MÜZİK ODASI

KAYIP RUHLARIN BEDEN'E KAVUŞTUĞU KONSER: SCORPIONS

Kubilay Samyeli - 10 Eylül 2008

KAYIP RUHLARIN BEDENİNE KAVUŞTU


 "Bodrum, bodrum" isimli bir şarkı vardır ya MFÖ'nün hani  "Nasıl anlatsam, nereden başlasam?" diye girerler söze sanki benim şuan ki ruh halim için yazılmış.

Bugün ayın 28'i, konserin üzerinden altı gün geçmiş ve yaşadıklarımı nasıl klavye yardımıyla sizlere aktaracağımı çözebilmiş değilim.


Neyse biraz başa alalım bari. Akşam iş çıkışı Murat ARDA'yı arıyorum, telefon'da ve sonrasında aramızda geçen diyloğu kısa kısa aktaralım.


K.S: Alo, naber? İşten çıktım şimdi barbaros'dan sahile doğru yürüyorum. Beşiktaş'daysan birlikte gidelim.

M.A: Tamam kanka, en dipdeki çay bahçesine gel.


Önce çay bahçisine gidilir, çaylar içilir, Murat'ın iş kıyafetli resmi çekilir ve "Beni emperyalist üniformam ile çekme!!!" cevabı alınır. Ardından lokanta'ya gidilir yemek yenilir, sonra Murat'ın eve gidilir, zat-ı şahanelerinin duş alması ve çay keyfi yapması beklenir ve bu şekilde 21.00'da başlayacak olan konser için biz saat 20.45'de Beşiktaş'daki evden daha yeni çıkarız. Taksi de bütün kankalar aranır "Babalar sahne aldı mı? Taksideyiz, birazdan geliyoruz" sözünün üzerine "Yok daha çıkmadılar" cevabı alınınca gönlümüz ferah, kafamız rahat Parkorman'a vardık. İçeriye girdik, o da ne? Sanki yeniden "Deli Kasap 7. yıl partisi"ne gelmişim gibi herşey ve herkes birkaç küçük farklılıklar dışında aynıydı. Sohbetler eşliğinde içkileri yudumlarken babalar sahne'ye çıktı.



Ve konser...

"Humanity Hour 1" albümü'ndeki gibi önce banttan vocoder benzeri efekt ile "Welcome to humanity, this is hour 1" cümlesini duyduk sonrasında ise babaları karşımızda gördük. Öyle garip bir konserdi ki herkesin yüzünde mutluluk ifadeleri mevcuttu. "Humanity Hour 1"ın ardından sırasıyla "Coming Home", "Bad Boys Running Wild", "The Zoo" gibi şarkıları çalarken eğleniyoruz ama aklımda tek bir soru var "Acaba Send Me An Angel, Still Loving You, Wind Of Change gibi hayatımın fon müziklerini oluşturan şarkıları çalacaklar mı?" Soruyu düşünürken "No Pain No Gain", "Coast To Coast" şarkılarını çaldılar ve sonunda beklenen anlardan ilki "Send Me An Angel" çalınıyor. Şarkının daha arpej bölümünde çığlıkların ardı arkası kesilmiyor ve hep bir ağızdan "Here i am, will you send me an angel" dizeleri dile getiriliyor haykırışlarla. Sonrasında yine sırasıyla "You And I", "Loving You Sunday Morning" ve yine sevilen şarkılardan "Humanity". Sonrasında babalar hepimizin 10'dan geriye saymamızı istediler ve hemen ardından 321 çalındı. Karşımızda efsaneleri izliyoruz, sevdiğimiz bütün şarkılar çalınıyor ama zaman o kadar çabuk geçiyor ki yaşadığımız sıradışı bu pozitif konserin bitme korkusu sarıyor bünyeyi ama neyseki hala çalınacak bir yığın şarkı var ve bekliyoruz. "Dynamite" çalınıyor ve grup sahne arkasına doğru yol alıyor ve baterist James Kottak'dan gayet güzel bir solo izliyoruz ve ardından tüm grup sahneye çıkıp sadece vurmalı enstürmanlar ile bizlere farklı bir şov sergilyor yapılan, izlediğimiz şovun müziği biraz daha hareketli olsa Rio karnavalına gitmiş gibi hissedeceğim kendimi. Fakat burada ayrıca bahsetmek istediğim bir başka nokta var. İnternet siteleri ve forum'larda James Kottak'ın bateri solosunun uzun olması ile ilgili farklı yorumlar var. "Neden o kadar uzatmış?", "Kendisi John Bonham, Lars Ulrich veya Nicko McBrain'mısın ki o kadar uzun solo atıyorsun?" gibi. Fazla üstelemeye değmez ama aşırı müzik dehalarına! sahip ülkemizden bu kadar bilgili yorum yapılmasını neyse diyerek geçiştirelim. Konser'in ilk kısmının sonlarına doğru gelmeye başlıyoruz önce "Black Out" ve sonrasında muhteşem şarkı "Big City Nights" çalınıyor nasıl zıplıyoruz, kendi kendimize garip danslar ediyoruz hiç birini hatırlamıyorum ama facebook'a konuan resimleri gördükten sonra gayet iyi eğlendiğimizi fakat eğlenirken başkalarınada iyi malzeme verdiğimizi anlıyorum. Babalar sahneden iniyorlar kısa bir ara ve tekrar karşımızdalar.


Konser'den günler önce internet'ten yaptığım araştırmalar neticesinde nasıl bir şarkı listesi ile karşılaşacağımı az çok tahmin ediyordum ama 2008 turnesinde çalınmayan "Wind Of Change"in burada da çalınmayacağını düşünerek üzülüyordum ve yine belirtmek gerekir ki konserin en keyifli anı kesinlikle "Bis" bölümüydü. Sahneye önce "Still Loving You" ile çıktılar ve etraf dans eden insanlar ile doluydu. Ardından kanımızı kaynatan en güzel Scorpions şarkılarından biri olan "No One Like You" ve hemen ardından hiç beklemediğimiz "Wind Of Change"in çalınmasıyla şok yaşıyordum neyse ki Umut'umun gelip beni dansa davet etmesiyle şoku atlattım ama Umut'un "Kubiiiiiii göbeğini içeri  çeeeeekkkk!!!" demesiyle başka bir şoka girdim ve bunu atlatamadan "Rock You Like A Hurricane" çalındı, uzunca bir vedanın ardından grup sahneyi temelli terk etti, insanların bazıları alanı terk ederken, bizler hala "SCORPIONS" diyerek bir yerlerimizi yırtıyorduk ve hiç beklenmedik bir şekilde grup sadece içinden geldiği, bizlere yarattığımız güzel ve unutulmaz atmosfere bir teşekkür etmek için tekrar sahneye çıktı "When The Smoke Is Gone Going Down"ı çaldılar.


15 yıl sonra yeniden gelen Scorpions'u bazılarımız ikinci, biz ise ilk kez seyretmiştik ama çok uzun bir süre etkisinden çıkamayacağımız, ertesi günlerinde rüyalarımıza giren bir konseri geride bıraktık. Bittiği için biraz hüzün ama çokça mutluluk duygusu içerisinde kaleme aldığım bu yazıyı Orçun denen topaç'ın resimleri göndermesini bekleyerek bitiriyorum ve son söz olarak şunu kesinlikle söyleyebilirim. Zehrini tekrar içimize akıtın Akrepler!


Not: Ağar ağabey Mazhar'ın gözlere dikkat!!!



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: