doktrinlere ve ticari kurumlar ile işçi konfederasyonlarının arasındaki işbirliğine dayandırılan bir sosyalist devlet yaratma oksimoronuna karşı oluşturulmuş bir tepkidir. Müziğin bir araya getirici, birleştirici ve benzer duygulara ortak ses verme özelliklerini kullanarak İsveç müzik hareketi; anti-emperyalist ve anti-ticari özelliklere sahip, kültürel ve politik açıdan bilinçli, bireysel aktiviteye dayalı, iş ve iş ortamına itibar eden, son dönem modern İsveç toplumunun simgelerinden biri haline gelen banliyölerdeki yabancılaşmaya karşı duran; özetle kendi dinleyicilerinin ve müzisyenlerinin sınıf kaynaklı sorunlarına kültürel açıdan bir ses sağlayan, ilerici bir toplum hareketidir. Bütün bu özellikleriyle İsveç müzik hareketi dünyada bir eşi benzeri daha olmayan bir kültür girişimidir ve rock müziğin ütopyasını kısa bir süre de olsa gerçekleştirebilen belki de tek oluşumdur.

Yazının devamında bu oluşuma şeklini veren gruplara, onların sosyalist mesajını taşıyan şarkı sözlerine ve bu oluşumun manifestosunu belirleyen Musikens Makt (Müziğin Gücü) dergisine yer vereceğim.

 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: