MÜZİK ODASI

FEAR FACTORY Öfkenize Hakim Olun

Kerem Torun - 1 Haziran 2001

Fear Factory'yi tanımlamak gerekirse onları, endüstriyel-metal-alternative-groove karışımı müzikleri ile kafamızı ütüleyen bir grup olarak görebiliriz. Sert gitar tonları, mümkün olduğunca hızlı çalınan davul, bazen senfonik bazen de brutal vokaller ve bunların üstüne akıllıca oturtulmuş vahşi klavye programlamaları, işte Fear Factory müziğinin özü bu. FF'nin tarzına bir isim bulmak için bayağı uğraştı eleştirmenler "endüstriyel etkileşimli metal" kulağa en makul olanı gibi gelse de neler uydurulmadı ki; techno-metal, cyber-metal hatta terminator-rock diyenler bile olmuş. FF çoktan kendi fan kitlesini kurdu ve müziği ile çoğu insanın kendini kaybetmesini sağlıyor. Yaklaşık on yıldan beri tarzlarını hemen hemen hiç deiştirmeden bugünlere kadar gelebildiler ve çok daha uzun seneler piyasayı sallamaya devam edecekler gibi görünüyor.

FEAR FACTORY  Öfkenize Hakim Olun

Fear Factory 1990 yılında Meksikalı Raymond Herrera (bateri, perkusyon), Meksika-Amerikan Dino Cazares (eski Douche Lord üyesi - gitar) ve Amerikalı Burton C. Bell'in (eski Hate Face üyesi - vokal) Los Angeles'ta buluşması ile kuruldu. Daha sonra gruba basçı olarak Andrew Shives dahil oldu. 1994'te gruptan atılan Shivesin yerini Hollandalı Christian Olde Webbers aldı ve FF'nin bugüne kadar bozulmayan kadrosu oluşmuş oldu.

"FF'nin müziğini duyduğunuzda hemen tanırsınız" diyor Dino Cazares ve ekliyor "Bugünlerde bir çok grup diğerlerini kopyalamakla meşgul, fakat biz her zaman kendi gerçek soundumuzu yapıyoruz." Grubun müziklerini genellikle Dino hazırlıyor, şarkı sözleri ise frontman Burton C. Bell'in o güzelim ellerinden çıkmakta (taparımda hafiften). Şimdiye kadar çıkan FF albümlerinde hep insanla makinalar arasındaki savaşı açığa çıkaran sözler dikkat çekmekteydi. Organik yaşam, digital yaşamla savaşmaktaydı sürekli. Bu durumu Burton C. Bell şöyle açıklıyor; "Soul Of A New Machine albümü bir hikaye anlatıyordu, insanla makine arasındaki savaş, insanla sistem arasındaki savaşın hikayesi, Remanufacture ise bu hikayede başka bir bölümdü, Obsolete albümünde ise FF'nin fikirlerinden başka bir kısımla karşılaştınız. Burada insanoğlunun artık kullanılmaz hale gelmiş olduğu bir döneme dikkat çekmek istedik. İnsanlar makinaları hayatlarını daha da kolay hale getirmek için yarattılar fakat bu uzun süre sonrasında insanları artık işe yaramaz hale getirecektir, her işi yapacak bir makine bulunacaktır çünkü, makineler yaratıcısı insanı öldürecektir yavaş yavaş. Bundan sonrada yeryüzü üzerindeki birincil varlık artık insan olmayacaktır."

Grubun müziğini genellikle Dino'nun yaptığını söylemiştik ama bu diğer elemanlarında katkısı yok demek değil tabii ki ve ne dinlediklerine baktığımızda FF müziğindeki ceşitliliğin sebebi de anlaşılıyor biraz olsun. Basçı Christie; Faith No More, Public Enemy, Beastie Boys, The Police dinliyor genellikle. Dino Cazares; U2, Chemical Brothers takılıyor. Baterist Raymond Herrera'nın favori grupları ise Faith No More, U2 ve Pantera. Burton C. Bell ise ayırım yapmıyor müzik dinlerken ne hoşuna giderse ona takılıyor. (hadi teenage çıtır kızları annarım U2 dinlerler coşarlarda, bu heriflerin biri 30 yaşında diğeri 35inden gün almış. Nasıl oluyor anlamıyom, sonrada çıkıyolar sahneye paşalar gibi takılıyolar yaw)

FF ilk olarak "L.A. Death Metal" isimli toplama bir albümde çaldıkları iki parça ile dikkatleri üzerinde topladı ve bu albümdeki performansları Roadrunner Records ile anlaşmalarını sağladı. 1992 yılında çıkardıkları debut albümleri "Soul Of A New Machine" adlarını duyurmaları için yeterince başarılıydı, tabii bunda bugüne kadar hiç deiştirmedikleri plak şirketlerinin etkili promosyon çalışmasının da etkisi büyüktü. Bunun karşılığını da 1993'deki Dynamo Festivaline çağırılarak aldılar. Bu festival o zamana kadar çıkacakları konserlerin en büyüğü olacaktı. Yaklaşık 80.000 kişinin önünde çalıp, söyleyeceklerdi ve bacakları titriyordu hepsinin. "Hepimiz aşırı derecede sinirli ve gergindik" diyor Dino bir röportajda bu konuda. Burton ise ekliyor "Sahneye çıkmadan önce en az 10 defa tuvalete gittim heyecandan, tüm bağırsaklarımı boşalttım neredeyse, ama buna deydi asıl patlamayı orada yaptık çünkü."

'93 yılında "Fear is the Mindkiller" isimli bir de EP çıkardılar. Ardından da aynı zamanda '94 yılının en iyi albümlerinden biri olan "Demanufacture" raflardaki yerini aldı. Çok iyi hatırlıyorum kasetini alıpta walkmane taktığımda eve gidene kadar yolun nasıl geçtiğini fark edememiştim. Albüm genel olarak süper ama "Self Bias Resistor", "Zero Signal" "Replica" ve tabii ki "New Breed"in yerleri bambaşka. Sonraki bir kaç ay boyunca da benimle beraber tüm komşularında en çok dinlediği albüm olmuştu "Demanufacture". Baterideki insanüstü hız, gitarın enfes tonu ve riffler ve genel melodinin altına serpiştirilmiş groovy hava ve tabii ki Burton C. Bell'in harika sesiyle artık acemiliğini üstünden tamamiyle atmış FF'ye apayrı bir hava getiriyordu bu albüm. Hayran kitlesinin kaça katlandığından bahsetmeyeceğim bile. Aynı sene içerisinde çıkardıkları 4 parçalık "Dog Day Sunrise" EP'sinden sonra konserler nedeniyle albüm çalışmalarına bir süre ara verdiler. Bu arada grubun bazı üyeleri yan projelerle de gündemde kalmayı başardı. Bunlardan kayda değer olarak Cazares ve Herrera'nın beraber katıldıkları Brujeria, Burton C. Bell'in Black Sabbath basçısı Geezer Butler'ın yan projesi G//Z/R'da ki vokal performansı ve Cazeres'in Max Cavalera (eski Sepultura şimdi Soulfly) önderliğindeki Nailbomb yan projelerini sayabiliriz.

'97'de ise kariyerlerinin en büyük yalnışını yaparak 13 şarkılık "Remanufacture" adlı remixlerden oluşan bir albüm çıkardılar. Üzerinde pek çalışılmadığı belli olan düzenlemelerin kayıtların v.s.nin rezalet olduğu bu albümü kendilerinin de beğenmediklerini her fırsatta söylediler ama iş işten geçmişti. "Demanufacture" ile ilgili bahanelerini şöyle sıralıyor Dino "Aslında kayıtlara Şikago'da başlamıştık fakat stüdyodaki bazı problemler nedeniyle Bearswille, New York'a geçmek zorunda kaldık ve parçaların %95'ini orada bitirdik hatta. Sonra prodüktörümüzün (bu adamın adını söylemiyolar, ayıp olmasın diye herhalde) vizesinin bitmesi nedeniyle Burton vokalleri bitirmek için onunla beraber İngiltere'ye uçtu ve daha sonra yine problemler nedeniyle prodüktörle yollarımızı ayırdık ve LA'a geri dönmek zorunda kaldık. LA'da Enterprise Stüdyoları'nda mixleride bitirdik. İngiltere'deki ve Amerika'daki stüdyolar arasındaki fark gece ve gündüz arasındaki fark gibiydi ve bu korkunç albüm çıktı karşımıza. Bunca aksaklığın üzerine bence normali de buydu zaten." "Demanufacture"dan sonra techno yapmakla suçlandılar. "İlk prodüktörün yaptığı mixleri duyunca -bu herif şarkıların içine bu kadar nasıl s.çabildi?- diye düşündüm" diyor Burton. "Sonradan Rhys Fulber ve Greg Reely'yi bulduk onlarla biraz düzelttik, yeni mixleri oluşturduk. Yani bu toparlanmış hali "Demanufacture"ın. İyi ki öncekini dinlemediniz!"

Hatalarını hemen telafi etme yoluna gitti FF ve 1998 yılında "Obsolete" isimli şaheser ortaya çıktı. Elemanlar iyi gaza gelmişlerdi ve endüstriyel-metal tarihinin bence (ve belki de) en iyi konsept albümüne imza atmış oldular. Enstrüman hakimiyetlerinin zirveye ulaştığı, prodüksiyonun tavana vurduğu (Rhys Fulber ve Greg Reely, FF ile birlikte kafa patlatmis prodüksiyona), düzenlemelerini ve şarkı sözlerini öve öve bitiremeyeceğim bir albüm bu! "Obsolete" ile birlikte "Soul Of A New Machine" ruhunu tekrar yakalayan FF, hayranlarının kulaklarını yırtıcı riffler ve öldürücü groove ataklarıyla delmeyi başarabilmişti tekrardan. Kim ne derse desin böyle özüre can kurban. Gruptaki gelişme için ayrı bir parantez açmak istiyorum burada, Dino Canizares'in gitar riffleri daha akıcı bir hal almış, basçı Christian Olde Wolbers mixlerde eskisine oranla çok daha üstün performans sergilemiş, baterist Raymond Herrera artık otomatiğe almış bir şekilde çaldığı davulu ile bateri fenomenleri arasına girmiş, C. Bell ise Vancouver Oda Orkestrasının eşlik ettiği "Resurrection" ve "Timelessness" gibi şarkılardaki zorluğu kendine güveni ve becerisiyle rahatlıkla aşmış ve standart FF kafasikmesanatının bir ürünü olan "Edge Crasher" da ise performansının en üst seviyelerinde gezinmiş. Klavye ve programlamada ise Rhys Fuber'in hakkını yememek lazım iyi iş çıkarmış amcam. Eğer hala bu albümü almayanlar var ise, "eski albüm o ben yenilere bakarım abi" diyenlerinizde var ise yuh olsun size. Gidin alın veya bulun bir yerlerden dinleyin en azından bir kere, pişman olmayacağınızı garanti edebilirim size!

Benim gaza gelip de bu yazıya başlama sebebim; az önce (az önce dediğim 6 saat kadar önce) www.roadrunnerrecords.com'da yeni albümleri "DIGIMORTAL"dan ilk singleları "Linchpin"i dinlemiş olmam. FF'nin hikayesinin, insanla makine arasındaki savaşın son raundu piyasaya çıktı. Bu 11 şarkılık albüm buralara ne zaman gelir bilemem ama (belki gelmiştir ne biliyon?) bildiğim bir şey var FF eğer yeni bir şeyler yapacaksa bunlar mutlaka extreme şeyler olur ve FF hiç bir zaman bir adım bile geri atmaz!

Öfkenize hakim olun!!!!! ...veya olmayın ne haliniz varsa görün!!



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: