MÜZİK ODASI

İstanbul'dan Dianne Reeves Geçti...

Nirvana Kedi - 27 Temmuz 2005


13 Temmuz 2005 İstanbul
Harbiye Açıkhava Tiyatrosu, Cemil Topuzlu Sahnesi
DIANNE REEVES KONSERİ

12. Istanbul Caz Festivali kapsaminda dun gece Istanbul'dan cazin ve bluesin dununu, bugununu, klasigini, etnigini ve yarinini bir arada harmanlamis muhtesem bir insan, olaganustu bir ses gecti. Dinleyemeyenler, izleyemeyenler onemli bir deneyim kacirdi.
Bir ses ki insan sesinin en guzellerinden. Bir sahne durusu ki ne kadar olumlu enerji varsa, muzigin ve insanin ne kadar buyusu varsa acikhavayi kaplamis, tasiyor. Bir dogallik ki sanki bir annenin dizine yatmis ninni dinliyorsunuz. Bir ates ki sanki kan kirmizi tutkunun ellerine teslimsiniz. Ve bir huzun ki insana cok yarasir, hepimizin olan ve cok gercek.
Kendimizle basbasa kaldigimizda ne kadar dogalsa sesimiz ve sarki soylememiz oyle dogaldi Dianne Reeves sarkilari. Inlemesi insan, cigligi insan, aglamasi insan, konusmasi insan. O kah gurul gurul kah siril siril sular gibi akan sesi teknikle bulusturmasinda zerre zorlama yok. Sozlerini tek tek anliyorsunuz, ses iniyor, cikiyor, icinize giriyor, sizi kavriyor ve surukleniyorsunuz. Kendimi koyverdim o dalgalara!. Hic ama hic kasmadi. Hic naz yapmadi. Bizlerle olmaktan mutlu oldugunu anladim. Cok keyif verici bir sey.
Morning Has Broken ile girdi. Tanriya sukur gibi gorunse de sarki aslinda dogan gune ve sabaha buyuk bir selamdir benim icin. Dianne'nin dilinde bir baska guzel oldu bu selam.
Sonra gelsin bizim icin, evet biz seyirciler icin bir dogaclama. Bir masalci bence bu kadin. O kadar guzel anlatiyor ki icinde oldugu ani ve duyguyu. Ne diyor dedik bir an. Sonra baktik ki bizle konusuyor. Evet cunku hosbuldum diyordu, tarihinizi sevdim, yemeklerinizi sevdim, Misir Carsisini gezdim diyor. Kahkahayi koyverdik. Bu kadar mi eglenceli, bu kadar mi muzikal olur seyirciyle konusmak ya! Bir de agzindan zorla laf cikanlari dusundum de! Alkis alkis alkiiiiiiiiissssssssssss Dianne'ye!!!

Ve dogaclamasinin sonunda gene sarki soyleyerek soyle dedi: Ilk kez ve sadece sizler icin soylenen bir sarki bu. Saniyorum Dianne konser verdigi her sehirde insanlarla boyle selamlasiyor. Sarkiyla anlatiyor butun duygu ve izlenimlerini. Bu bir tur meddahlik. Yetenek ister, zihin akisi ister, kivraklik ister. Dianne bunlarin hepsine fazlasiyla sahip. Bravo.

O'nu dinlerken, sarkilarinin bir parcasi olan butun govdesi ve ozellikle ellerinin devinimini izlemek muthis bir keyif. Teni yetmiyor, tribal danslariyla, yaban Afrika sesiyle ben karayim diyor. Primitif muzigin cazla bulusmasi bu kadar mi guzel olur. Sastim, hayran kaldim.

Sonra piyano basindaki sandalyesine cokuyor. Icimden bir seyler yukseliyor. Bir firtina gelecek, blues akacak gibi ortaliga. Hal oyleyken bekliyoruz.

Ve o sessizligin icinde acaip bir inleme, acinin hukum surdugu bir ses koyveriyor Dianne. Sanki milyar kisi inliyor. Basitce mmmmmmmmmm diyen bu ses, iniyor cikiyor, gucleniyor, zayifliyor ama suruyor da suruyor. Sanki birine "hayir hayir" diyor. Izleyicilerden biri basiyor kahkahayi. Hic yadirgamiyorum. Aklima su geliyor o an. Insan aci cekerken dogaldir. Aciyi yasarken ve disa yansitirken butun estetik ve yapay duygularimizdan ariniriz. Geberecek gibi aglar veya inleriz. Bu birilerine gulunc gelebilir. Oyle bir hal oluyor o an da. Ve sonra cozuluyor Dianne. Muthis pesler, muthis bir anlatim, melodiye bogulmus bir huzun ve hoscakal diyor en sonunda sarkida birine. Sarki suresince Acikhavadaki binlerce insan yavas yavas kayboldu. Dianne ile basbasa kaldim. Karsima oturmus bana anlatiyordu. Oyle anlatiyordu ki icimde cok derin bir yere dokunuyordu. Acitmak istemedi ama cok acitti. Yaslar bosaniverdi gozlerimden. Sonra sarki bitti. Sonra derin bir ic cekis, sonra derin bir soluk ve sanki bir yeniden uyanis. Blues ve caz boyle. Gercegin yalin anlatimi. Gercegin yalin yasatilmasi. Insanligin ortaya dokulmesi. Ne bir kasma, ne utanma, ne poz. Cozuluverirsiniz. Sonra bir sey tik eder beyninizde. Belki bir piyano, belki bir bas belki de davul, belki de bir kucuk ses. Bu tutunmaniz icin bir uyaridir. Bir el saklatmasi gibi. Anla ve anladigin sana aci verse de diren.

Koptuk gittik. Yanimda oturan izleyicinin ellerini nasil bir sey bu der gibi surekli oynatmasi algilarimin ve hissettiklerimin dogru oldugunun bir gostergesiydi.

Oyle surdu gitti gece. Su gibi bir sesle su gibi akip gitti.
Dianne'neye piyanoda Peter Martin, davulda Greg Hutchinson ve basta Reuben Rogers uclusu eslik etti. Kusursuzdular ve muthis duygu yuklu caldilar. Dianne'nin onlarla olan iletisimi de cok zekice ve cok duygusal. Kasip kavurdular, ruhumuza dokundular, yasamin ritmini yeniden hissettirdiler bize. Tesekkurler hepsine.

Bu arada gecenin acilisini yapan Istanbul Superband'a da deginmem gerek.. Cok basarili muzisyenlerle yola cikmislar. Yahya Dai var. Levent Altindag baba Turk halk muziginden esinlemeler iceren saksafon sololariyla dagitti bizi. Cok mistik ufluyor. Senova Ulker trompette gene oyle. Basta Eylem Pelit, davulda Volkan Oktem, piyanoda Serkan Ozyilmaz cok iyiydi. Saksafonda Serkan Barcin'a dikkat diyorum. Bitis oncesi Dianne ile birlikte de caldilar ve hic ezilmediler. Bir Superband kurup caz yolunda Turkiye'de yer edinmeye cabalamak dus isidir. Boyle duslerin ve tum duslerin yolu acik olsun.

Izleyiciler arasinda gordugum Fatih Erkoc'u boyle bir festivalde ve Acikhavada dinlemek istiyorum.

Festivallere davetli olarak gelen ve ne icin orada olduklarini bilmeyen kitle Istanbul'da icler acisi bir goruntu sergiliyor. Bu Ankara'da boyle degildi. İstanbul'un yoz kulturunu olusturan bu davetli kesimi surekli ayakta dolasiyor, kalkiyor, oturuyor, konusuyor, yiyor, telefonlariyla oynuyor, saga ,sola, arkaya bakiyor ve konserin en guzel yerlerinde cekip gidiyorlar. Kesinlikle ayirdedilebiliyorlar tutumlariyla. Davetiye isi ortadan kalksin ve bu tur belesciler konserlere gelmesin, gelemesin diyorum. Seven oyle ya da boyle parayi basip geliyor. Tam bir celiski olarak davetli kesimi hem parali hem muzigin mesinden anlamiyor. Ey gorgusuz surusu, ben bu muzikten anlamam demek ayip degil ama sergilediginiz saygisiz, bilgisiz ve züppe tavır çok ayıp.




Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: