MÜZİK ODASI

Eski Şeytan Yeni Melek'te Yine Büyüledi!

Sadi Tirak - 26 Temmuz 2005


9 Haziran 2005 İstanbul
Taksim, Yeni Melek Gösteri Merkezi
SEBASTIAN BACH Konseri

Sonuç olarak bir Sebastian Bach konseri daha müthiş bir eğlence ile noktalanmıştı, saatler çoktan ertesi günün ilk dakikalarını göstermeye başlamışken. Salondan çıkarken çoğu kişinin yüzündeki ifade ise şunu anlatıyordu: Ne varsa eskilerde var kardeşim!!!

Bronx Productions'a böylesine muhteşem bir gece daha yaşattıkları için teşekkür ederken, Sebastian Bach'ın da bir an önce bu ülkede en çok konser veren yabancı isimler arasına girmesini istiyoruz.


Fotoğraflar: Kadir Aşnaz



Skid Row'un efsanevi vokalisti Sebastian Bach'ın 2004 yılı sonlarında gerçekleşen ilk İstanbul konseri bu ülkede yaşanan en coşkulu ve en unutulmaz konserler arasındaydı. Sebastian, Yeni Melek'i dolduran 1400 kişiye tadı uzun süre hafızalardan ve kulaklardan silinemeyecek büyüleyici bir performans sergilemişti o gece. Sadece o muydu seyirciyi büyüleyen peki? Bir başka efsanevi isim Steve DiGiorgio da o ilk konserden en çok zevk alınmasını sağlayanlar arasındaydı. O konserden bu yana tam 6 ay geçmişti fakat 7 Aralık gecesi yaşanan o atmosfer, konsere gidenler tarafından sürekli konuşuluyor, konserde yan yana eğlenenler başka zaman bir araya geldiklerinde bu unutulmaz konseri yâd etmeden geçemiyorlardı.
Kolay değildi unutmak tabii. 89-93 yılları arasında Bon Jovi'den sonra dünya Hard Rock piyasasının kazandığı en karizmatik ve en güçlü seslerin başında gelen Sebastian Bach ve grubu Skid Row, yıllarca bu ülkede Heavy Metal dinleyen birçok insanın kulaklarının pasını atmıştı ve o ilk konserde çılgınca eğlenenlerin çoğunu da zaten eski tayfa oluşturuyordu. Tıpkı biz fanlar gibi konseri düzenleyen Bronx Productions sahibi Özgür Sevinç de bu konseri unutamamış ve o tarif edilemez coşkuyu tekrar yaşamak ve yaşatmak istemişti ki, Sebastian ve ekibini bir Haziran gecesinde yeniden İstanbul'da ağırlamak için davet etmişti.
Konser haberini kendisinden ilk öğrendiğimiz zaman, bu konserin ilkine nazaran çok daha riskli bir organizasyon olduğunu ve Sebastian'ın bu sefer de Yeni Melek'i doldurmasının zor olduğu görüşünü savunmuştuk. Zira yaklaşan festivaller varken ve pek fazla etki edecek olmasa da aynı gün Chemical Brothers konseri varken Sebastian ikinci kez aynı etkiyi yaratabilir miydi şeklinde sorular vardı aklımızda. Fakat Özgür kararlıydı bu konseri düzenlemeye ve emindi o gece yine salonun tıklım tıklım olacağından. Nitekim haklı da çıktı ne mutlu ki!
İstiklal caddesinde hızlı adımlarla ilerleyip, Yeni Melek'in bulunduğu sokağa girer girmez karşılaştığım manzara, 9 Haziran gecesinin de tıpkı ilk Sebastian Bach konseri gecesi olduğu gibi coşkulu ve kalabalık geçeceğinin ilk habercisiydi adeta. Kapıda upuzun bir kuyruk oluşturmuş olan kalabalığa her zamanki gibi siyah renk ve bu tip Hard Rock konserlerinde olduğu gibi deri aksesuarlar hâkimdi. Kapılar açılıp seyirciler içeri alındıktan sonra salonun yarısından fazlasının dolmuş olması ise konsere henüz saatler kala Sebo'nun yine tıklım tıklım bir salonu coşturacağını gösteriyordu.

Ön grup olarak sahne alan iki grup Dr.Gypsy ve Wild Romance'i izleme şansı bulamadım salon dışındaki işlerim dolayısıyla fakat izleyenlerden öğrendiğim kadarıyla; Dr.Gypsy bir Glam Rock grubuna yakışmayacak tutuklukta bir performans sergilerken, Wild Romance özellikle hatun vokalin etkileyici sesi ve gitarist Serhat'ın (Northern Ligths) her zamanki mükemmel gitar hâkimiyeti ile salondan alkış alan grup olmuş.
Saatler 22.30'u gösterdiği sıralarda tüm takımı toplayıp önlerdeki yerimizi almış ve Sebastian ile ekibinin sahneye çıkmasını beklemeye başlamıştık. Tıpkı o sırada 1000'i aşkın insanın yaptığı gibi
Ve nihayet grup, önce gitaristler Mike Chlasciak (ex-Halford, ex-Testament) ve Johnny Chromantic'in (ex-Anthrax) çıkmasının ardından davulcu Bobby Jarzombek'in (ex-Spastic Ink., ex-Iced Earth, ex-Halford) de davul setinin başına geçmesiyle 'Slave To The Grind'in olağanüstü coşku yaratan girişi ile sahnedeki yerini almıştı. En son olarak ise Steve DiGiorgio ve Sebo fırlamıştı perdelerin arasından, parıl parıl parlayan Yeni Melek'in ihtişamlı sahnesine. 'Slave To The Grind' tıpkı ilk konserde olduğu gibi salonda yine ani şok etkisiyle geceye başlangıcı yapmış ve hemen herkes olaya direk en üst adrenalin noktalarından girmişti. Daha sonra ise peşi sıra gelen birbirinden eşsiz, birbirinden müthiş Skid Row şaheserleri... 'Frozen', 'Big Guns', 'Piece Of Me', 'Here I Am', '18 & Life', 'Rock'N'Roll' Tıpkı ilk konserde olduğu gibi bu konserde de açılan bir pankart vardı fakat bu sefer sahne ve seyirci üzerinde ilki kadar bir etki yaratamadı, 'The Last Hard Men' yazılı pankart. Tıpkı ilk konserde olduğu gibi Mosh-Pit'de yine çılgınca headbang ve slamdive vardı. Tıpkı ilk konserde olduğu gibi Sebastian o gülümseyen bakışlarla seyirciyi avucunun içine alıyor ve o kendine has headbang numaralarıyla yine nefesleri kesiyordu. Fakat ilk konsere nazaran oldukça farklı olan bir şey vardı bu konserde. Steve DiGiorgio Geçen defa Sebastian'ın gazlamalarına bile hafif gülümseyerek cevap veren ve genelde arka planda takılmayı tercih eden Steve Baba, bu konser oldukça hareketli, coşkulu ve hırslıydı doğrusu. Hemen hemen tüm konser boyunca sahnenin en önünde, seyirciye en yakın noktada headbang yaptı ve seyircilerle göz kontağını hiç bozmadı. Ayrıca ekibin yeni üyelerinden gitarist Mike da merhum Pantera ve Damage Plan gitaristi Dimebag Darrell (ruhu şad olsun) vari tipiyle, sempatik surat ifadeleri ve seyirciye çok yakın çalmasıyla oldukça beğeni kazandı kendisini ilk defa izleyen seyircilerin çoğunluğu tarafından.

Sebastian seyircilerle diyalog konusunda bu defa daha aktifti ve birçok parça öncesinde salonla soru cevap yapmaktan çekinmedi. Hatta birkaç şarkıda seyircilere scream vokal numaraları yaptırması da cabası
En çok beklenen şarkılardan olan ve ilk konserde çalınmayan 'Wasted Time' ile tüm salonda çakmaklar yakıldı herkes hep bir ağızdan şarkıya eşlik etmeye başladı. İşte tam bu sırada Sebastian'ın yüzündeki ifadeyi unutmak kolay değil. Kendisini geçtim bizler bile bu şarkıya bu kadar etkin eşlik geleceğini tahmin etmiyorduk fakat tahminlerimizde yanılmadığımız şarkılar da vardı. Çalındıkları sırada salondaki en coşkulu anlara tanık olunacak dediğimiz 'Monkey Bussines' ve tabii ki 'Youth Gone Wild' aynen beklediğimiz hareketlilikte geçti. 'Monkey Bussines' çalınırken araya 'Riot Act' sıkıştırılmasının yanı sıra özellikle konserin son şarkısı olan 'Youth Gone Wild'daki Mosh-Pit manzaraları zannediyorum ki gören herkesin baka kalmasına sebep olmuştur. Zira tüm şarkı boyunca durmayan bir headbang olayı vardı ki insan tekrar anlatınca dahi tüyleri diken diken oluyor!



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: