MÜZİK ODASI

Eğlence Ve Fedakarlığın Yol Hikayesi

Sadi Tirak - 31 Ocak 2006


16-17-18 Aralık 2005 İstanbul
TO DIE FOR Türkiye Turnesi

Ülkemize ilk defa 1-2-3 Temmuz 2005 tarihlerinde düzenlenen Rock Republic Festivali dahilinde gelen ve festivalin en büyük grubu Slayer'dan önce sahne almaları sebebiyle 3000'in üzerinde insana çalan Finlandiyalı grup To Die For; 5,5 ay sonra yeniden Türkiye'deydi. Üstelik bu defa üç konseri kapsayan bir turne için. İstanbul, İzmir ve Eskişehir konserlerinden oluşan bu turne Mute Promotions tarafından organize ediliyordu. Grubun ülkemizde kaldığı süre içerisinde neler yaşadığını merak ediyorsanız yazının devamına buyurun.

14 Aralık Çarşamba günü saat 17.00'da İstanbul Atatürk Havalimanı'na inmiş olan grup elemanlarını almaya gitmek için metroyu kullanmıştık. Fakat gidişimiz tahminimizden biraz daha uzun sürdüğü için havalimanına vardığımızda grubu getiren uçağın çoktan iniş yapmış olduğunu öğrendik. Neyse ki elemanları bulmamız fazla uzun sürmedi. Tüm eşyaları ile birlikte dış hatlar çıkış kapısının yanında yere oturmuş ve yanlarında taşıdıkları içkileri ile demlenmeye başlamışlardı bile! Grubu alıp oldukça eğlenceli geçen bir yolculuğun ardından kaldıkları otele getirdik ve elemanlar odalarına yerleştikten sonra Dream TV'den gelecek olan aracı beklemeye başladık. Zira grup o gece Dream TV'de yayınlanacak olan haftalık program Yüxexes'in canlı yayın konuğu olacaktı. Yaklaşık 1 saat sonra stüdyoya taşınacak olan ekipmanın (sahne backline'ı) gelmesinin ardından, kanaldan gönderilen araç da otele varmıştı. Grup elemanları, bizler ve stüdyoda sahneyi kuracak olan arkadaşlar toplanıp Kanal D'ye (Dream TV, Kanal D binasından yayın yapan bir kanal) doğru yol almaya başladık. Tabii yola çıkmadan önce yaşanan backline beğenmeme sıkıntısı (grup elemanları konserde kullanacakları ekipmanın aynısı istediler TV şovu için ve bu da taşıma açısından oldukça sıkıntı yarattı.) yüzünden stüdyoya geç varılmıştı ve sahneyi kurma işlemleri de tahmin edilenden uzun sürdü. Program normal saati olan 22.00 yerine 22.30'da ancak başlayabildi.

Programda 6 şarkı çalan grup, sunucu Güven Erkin Erkal'ın sorduğu ve mail yoluyla izleyicilerden gelen soruları da yanıtladı. Yaklaşık 1 saat 15 dakika süren, güzel de bir program olmuştu sonucunda.
Yayının ardından bakcline'ın tekrar toplanıp araçlara taşınması ve yüklenmesinin ardından otele varmamız saat 01.00 sularında oldu. Grup elemanları ellerinde Kızılkayalar dürümleri ile odalarına çıkarlarken bir sonraki gün için de plan yapıldı ve o günlük vedalaşıldı.
Ertesi gün yani 15 Aralık Perşembe aslında grup elemanları ile bir İstanbul gezintisi yapılacaktı fakat havanın gün boyunca kötü gitmesi sebebiyle bu plan iptal oldu. Akşam saatlerinde önce Taksim Mephisto'da her beraber yemek yenildi, sonrasına ise DoRock'a geçildi.
Finlandiyalı hatta İskandinav olan her grup gibi To Die For da "sünger" diye tabir ettiğimiz elemanlardan oluşan bir grup olduğu için, o gece tüketilen alkolün litresini tahmin etmek oldukça zordu. Saat 23.00'a kadar DoRock'ta takıldıktan sonra Çilekeş grubunun konserini izlemeye Balans'a geçildi. Bu sırada ben kafileden ayrıldım ve eve uyumaya gittim. Yani konser sırasında yaşananları aktaramayacağım fakat grupla birlikte olan arkadaşların anlattıklarına göre To Die For elemanları hem Çilekeş'in performansına bayılmışlar, hem de otele dönmek üzereyken yolda bayılmışlar :) Şaka bir yana aşırı alkol tüketimi sonucunda otele dönüş yolunda neredeyse sızmak üzere olan elemanlar, otel odalarına kendilerini zor atmışlar.

İSTANBUL: Bir sonraki gün; yani grubun Türkiye turnesi dahilindeki ilk konserinin olacağı Cuma günü; öğlene kadar uyuyan grup elemanlarını, akşama doğru soundchek işlemleri için konserin gerçekleşeceği Bronx Club'a getirdik. Fakat mekânın henüz hazır olmamasından dolayı 1-2 saat oyalanmamız gerekiyordu. Biz de grubu alıp önce yemeğe ardından da Galatasaray'daki hatta tüm Taksim'deki en Rock'N'Roll mekânlardan biri olan Tezgâh'a götürdük. Özellikle Efes Pilsen'e bayılan elemanlar içtikçe, biz akşamki konseri hatırlatmak istercesine konuya girerken her seferinde vokalist Jape "telaşlanacak bir şey yok dostum, asıl içmezsek konser kötü geçebilir" diyerek ortamı yumuşatıyordu :)
Saatler 19.30'u gösterirken grupla birlikte Bronx'a geri döndük. Mekân hazırdı ve elemanlar yaklaşık 45 dakika soundcheck yaptıktan sonra odalarına geçtiler. Saat 20.30 gibi seyirciler içeri alınmaya başladı.
Maalesef konsere ilgi oldukça azdı. Fakat grup sahneye çıktığında ortam öylesine bir atmosfere büründü ki eğlenmemek, hoplamamak, zıplamamak, hatta şarkılara yüksek sesle eşlik etmemek imkânsızdı adeta! Çok eğlenceli bir konser oldu. Biz bizeydik ve biz bize coştuk kısacası! Grup 4 albümden de seçtiği birbirinden güzel parçalarıyla o gece Bronx'ta olmayı seçmiş olan herkesin iyi vakit geçirmesini sağladı. Özellikle "In The Heat Of The Night" ve "I Just Died In Your Arms" coverlarında seyirci sesi grubun sesini bastıracak seviyeye bile yükselmişti hatta! Grup elemanları da performansları boyunca Bronx'un küçük sahnesinde rahat hareket edebilme problemlerini umursamayarak, eğlenmişti açıkçası. Vokalist Jape'nin şarkıları seslendirirken yüzündeki ifadeler bunu gösteriyordu en azından.
Yaklaşık 1 saat 15 dakika sahnede kalan grup, yoğun alkış sesleri arasında sahneden indi ve konser noktalandı. Konser sonrasında ise uzun süre mekânda takılan grup elemanları sabahın ilk saatlerine kadar ellerinde içkileriyle teyp'ten çalan müziğe eşlik etti. Hala mekânı terk etmeyen fanlarla sohbet ederek, onlarla resim çektirerek ve isteyenlere imza dağıtarak...

İZMİR: Ertesi gün yani 17 Aralık Cumartesi ise grubun istikameti İzmir'di. Bizler grup elemanlarıyla Eskişehir'de tekrar buluşmak üzere vedalaştık ve Cumartesi sabahı grubu uçakla İzmir'e yolladık. Turnenin İzmir ayağıyla Host Productions'dan Onur Sabuncu ilgileniyordu ve anlattıklarına göre elemanlar İzmir Konak'ta gün boyunca içkinin dozajını fazla kaçırmaları sebebiyle konseri tehlikeye atacak vaziyete gelmişlerdi. Özellikle vokalist Jape ilk olarak konsere çıkmamakta diretse de 45 dakika için razı olmuş ve grup zar zor sahne alabilmişdi.
İzmir'de yeni açılan Kemancı'da düzenlenen bu konserde içerideki kitle mekânın haftalık par programı müşterisinin çoğunlukta olduğu bir kitleymiş ve To Die For için gelenlerin sayısı oldukça azmış. Grup elemanları da durumu fark edip fazla istekli çalmamışlar ve 45 dakika süren performansları sonucunda sahneden inmişler. Sabah 04.00'da ise bir sonraki ve son konser için Eskişehir'e doğru yola çıkmışlardı.

ESKİŞEHİR: İstanbul'daki Behemoth konserinden çıkmış, Haydarpaşa'dan trenle Eskişehir'e varmış ve o gece bize konaklama imkânı sağlayan (kendisine bir kez daha buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz) Zoo Fest organizasyonlarıyla tanınan Dilek'in evinde uyumaya başlamıştık bile, grup İzmir'den yola çıktığında.
18 Aralık Pazar sabahı kısa bir Eskişehir gezisinden sonra konserin gerçekleşeceği 222 Park'a (Eski Doors Park) geçmiştik. Tam da bu sırada grubu taşıyan araç da mekâna varmıştı. Grup elemanları kahvaltı için mekânın kafeteryasına geçtiler ve ardından da gece çalacakları sahneyi kontrol etmek için konser alanına şöyle bir göz attılar. Ekipman olarak nelerin gerekli olduğunu da söylemelerinden sonra kalacakları otele götürüldüler. Bizler de sahne için grubun istediği ekipmanları aramaya başladık. Davul kurulumu için gerekli olan tüm aksanlar bulunduysa da, gitarlar için bazı gerekli aletler bulunamamıştı. Grup elemanları akşam 19.00 sularında soundcheck için tekrar mekâna geldiklerinde neyse ki backline'daki eksikler için fazla sorun çıkarmadılar da, eldekilerle idare etmeye çalışacaklarını söylediler. Zaten onlarla takıldığımız her geçen gün ne kadar da süper insanlar olduklarını daha iyi anlıyorduk. Organizasyonda meydana gelen her türlü soruna karşı son derece insancıl, anlayışlı ve hoşgörülü yaklaşarak hepimizden tam puan almıştı grup elemanları! "Keşke ülkemize gelen her grup bazı şeylere karşı To Die For kadar anlayışlı olsa" diye hayıflanıp durduk hatta.
Eski adıyla Doors Park, yeni adıyla 222 Park oldukça güzel bir kompleks. Benzeri bir tesis İstanbul'da bile yok hatta. Eski bir kereste fabrikasının dekore edilmiş ve restorasyona uğramış haliyle hizmete açılan mekân, 800 metrekareye yakın konser alanı, kafeteryası ve çeşitli farklı barları ve lüks dekoruyla Eskişehir'deki en iyi eğlence mekânı!
Grup elemanları saat 21.00 gibi soundcheck işlemlerini bitirdikten sonra soyunma odasına geçtiler. Soğukta daha fazla bekletilmek istenmeyen seyirciler içeri alınmaya başlamıştı. Kitlenin çoğu tıpkı İzmir konserinde olduğu gibi mekânın kendi hafta sonu müşterisi ağırlıklıydı. O gece 222 Park'a giriş yapan 300'e yakın insanın içinde sadece To Die For için gelenlerin sayısı ise 20'yi geçmiyordu sanırım.
Saatler 22.30'u biraz geçe Eskişehirli ön grup sahne aldı. Sadece cover parçalardan oluşan setlistlerini boyunca, ses sistemini istedikleri gibi ayarlayamamaları sonucunda kötü bir performans sergilediler. Onlar sahnedeyken kimse sahneyle ilgilenmiyordu neredeyse. 1 saat çalıp indiler.
23.45'te sahne alan To Die For ise, playlistine başladığında herkes sahne önüne geçmişti. İlk üç şarkıdan sonra hem seyirci gruba hem de grup seyirciye alıştı ve sonuçta eğlenceli bir performans izledik. Çok iyi olmayan bir sesle şarkılarını seslendiren grup sahnede her şeye rağmen eğleniyordu ve onların bu enerjileri kendilerini ilk defa dinleyenlerin çoğunlukta olduğu kitleye de yansımıştı. Şarkılar ilerledikçe insanların eğlence dozajı da artıyordu ve bu da Eskişehir konserini, grubun turne dahilindeki en iyi ikinci konseri yaptı.
Grup İstanbul'da çaldığı setlistin hemen hemen aynısını çaldı ve bir fanın isteğini kırmayarak "Live In You"yu konserin sonunda ikinci kez çalarak sahneden indi. Yaklaşık 1 saat 20 dakika sahnede kalan grup saat 01.10 gibi konseri noktaladı. Alkış seslerinin şaşırtıcı derecede uzun sürdüğü anlardan sonra grup elemanları yüzlerinde mutlu ifadelerle kulise geçtiler.
Yaklaşık yarım saat sonra içerideki tüm seyircilerin çıkarılmasının ardından, mekânın kapanmasına doğru grubu ve bizi İstanbul'a götürecek olan araç geldi. Tüm günün yorgunluğuna rağmen eşyaları zor da olsa araca taşıdık. Mekân yetkilileriyle vedalaştık ve saat 02.30 sularında İstanbul'a doğru yol almaya başladık.

İstanbul'a dönüş yolculuğu inanılmaz bir kar yağışı altında gerçekleşti. Yol boyunca uyumakta aşırı zorluk çeken grup elemanları çareyi içmekte bulsalar da 3-4 saat sonra hepsi bir şekilde sızmıştı. Grubun Finlandiya'dan yanlarında getirdikleri sesçi ise sabaha hatta İstanbul il sınırına dek bir dakika bile uyumadı ve o yetmiyormuş gibi beni de uyutmadı. Üç konserden sonra organizasyondaki eksikliklerden ve neyin aslında nasıl olması gerektiğinden bahsedip durdu. Bize de baygın gözlerle ve yorgunluktan yığılmak üzere olan bir bünyeyle dinlemek düştü tabii.
8-9 saatlik zor bir yolculuğun ardından İstanbul'a vardık ve hemen İstanbul Esenler otogarına gittik. Zira grup öğlen Bulgaristan'a gidecekti. Fakat İstanbul'da yaşanan bazı problemler yüzünden grup Bulgaristan'a gitmeyi reddetti ve Bulgaristan konseri iptal oldu. O günü de İstanbul'da geçiren grup ertesi gün ülkesine döndü.






Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: