MÜZİK ODASI

İrlanda metalinin "harbi çocuk"ları: Primordial (*)

İlhan Uz - 1 Mart 2011

İrlanda'nın metal sahnesindeki haklı gururu Primordial, dört yıllık aranın (grubun fanları bu kelimeyi "hasret"in diye okuyabilir) ardından yedinci stüdyo albümüyle ortalığı dağıtmaya hazırlanıyor.

Bu yazının yazılmasına vesile olan gelişme bu. Ancak yeni albümle ilgili olarak şimdiye kadar netleşen bilgileri aktarmadan önce bir parantez açalım ve grubun 2000 yılında çıkardığı "Storm Before Calm" albümünün remaster edilmiş halinin kısa bir süre önce yeniden piyasaya sürüldüğünü belirtelim. Albüm double digipak formatında, yeni ve daha sade bir kapakla çıkacak ve grubun 2004 yılında katıldığı Summer Breeze Open Air festivalindeki (Abtsgmünd, Almanya) konserinin video kaydı da Bonus DVD olarak pakette yer alacak. Bonus DVD'deki parçalar şunlar:

1. Gods to the Godless

2. A Journey's End

3. The Heretic's Age

4. The Soul Must Sleep

5. Sons of the Morrigan

6. To Enter Pagan

Bu haberi verdiğimize göre, müzik piyasasının klasikleşmiş "finansman" ve "ön pazarlama" stratejilerini bir kenara bırakıp yeni albümden bahsetmeye başlayabiliriz.

İrlanda metalinin

İsmi "Redemption at the Puritan's Hand" olarak belirlenen yeni albüm, 23-26 Nisan tarihleri arasında (grubun resmi sitesinde 24 Nisan olarak duyuruluyor) Metal Blade Records tarafından Avrupa'da piyasaya sürülecek. Albümün prodüktörlüğünü yapan isim, daha önce Napalm Death, Electric Wizard gibi gruplarla çalışmış olan Chris Fielding. Önümüzdeki haftalarda albümün kapak çalışması, parça listesi ve ilk ses örneklerinin internette yayınlanması bekleniyor.

Grubun vokalisti Alan Averill (nam-ı diğer "Naihmass Nemtheanga") geçtiğimiz Aralık ayında Macaristan kökenli Rockinform dergisine verdiği röportajda "…[albümün] soundu yine epik ve ağır, ama kesinlikle "To the Nameless Dead"den daha karanlık olacak"(**) şeklinde konuşmuştu. Hatırlanacağı üzere Primordial, 2007 yılında çıkardığı son albümüyle hem dinleyicilerden hem de metal otoritelerinden tam not alarak büyük bir başarı elde etmişti.

Nemtheanga son olarak "Redemption…" albümü ile ilgili olarak verdiği demeçte bir hayli iddialı konuşuyor:

"Toparlamam gerekirse, bu albümün 'ölümün' albümü olduğunu söyleyebilirim. Sade ve basit. Tam anlamıyla bütünlüklü bir konsept yok ama temaların çoğu ölümlülükle ve onunla nasıl başa çıktığımızla ilgili. Onu anlamlandırabilmek için çevremizde konumlandırdığımız manevi yapılar… Cinsellik, ölüm, üreme ve tanrı. Bizler yaşlandıkça yaşamımızla olan ilişkimiz değişir; sonsuza dek yaşamayacağınızın, açığa çıkarmayı umduğunuz büyük planın asla gerçekleşmeyeceğinin, solucanlar için yiyecekten başka bir şey olmadığınızın bilinci…"

"Bizler hayvanız, canavarız ve bu canavarla barış içinde olmak hayatınızın uğraşı olabilir ama o çoğu zaman ehlileştirilemez."

"Alışmış kudurmuştan beterdir. Bizler kurtuluşu şu ya da bu yolda ararız; yalanlarda veya gerçeklerde... Çoğu zaman, tanrısız veya inançsız olanlarımız, inançlı insanı, sanki onun olağanüstü bir amacı varmış gibi kıskanır; mantık, pragmatizm, bilim ve gerçekçiliğin inancın tüm simgelerini parçalaması gerekse de, bizler kendimize yalan söylemekte ısrar ederiz. Belki de bunun alternatifi çok daha fazlasına katlanmaktır. Yani din, ölümlülük ve ölüm temaları sürekli olarak yabancılaşma, eziyet, fedakârlık, şiddet ve intikam temalarıyla birlikte ortaya çıkar. Nadiren, çok nadiren bir çatlaktan ışık sızar."

"Bizim yedinci albümümüz budur ve ondan ne bekleyeceğinizi biliyorsunuz; tutku, gerilim, bağlılık ve katıksız bir kana susamışlık. Fantezi veya gerçeklerden kaçış beklemeyin. Acıma yok, pişmanlık yok."

Primordial'ın karakteristik özellikleri akor ağırlıklı agresif riff'ler, destansı ve karanlık sözler, genellikle akustik/clean tonlara sahip intro'lar, sert gitarlar ve tabii ki Nemtheanga'nın kendine özgü ses tonu. Primordial, "Forsaken" ismiyle ilk kurulduğunda thrash metal ile yola çıkmış, daha sonra İskandinavya'da patlak veren "Black Metal'in İkinci Dalgası"nın (Mayhem, Burzum, Emperor, Gorgoroth, Satyricon, vs.) etkisinde kalarak bu türe yönelmiş bir grup. Ancak ilk demo ("Dark Romanticism", 1993) ve ilk uzunçalar albümde ("Imrama", 1995) hissedilen black metal sound'u, sonraki albümlerde giderek ağırlığını yitiriyor ve grup celtic/folk metal diyebileceğimiz türde eserler vermeye başlıyor. Son albümlerde blast-beat ritimlerin ve scream vokallerin giderek azaldığını, akustik ve clean gitarların daha fazla kullanıldığını, albümlerin giderek daha temiz prodüksiyonlarla çıktığını ve riff'lerin daha anlaşılır hale geldiğini görebiliyoruz. Bu evrimin kaynağında hem grubun müzisyenlik anlamda olgunlaşması hem de bulundukları coğrafyanın tarih ve kültürüne daha sağlam bir şekilde basmasının etkisi var. Primordial hiçbir zaman İskandinav metalini İrlanda'ya ithal etmeye çalışmak gibi bir tuhaflığa girişmedi. Her zaman İrlandalı bir müzik yaptı ama extreme metalin evrenselleşmiş kalıplarından da pek geri adım atmadı. Dolayısıyla Primordial'ın önemli bir özelliği, bahsettiğimiz sınırlı değişimin kesinlikle bir "yumuşama" anlamına gelmemesi. Black metal öğeleri grubun müzikal yapısında nüve olarak varlığını hissettiriyor. Şarkı sözleri ise başından beri Paganik Kelt kültürüne yaslanıyor.

Sonuç itibariyle, oldukça özgün sound'a sahip bir grupla karşı karşıyayız. Primordial'ın birkaç parçasını dinlemişliğiniz varsa, bilmediğiniz bir parçasını ilk kez duyduğunuzda kimi dinlediğinizi hemen anlarsınız.

Primordial bir bakıma oldukça şanslı bir grup. Abartılı bir iddia gibi gelebilir, ancak extrem'e metal sahnesinde Nemtheanga kadar, çalıştığı grubun müzik tarzına ve lirik konseptiyle uyumlu bir vokalist bulamazsınız. "To the Nameless Dead" albümünde bir hayli az olmakla birlikte, önceki albümlerinde Nemtheanga'nın brutal ve scream vokallerde de yeteneğini konuşturduğunu biliyoruz.(***)

Primordial gerçekten de sade ve etkileyici olanı bir araya getirmeyi fazlasıyla başarabilmiş ender gruplardan. Avrupa'da sayısız grubun hurdy-gurdy'den tin whistle'a kadar onlarca ucubik enstrümanı bir araya getirerek ulaşamadığı folklorizmi metal müziğin 3 temel enstrümanıyla yaratmak kolay değildir. Ancak Primordial bugüne kadar ürettikleriyle bu alanda en iyilerden biri olduğunu kanıtlıyor. Bununla birlikte, Türkçemizde maalesef tek kelimelik karşılığı olmayan "underrated" (hak ettiği değeri görmeyen) kelimesine en çok uyan gruplardan biridir Primordial. Piyasanın son yıllarda folk-metal grubundan geçilmediği düşünüldüğünde, 4 yıllık ayrılığın ardından gelecek yeni albümün Avrupa'daki yeni folk-metal trendi'ne meydan okumak gibi bir işlevi de olabilir.(****)

Primordial şimdiye kadar fanlarını hiç hayal kırıklığına uğratmadı. "Redemption at the Puritan's Hand"in de 2011'in en iyileri arasına gireceğine hiç şüphe yok. Albümün hazırlık sürecini takip etmek ve prova/kayıt sürecinde çekilen kısa videolara göz atarak albüm hakkında fikir edinmek isteyenler grubun http://www.facebook.com/primordialofficial adresli Facebook sayfasını ziyaret edebilir. Buradaki videolardan, grubun müzikal tarzında köklü bir değişiklik olmayacağı, ancak büyük bir olasılıkla müzikal açıdan daha zengin ve yoğun bir Primordial dinleyeceğimiz öngörüsünü yapmak abartılı olmayacaktır.

(*) Başlık bulma konusundaki yeteneksizliğimden dolayı tüm okuyuculardan özür diliyorum.

(**) Bir müzik eserini tanımlarken "karanlık" kelimesini kullanma klişesinden herkesin ne kadar bıktığını gayet iyi biliyorum. Söz konusu demeci çevirirken "dark" kelimesini ikame edecek başka bir kelimeyi bulmak uğruna beyhude bir uğraş içerisine girmediğim lütfen düşünülmesin. "Koyu" desen akla demli çay geliyor; "ışıksız" desen kulak tırmalıyor… Gerçekten ne yapacağımı şaşırdım. Dil bilimcileri acilen göreve çağırıyorum!

(***) Bu yaratıcı sesi son olarak Rotting Christ'ın son albümü Aealo'daki "Thou Art Lord" isimli parçada duymuştuk. Nemtheanga son olarak elini kıta ötesine, Kanada'ya da uzattı ve "Blood Revolt" isimli bir death/black metal projesinin vokallerini üstlendi. Bu yeni grubun "Indoctrine" isimli albümünün geçtiğimiz yaz piyasaya çıktığını ve eleştirmenlerden son derece olumlu notlar aldığını ekleyelim.

(****) Özellikle Kuzey ve Doğu Avrupa'da birbirinden neredeyse hiç farkı olmayan yüzlerce "folk metal" grubu özellikle son 5-6 yıldır mantar gibi türemeye başladı. İçlerinde oldukça iyi örnekler olduğunu yadsımak imkansız. Ancak bu satırların yazarı, "ortodoks" bir extrem'e metal dinleyicisi olarak, kısa sürede yaratıcılıktan uzaklaşan ve son 1-2 yıldır iyice kabak tadı vermeye başlayan bu tuhaf "etno-folklorizasyon" trendine böylesi bir "parçalayıcı" müdahalenin bir hayli yerinde olacağı kanısındadır.



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: