MÜZİK ODASI

Konserleri Kontrolü Altına Alan Yeni Canavar

Nirvana Kedi - 18 Temmuz 2010

Ticketmaster ve Live Nation'ın birleşmesi müzik severler için daha az seçim ve daha pahalı biletler vaat ediyor.
• Yazan: Dayo Olopade | Gönderen: 25.03.10, 06:32:00

Konserleri Kontrolü Altına Alan Yeni Canavar

2010'da Austin, Texas'ta bu ayın ilk günlerinde düzenlenen South by Southwest müzik ve teknoloji konferansı (SXSW), kolaylıkla müzik yöneticilerinin karmaşık oyunlarının bir parçası olabilir: Bağımsız sanatçılar, iPhone kullanan seyircilerin oluşturduğu renkli kalabalık, canlı gösteriler bulmak amacıyla barlardan dans salonlarına ve kitapçılara akın etti. Müziğin ne zaman sona ereceği hakkında kimsenin bir fikri yoktu. En büyük gösterilerden bazıları (caz ekibi Sharon Jones ve Dap-Kings, yeni İngiliz yıldızlar The xx, elektro-stilist Major Lazer ve intikam peşinde koşan Bone Thugs-n-Harmony) yeşil alanları ve gösteri merkezlerini dolduran muazzam kalabalığa hafta boyunca heyecanlı anlar yaşattı. Ancak kendi akustik rap veya Tejano ska eserlerini yorumlayan bazı gruplar şarkılarını boş restoranlarda bir kaç sarhoş dinleyiciye çalarak tanınmamış olmanın zorluğunu yaşadı.

Austin'de zenginler (ünlü gruplar) ve yoksullar arasındaki bu ayrım ilkbahar ve yaz konser sezonu açılırken yaklaşmakta olan hararetli bir politik tartışmayı göz önüne çıkardı: Ticketmaster ve Live Nation 'ın Ocak 2010'da birleşmesinden sonra ortaya çıkan Frankenstein benzeri dev kuruluş hakkında neler yapılması gerekiyor? İki şirket birleştiğinde--bağımsız girişimlerinin ve konser müdavimlerinin belli belirsiz protestolarından sonra--müziğin geleceğine dair önemli müdahalelerin tohumlarını ektiler.

Şirketin yeni misyonu "canlı konser deneyimini en üst seviyeye çıkarmak" cümlesiyle açıklanıyor. Pratikte bu cümleyi dünya çapında 22.000 gösteri ortaya koymak, 140 milyon bilet satmak ve karşılığında yaklaşık 6 milyar dolar gelir etmek şeklinde açıklayabiliriz. Ancak bu başarı tüketicilerin harcamalarıyla ortaya çıkacak ve kayıt endüstrisindeki büyük düzenlemeler sancılı bir süreç yaşanmasına neden olacak. Dijital müzik (Rihanna'nın gelirinin %20'si telefon melodilerinden geliyor) ve canlı gösterilerin (bilet satışları 2009 yılında ekonomik krize rağmen yüzde 4 artış gösterdi) albüm satışlarının yerini alarak müzik endüstrisinin temel gelir kaynağı olmasıyla, devasa şirket istekli seyircilerin cüzdanlarına daha kolay erişebiliyor. Ve şirketin tekel haline gelme ihtimali, bağımsız alt kesim müzisyenlerini büyük sahnelerden kalıcı olarak uzaklaştırabilir.

Konserleri Kontrolü Altına Alan Yeni Canavar

En Büyük Kaybeden
Ticketmaster, aynı anda, bir çok noktada bilet satabilen bir yazılım geliştiren Arizona'lı bir grup yeni mezun öğrenci tarafından 1976 yılında kuruldu. Bu tarihten önce, turneye çıkan ünlü bir grubu izlemek için konser alanında saatlerce sıra beklemek gerekiyordu (belki romantik ama bir o kadar da yorucu). Bugün, Ticketmaster bu bekleme süresini ortadan kaldırma "rahatlığı" sayesinde, tek başına yılda 1,1 milyar dolar gelir elde ediyor. 1996 yılında küçük bir kuruluş olarak yola çıkan Live Nation, gösteri saatinde kapıda toplanan kalabalığın içeri alınması işiyle ilgilendi. Antitröst suçlamalarıyla karşı karşıya gelen SFX radyo istasyonları tarafından desteklenen Live Nation, bir avuç yerel girişimciden zengin profesyonel girişimciler konfederasyonuna ve özel konser salonlarına (House of Blues franchise gibi) genişleyerek 2000 yılında konser pazarının yüzde 80'ini ele geçirdi. Şirketin yeni sanatçı yönetimi bölümü Jay-Z, U2, Lady Gaga veya Dave Matthews' Band gibi mega yıldızlarla el sıkışarak "360" yeni promosyon anlaşması ve dünya çapında biletleri tükenen 100 gösteri sağladı.

Müzik severler muhtemelen her bir varlığın kendi şirketine sahip olduğunu düşünüyor. Ancak Live Nation Entertainment--çok sayıda promosyon, bilet satışı ve tekrar satışı, ticaret ve yönetim şirketi--her alanda sözü geçen bir ad olmak üzere. ABD Adalet Bakanlığı'nın tartışmalı bir şekilde davadan çekilme kararı almasıyla gerçekleşen 889 milyar $'lık birleşme, yeni şirketin yıllık 4.4 milyar $ hacme sahip olan konser üretim pazarının %80'ine sahip olmasını sağladı.

Yeni şirketin adından "Ticketmaster" ile ilgili tüm ibareleri çıkarması kimse için sürpriz olmadı. Şirket, 30 yılı aşkın bu süreçte, 1995'te Pearl Jam den 2009'da Bruce Springsteen'e kadar müzik endüstrisinin birçok büyük isminin eleştirilerinin hedefi oldu. Müzikseverler ayrıca fiyat aldatmaca yöntemlerine ve anında tükenen biletlere sabretmek zorunda kaldı. Ticketmaster'in saltanat sürdüğü bu dönemde, bilet fiyatları 1999'dan bu yana yüzde 160 artış gösterdi (enflasyon artış oranının bir hayli üstünde)--Live Nation'un seçeneği bulunmayan seyircilere yüksek fiyatla sattığı kıyafetleri, biraları ve sosisli sandviçleri hatırlatmaya gerek yok.

Bu birleşme girişimi ve modası geçmiş uygulamaların marka değişikliğiyle sunulması konuştuğum bir çok müzisyeni mutsuz etmiş durumda. Austin'de konuştuğum bağımsız bir müzisyen olan Eddie Sumlin şunları söyledi: "Promosyon kısmından para kazanmak çok zor". Ve ekledi: "Arkadaşlarım tüm seçkin gösteriler için dişe diş mücadele ediyorlar. Büyük isimlere sahip olmak için risk alıyorlar, tabii grupların daha büyük bir isim yerine onları seçeceği konusunda hiç bir garanti yok". Örneğin bağımsız Vampire Weekend, bu yıl SXSW'ye gelmedi--Kuzey Amerika'daki tüm gösterileri yeni şirket tarafından yönetiliyor. Birleşmeden önce bile Live Nation, "kendi" sanatçıları etrafındaki yönetim, satış ve promosyon balonunu patlatmaya çalışanlara zorluk çıkarıyor ve ezip geçiyordu. New York City grubu The National ile gerçekleştirmek istediği bazı film çalışmalarını iptal etmek durumunda kalan bir müzisyen ve University of Vancouver'da profesör olan Joel Flynn konuyla ilgili şunları söyledi: "Her yıl [Vancouver'a] biraz daha büyüyerek geldiler ve üçüncü yılın sonunda Commodore'daydılar. Önceki yıllarda yaptığımız gibi bir kayıt seansı ayarladık. Ve gösteriden iki gün önce, Commodore'un sahibi olan Live Nation'dan bir telefon aldım, karşımdaki kişi şunları söylüyordu: 'Burada çekim yapacaksanız, 'oluşum ücreti' olarak adlandırılan 8.500 dolarlık bir ücret ödemek zorunda kalacaksınız.'" Etkin bir caydırıcı olduğunu söylemeye gerek yok.

Tanınmamış hip-hop sanatçıları ve rezervasyon temsilcileriyle çalışan bir prodüktör ve menajer olan Dan Solomito şunları söyledi: "Ne yazık ki bu durum bağımsız sanatçıları da etkiliyor". "Bu dev şirketler bağımsız sanatçıların hayatını daha zor hale getiriyor ve bu durum tüm sektörler için geçerli.... Rap sanatçılarının işini biraz daha fazla zorlaştırdıkları şüphe götürmez." 50 Cent'in CD'lerini, kitaplarını ve diğer sanatçıları temsil eden Central Nervous Entertainment'dan Jonathan Weiner, yeni durumu pek de umursamıyor: "Tekeller kaçınılmaz gelecek. Soru gelecekte pazarlamanın kimin elinde olacağı". "Kayıt şirketleri şu anda promosyon firmalarından başka bir şey değil. Tüm para ürünlerin pazarlanması ve turnelerde."
 

Güvensizlik
Katılımcıların, konser müdavimlerinin ve tüketici avukatların en büyük şikayeti Springsteen veya 50 Cent'i izlemek amacıyla bilet almak için hiçbir seçenek bırakılmamasının Amerikan antitröst yasasını ihlal etmesi. Amerika Tüketici Haklarını Koruma Federasyonu'nda tüketici koruma direktörü olarak görev yapan Susan Grant, birleşmenin olumsuz sonuçları hakkında şöyle konuştu: "bu birleşme sonucunda ortaya daha az seçenek ve daha yüksek fiyatlar çıkacak." Federal hükümet Live Nation'un teknolojiyi rakipleriyle paylaşmasını gerektiğini belirtse de Amerika Antitröst Enstitüsü şirketin konser üretiminin bir çok alanında "dikey entegrasyon"uygulamasının müzik severler için kötü olacağı görüşünde.

Live Nation için Beverly Hills'de açıklama yapan kişi sürmekte olan birleşme veya The Root'a özel bir açıklama yapma konusunda bir yorum yapmadı. Ancak Yale Hukuk Okulu'ndan George Priest bu antitröst davalarını ilgilendiren yasaların çok açık olduğunu belirterek şunları söyledi: "Genelde, Adalet Bakanlığı birleşmeleri ve satın almaları, satın alan iki şirketin (veya birleşmenin) rekabette olduğu durumlarda sorgular. Bu, McDonald's ve Burger King'n tüketiciler için rekabeti ve seçim sansını önemli ölçüde azaltacak şekilde tek bir fast food mega zincirinde birleşmesine benzer bir durum olurdu. Ancak şirket rekabet halinde olmayan iki farklı sektörde hizmet veriyorsa, Adalet onlara dokunmayacaktır". Bu Live Nation Entertainment'ın başına gelecekler hakkında bir fikir veriyor.

Yeterince Adil
Ancak işler politik açıdan o kadar basit değil. Başkan Barack Obama'nın seçilmesinden birkaç ay sonra, yeni Adalet Bakanlığı antitröst korumalarını ilgilendiren bir genelge tough new set of guidelines yayınladı. 2008 kampanyası sırasında, Obama tekellerle mücadele etme konusuna kısaca değinerek şunları söylemişti: "Tüketicilerin iyiliğine olmayan birleşmelerin durdurulması veya yeniden yapılandırılması için etkili eylemlerde bulunacağım". Kısa süre önce kabul edilen ulusal sağlık harcamalarından sonra, sağlık sigortası sahiplerinin yıllar boyunca keyfini çıkaracağı tekel önleme affını yeniden yürürlüğe koyacak kadar mutluydu. Aslında, Ticketmaster/Live Nation anlaşması hakkında kongreden gelen duyumlar, Cumhuriyetçi Orrin Hatch'den Demokrat Charles Schumer'a kadar senatörlerin tüketicilere zarar veren bu birleşmeyi alaşağı edeceği yönünde. O halde Adalet Bakanlığı bu rağbet görmeyen anlaşmanın neden arkasında duruyor?

Adalet Bakanlığı antitröst departmanı başkanı Christine Varney, SXSW'de Obama'nın müzik endüstrisiyle ilgili politikasına yönelik soruları yanıtladı: "Bilet konusunu ilgilendiren yasal sorunlara çözüm getirecek bir sonuca vardık ve bu çözümü büyük ölçüde yürürlüğe koyuyoruz," diyerek sözlerini sürdürdü; "çözüm gösteri alanlarının biletlendirme hizmeti kullanmasından [Live Nation Entertainment] bağımsız olarak uygulanması gereken açık ve adil önlemleri içeriyor ."

Bununla beraber, katılımcılardan biri bir komplo ortaya koydu: Sonuçta, Obama'nın Federal İletişim Komisyonu başkanı Jules Genachowski (Live Nation Entertainment olayını düzenlemekle sorumlu kişi) geçen yaz Ticketmaster yönetim kurulunda yer alıyordu. Obama'nın genelkurmay başkanının kardeşi Ariel Emanuel, halen Live Nation Yönetim Kurulu Üyesi. Katılımcı daha sonra sordu: "Başkandan aracı olmasını istediler mi?". Varney, Genachowski veya Emanuel'in kardeşinin daha önce ricada bulunması konusunda bir bilgisi olmadığını belirtti.

Bununla birlikte mevcut üçüncü taraflar için hiçbir istisna göstermeyen geleneksel antitröst yasaları nedeniyle birleşmeden asıl zarar görenler, sanatçılar ve seyirciler oluyor. 1948'de Paramount Pictures ile ABD arasındaki (film stüdyolarının filmleri kendi sahip oldukları sinemalarda gösterime sokmasını önleyen) emsal teşkil eden antitröst davasına atıfta bulunan Priest, daha sonraki çalışmaların "dikey entegrasyonun bu biçiminin tipik bir zararı olmadığını ve servislerin daha ucuz hale gelmesini katkıda bulunarak önemli kazançlar sağladığını" ortaya koyduğunu belirtti. Bu Live Nation şemsiyesine katılan organizatörler ve sanatçılar için geçerli olmakla beraber, bu sürecin "düzenlemesi" bilet satın alanların aldatılması riskini ortaya çıkarıyor. Aslında, Ulusal Tüketiciler Ligi başkanı Sally Greenberg, bu konuyla ilgili endişelerini şu şekilde belirtti : "Müşterilere karşı olumsuz geçmişleriyle tanınan bu iki şirket, sadece kanun hükmüyle varlıklarını sürdürebilirler". Ticketmaster geçen yaz gerçekleşen Springsteen konserinin biletlerinin "tükendiğini" söyleyerek müzikseverleri yine kendisine ait ikinci bir biletlendirme şirketi olan TicketWeb'e yönlendirmek vasıtasıyla bilet satışlarını kısıtlamış ve fazla ücret uygulamıştı.

Ve yasa alıp satılan şeyin sanat olduğunda durumla ilgilenmiyor. Bilet alım ekonomisi ilgili araştırmalar yayınlayan Princeton Üniversitesi profesörü Alan Kreuger konuyla ilgili şunları söyledi: "Rock konserlerinin hala alım satım pazarının bir parçası olarak değil, bir çeşit parti gibi görülmesine neden olan bir parçası var." Fakat sektörün karlı ve bilinir kalabilmeyi zorlaştıran sert ekonomik yapısı bunu dikkate almıyor.

 "Rekabet her zaman tüketicinin yararınadır, ürünleri artırır, yenilik için platform sağlar ve potansiyel olarak maliyetleri azaltır" düşüncesine olan inancının sürdüğünü onaylayan Varney sözlerini şöyle sürdürdü: "Seyirciler bilet fiyatlarını karşılayamazsa veya bağımsız grupların sahne aldığı konser salonları kapanırsa bu kötü talihtir. ... Bu durumun yaratıcı ekonomiyi nasıl etkileyeceğini bilmiyoruz."

Dayo Olopade, The Root'un Washington muhabiridir.
 

Çeviren: Nirvana Kedi
 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: