MÜZİK ODASI

Karanlığın İçindeki Gökkuşağı Ronnie

Orçun Onat Demiröz - 14 Haziran 2010

Sağanak yağışlardan, kasvetli havalardan kurtularak ışıldayan güneşi ve mavi gökyüzünü hissetmeye başladığımız , rüzgarın önüne katılarak uçsuz bucaksız sahillere sürüklenmek, engin denizlere savrulmak istediğimiz şu harika günler, biz Rock 'n' Roll çocukları için pek keyifli başlamadı maalesef. Sonbaharda dökülen yapraklar misali, ilk önce esrarengiz, avangard, çelik adam Peter Steele' nin ölüm haberini aldık ve yüreğimiz burkuldu. Derken büyülü şehir İstanbul semalarında görmeyi hayal ettiğimiz Heavy Metal' in kadife sesli babası Ronnie James Dio yasa boğdu bizleri. Bu iki büyük kayıp yetmezmiş gibi, grotesk bir yaratıcılığa sahip Slipknot grubunun bass gitaristi Paul Gray' i genç yaşta uğurladık iblislerin yanına. Metal diyarından daha fazla ölüm, daha fazla uğursuzluk haberi almamak umuduyla metalin yüce tanrılarına haykırıyorum, duyun beni !!! Bu haykırıştan sonra, bu tatsız ölüm haberlerinden benim için en çok önem arz edenine geçmek istiyorum.

Karanlığın İçindeki Gökkuşağı Ronnie

Metal müzik dinlemeye, abisinin üniversite sınavını kazandıktan sonra yanında götürmediği üçüncü veya dördüncü elden çekme, köhnemiş kasetlerden başlamış, bu sayede alt-yapısını ve temelini oluşturmuş birisi olarak şunu söyleyebilirim ki, naif şampiyon küçük dev Ronnie' nin aylarca illet hastalık mide kanseriyle cebelleşerek vefat etmesi varoluşumu en derinden sarsan olaydı. 16 - 17 yaşlarındayken, üzerinde sadece Hard 'n' Heavy yazan, içerisinde de Axis' den Scorpions' a, Alcatrazz' dan Deep Purple' a, Wasp' dan Celine Dion' a ( Celine' in orda ne aradığını hala çözebilmiş değilim ! ) bir çok şarkının yer aldığı abi hatırası bir kutsal emanetle tanıdım şampiyonu ve o zamandan beridir duruşuyla, kişiliğiyle, müziğiyle benim için henüz bitmemiş bir okuldur. Bu yeni devingen görüntüler çağında, her şeyin pragmatikleştiği ve anlamsal bütünlüğünü kaybettiği dönemde biz ' yeni okul ' metalciler için Ronnie' nin simgelediği ve sahip olduğu bütün ögeler daha da bir önem kazanmıştır. Eski okulun kökleri, ucuz pop-kült ürünü techno - trance - house üçgeninde beyinlerini uyuşturan, yahut karaktersiz, ne idüğü belirsiz ticari ve boş metal gruplarını tüketen bilinçsiz gençler açısından farklılık yaratmaktadır, karanlığın içindeki gökkuşağı olmaktadır. Ölümünün ardından, tek bir büzüşmüş uzaydaki küresel köyün eski tanrısı şeytani gözleriyle zebanilerin yanından ' We Rock ' diye çınlamaktadır ve doğru yolu göstermektedir cehennem ateşlerinin içinden.

Karanlığın İçindeki Gökkuşağı Ronnie

Daha yolun diğer tarafına geçmeme, bu yolda saçlarımın beyazlaşmasına ve seyrelmesine, göbeğimin ve ensemin kalınlaşmasına, gözaltı torbalarımın hafiften çıkmasına ama içindeki çocuksu zıpırın vücudundaki bütün bu değişimlere karşılık değişmediği emektar bir metal kafa olmama var. O gün gelene kadar ben ve benim gibi nicelerinin, dijital cesur yeni dünyanın bizlere sunduğu tüketim müziği yanılsamalarının dışına çıkacağını ve Ronnie gibi gerçek müzisyenleri içselleştireceğini umuyorum. Siyah bir inci gibi parlayan, yıldızlı gecelerde Don' t Talk To Strangers' ın mükemmel gitar riffleriyle çoşulacağını, Look Up The Wolves' un ise yakılan bir ağıt parçası olacağını varsayıyorum.

Hayatın anlamını; Pablo Neruda' nın aşk kokan şiirlerinde veyahut Paul Cezanne' nin çizgilerinde ve doğa ananın mistisizmi içinde aramak yerine şehir hayatının kötü mimariye sahip plazaları, alış-veriş merkezleri, mağazaları ve siber platformları içinde arayan ve mutlu olmak için mücadele veren açgözlü insanoğlu, uzaya koloni de kursa, dünyayı yok etmeyi başarmadan ( ki pek mümkün görünmüyor ) 3001 yılına da gelse, sanatın yedi dalından bir başkası olan müzik ve onun tarihi açısından ve spesifik metal müzik tarihi açısından geçerliliğini, benzersizliğini, özgünlüğünü koruyacak yegane isimlerden Ronnie James Dio. O halde; serüven sever, fantazmagorik, ayrıksı, boyun eğmeyen, kalbi Rock 'n Roll' la atıp, birbirlerine Mosh yaparak selam çakan arkadaşlarım, kardeşlerim, canlarım varoluşumuzun özüne doğru bir yolculağa çıkalım hep beraber ve ordaki şüpheci şeytanı uyandıralım. Uyumasına izin vermeyelim ve yaşatalım sonuna kadar. Ronnie'nin sıradışı müzikal yeteneğiyle Heavy Metal' e yaşattığı en güzel zamanları anımsayalım, bize vermeye çalıştığı değerlerle yaktığımız ateşi güçlendirelim. Krallar, kılıçlar, kraliçeler, ejderhalar yoldaşımız olsun, hayal etmekten vazgeçmeyelim. Düşlerin bizlere sunulan gerçeklikten daha gerçek olduğuna inanmamış mıydı Heavy Metalin efsanesi? Bunun için yaşamamış mıydı bütün yaşamını? Sonsuzluğa uğurlanışının ardından, geride bıraktığı lirikleriyle, müziğiyle, zihinlerimize kazınan mütevazi, içten gülümsemesiyle saygımızı ve sevgimizi kazanmış, gönüllerimizi mest etmiş bu küçük adamı hissedelim her daim benliğimizde.

Ronnie; kadim dünyanın kudretli güçleriyle, modern dünyanın üzerimize diktiği habis kıyafetlerden kurtulmak için savaş vermişti. Sanki Orta Dünya' da yaşayan şövalye ruhlu gizemli bir savaşçıydı. Elfler, cüceler, entler, büyücüler, kartal efendileri en yakın arkadaşları arasındaydı. Elinde kılıcı, atının üzerinde son derece estetik ve etik bir şekilde hissettiriyordu vakur varlığını. Kabile davulları onun için çalınıyordu karanlık ormanların derinliğinde. Gözlerini gün yeni yeni ağarırken sonsuzluğa yumduğunda artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Yazıma burda son verirken, bir başka Heavy Metal efsanesi olan Bruce Dickinson'dan Tears Of The Dragon'u bu eşsiz küçük dev adama armağan etmek istiyorum. Eminim, ejderhalar bile senin için gözyaşı dökmüşlerdir sevgili Ronnie. Gittiğin yerde huzuru bul ve hep olduğu gibi sevgiyle kal...



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: