MÜZİK ODASI

Hayfanlık bu benim yaptığım!

Seyda Babaoğlu - 20 Şubat 2010

Yepyeni duygularla başa çıkmaya çalışan bünyenin imdadına her zaman kağıt-kalem, yahut klavye-ekran yetişir. İşte bu sebeptendir ki ben yine köşeme kuruldum ve yazmaya başladım.

Hayko ile ilgili sorulara bugüne kadar verdiğim cevap "Helal olsun, sahnesi çok iyi, çok da orijinal bir şey yapıyor, ama tarzım değil" türünden bir şeyken nasıl oldu da çok yakın zaman önce kocama "Ben bugün Hayfan oldum!" repliğini kullanabildim? Nasıl oldu da bu kişi en extreme, en die-hard metal fanını bile kendi müziğini de severek dinletecek hale getirdi? Anlatayım efenim.

Bütün bunların sorumlusu Rock FM'dir! Her akşam 17.00-20.00 saatleri arası dinlediğim, sevgili eşimin Arka Koltuk programında bir çok hiç alakam olmayan grup arasında Hayko Cepkin'i dinleye dinleye iyice aşina oldum. Sonra bir baktım ki bir hayli güzelmiş aslında yaptığı müzik! Üstüne bir de programa konuk oldu, tam oldu. Nefis herifmiş diye kendi kendimi onayladım. Bu sebeple Rock FM'in eline sağlık diyorum, zira çok sevdiğim bir albümüm daha oldu. Tanışma Bitti uzun zamandır heyecanla dinlediğim bir eser olarak hayatıma bir güzellik daha kattı.

İlk albümü henüz tanımıyorum bile, bulamadım zira, ama zaten Tanışma Bitti oldukça kıskanç bir albüm, kolay kolay başka şeyler dinlememe izin vermiyor eve girdiğinden beri!

Yine de kendi kendime bile hala inanılmaz geliyor Hayko müziği sevmek. Hayko müziği diyorum çünkü kendisini ve müziğini bir çekmeceye atamayacağımı düşünüyorum. Dedim ya, orijinal. Türkçe rock desen değil, metal değil, arabesk değil, hepsinden biraz ama toplamı değil...bir şemsiye altına girmiyor işte. 

Analiz etme çalışayım o halde: çok bariz olan bir şey var ki o da zıtlıklardan hoşlanma merkezimi fena halde tetiklediği! Ve tuhaf olanın cazibesine dair en güzel örneklerden biri olduğu!

Kız gibi güzel kaşlar, heykeltraş elinden çıkmış elmacık kemikleri, aynı anda "meşhur" gözünün onca düzen intizam içerisinde yarattığı gerilim, gayet akıllı ve aynı anda gayet arıza bir herifin bünyesinde birleşerek daha yüzeysel bir bakışta bile müziğine dair ipuçları veriyor.

Beklenmedik yerlerde verdiği es'ler, vurgulu R'ler, tehditkar altyapıların üzerinde dolaşan o yumuşak, serin ve kıvrımlı ses bazen hırıldayan, tehlikeli bir hayvana dönüşüyor, bazen okşar gibi damarlardan süzülüyor...Alt benlik ve üst benlik aynı anda bir arada - bizi yansıtıyor. Aynı anda saldırgan ve kırılgan, aynı anda güzel ve çirkin. Düzenli bir kaos. Böyle bir paradoks. Albüm kapağı da bunu yansıtıyor sanki: organik ve inorganik bir arada. Saçların bir bölümü göğe ulaşmayı amaç edinmiş görünüyorken diğer kısmı "Haydi dehlizlere!" diyor. Gövde taş kesilmiş ancak gözler her şeyi görüyor...Ve gördüğüm alaycı gülümseme, o benim uydurmam mı? Az kıllanıyor zihnim!

Tüm bu zıtlıklar için en güzel sözlerden biri Walt Whitman'a aittir: "Do I contradict myself? Very well, then I contradict myself. I am large. I contain multitudes."

Hep şaşırtıyordu beni bu kadar çok fanı olması, bu kadar idolize edilmesi. Bir kere küçük kızların "av şemasına" hiç uymuyor tip itibariyle. Ama bakıyoruz ki ortalık "HaYqom sni ChOoKHh sEfiyHorum" (ne kadar uğraşsam da Emo Türkçesi yapamıyorum) mesajlarından geçilmiyor. Ayrıca neresinden baksan provokasyon akıyor - müziği, makyajı, etnik kökeni, ismi, cismi, sahne şovları, her şeyiyle "aykırı" bulunmaya çok müsait. Teenage kesim genel itibariyle sert vokallerden de haz almıyor, ancak Hayko'da scream vokaller, brutal vokaller eksik olmuyor şark ezgileri barındıran nağmeli sesinden.

Anlaşılan o ki sanıldığı gibi aykırı bir portre çizmiyor Hayko gençliğin gözünde. Aksine o kadar "aynı", o kadar "biz" ki, bunu takip edenleri zaten çoktan anlamış. Özü sözü bir olmak, kimseye dalkavukluk etmemek gibi özelliklerin de değer gördüğünü düşünecek olursak Hayko'nun fan sayısının bu boyutlarda olmasına şaşmamak gerekir elbette. Rakı eşliğindeki akustik performansları da bunu desteklemiyor değildir! İnsanların şah damarına giden yolu yakalamış Hayko. Bunu planlayarak yapmanın mümkün olduğuna inanmıyorum. Sakil durur, kimse yemez. Otantik olanı hisseder insan. Hayko bu bakımdan son derece gerçek. Zaten neden sevildiğinin cevabını kendisi de vermiş "Siren" adlı parçada.

Özetle, Hayko'nun müziği bende E.E.Cummings'in şiirleri gibi bir etki bırakıyor: tam tanımlanamıyor, bir takım duygular ve zihinsel resimler yaratıyor, ama yakalamaya çalıştığın anda bir rüya gibi uçup gidiyor. O yüzden kasma kendini - bedenini, zihnini teslim et...

 Ben kendimi bu albüme verdikçe aşağıdaki duygu düşünce silsileleri çıkıyor ortaya. Albüm kitapçığının ilk fotoğrafına bakıyorum. Elleri olmayan piyanistin acısını ve özlemini hissediyorum, hele ki etrafındaki dekor objelerinin hepsi el iken. Ama görüntüsünde acıya dair en ufak bir ifade yok - aksine biraz kurt, biraz vampir, son derece mağrur ve kararlı bir ifade ile uzanmış klavyeye.

"Yalnız Kalsın". Bir şarkı bu kadar az sözle daha vurucu olamazdı. Her sözü kalbimin derinliklerine kazılı yaralarda hissediyorum.

"

Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: