MÜZİK ODASI

'max'imum Coşku, 'max'imum Heyecan, 'max'imum Ruh!!!

Sadi Tirak - 30 Nisan 2006
25 Şubat 2006 İstanbul

Taksim, Yeni Melek Gösteri Merkezi

SOULFLY Konseri

İstanbul, İstanbul olalı böyle bir konseri çok az yaşamıştır. 25 Şubat 2006 gecesi Yeni Melek Gösteri Merkezi'nde yıllardır yolları gözlenen Max Cavalera(S.A.V.) önünde yaklaşık 1200 kişi kendinden geçti ve unutulmaz bir konser daha geride bırakıldı.


Konser anlatımına geçmeden önce, konser saatine kadar neler olup bittiğinden başlayalım.


25 Şubat sabah 02.00 sularında Soulfly'ın Türkiye sorumlusu (rehber, koruma..) Tayfun Altınbaş ile Soulfly ve ön grup Linea 77'yi taşıyan otobüsleri Kapıkule sınır kapısından almak üzere yola çıktık. Bu ülkedeki Rock/Metal kültürünün yaratıcılarından biri olan Tayfun ağabeyin hoş sohbeti sayesinde yolculuk oldukça eğlenceli geçti. Sabah 07.00 sularında sınır kapısındaydık. Tam da bu sırada grubun turne menajeri Christina'nın telefonu geldi ve kafilenin sınır kapısına vardığını bildirdi. öncelikli olarak İtalyan grup Linea 77'yi taşıyan otobüsün işlemleri tamamlandı ve sınırdan geçti. Ben de kendilerine İstanbul'a kadar eşlik etmek üzere otobüse atladım. Grup Soulfly'ın Avrupa turnesinin son bölümünde turneye dahil olmuştu. Onlardan önce Soulfly'a Skindred adlı grup eşlik ediyordu. Fakat Linea 77'nin ön grup olarak sahne alacağından İstanbul'da pek kimsenin haberi yoktu. Zaten tanıtım işlemleri çok kısıtlı tutulan konserin afişinde bile ön grup ibaresi bulunmuyordu zira.


Yol boyunca grubun vokalisti birçok kez kamerayla etraftaki manzaraları kaydetti. İstanbul sınırına kadar uyuyan diğer grup elemanları ise İstanbul'a girer girmez ve özellikle de sahil rotamız boyunca şehr-i İstanbul'u seyre daldılar.


Saat 14.30 sularında İstanbul'a vardık ve ekipmanı Yeni Melek'e transfer etmeye başladık. Tayfun ağabeyin öncülük ettiği Soulfly ekibinden gelen haberler ise pek iç açıcı değildi. Sınırdaki resmi işlemlerde birtakım pürüzler çıkmıştı ve kafile İstanbul'a belirlenen saatten oldukça geç varacaktı. Bizler ise tüm Linea 77 ekibiyle birlikte Yeni Melek'teydik. Grubun sahne ekipmanı yavaş yavaş kurulmaya başlamışken, fırsat bu fırsat diyerek elemanlarla birlikte (daha önceden planda olmayan) bir İstanbul gezisine çıkmaya karar verdik.


Beyoğlu İstiklal Caddesi, Galatasaray, Tünel, Karaköy, Eminönü ve Sultanahmet istikameti üzerindeki 2,5 saatlik gezimiz boyunca İtalyanların İstanbul tarihiyle ilgili birçok şey bildiğini de öğrenmiş oldum. Gezinin tamamlanıp, Yeni Melek'e dönüşün ardından saatler 18.00'i gösterdiği sırada Soulfly kafilesinin de İstanbul'a varmış olduğu haberi geldi. Fakat o saatlerdeki İstanbul şehir içi trafiğinin içinden çıkılmaz durumu sebebiyle kafilenin mekâna varması ancak 19.30 sularında gerçekleşti. Tüm bu gecikmeler ve beklemelerden dolayı Max Cavalera'nın(S.A.V.) sinirli olabileceğini düşünüyorduk fakat kendisini görür görmez bu düşüncelerimiz bir anda silindi. Zira kendisi mekâna ayak basar basmaz son derece güleç tavrıyla dikkat çekiyordu. 17 kişilik Soulfly ekibi odalara yerleşip, sahnenin hazırlanmaya başlaması ile birlikte bizler de derin bir oh çektik. Zira artık konserin gerçekleşmesi için herhangi bir engel kalmamıştı.


Saatlerdir röportaj için mekânda bekleyen arkadaşlar da nihayet röportaj fırsatına kavuşmuşlardı. Yüxexes, Rock Station ve Ağrı Kesici dergileri Max Cavalera(S.A.V.) ile 15'er dakikalık kısa röportajlar gerçekleştirdiler. Max'in odada röportajlar sırasında dinlediği etnik Hint müzikleri ise dikkat çekiyordu. Tabii dikkat çeken bir başka unsur daha vardı. Max'in eşi Gloria'nın tutumları Tayfun ağabeyin anlattığına göre gümrükteki işlemler devam ettiği sırada çıkardığı arızalar yetmiyormuş gibi kuliste de yakaladığı her görevliye sorduğu onlarca soru ile yaka silkitmeyi başarmıştı. Fakat kimse sesini çıkaramıyordu, ne de olsa o Max babanın karısıydı. Saygıda kusur eden çarpılırdıNeyse ki ön grup Linea 77 elemanları birbirinden eğlenceli tiplerdi de konser saatine kadar stressimizi azalttılar.


Saatler 20.30'a yaklaştığı sırada kapıdaki kuyruk hemen hemen her Metal konseri öncesi Yeni Melek dışı manzarası şeklindeydi. Zaman ilerledikçe heyecan arttı, Soulfly tezahüratları yükselmeye başladı, sahne hazır hale getirildi, soundcheck işlemleri yapıldı, kapılar açıldı ve seyirciler içeri alınmaya başladı.


21.00'da ise ön grup Linea 77 sahnedeydi


Tüm gün eğlenceli sohbetleriyle bizi neşelendiren grup elemanlarının performansı için kısaca şunu söyleyebilirim: Yeni Melek'te izlediğim en iyi ön grup performansıydı!


Hatta birçok ana gruptan da iyi olduklarını söyleyebilirim kesinlikle. Nu-Metal ve Metalcore karışımı müziklerini son derece hareketli bir sahne şovu ile sunan grup yaklaşık 45 dakika boyunca seyircileri Soulfly için tam anlamıyla ısıttı. öyle ki birçok seyirci, grubun sahneden inmesinin ardından fuayeye dönüp dinlenmek için beklemeye başlamıştı. Linea 77 sahnede biraz daha uzun kalsaydı birçok kişinin Soulfly'da kıpırdayacak hali kalmayabilirdi. Zira grup, izleyicileri bir hayli coşturmuştu.


Saatler 22.00'ı gösterdiğinde ise artık beklenen an gelmişti. Yeni Melek'i dolduran yaklaşık 1200 coşkulu insan nefeslerini tutmuş, kendilerini kaybetmeye hazır bir şekilde Soulfly ayinini bekliyorlardı.

"Dark Ages" albümünden "Babylon"un introsu yükselmeye başladığında salonda kopan çığlık sesleri ise o gece olacak olanların başlama vuruşu gibiydi. Önce davulcu Joe Nunez geçti davul setinin başına, ardından basçı Bobby çıktı sahneye. Derken şapkası ve spor giyimiyle dikkat çeken (ve hastası olduğumuz) gitarist Marc Rizzo fırladı.

Şarkının vokal bölümüne kadar sahnede görünmeyen Max baba ise "Lightning and thunder, fear and wonder" sözleriyle birlikte öyle bir çıktı ki sahneye, kelimenin tam anlamıyla Yeni Melek'te kıyamet kopmaya başladı.

Yaklaşık 1,5 saat boyunca yaşanan bu inanılmaz coşkulu ve ruh dolu atmosferi daha uzun tasvir edemeyeceğim. Yazının sonundaki playliste bakıp, ortamı tahmin edebilirsiniz diye düşünüyorum. Sepultura döneminden iki klasik "Roots Bloody Roots” ve "Refuse/Resist”in çalınmasını herkes bekliyordu ama grubun her konserde yaptığı eskilerden bir tane çalma tribini İstanbul konserinde "Inner Self” olarak seçmesi çılgınlıktı. Bu şarkı sırasında özellikle ön saflarda yaşanan dalgalanma kelimenin tam anlamıyla tüyler ürperticiydi.

Yıllardır kliplerde izlediğimiz, fotoğraflarıyla duvarlarımızı süslediğimiz, şarkı sözlerini ezberleyip, her röportajını okumaya çalıştığımız, yaptıkları albümlerle, çaldıkları şarkılarla hayatımıza fon müziği yaptığımız Heavy Metal'in en büyüklerinden birini daha sahnede canlı kanlı seyretmiştik işte. Var mıydı bizden mutlusu?

KONSERDEN NOTLER:

1. Max Cavalera sahne performansıyla kelimenin tam anlamıyla büyüledi. Mikrofon başındaki duruşu, gitar çalış stili ve neredeyse tüm mimiklerine kadar yıllardır sahne tavrına zaten aşinaydık ama canlı seyredince etkisinin çok daha ulaşılmaz boyutlarda olduğu anlaşıldı.


2. Sahnede Max Cavalera dışında kendini izlettiren bir isim daha vardı. Tabii ki Marc RizzoŞarkılar sırasında havada attığı uçan tekmeler, sololardaki heyecan verici yüz ifadeleri, hareketli çalış stili ile Max'den rol çalmak istemese de kendisine odaklanan göz sayısını bir hayli arttırmıştı. Konser sonrası üzerindeki Soulfly kapüşonlusunu da bana hediye etmesiyle kalbimde zaten ayrı olan yerini daha da sağlamlaştırdı.


3. "Bleed" şarkısından önce Max baba turnede kendisine eşlik eden üvey oğlu Ritchie'i sahneye çağırdı ve şarkıyı onunla birlikte söyledi. Konser sonrası lafladığımız Ritchie, bunu turnedeki her konserde yaptıklarını ve gelecek turnelerde kendi grubu ile Soulfly'ın ön grubu olacaklarını söyledi.


4. Max Cavalera seyircinin tepkisinden bir hayli memnundu konser sonrasında. O kadar ki"Bu konseri unutabileceğimi zannetmiyorum. Seyirciler tek kelimeyle çılgındı" bile dedi.


5. 17. şarkı olarak önce Marc Rizzo'nun gitar solosu, sonra her Soulfly albümündeki Tribe müzikleri ve ardından da davul şov gerçekleşti. Fakat bu davul şov öyle sıradan, davulcuların davul setleri başında gerçekleştirdiği solo performans değildi. Sahneye üç adet tamtam konuldu ve gitarist Marc, bass gitarist Bobby ve Max baba bu tamtamlarla ufak bir gösteri yaptılar. Bu gösterinin başında Max babanın en öndeki seyircilerden birini sahneye alıp, davulu onunla birlikte çalması da konserin en akılda kalıcı anlarından biriydi.


6. Yeni Melek'in eleştirilen ses sistemi bu defa da çok iyi değildi. Bir önceki Helloween konserinin aksine yer yer vokal mikrofonunda duyulma sorunları yaşandı. Ama bunu pek kimsenin umursamadığı da bir gerçekti. Zira sahnede Soulfly unutulmayacak bir şova imza atmıştı.


7. Grup yanında ayrı bir ışıkçı getirmemişti. Yeni Melek teknik ekibinden arkadaşlar grubun isteği üzerine bu işi üstlendiler ve bence çok da iyi iş çıkardılar.


8. Sonuç olarak bir rüya daha gerçek olmuştu işte. Gelmeyenler yine çok şey kaçırmış, orada olanlar ise hayatları boyunca anlatabilecekleri unutulmaz bir an yaşamıştı. Organizasyonu düzenleyen Major Müzik başta olmak üzere, Tayfun Altınbaş'a, Erdem Tatar'a, Mete Sohtaoğlu'na konserdeki emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum.

PLAYLIST:

1.INTRO / BABYLON

2.INTRO / PROPHECY

3.SEEK 'N' STRIKE

4.LIVING SACRIFICE

5.ROOTS BLOODY ROOTS

6.JUMP THE FUCK UP / BRING IT

7.BORN AGAIN ANTICHRIST

8.MARS

9.REFUSE-RESIST

10.EXECUTION

11.ARISE AGAIN

12.CARVED INSIDE

13.INNER SELF

14.FRONTLINES

15.BLEED / TREE

16.I AND I

17.TRIBE / DRUMS

18.INTRO / BACK TO THE PRIMITIVE

19.EYE FOR AN EYE



Fotoğraflar: İlker Sümertaş







Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: