MÜZİK ODASI

Iron Maiden ve Clive Burr İlişkisine Dair...

Emre Çapar - 21 Mart 2013

Türk metalcileri olarak -benim de dahil olduğum- büyük çoğunluğumuz Iron Maiden'la tanıştığımızda davullarda Nicko McBrain vardı. Uzun bir süre, bizim icin Clive Burr, Dennis Stratton, Paul Di' Anno grubun eski üyeleri idi. (Tabii burada Paul Di' Anno sesi ile biraz diğerlerinden ayrılıyor) Daha sonradan keşfetmeye basladik Burr'ü, özellikle de Multiple Sclerosis hastalıgına yakalandıktan sonra.

Iron Maiden'ın Clive Burr'e Reva Gördükleri

Oysa Clive Burr, dünyada birçok Maiden fanının en iyi 3 albüm olarak adlandırdığı Iron Maiden, Killers ve Number of the Beast'te çalmıstı. Kendisi 12 Mart 2012 gecesi hayatını kaybettiğinden beri hakkında çok şey yazıldı ve kendisi anıldı. Ben de yaklaşık 2 sene evvel Classic Rock dergisine verdigi bir röportajda, hiçbir yerde değinilmeyen, Iron Maiden'dan ayrılma hikayesi ile ilgili birşeyler yazmak istedim. Bu yazının amacı, benim de büyük hayranı oldugum Iron Maiden'ı karalamak degil, sadece gözardı edilen bir olayın detaylari hakkında insanları bilgilendirmek.

Clive Burr'ün Iron Maiden'dan ayrılma hikayesi, 2011 yilinda, yukarıda bahsettigim röportaja kadar, "turne stresini kaldıramadı", "sağlık sorunları baş göstermisti", hatta hatta "alkol, uyusturucu sorunları vardı" gibi sebeplerle sanki kendi ayrılmıs gibi yansıtılmıstı. Kendisi de ne düzgün bir adammış ki, yıllarca bu konuyu açmadı. Ancak mevzubahis röportajda anlattığına göre kendisi ayrılmamiş, grup tarafindan çıkarılmış. Hem de olabilecek en kötü zamanda.

Asağıdaki linkte, Burr bu olayın detaylarını anlatmış (ayrılış hikayesi ortalarda "before we get to how he started with iron.." kısmından sonra başlıyor) :

http://archive.classicrockmagazine.com/view/february-2011/32/when-drummer-clive-burr-was-ousted-from-iron-maide

Özet geçmek gerekirse, "The Beast on the Road" turnesinin Amerika ayağındayken, Clive Burr'ün babası ani bir kalp krizi yüzünden ölür. (Acı bir tesadüf ki, babası da neredeyse Clive'ın öldügü yaşta, 57 yaşında ölür). Tabii Clive, apar topar Londra'ya dönmek ister ve grup da bunu destekler. Yerine de geçici olarak, kendisinin de yakından tanıdığı Nicko McBrain geçer. Cenaze ve sonrasında ailesi ile 2 hafta geçiren Clive, Amerika'ya geri döndügünde acı gerçeği ögrenir:

"Döndüğümde doğru gitmeyen birşeyler vardı. Bır toplantı yaptık ve ortam çok gergindi. En sonunda bana "Bir ara vermemizin zamanı geldi" dediler" diye belirtir röportajında. Ve gerisin geri Londra'ya döner. Henüz babasının matemini tuttuğundan grup arkadaslarına çok da kızamadığını, hala da bir kırgınlık olmadığını belirtir. Zaten Iron Maiden elemanları da, hastaligi (MS) ortaya çıktıktan an itibaren Clive'ı hic yalnız bırakmazlar. Adına konserler düzenleyerek sadece ona destek çıkmakla kalmazlar, MS ile ilgili de kamuoyunun dikkatini çekerler. (Açıkçası ben de 2002 yılında grubun Londra'da Clive icin verdiği 3 konsere kadar böyle bir hastalıktan haberdar değildim. Ayrıca bu konserlerden bir tanesini de seyretmiş olmak da en güzel anılarımdan biri olarak kalacaktır.)

Sonuçta Iron Maiden'dan ayrılmasının hastalıkla hiç alakası yok. Zira yine aynı röportajda belirttiği üzere, hastalık 80'lerin sonuna doğru başlayıp 1994 yılında yadsınamaz hale gelmiş. Oysa gruptan ayrılışı, daha dogrusu kovuluşu 1982 yazında oluyor. Amerika'dan döndükten sonra da, hakkında alkol ve uyuşturucu dedikoduları çıkmış. Ancak kendisi hiç bir zaman çok içen bir insan olmadığını belirtmiş.

Demek ki, Iron Maiden bile grubun menfaati icin bazi kurbanlar verip, grup arkadaşlarını kovabiliyormuş. Hem de en kötü ruh halinde iken (babanın ölmesı gibi). Tabii bu konu, Clive'ın da adamlığı sayesinde hiç su yüzüne çıkmadı.

Neyse ki, Maiden üyeleri Clive'ın hastalığında gerçek bir vefa göstererek hem ona hem de dolayli olarak MS hastalarina maddi ve manevi desteklerini hic esirgemediler. 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: