MÜZİK ODASI

Melodik Death Geleceğe Ne Bırakacak?

Erdem Yalçın - 27 Ocak 2011

Melodik death metal dendiğinde, akla ilk gelecek gruplar bellidir: At the Gates, Dark Tranquillity, bir dönemin In Flames'i... Bugün, At the Gates artık yaşamıyor. In Flames bambaşka işler yapmakta. Darktranquillity ise, son albümlerinin kalitesine karşın, The Gallery'nin kopardığı gürültüyü yakalayabilmiş değil. Bu durumun bize verdiği ipuçlarını bir kenara yazalım ve devam edelim.*

Children of Bodom, Norther, Kalmah gibi gruplara baktığımızda ise, gayet kaliteli işlerin yapıldığını görebiliyoruz. Ancak, bu kaliteli işler de gürültü koparmaya yetmiyor, kendi yatağına akarak, kısmen sessiz ve derinden ilerliyor. Yukarıdaki ilk iki paragrafın az çok nereye vardığı bellidir. Bugün, melodik death metal, 90'ların ortalarından sonlarına doğru arkasına aldığı rüzgarla değil, kendi yakıtını kendi üreterek ilerliyor.

Bu duruma, romantizmle bakarak, "ah vah" etmenin anlamı yok. Anlamlı olan, süreci ilerleten dinamikleri, "metalin yasalarıyla" incelemek...

İstisnasız bütün alt türlerin başına gelen "zirve yasası", melodik death'in de başına gelmiştir.

Zirve Yasası

Her şeyin değişip geliştiği, bir şeyin aynı zamanda hem kendisi, hemde kendisinden başka bir şey olduğu insanlığın tarihsel birikimi çerçevesinde bilinen bir yasa. Anlık bir zaman aralığında kendisi olan bir şey, aynı zamanda bir başka şeye dönüşmenin potansiyelini de içinde barındırmakta. Bu dönüşümü, niceliğin niteliğe dönüşümü olarak da okuyabiliriz.

Bu girişi yaptıktan sonra zirve yasasını açıklayabileceğimi sanıyorum. Daha önceki akrabalarıyla belli bir ilişki içerisinde olan ve ondan aldıklarıyla ortaya "başka" bir şey çıkartabilen gruplar, yeni bir tarzın öncüsü oldu. Bu yeni tarzın belli bir gelişim evresinde, potansiyelin kinetiğe dönüşmesine benzetilecek biçimde, tarz hız kazandı ve kendi zirvesine yerleşti.

Bir tarzın kendi zirvesine yerleşmesi, sadece o tarzı ilgilendiren bir mesele değil. Aksine, rock müziği çoğu zaman, kendi zirvesini yaşayan tarzlar sürükledi. Zira, "farklı tatlara" olan ihtiyacı, doğal olarak kendinin zirvesini yaşayan tarzlar karşıladı. Bu durum, "yeni tarzların" sadece kendi iç enerjisiyle değil, metal müzik dünyasından gelen rüzgarla ilerlemesini de sağladı. İşte bu rüzgarla yelkenini dolduran tarzlar bir döneme damgasını vurarak gürültü koparttı.

Ancak bir kez, kendi yatağının dışına taşan "yeni tarz", taşan bir nehrin kollara bölünmesi gibi farklı yollara saptı. Bu yollar, "daha genç akrabaların", "başka farklı tatlarla" harmanladığı yerlere aktı ve kendine göre mesafe aldı. "Biz babadan böyle gördük" diyenler ise, aynı şeyleri tekrarlamanın girdabına düşerek durgun göletler oluşturmaktan başka işe yaramadı ve en nihayetinde buharlaşarak kurudular. Bu yasayı, black metal'den thrash metal'e, death metal'den glam'e kadar bütün tarzlara uygulamanın abartı olmayacağını düşünüyorum. Ancak yazının konusu gereği, melodik death metal'e bakalım. Bugün, In Flames, melodik death metal adına buharlaşmış, başka nehirleri besleyen yağmur sularına benzetilebilir. Dark Tranquillity, biri kocaya kaçan, diğeri hayırsız çıkan evlatlarının kahrıyla emekliliğini bekleyen, ama mahalle kahvesine girdiğinde herkesin ayağa kalkarak selamladığı bir "babadır".

Melodik Death Geleceğe Ne Bırakacak?

Melodik death metal'in daha genç akrabaları olan Children of Bodom, Norther, Kalmah gibi gruplar ise, varoşlarda racon kesip faça atmaya, "Ne para ne manita ne de araba, çok da s*kimde bu dünya, duysun alem böyle aşkı, bu mahallede kral biziz hacı" modunda, inandıkları işleri yapmaya devam etmektedir. Yasa dinlemez bu gençlerin yanında, Heaven Shall Burn gibi çömezler, melodik death metal'i farklı tatlarla zenginleştirerek, kendi enerjileriyle yol almakta, çok da iyi yapmaktalar...

"İş Bize Düştü" Yasası

İş Bize Düştü Yasası, enerjinin korunumu yasasından hareketle açıklanabilir. Bilindiği gibi, enerji, yoktan var olmaz ya da vardan yok almaz. Ancak dönüşür. Bir nehrin enerjisi evinizi aydınlatmaz fakat, o nehirden üretilen elektrik enerjisi evinizi aydınlatabilir. Bu durumda, "yeni" olduğu zamanlarda kendi zirvesini yaşayarak metal müziği de sürükleyen tarzlar sönümlenmeye yüz tuttuğunda, metalin enerjisini ne verecek? Cevap, az çok belli, yepisyeni tarzları deneyip dikiş tutturabilen gruplar... Ancak grupların bu yepisyeni tarzları keşfetme, deneme ve dikiş tutturabilme süreci, pek de öyle bugünden yarına gerçekleşebilecek bir şey değil. Dolayısıyla, metalin gelişim sürecinde arada bir boşluk oluşmakta. Bu boşluğu dolduracak olan dolgu ise, "en baba olanların","madem gençler daha öğreniyor, iş bize düştü" diyerek, bayrağı bir süreliğine taşımalarıdır. Son dönemde, örneğin Accept'in yeniden bir araya gelip, bu kadar talip bulmasını buna bağlayabiliriz. Accept gibi, yukarıda bahsettiğim boşluğu doldurabilecek pek çok grup, pek çok ürün ortaya çıkartmakta. Ama tabii ki, bu bayrağı taşıyabilmek, "eskisi kadar iyi yaparak" değil, "eskiyi yeniyle, yenisinden daha iyi yaparak" mümkün oluyor. Bu açıdan Bekâm Örün'ün Motörhead'in son albümü vesilesiyle yazdığı yazı oldukça öğretici. Gerek Motörhead, The Wörld is Yours albümüyle, gerek Iron Maiden son üç albümü ve özellikle The Final Frontier ile, eskisi kadar iyi yapmakla yetinmemiş, eskiyi yeniyle, yenisinden daha iyi yaparak içinden geçtiğimiz döneme damgasını vurmuştur. "İş bize düştü" diyerek, metali sürükleyecek enerjiyi ortaya çıkarmış, gencecik hayranlarını arkasına alarak, "yaşlanmadık, olgunlaştık!" demiştir.

"Su Akar Yolunu Bulur" Yasası

Daha önce söylemiştim, kendi zirvesini yaşayan tarzlar, zirvenin ardından farklı yollar bularak kendi halinde ilerler. İçinden geçtiğimiz dönem, 2000'ler, kanımca, 2000 öncesindeki yeni tarzların mezarlığı olduğu kadar, kendi halinde ilerledikleri bir dönem. Bu dönemi kurtaran da, "İş bize düştü" diyenler. Peki ya sonra ne olacak? Iron Maiden, Motörhead ya da Metallica, ne kadar kaliteli işler yaparsa yapsınlar, bu özel dönemi geçtiğimizde, kendi büyüklükleri dışında, arkalarında rüzgar hissedemeyecekler. Bu özel dönemi aşacak olan ise, kendi halinde akan suların, başka pınarlarla birleşerek gürleşmesi, çocukluktan gençliğe adımını atmasıyla mümkün olacak.

Melodik Death'in Ruhuna Fatiha mı?

Bu yazıda, melodik death'i özellikle ele almamın sebebi, sevgim değil. Melodik death bence, 2000 öncesinde yeni şeyler ortaya çıkartan tarzların sonuncusu ve en gencidir. Ve kuşkusuz, içinden geçtiğimiz dönem aşılacaksa, melodik death'in ortaya çıkarttığı birikim, olduğu gibi kalarak değil ama dönüşerek, bu işte bir paya sahip olacaktır.

Günümüzün hard rock yapan gruplarının hiçbiri, 70'lerin soundunu taşımıyor. Thrash metal de kezâ, 80'lerin soundunu taşımıyor. Aynı şey death metal ve diğer türler için de geçerli. Bu, bir arayışın ürünü olarak okunabilir.

Ancak bayrağı, "İş bize düştü" diyenlerin elinden alıp, "bu işi biz yaparız" diyen gençlerin kimler olacağını görmek için, hala zamana ihtiyacımız var.

*Entombed, Dismember, Amon Amarth gibi grupları Melodik Death kapsamında ele almadım. Bilindiği gibi bu gruplar, ince bir çizgiyle melodik death'ten ayrılıyor. Ancak, yazının bütününde bahsedilen yasalara tabi olmaktan bu gruplar da kurtulamamıştır.

Melodik Death Geleceğe Ne Bırakacak?



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: