MÜZİK ODASI

Her Nostalji Aynı Olmuyor

Sadi Tirak - 31 Ekim 2006


10 Eylül 2006 İstanbul
Maslak, Refresh The Venue Konser ve Gösteri Merkezi
W.A.S.P. Konseri

80'li yılların en önemli Heavy Metal gruplarından biriydi W.A.S.P. Ve yine o dönemlerin en önemli Heavy Metal ikonlarından biri olan Blackie Lawless çeyrek asırlık müzikal kariyerinde ilk defa Türkiye'deydi. 10 Eylül 2006 Pazar gecesi, İstanbul Maslak Venue'de 80'li yılların Heavy Metal ateşini yakmaya gelmiş 1000'e yakın insan, huysuz ihtiyar modundaki Blackie Lawless'ı izlemeye gelmişti aslında, onu dinleyerek geçirdikleri yıllara saygı ve özlem duyguları içerisinde Birçoğuna "onu" sahnede görmüş olmak dahi yetmiştir. Ama geceden mutsuz ve tatmin olmamış bir şekilde ayrılanların sayısı da hiç de az değildi açıkçası.


8 Eylül Cuma gecesi Deli Kasap yazarlarından Murat Arda ve yeni Deli Kasap kıdemli DVK yazarlarından Conjuring Burak ile pek de eğlenemediğimiz Pink konseri çıkışında soluğu Taksim DoRock barda almıştık. Takriben 1 saat sonra Ahmet Başkan (Mute Promotions) ve Özgür Sevinç (Bronx Productions) mekâna geldiler. Yanlarında W.A.S.P'ın İstanbul konserinden itibaren turne menajerliğini üstlenecek olan Rick'le birlikte(Rick daha önce Sebastian Bach konseri için de İstanbul'a gelmişti.)

Ertesi gün yani 9 Eylül Cumartesi W.A.S.P.'ı sadece Bulgaristan'dan Türkiye'ye getirmek için kiralanmış geçici tur otobüsünü Türkiye sınırından alıp İstanbul şehir merkezine getirmek için Rick'le otelinde buluşup otogara gittik. Yanımda bize eşlik eden Conjuring Burak da vardı.

Otogara vardığımızda, grubu Bulgaristan'dan Türkiye sınırına getirmekte olan tur otobüsünün Edirne Kapıkule değil de, Kırklareli Demirköy kapısından giriş yapacağı haberini aldık. Neyse ki bu haberi yola çıkmadan önce almıştık. Aksi takdirde işler sarpa sarabilirdi :) Hemen biletlerimizi değiştirdik ve 45 dakika sonra kalkacak olan Kırklareli otobüsüne biletlerimizi aldık.


Yaklaşık 4 saatlik yol boyunca Burak ve ben uyumaya çalışsak da pek başarılı olamıyorduk. Rick ise Metal Hammer (UK) dergisinin son sayısını benden kapmış (ne güzel, yolda okurum canım sıkılmaz hayalleri ile almıştım onu tam da o gün) neredeyse her satırını okumakla meşguldü bu sırada.

Kırklareli'ne vardıktan sonra Demirköy sınır kapısına varmak için hemen taksiye atladık. Yıldız dağlarının etekleri arasında, inanılmaz büyüleyici manzaralar eşliğinde, dudak uçuklatacak bir taksimetre tutarıyla sınır kapısına yaklaşık 40 dakika sonra vardık.

Tam havanın soğumaya ve bizlerin de üşümeye başladığı anda ön camında bir dosya kağıdına yazılmış "W.A.S.P." yazısı yapıştırılmış bir otobüs kapıda belirdi. Zamanlamamız inanılmazdı yani. Bu arada Kırklareli Demirköy sınır kapısının (Malko Tarnovo kapısı) Türkiye'nin en az yoğunluk yaşayan kapısı olduğuna da bizzat şahit olduk. Zira W.A.S.P.'ı taşıyan otobüsün kapıda belirmesiyle, işlemlerini tamamlayıp sınırı geçmeleri yarım saati bile bulmadı. Bu sayede W.A.S.P. karayolu ile ülkemize giriş yapmış gruplar arasında sınırı en hızlı geçen ekip ödülüne de layık görüldü :)

Hemen otobüse atladık ve İstanbul'a dönüş yolculuğumuz başladı. Orada olma sebebimiz kafileye İstanbul'a kadar rehberlik etmekti fakat sadece Bulgaristan-Türkiye yolculuğu için kiralanan (grup turnenin geri kalan kısımlarında uçakla seyahat etti) otobüsün Bulgar şoföru tek kelime İngilizce veya Türkçe bilmediği için işimiz biraz zorlaştı. Neyse ki tabelalar ve işaret dili sayesinde İstanbul'a varmak o kadar da zor olmadı. En nihayetinde Cumartesi gecesi 21.00 sularında grubun kalacağı otele vardık.

Türkiye'deki en büyük W.A.S.P. ve Blackie Lawless hayranlarından Betül'ün de grup elemanları odalarına yerleşir yerleşmez oteli bulup çıka gelmesi ise kendisinin fanlık derecesine saygımızı arttırdı. Ha gruptan herhangi bir kişiyle görüşemedi o ayrı. Neden mi? Tüm ekibin başında Blackie Lawless gibi bir "huysuz" olduğu için tabii ki. Daha İstanbul yolculuğunda bile grup elemanları ve turne ekibine o gece otelden ayrılmamalarını tembihlemişti. Sebebini ise İstanbul'daki bombalama olayları olarak göstermişti. Hangi bombalar onlar anlamadık tabii

Yol boyunca yüzündeki o asık ve mutsuz ifadeyi ehemmiyetle muhafaza eden Blackie Lawless'ın şovu otelde de devam etti. Önce oteli beğenmedi, değiştirmek istedi. Gece gece civardaki tüm oteller arandı ve en lüks odalarından fiyat alındı. Daha sonrasında otel değiştirmekten vazgeçti fakat odasını değiştirdi. Ardından klimasının çalışmasını yetersiz buldu ve klimasının daha iyi çalıştığına inandığı başka bir odaya geçit vs vs.

Halbuki biz onu sadece sahnede şov yapıyor zannediyorduk. Meğer tüm hayatı böyleymiş


Ertesi sabah, yani konserin olacağı 10 Eylül Pazar sabahı, öğlen saatlerinde önce sahne ekibini konserin gerçekleşeceği mekân olan Refresh The Venue'ye götürmek için yeniden oteldeydik. Punk Levent de yardım için o gün bizimleydi. Öğlen saatlerinde sahne ekibi konser alanına götürüldü ve hazırlıklar başladı. Ardından akşama doğru da grup elemanları, gidip otelden alınıp mekana getirildi. Blackie kendisini mekana taşıyan aracın hızından şikayetçi oldu ve şoföre yavaşlamasını söylettirdi. Ardından aracın neredeyse backstage'deki odasına kadar girmesini istedi. Bunlarla da kalmadı soundcheck sırasında kimsenin sahneye bakmamasını, görevli olanların bizlerin bile alanın dışına çıkmasını istedi. Ardından da backstage'e getirilen yemekleri beğenmeyip otele dönmek ve dinlenmek istediğini beyan etti. Normalde konser bitiş saatinde alanda olacak olan servis aracı çağırılıp Blackie yeniden otele taşındı. Yemek yemesinin ve odasında bir müddet yalnız başına dinlenmesinin ardından (bazıları bunu "kendini konser atmosferine ve büyüsüne hazırlama seansları" olarak değerlendiriyor) yeniden konser mekanına getirildi.


Saatler 20.00'ı gösterdiğinde ise günün en heyecanlı isimlerinden biri olan Taylan Ayık ve grubu sahne aldı.

Heyecanlıydı çünkü kendisine müzik yapma şevki  aşılamış olan isimdi Blackie Lawless Ve çok uzun yıllardır ustasının önünde sahne almayı planlıyordu. Heyecanı gözlerinden okunuyordu fakat sahne performansına bunu yansıtmadı. Güçlü bir soundla çaldılar ve bu, o zamana dek izlediğim en iyi Taylan Ayık şovuydu. Yabancı bir grubun önünde sahne alan yerli grubun ilk defa daha uzun çalınması için seyircilerden destek aldığına da tanık olduk. Artık gözümüz açık gitmeyiz herhalde. W.A.S.P. menajeri de sahne arkasından onay verince Taylan baba konser ekstra şarkılar çalarak sahneden ayrıldı. Mekânı doldurmaya başlayan 1000'e yakın seyircinin alkışlarıyla Taylan Ayık için "tarihi" bir anlamı olan bu konserde çaldıkları şarkılar sırasıyla şunlardı: "Diken medley" ("Hep Hükmeden Olmak", "Öğret Bana", "Dost Yüreği", "Ay Batarken", "Asla Vazgeçme"), "Sonsuzluğa", "Son Öykü", "Sensiz", "Öksüz Dünya", "Bu Devran", "Uçurumun Kıyısında" ve W.A.S.P.'dan "Chainsaw Charlie" (sadece giriş bölümü).

Taylan Ayık sahneden indikten sonra idolü olan Blackie ile tanışmak, en azından kendi albümünü Blackie'ye hediye edebilmek veya bir imza almak istese de iki gündür menajeri hariç kimseyle muhatap(!) olmayan Blackie kabul etmedi tüm bu istekleri. Artık sahneye çıkmamak için de bir bahane bulacak herhalde diye beklerken, The Doors'un "The End" adlı şarkısı intro olarak girdi ve Blackie Lawless hazretleri ile diğer grup elemanları sahne aldılar.

Zaten mekanın neredeyse 4'te birinin dolu olması nedeniyle "yeterli konser ambiyansı" sağlanamamışken, sahnenin arkasını kaplayan backdrop olmayınca sahne de bu sönük atmosfere bir heyecan katamadı. Neyse ki sahnedeki ne olursa olsun Blackie Lawless'dı ve aşinası olunan W.A.S.P. klasikler bir biri ardına çalınıyordu da konser azap (en azından iki gündür koşturan benim için) haline gelmekten kurtulmuştu.
Zaten 80'lere yetişememiş biri olarak (1985 doğumlu olduğum için) birkaç albümlerine sevgiden başka derin duygular beslemediğim W.A.S.P. beni heyecanlandırmayan bir performans sergiledi. Tabii yine de ön taraflarda adeta bir ayine gelmişçesine nefesi kesilmiş bir şekilde konseri izleyenler, durmadan kafa sallayanlar, her şarkıya sesi yetebildiğince bağıra çağıra eşlik eden metal-kafalar da yok değildi.

Toplamda 11 şarkı çalmış olmaları ise bir "ilk"in daha yaşanmasına sebep oldu. Ön grup olarak sahne alan Taylan Ayık, esas grup olarak sahne alan W.A.S.P.'la toplamda aynı sayıda şarkı çalmış fakat daha uzun süre sahnede kalmıştı.

Seyircilerin en çok coştuğu ve eşlik ettiği şarkılar tabii ki "Love Machine", "Wild Child", "Sleeping In The Fire" ve "I Wanna Be Somebody" oldu. Blackie seyircilerle en ufak bir diyaloga girmeden (yine bazılarına göre şarkıları fazla hissederek söylemesinden dolayı) sahneden indi.

Konserin ardından ortak düşünce şuydu: Nihayet dünya gözüyle Blackie Lawless'ı izledik! Ama?


 

PLAYLIST:

INTRO: THE END (THE DOORS)

ON YOUR KNEES / HATE TO LOVE ME

L.O.V.E. MACHINE

WILD CHILD

WIDOWMAKER / SLEEPING IN THE FIRE

THE HEADLESS CHILDREN

THE IDOL

I WANNA BE SOMEBODY

--------

CHAINSAW CHARLIE

--------

BLIND IN TEXAS



Fotoğraflar: Uğur Çıkrıkçı





Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: