MÜZİK ODASI

Hepimizin Günahı Onların Boynuna

Sayat Ayık - 31 Ekim 2006
"Agnus Dei" yani Lamb of God Hıristiyanlıkta Hz. İsa'yı simgelemek için kullanılır. Tanrı insanoğlunun günahlarının bedeli olarak oğlu İsa'yı kurban etmiştir. Bu teşbihin mimarı Vaftizci Yahya aynen şöyle ifade etmiştir İsa'yı: "İşte dünyanın günahını taşıyan Tanrı'nın Kuzusu!" (Yuhanna 1:29).

"Dünyanın günahını taşıyan Tanrı'nın Kuzusu, merhametin üzerimizde olsun! Dünyanın günahını taşıyan Tanrı'nın Kuzusu, bize huzur bahşet," şeklindeki Katolik duasını bunun dini törenlerde kullanılış biçimine örnek olarak gösterebiliriz. Bu söz özveri ve tapınma konularını işlemekte olup böylece din törenlerindeki kurban, İsa'nın çarmıhta Tanrı'nın Kuzusu sıfatıyla kurban edilmesiyle birleştirilmektedir. Bu da Eski Ahit'te yer alan kuzu kurban etmeyi anımsatmaktadır. Agnus Dei müzik dünyasında ise daha çok Mozart'ın tüyler ürpertici eseri "Requiem"i ile anılır. Günümüz müziğinde ise New Wave Of American Heavy Metal'inin yüz aklarından Lamb of God'a isim olmuştur.

Grubun temelleri aslında Burn the Priest adıyla bilinen bir başka topluluğa dayanmakta. 1990 yılında, Virgina'da Mark Morton, Chris Adler, John Campbell üçlüsünün oluşturduğu grup üniversite ortamında yakalanan arkadaşlığın bir ürünüydü. Mark Morton üniversiteden mezun olup master yapmak için Chicago'ya giderek geçici olarak topluluktan ayrılırken bir başka gitarist Abe Spear onlara katılır (1994). Bir süre sonra gruba katılan bir diğer isim ise Randy Blythe olur (1995). Morton geri döndüğünde ise elemanlar kendi adını taşıyan albümlerini Legion Records çatısı altında yayınlarlar (1998). Abe Spear gruptan ayrıldıktan sonra (ayrılma sebebi bazı kaynaklara göre bir rehabilitasyon merkezine teslim olmasıdır) yerini Chris Adler'in kardeşi Willie Adler alır (1999). Grup şu anki kadrosuna ulaştığı o dönemde; ismini de Lamb of God olarak değiştirir. Bunların ardından anlaştıkları yeni firma Prostetic Records ile çıkardıkları ilk albüm "New American Cospel" (2000) olur. Daha ilk albümünden yaratıcılığını ve gücünü gösteren topluluk 2003'te çıkardığı "As The Palaces Burn" ile tüm müzik medyasının ilgisini çekmeyi başarır.


Metal Hammer ve Revolver bu yapıtı yılın metal albümü olarak ödüllendirirlerken, Rolling Stone ve Entertainment Weakly de sayfalarında albüme yer verirler. MTV'nin Headbanger's Ball turnesinde co-headliner olan elemanlar ardından çıkardıkları "Terror And Hubris" DVD'si ile Billboard Music DVD listesine 32. sıradan girerler. 2004 yılına geldiğimizde Epic Records ile anlaşmaya varmış olan grup "Ashes Of The Wake" albümünü yayınlar. Yapıt Revolver tarafından yine yılın metal albümü olarak kabul görür. Guitar World Dergisi ise buna katılmakla kalmaz aynı zamanda elemanlara "most valuable players", "best riffs", "best shredders" ödüllerini de layık görür. Albümdeki "Now You've Got Something To Die For" adlı parçaya çekilen videoklip hem Revolver hem de Headbanger's Ball tarafından en iyi video seçilir. Albümün Billboard Top 200 listesindeki yeri ise 27. sıra olur. İki albümdür sadece müziğiyle değil politik duruşuyla ve Bush'a olan tepkisiyle de takdir toplamaktadır grup. Tabii her iki albümün de üst düzey satış başarısı grubu, derdini birçok insana dinletmeyi başaran topluluklar sınıfına sokar. Ozzfest 2004 senin Sounds Of The Underground 2005 benim derken kolay kolay ara vermedikleri konserlere ve turlara devam ederler. "Killadelphia" (2005) DVD'si, albümlerindeki başarıyı aratamayacak satış rakamlarına ulaşır.

Gün ışığına çıktığı 2000 yılından bu yana, hep bir öncekinin üstüne koymaya gayret eden fakat zaten her biri kendi içinde üst düzeyde olan yapıtlara sahip bir grup Lamb Of God. Öyle ki 2006 yılına geldiğimizde çıkıracakları haberini aldığımız yeni albüm "Sacrament"in "iyi" olacağına herkes kesin gözüyle bakmaktaydı. İlk single "Redneck"in klibi dönmeye başlayınca olumlu beklentileri karşılığında hayal kırıklığına uğramayacağına artık herkes neredeyse emindi. Grubun resmi biyografisinde Chris Adler şöyle bir açıklama yapmış "ilk" albümleri için: "Bir klasikti. Kariyerimizin en etkileyici ve en heavy albümü olma özelliğini taşıyordu. Bu bizi durduramazdı. Onu ortaya koyduğumuzda bunu başardığımızın farkında bile değildik."

Ne derece iyi bilinmez ama aşağı yukarı hep aynı çıtada (ki bu çıta oldukça yükseklerde) ve istikrarda albüm yaratabilen gruplardan Lamb Of God. Bu durum beraberinde dinleyicinin hep iyi veya iyiye yakın yapıtlar beklemesini getirmekte çünkü, yani gruptan beklentiler hep üst düzeyde. Büyük bir sorumluluk bu L.O.G. için fakat son albümle görüyoruz ki onlar beklentileri karşılamak konusunda bir hayli ustalar.

İç ve dış politik sorunlar konusundaki duyarlılıkları beğenilen ve bu özellikleri "Ashes Of The Wake" albümüyle tavan yapmış elemanlar, son albümleriyle iç dünyalarına dönmüşler. Randy Metal Hammer'a verdiği bir röportajda: "Ne kadar süreyle "Kahrolsun Bush" dediğinizin bir önemi yok. Çünkü o hâlâ olduğu yerde duruyor. Şimdi biraz kendimiz için zaman ayırma vaktidir." diye açıklıyor durumu. Aynı röportaja biraz daha göz gezdirdiğimizde ilginç bazı noktalar daha çıkıyor karşımıza. "Oldukça sık turlayan bir grup olarak tanındık tabii fakat makineymişiz gibi davranılmaya başlandı," diyor Randy mesela. Alkolü bıraktığını da açıklayan Randy "bana yaptıklarından dolayı artık onunla barışık değilim," şeklinde özetliyor sebebini. Bununla ilişkili olarak başından geçen bir olayı ise şöyle anlatıyor: "Tura çıkmadan üç gün önce –The Unholy Alliance'ı kastediyor- alkolü bıraktım. Ama bu kötü oldu çünkü Kerry çok tehlikeli biri. Tam bir şeytan. Ona içkiyi bıraktığımı söylediğimde: 'Hey, bu çok iyi' dedi. Fakat ben tam giderken 'ne zaman canın bir kadeh içki çekerse bana mutlaka söyle' diye çevirdi lafı. Ben de 'sen tam bir pisliksin' diye geçirdim içimden."

Megadeth, Arch Enemy, Overkill ve Opeth'in oluşturduğu Gigantour 2006'nın hemen arkasından büyük ses getiren iki ayaklı The Unholy Alliance 2006 (Slayer, In Flames, Childeren of Bodom, Mastodon, Thine Eyes Bleed) turnesinde de grubu görme fırsatına erişti sevenleri, hazır sözü geçmişken atlamayalım. Son albümden çıkan ilk single "Redneck"in klibinin grubun imajını zedelediği yönündeki eleştirilere de şöyle açıklık getirmiş Blythe: "Mark'a –şarkının sözlerini yazan eleman- göre; bu şarkı müzik düyasındaki insanlarla ilgili, rock star kompleksi olanlarla Tabii bunun üzerine insanlar gelip kimin hakkında olduğunu tahmin etmeye çalışıyorlar, ben de onlara 'anneniz hakkında' diyorum."

Grubu günümüzün Pantera'sı olarak görmek bir alışkanlık oldu. Biz de bu geleneği bozmadan bu fikre katıldığımızı belirtelim. Ancak grubun kendisinin de dile getirdiği gibi müziklerini, progressive rock öğelerini de katarak ve dinleyeni çok da fazla zorlamayan aranjmanlarla sunuyorlar. Din, politika, içsel sıkıntılar, mevcut inanç ve değerleri sorgulamak gibi konularda fikrini hatta öfkesini sakınmayan Lamb of God'ın hiddetinden şöyle bir şey çıkarmak da mümkün: Onlar insanlık için, doğruları savunmak ve göstermek için, kendilerini kurbanlık kuzu gibi öne atmaktan çekinmiyorlar





Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: