MÜZİK ODASI

Kral Çıplak!

Altuğ Kanbakan - 29 Ekim 2009
Metal alt tür içeriği bakımından pek çok dala ayrılan ve bu yüzden de insana sıkıntı veren bir yapıya sahip. Zira google ile metal alt tür kelime grubunu aradığınızda metal alt türlerine dair gerçek hayatta hiçbir işinize yaramayacak bilgilere dahi ulaşabilirsiniz. Bu yüzden nereden geliyor bu kadar alt tür sorusunu sormamız haklı bir neden kazanmaktadır.
Bir önceki yazımda bunun nedenlerinden birinin piyasaya uyarlanmış metal müziğin sonucu olduğunu vurgulamıştım. Ne yazık ki bu cevap pek çok insanı, "Laz Marks" amcaya söylenen, "her poki da kapitalizme bağlaysun daa!" tepkisini vermeye itiyor. Yaptığım tespitin ne yazık ki ne yeni ne de çok ikna edici olduğunu söyleyebilirim ancak şunu daima hatırlamak lazım; Günümüz dünyasında her şey bu ekonomik ilişkiye bağlıdır. Yediğimiz ekmekten içtiğimiz suya kadar.

İkna edici bir tespit olmamasının nedeni sanat eserinin (lerinin) yaratımında sübjektif yol kullanımıdır. Bu sübjektivizm bir önceki yazımda öne sürdüğüm ekonomik modelin temelindeki materyalist felsefeye tezat bir yön bulundurmuyor. Bahsi geçen sübjektivizmin temeli doğada var olan herhangi bir şeyin tekrar yaratımını yapan sanatçının üretimi sırasındaki kullandığı teknik ve yetenektir. Doğada var olan ve sanatçının konu edindiği olgu, olay ya da nesne bireyden bağımsız olarak var olmaktadır. Ancak az önce de belirttiğim gibi sanatçının bu konuyu ele alış biçimi ve onu şekillendirişi bu sübjektivizmi yaratmaktadır.

Metal müzikte bu olguyu açıklayabilecek en iyi örnek sanırım "cover" olarak adlandırılan bir şarkıyı yeniden icra etmek durumu olacaktır. Bir şarkının her grup tarafından farklı çalınması dahi bu sübjektivizm kanıtlar niteliktedir ki, bir toplumsal olayın ya da bir olgunun farklı gruplar tarafından ele alınması çok daha farklı olacaktır. Bu açıdan baktığımızda yeni bir etken daha keşfetmiş olduk! Sanatçının yeteneği ve tekniği...

Alt türlerdeki bu inanılmaz çeşitliliğin nedenlerinde sübjektivizmin parmağı olduğunu sizi ikna ettiğime göre, en azından öyle umuyorum, gelelim bu alt türlerin birbiri ile olan organik ilişkisine, yani etkileşimlerine.

Önceden de belirttiğim gibi metal müziğin temeli 1960' ların sonunda atılmıştı. Blues, Rock 'n Roll ve Psychedelic Rock bu müziği şekillendiren türler oldular ve tarihin kucağına nur topu gibi "erken metal" gruplarını bırakıverdiler. Deep Purple, Black Sabbath ve Led Zeppelin bu kategoride sınıflandırılabilecek gruplardan. Yine erken dönemdeki Punk akımı (The Romes, Sex Pistols gibi) ve bununla aynı süreç içerisinde İngiliz metal gruplarının (Motörhead, Iron Maiden, Saxon gibi) yükselişi Metal alt türlerinin çeşitlenmesine de yol açtı. Örneğin Judas Priest' ın Daha sert riffler kullanması ile metal müziğe ait sert müzik imajı oluşmaya başladı. Motörhead ile hızlı basit riffler ve Blues' a içkin sololar ile Speed Metal, Trash Metal ve hatta Black Metal' in tohumları da atılmış oldu. Kiss ve Alice Cooper' ın da içinde bulunduğu Shock Rock ile Glam Metal (Motley Crüe, Twisted Sisters) ve ilerleyen dönemlerde Industrial Metal' in yaratıldı. Hepsinden çok dikkat çeken ve bu yazının da konusunu oluşturan Nu metal' in temelleri ve yükselişidir.

Erken Dönem Metal ve Punk gruplarının etkisi ve Trash Metal' in sert tonlarının yer yer tıraşlanmış versiyonlarının bir bileşimi olarak tanımlayabileceğim bir tür ortaya çıktı: Grunge. Bu türün adından çok bir grup akıllarda daha çok yer etti: Nirvana. 1980' lerin sonunda çıkan bu tür yeni bir ticari terim olan "Alternatif Metal"i de beraberinde getirdi.

Grunge akımının temsilcisi olan pek çok grup (ör. Pearl Jam, Mudhoney) bu ticari olguya pek de kulak asmadan  yoluna devam etti. Ancak Kurt Cobain' in trajik ölümünden sonra MTV' nin pop ikonu olması bu ticari ismin yerine oturmasına yardımcı oldu. Bu dönemde (1990' ların ikinci yarısında) Heavy Metal kökenlerine çeki düzen veren pek çok grup oldu. Örneğin Metallica, saçı başa bir çeki düzen verdi ve cilalı bir imajla Load ve Reload albümlerini piyasaya kısa aralıklarla sürdü. Bu arada Industrial Metal' de de enteresan imajıyla (kökensel bakımdan Glam Metal ile ilişkilendirilebilecek şekilde) öne çıkan isimler oldu (Marilyn Manson gibi).

Metal' in "garage" esintisinin kaybolmasıyla MTV güdümüne girmesi bir oldu diyebiliriz. 1996 yılı Nu Metal' in medya tarafından yaratılış yılı olması nedeniyle önemli bir yere sahiptir. Korn "Life Is Peachy" albümü ile o sene müzik listelerinde ilk ona girmesi ile Nu metal oluşmuş ve "hazır ol"da medyanın karşısında dikilmekteydi. P.O.D., Papa Roach, Limp Bizkit, Slipknot, Linkin Park da bu alt türün ( ya da füzyon türün) öne çıkan isimleri oldu. Halen günümüzde Dj ve rap-tarzı vokalleri ile en çok göze batan ve müzik medyası tarafından epeyce kollanan gruplar.

Bu kısa metal tarihi özetinden sonra esas soru gözler önüne seriliyor: Metal öldü mü? Evet Kral çıplak ve bunu bağırmaktan utanmıyoruz ancak kral bu çıplak bu haliyle ne kadar dayanabilecek? Gerçekten Metal' in sonu mu geldi? Ticari bir meta olarak müzik endüstrisince harcanan bu müzikal, siyasal ve sosyal varlığı kurtarmak mümkün mü? Bir sonraki yazımda umarım bütün bu sorulara cevap bulabilirim.

Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: