MÜZİK ODASI

Moribund Oblivion 2006 Almanya Turnesi

Bahadır Uludağlar - 31 Ekim 2006


7-14 Eylül 2006, ALMANYA
Hamburg, Kassel, Bischofswerda, Münih, Köln
MORIBUND OBLIVION ALMANYA TURNESİ

Evet, bu turneyi anlatmaya başlarken belki de Almanya'ya gidiş tarihimizin çok çok öncelerine gitmem gerekiyor. Hatta müziğe ilk başladığımız yıllara kadar... Çünkü bu her daim hayalimiz olan bir şeydi ve evet sonunda belli şeyler aşılmış ve yolculuk vakti gelmişti. Geçtiğimiz son 3 yıllık süreç içerisinde Moribund Oblivion ismi yurtdışında pekçok ülkede anılmaya başlamıştı. Bunu aldığımız pekçok veri ve albüm satışlarımızdan bilmekteydik. "Machine Brain" albümümüzü yayınlamadan önce kendi aramızda grupça Türkiye'de yapılamayan bir şeyi yapalım dedik. Albümün gala konseri ve devamındaki turne niteliğindeki konserleri Türkiye dışında vermeyi planlamıştık. İlk albümümüz "Khanjar”ın iyi bir satış grafiği yakalaması yurtdışından pek çok ülkeden teklif almamızı sağlamıştı. Alman bir menajere sahip olduğumuzdan, Almanya üzerine daha bir yoğun olarak düştük ve oradan gelen teklifleri öncelikli olarak dikkate aldık. Menajerimiz Aykut birbirine tarih olarak yakın tüm festival ve bize özel konser yapmak isteyen organizasyonlarla görüşüp durumu bizim için bir turne formatına soktu. Sonucunda Almanya içerisinde 5 şehir ve 5 konseri kapsayan bir turne meydana geldi ve kontratların imzalanmasından sonra hazırlıklar başladı. Turne Hamburg, Kassel, Bischofswerda, Münih ve Köln şehirlerini içeriyordu. Almanya turnesi başlayana kadar Türkiye içerisinden gelen tüm konser tekliflerini geri çevirdik ve galayı Almanya'ya sakladık planladığımız şekilde.

Tarih: 6-7 Eylül
Tüm hazırlıklar yapılmıştı ve vizelerin alınmasının ardından sabaha karşı 04.30'da kalkacak uçağımızın saatinin gelmesini bekliyorduk. Plana göre ilk olarak Hamburg'a gidecektik ve orada menejerimiz Aykut Gür bizim için kiralanan bir turne otobüsüyle karşılayacaktı bizi. Saat 07.30 olmuştu ve artık Hamburg'daydık. Aykut planlandığı gibi bizi turne aracı ile almaya gelmişti ve sabahın köründe Hamburg soğuğundan bizi kurtardı. Turnenin ilk konseri Almanya'nın tam ortasında ufak bir şehir olan Kassel'de olacaktı. Kassel Hamburg'dan 350 km. uzaktaydı ve yolculuk devam etti. Kassel'e vardığımızda yerleşik düzen ve çevre yapılanması genelde ilk dikkatimizi çeken şeyler oldu. Sanırım fazla medeniydi:) İlk gün şehri gezmekle geçti. Almanya'da turne haricinde ayrıca bir klip ve Moribund Oblivion DVD'si için bir takım çekimler planlanmıştı ve ilk günden bu çekimlere başladık. Şehrin en tepesinde bulunan ünlü Hercules anıtında yapılan çekimler gayet keyifli geçti. Orada o an bulunan pek çok Japon turist de canlı Moribund Oblivion röportajı dinlemiş oldu:) (Japonlar çok meraklı malesef:) ) Gece ise Almanya'ya gelmemiz şerefine düzenlenen bir partide aldık soluğu ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar bu partide vakit geçirdik.

Tarih: 8 Eylül
Gece ve bir önceki günün yolculuk yorgunluğuna rağmen sabahın erken saatlerinde kalktık. Aykut tüm grup üyeleriyle bir baba edasıyla ilgileniyordu. İlk konser yaklaşmıştı artık. Galaya saatler kala durup bir an düşündüm ve o an belki de çok farklı şeyler geçti içimden. Ülkemizden başka bir yerdeydik ve black metal için ordaydık! Bu çok farklı bir duyguydu. Öğleden sonra konserin yapılacağı Barracuda Bar'a geçtik ve soundcheck işlerine giriştik. Konseri Dark Bound Productions üstlenmişti ve Legacy Magazine de konserin en büyük destekçisiydi. Konserin headliner'ı olduğumuzdan Ancient Existence ve Klabautamann isminde iki Alman grup bize eşlik edecekti. Bi ara backstage'de ciddi bir kalabalık oluştu ve gelen fanlar ile bir tanışma toplantısı halini aldı. Ancient Existence elemanları özellikle bi ara yanıma gelip şunu dediler ki çok mutlu oldum: "Sizi burada çok seviyorlar ve Avusturya'da da çok bilinen bir grupsunuz." Bu gibi şeyleri duymak tabii ki büyük moral oluyordu. Akşam saat 20.00 olmuştu  ve mekanın kapıları açıldı. İlk konserimizde açıkçası bizi neyin beklediğini pek bilemiyorduk. Aykut bize özellikle bir gün sonraki büyük festivale konsantre olmamız gerektiğini söylüyordu. Orta büyüklükteki bir mekandı Barracuda ve 400 kadar biletli izleyici vardı mekanda. Kassel ufak bir şehir olduğundan bu rakam haliyle çok iyi bir rakam olarak söylendi bize. Konuk gruplar sırasıyla sahne aldılar ve sıra bizdeydi. Sahneye ilk çıktığımızda herkesin suratında "Türkler ne yapacak acaba?" cinsinden bir ifade vardı. Albümlerimizden bizi biliyorlar fakat canlı ilk kez izleyeceklerdi ve haliyle Türk olmamızdan da ötürü ciddi bir merak sözkonusuydu. Bunu da suratlarından okumak hiç de zor değildi. Bir anda nerde olduğumuzu unuttuk ve tüm hızımızla giriş yaptık. Konserin hemen öncesinde faşist bi Alman, menajerimiz Aykut'a şöyle diyordu: "Moribund Oblivion ne kadar hızlı çalabilir ki? Düşündüğüm şeyi yaparlarsa en önde dağıtacağım ama sanmıyorum."

Bunu Aykut bize belirtti fakat o kalabalıkta şahsın kim olduğunu bilemiyorduk. Tüm hızımızla girmiş ve devam ediyorduk. Almanlar epey bir şaşkındı. 3. parçadan sonra sahneye bir Alman çıktı ve performansımızı bir süre etkilese de bir an bile kafa sallamayı kesmedi. Sonradan öğrendik ki o kişi konser öncesi Aykut'a o lafları eden kişiymiş:) 15 parçalık bir playlistin ardından seyirci gayet memnun ve şaşkındı gözlemlerimiz üzerine. Sahneye tekrar davet edildik ve "Ruins Of Kara-Shehr"i bir kez daha çalarak Machine Brain galasını noktaladık. Konser sonrası backstage tam bir karnaval alanı gibiydi. Foto çektirenler, imza alanlar vs. çok keyifliydi. Ertesi gün büyük gündü ve turne boyunca çıkacağımız en büyük festivale gidecektik. Aykut konserin çok iyi geçmesinin ardından hemen bir parti daha düzenledi. Anladık ki almanya'da zaten bu bir takılma stili:) Gittiğimiz bir gothic disco vardı ki görülmeye değerdi gerçekten. Geceye o günkü konuk gruplar da gelmişlerdi ve gece boyunca peşimizi bırakmadılar desem yeridir:)

Tarih: 9-10-11 Eylül
Evet hızlı bir gün ve gecenin ardından turnenin en önemli konseri için 450 km. ötedeki Doğu Almanya'ya doğru yola çıktık. Batı Almanya'nın müthiş yapısı doğuya gidildikçe yavaş yavaş yok oluyordu. Doğu Almanya kesinlikle daha kasvetli ve hala dünya savaşının etkilerini taşır gibiydi. Epey yorucu bir yolculuk oldu ve akşam üstü 16.00 sularında Dresden'den 30 km uzaklıktaki Bischofswerda şehrine vardık. East-Club'ın 9 yıldır sürdürdüğü Morbide Fest. Doğu Almanya'da epey prestijli bir festivaldi ve bizi ilk güne göre daha büyük bir kitle bekliyordu. Festivale co-headliner olarak davet edilmemiz kimilerini fena halde rahatsız etmişti. Almanya'da bir takım nazi topluluklar bunu protesto etmiş ve festivale gelip olay çıkartacaklarını bildirmişlerdi. Aykut bizi bu konuda daha önceden uyarmıştı fakat açıkçası umrumuzda bile değildi. Bischofswerda'da 2 gün geçirecektik ve alana vardığımızda görüntü müthişti. Heryer metalci kaynıyordu. Gerçekten harika bir görüntüydü. Bir anda turne aracımıza gözler çevrildi ve aralardaki konuşmalar ufak ufak kulağımıza geliyordu. Festivalin organizatörü ve sahibi Heiko During hemen bizi karşıladı ve olaylardan haberdar olduğunu söyledi. Yalnız festivalin her türlü duruma karşı profesyonel bir security team'i olduğunu belirtti. Biz de buna gerek olmadığını söyleyerek "Karaoğlancılık" yaptık:) Festivalde Çek Cumhuriyeti, Amerika ve Almanya'dan pekçok grup vardı. Festival alanı tıklım tıklım dolmuştu ve backstage'de sıramızın gelmesini beklemeye başladık. Bizden bir sonra sahne alacak olan headliner grup Eisregen Avrupa'da pek tanınmamış fakat Almanya'da epey itibar gören bir gruptu ve backstage'de aldı bir sohbet... 5 yıldızlı oteli andıran bir backstage vardı ve vakit oldukça iyi geçiyordu. Hatta ben ara ara mevcut bulunan internetten dvk forumlarına girip fest ve Almanya ile ilgili gelişmeleri bildiriyordum. Sabahın 04.00'üne kadar süren festivalde 00.00 gibi sahneye çıktık.

O saatte Türkiye'de çalsak ve headliner dahi olsak  sanırım 50 kişi olurdu en fazla ama festival alanının tamamı doluydu ve 1 kişi bile gitmemişti. Mantalite farklılığına bağladık bunu çünkü adamlar oraya konsere ve eğlenmeye geldiklerini bilinci içerisindeydiler. Yaklaşık 3000 kişiye karşı ilk sözlerim Almanca olarak "Size Türk black metalini getirdik" demek oldu. İnanın bu sözü söylerken inanılmaz duygusal bir yoğunluk yaşadık sahnede çünkü o an sanki seyirciler arasında tanıdık tanımadık kim varsa görür gibiydik. O anki duygular gerçekten yaşanmadan anlaşılamaz. Moribund Oblivion'u duymuş ve bilen pekçok organizatör, yazar, radyocu vs. gibi insanlarda meraklı bakışlarla bizi izliyorlardı. Bu festivali de Rock Hard dergisi destekliyordu. Aykut bizi pekçok organizatörün alanda bizi izliyor olduğu konusunda uyardı. Konsere anonstan sonra hızlıca bir giriş yaptık yine ve zaten anons arkasından bir uğultu kopuvermişti. Millet gerçekten ilk parçadan kopmaya başlamış ve bizi de o derece gaza getirmişlerdi. Açıkçası Türkiye'de az rastlanır bir konser atmosferi içerisindeydik ve bu durum performansımıza da o derece olumlu yansıdı. Bir kaç parça sonra sahnenin bana göre sol tarafında Neo-Nazilerden oluşan bir topluluğa gözüm takıldı. Evet sanırım beklenenler gelmişti:) Yalnız ne var ki birkaç parça daha sonra ağızlarından salyalar akıtarak kafa sallamaya başladılar:) Bu durum görülmeye değerdi. Müthiş bir destek vardı ve sanırım Türk metalini yeteri kadar iyi gösterebildik onlara. Alanda Alman, Avusturyalı ve Polonyalılar çoğunluktaydı. Konser sonrası müthiş bir ilgi ve herkesin elinde albümlerimizi görmek mümkündü.  Bizi tanıyanların haricinde ilk kez orada bizi izleyerek tanıyanlar alan dışındaki standlardan albümlerimizi tabiri caizse kapış kapış almış ve kulise girmeye çalışıyorlardı. Organizasyon alkollü olan bazı Alman fanları içeri almadı fakat girebilenler ile Türkiye ve Türk metali üzerine güzel sohbetlerimiz oldu.

Bize şunu diyorlardı: "Biz Almanya'da Türkleri çok görürüz ve iyi biliriz ama siz bizim kafamızdaki Türk olgusunu ve profilini yıktınız. Siz mi gerçeksiniz, yoksa onlar mı? Gerçek Türkler nasıldır?" evet adamlar apışıp kalmakta haklıydı çünkü gerçekten Almanya'daki Türkler için ben de pek olumlu konuşamayacağım. Müthiş bir festivaldi ve çok iyi hatıralarla ayrıldık ordan. Ertesi gün 3. konserimiz Hamburg'daydı fakat organizasyondaki bir problem nedeniyle bu konser son anda iptal edilmişti. Açıkçası ne yalan söyleyeyim buna epey sevindik çünkü 500-600 km. uzaktaki Hamburg'a gitmeyi o yorgunlukla gözümüz hiç kesmiyordu:) Gerçek turne temposunun çok ağır olduğunu söylememde fayda var. Gündüzleri yolda akşamları da çalark geçti hep ve gerçekten yorucuydu. Doğu Almanya'dan ayrılıp Kassel'e geri dönerek o 1 günlük boşluğu dinlenerek geçirdik. Yarım gün dinlendikten sonra klip çekimleri için yine çekim alanına gittik ve aynı zamanda DVD çekimlerine de devam ettik. Klip için dünya savaşında nazi subaylarının karargahı olarak kullanılan fakat şimdi müzik stüdyoları haline getirilmiş bir iç mekan ayarlanmıştı ve hakikaten hoş bir yerdi. Gece olduğunda yine feci bir yorgunluk vardı ve bu arada Almanya'ya geldiğimiz günden bu yana bizim elemanlar aralıksız alkol alıyordu:) Davulcumuz Fatih'in bu konudaki şöhretini bilen bilir zaten:) Hayat boyu yetecek kadar alkol tüketimi ve vücutları içerisinde stoğunu yaptılar diyebilirim:)

Tarih: 12-13-14 Eylül
Ertesi gün yine yollardaydık ve hedef Münih'ti. Legacy Magazin'in düzenlediği bir konserde yine headliner olarak sahne alacaktık. Bu konserde epey güzel geçti yine benzer şeyleri sıralamayayım ama gayet iyiydi. Konser sonrası artık gerçekten vücutlarda derman kalmamıştı ama dayanıyorduk. Sağolsun Aykut da o kadar yorucu geçen her konserin arkasına bir parti dizayn etmişti ve ölmemize neden olacaktı:) Gece kısa bir dinlenişin ardından ertesi gün soluğu Köln'de aldık. Münih'e göre daha ateşli bir izleyici kitlesi ile konser tam tadında geçti diyebilirim. Münih, Köln ve Kassel konserlerinde az da olsa Türk destekçilerimizde vardı ve yurtdışında kendi insanımıza çalabilmek gerçekten güzel bir duyguydu.

Konserler bitmişti ve ana merkez olarak belirlediğimiz Kassel'e tekrar geri dönmüştük. Klip çekimlerini de son gün tamamlamış olduk ve bu müthiş turnenin sonuna gelmiştik. Son gece yine tabiki düzenlenen partide son hatırladığım görüntü Fatih'in yanan alevli bir içki içmeye çalıştığıydı :D
Almanya'dan ve edindiğimiz Avrupa tecrübelerinden ileriki yıllara çok olumlu şeyler kaldı. Konser sonraları performanslarımızdan memnun kalıp tekliflerde bulunan organizatörler, röportaj verdiğimiz dergiler vs. hem bizi, hem de Türk metalini umarım bir kaç adım daha ileri götürebilmiştir. Seneye Haziran ayında yeni Moribund Oblivion albümüyle birlikte Avusturya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Almanya gibi farklı birkaç ülkeyi içerisinde barındıran yeni bir avrupa turnesinin anlaşmaları daha şimdiden yapıldı. Amacımız yine Türk metalini elimizden geldiğince tanıtmak olacaktır. Umuyorum ki bizi içerisine bir türlü sindiremeyen bir kısım yerli dinleyici kitlesi de kendi değerlerine karşı biraz daha önyargısız ve kıymet bilir cinsten yaklaşım göstermeyi öğrenebilirler. Keza onların yıllardır yapmadıklarını veya bilinçli olarak yapmak istemediklerini yabancı müzik severler birkaç gün içerisinde bize gösterdiler. Her şeyden önce iyiye iyi demeyi biliyorlardı ve kompleksleri yoktu.



Bahadır Uludağlar
moribundoblivion@hotmail.com
www.bahadiruludaglar.net







Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: