MÜZİK ODASI

Deli Kasap, Sonisphere'in İngiltere Ayağında Teftişteydi!

Esra Öner - 14 Ağustos 2010

BUTTSCRATCHER!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Sonisphere Knebworth 2010 bitti. Kulağımda hala ''BUTTSCRATCHER'' diye rastgele bağıran insanların sesi var. Şimdi bile neden güldüğümü bilmiyorum ama her aklıma bu ses düştüğünde kendimi gülmekten alıkoyamıyorum. Family Guy'ın bu serisini Sonisphere'den geldiğimden beri defalarca izlemişimdir. İşte İngiltere Knebworth'da 30 Temmuz ile 1 Ağustos arası Sonisphere kamp alanında her gece rastgele bu ses vardı. Son gece ki ses ise muhteşemdi, sırasıyla onu da yazacağım. Artık bu İngiltere'de bir gelenek haline gelmiştir diyebilirim. Birisi Buttscratcher diye bağırıyor durup dururken sonra bir başkası sonra bir başkası daha, sonra yüzlerce kişiden aynı ses yükseliyor, festival ruhunu seviyorum!!!!!!!!

Sonisphere erken giriş biletimi aylarca önceden aldım, işin en önemli kısmı hallolmuştu yani. Sonra çadır ve alkol... Artık her şey hazırdı ROCK ON için! 29 Temmuz 2010 Perşembe günü arkadaşımla birlikte giriş kapısına vardığımızda kötü bir süpriz bizi bekliyordu! Kamp alanına her türlü yiyecek ve içeceğin girdiğini sanan, aslında festival heyecanıyla detayları unutan ben ve arkadaşım, festival görevlilerinin, milletin çantasından çıkarıp bir bir çöp kutusuna attığı cam şişedeki votkaların, jack danialsların, smirnoffların, birbirlerine çarpıştıklarında çıkardıkları sesle uyandık!!! Çantamda en büyük şişeden bir absolute ve benim favori içkilerimden biri olan Morgan's spiced vardı. Dolu bir şekilde çöp kutusuna gitmeleri gerçekten canımı acıtırdı, Önümde sadece 2 kişi kala su şişelerimin içini boşaltıp alkolu o şişelere boşalttım, görevli gördü gülümsedi ama bir şey demedi, plastik şişelerin kamp alanına girmesinde bir sorun yoktu çünkü! İçeri girdik ve o gece deli gibi içtik, Her şeyi çok iyi hatırladığımı söyleyemem ama geceye dair çok komik kareler hatırlıyorum; ''İngilizlerin sense of humour''una dair...Bir genç penisine ip bağlamıştı ve diğer arkadaşı da o ipi tutmuş bütün kamp alanını öyle halde geziniyorlardı, çok sarhoşlardı ama çok eğleniyorlardı...Ama abi acıtır bu ama buttscratcheeeeeeeeeeeeeeeeeeerrrrrrrrrrrr!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Neyse ertesi gün headline olarak Alice Cooper vardı. Muhteşem tiyatrovari bir show bekliyordum ondan beni hayal kırıklığına uğratmadı. Festival alanı inanılmaz büyüktü. Red bull bedroom jam stage, Jagermeister stage, Strongbow Bowtime stage ( bir cider insanı olarak ve Strongbowda en sevdiğim ciderlardan birisi olmasına rağmen bu stage'e hiç uğramadığımı itiraf ederim, ilgimi hiç çekmeyen local dj ve gruplar vardı), Apollo stage, Saturn stage ve Bohemia stage olmak üzere tam altı tane stage vardı. Fetivalden sonra ne kadar yorulduğumu tahmin edebilirsiniz sanırım, özellikle de Cumartesi günü Apollo stagede Rammstein, Anthrax, Lacuna Coil vardı onlar için koşturdum, Good Charlotte, Placebo ve Papa Roach'a hiç bakmadım bile çünkü Saturn stagede Soulfly, Fear Factory, Apocalyptica, Skunk Anansie ve Mötley Crüe vardı. Bütün gün bir stageden diğer bir stage'e koşturdum yani...

İlk gün 30 Temmuz 2010 Cuma: Kafamın bir gece öncesinden güzel olmasına rağmen erkenden kalktım, arkadaşımla birlikte Saturn sahnesine gittik çok insan yoktu. Alice Cooper'ın sağlam fanları 9 saat öncesinden sahnenin en önünü kapmışlardı ve bekliyorlardı. Arkadaşım ve Bende onlardan biriydik. Delain 17:15 de sahne aldı. Hiç ilgimi çekmedi, doğru düzgün izlemedim bile. Diğer yeni tanışmış olduğum grup (utanarak söylüyorum çünkü sağlam bir dinleyici kitlesi vardı) TURISAS; 18:10'da sahne aldı. Dinleyici kitle viking maskeleri, kıyafetleri ve kılıçlarıyla alanı doldurdu. İnanılmaz bir atmosferdi kendimi savaş alanında hissettim. Vokalistleri Mathias inanılmaz komik bir adam ve çok iyi bir frontman bence. Kitleyi çok iyi gaza geitiriyor, sahnedeyken savaş alanını açın ve ''fuck sake! wake up Sonisphere'' diye bağırıp durdu. Mosh pit miiiiiiiiiii????? Minnacık bedenimle paramparça olacağım sandım!!!!!!!!!!!!!! ''Lütfen hazır buraya kadar gelmişken slayer'ı göreyimde öleyim'' diye aklımda geçirmedim değil... Herkes aynı çoşkuyla bir ağızdan bağırıyordu, kılıçlar yükselmişti, savaş alanını andıran mosh pit alanı hazırdı: ''BATTLE!!!!!!!'' ''METAL!!!!!!!''. Benimde yeni tanıdığım, sahnede izlenmesi gereken bu gruba internetten bir göz attım, kısa bir bilgi edinmek hiç fena olmaz; TURISAS;

Ülke : Finlandiya Tür : Folk Metal, Viking Metal Firma : Century Media Records Resmi Sitesi: http://www.turisas.com Elemanlar : Vokal: Mathias D.G. Nygård Gitar: Georg Laakso Klavye: Antti Ventola Gitar: Jussi Wickström Bateri/Perküsyon: Tuomas Lehtonen

Albümler 2001 - The Heart of Turisas 2004 - Battle Metal 2007 - The Varangian Way 

Şimdi geleyim Turisas'dan sonra ki gruba 19:10 da sahne alan EUROPE, kesinlikle çok keyifliydi. Özelliklede tam bir klasik haline gelen ''Final countdown'' parçasında bütün kitle aynı anda zıpladı ve şarkıya eşlik etti. Koyu bir Europe hayranı olmasamda o atmosferle şarkıya eşlik ettim ve deliler gibi zıpladım herkesle...

20:15'de sahneyi Gary Numan aldı. Gary Numan'ın Marilyn Manson'a olan hayranlığı bilinmektedir. Yıllar geçtikçe Manson'un sıradışı ve sert ritmini Gary Numan'da da görebilirsiniz; Özelliklede ilk çıktığı dönemlerdeki endüstriyel pop'tan endüstriyel rock'a geçişini. Gary Numan yaşı ilerledikçe sahnede çok daha çekici olduğunu söyleyebilirim. 1958 yılında doğmuş bu karizmatik adam 52 yaşında ve sahnedeyken tıpkı yıllara meydan okuyormuş gibi, sanki sevişiyormuş gibi şarkı söylüyor. Kaç kişinin, özelliklede şaşılası kaç erkek dinleyicinin '' Garyyyyyyyyyyyyyyy!!! Senden bebeğim olsun istiyorum!!!!'' diye bağırdığını yazarsam sakın abartıyor demeyin!!!! Ona ayrılan zaman bittiğinde ve sahneyi terkederken, onu dinleyen binlerce kişiye, hafif bir gülümsemeyle, yandan bir dudak kıvırmayla tıpkı boşalırmış gibi bir bakış attı. O bakışı hala gözlerimin önünde, sanırım onunla ilgili paragrafı burada bitirmeliyim...

Deli Kasap, Sonisphere'in İngiltere Ayağında Teftişteydi!

VEEE Headline ALICE COOPER; 21:30 ile 23:00 arası sahne aldı, inanılmaz bir enerjisi vardı, sahne shovu her zaman ki gibi dopdolu ve mükemmeldi. Hayatımda hiç bu kadar çok kişinin crowd surfing yaptığını görmemiştim. Bir de Iron maiden çalarken elemanın biri crowd surfing yapıyordu ki onu da yazmalıyım. O eleman kesinlikle yüz kilo civarındaydı ve neresine güvenip milletin başının üzerinden, eller üzerinde sahneye taşınabileceğini umdu bilmiyorum. Benim başımın üzerinden geçerken çok korkmuştum ama elemana hiç bişey olmadı gayet hoş taşındı . Festival alanında güçlü bir birliktelik vardı. Alice Cooper'ı izlediğim için çok mutluyum çünkü çok yaşlandı. Ronnie James Dio gibi onuda birdaha görmek mümkün olmayabilir. Ronnie James Dio, 2003 yılında İstanbul'a geldiklerinde onları izleme fırsatı bulmuştum. O konseri hala çok iyi hatırlıyorum. Dio, o konserde kesinlikle çok enerjik ve mükemmeldi. Efsane gruba derin saygılarımla, yıllar geçsede hep anılacak ve dinlenilecek bir grup. Alice Cooper bittiğinde kamp alanına geri döndük ve gece ikiye kadar içtik, gece iki de o kadar sarhoştuk ki Alice Cooper'ın verdiği enerjiyle hala dans edebilir bir haldeydim. Red Bull Bedroom Jam sahnesindeki ''silent disco''ya gittik. Silent disco olayı bence çok yaratıcı. İlk kim başlattı bu olayı hiç bir fikrim yok ama tek bir fikrim var elemanın kafası baya güzel olmalı, işte o vakit gerçekten de uçuyor olmalı. Özellikle de kulaklığınızı çıkartıp etrafı izlediğinizde her şey çok garip bir hal alıyor, bir sürü insan deliler gibi dans ediyor ama hiç bir ses yok. Ne mi çalıyordu? Bence mükemmel bir ekol ve çok yaratıcı bir kişi; Marilyn Manson... (Ki Alice Cooper'ın en büyük hayranlarındandır / Atlantisten Gelen Adam)

Deli Kasap, Sonisphere'in İngiltere Ayağında Teftişteydi!

İkinci gün 31 Temmuz 2010 Cumartesi: Altı tane sahne vardı ve hepsine yetişmek mümkün değildi. Ama yine de Cumartesi gününden inanılmaz bir keyif aldım ve dinlemeyi istediğim bütün grupları izleyebilme fırsatına ulaştım. Apollo sahnesinde headline Rammstein'di, Saturn sahnesinde headline ise Mötley crüe'idi. Ve ben iki grubuda izlemeyi çok istiyordum. İkisini de aynı saate koymadıkları için çok mutluyum bence organizasyon, programı gayet başarılı yapmıştı, özelliklede böyle büyük organizasyonların böyle başarılı işlemesi kimi zaman pek mümkün olmayabiliyor. Gün boyu koşuşturmam şu şekilde oldu:

Apollo sahnesi: 12:25- 12:55 LACUNA COIL, albümlerinde hiç fena olmayan bu grup sahnede tam bir hayal kırıklığı diyebilirim. Vokalistin sesi detone oldu, sahne hakimiyeti başarısız. Hiç bir zaman büyük bir fan olmadım onlara karşı ama ilgimi çekiyorlardı en azından, onları tekrar dinleyeceğimden hiç şüphem yok acımasız olmak istemiyorum ama çok da dinlemek için gönüllü olabileceğimi sanmıyorum.

Saturn sahnesi: 13:00-13:30 SOULFLY, daha büyüüüük CIRCLE PIT istiyoruz!!! Circle Pitleri büüyütüüün!!!! İşte Max Cavalera böyle seslendi kitleye. Bence metal müziğin en iyi frontmanlerinden biri o. Ve inanılamayacak kadar mütavazı bir insan. Max Cavalera'ya hayran olmamak mümkün değil bence! Sonisphere röportajını izlediğim Max, röportajda erken sahne aldıklarıyla ilgili şunları söyledi: ''Biraz endişeliydim. Saat 1300'de sahne alıyoruz, erken bir saat, çok kişi olmayacak belki 10 kişi, onlar da burda çalışan görevliler belki ama düşündüğüm gibi olmadı herkes oradaydı''  (Bu röportajı bence herkes izlemeli. Youtube'da yayınlandı) Max Cavalera'ya bir kez daha aşık olası geliyor insanın. O kocaman rasta kuyruğundan saçları, her yerine toplu iğne geçirilmiş 'Napalm' baskılı T-şhirtü ve olanca mütavazılığıyla bence şirin ötesi bir insan. Koskoca Max Cavalera! Nasıl olurda sadece 10 kişi izlemeye gelir, kendimi 10 parçaya bölerim yinede kitle 10 kişiden fazla olur! Ya bu arada 10 parçaya bölünüyordum cidden. Soulfly'a yakışır bir circle pit kitlesi vardı!!! Omen albümlerinin tanıtımı niteliğinde olan bu tur, bence hakettiği başarıya ulaşıyor ve Soulfly her geçen gün daha da büyük ve daha da sert. Max'a göre diğer albümlerinin içinde en sert olan bu albümde; bazı şarkılar daha çok thrash, bazı şarkılar daha çok hard-core ağırlıklı. Buarada circle pit olayı mosh pit olayından daha eğlenceli bence. Ama bu ayrı bir yazının konusu ve bana pek laf düşeceğini sanmıyorum. Ben daha çok izleyici konumundaydım çünkü... Soulfly bitiminde diğer sahneye koştuk...

Apollo sahnesi: 13:35-14:15 ANTHRAX, Sonisphere 2010'un en iyi performanslarından birini sergilediler...

Anthrax'a dair bambaşka bir konu açmak niyetinde değilim ama çok kısaca bir fikrimi dile getireceğim. Anthrax dönemi metal gruplarına bir bakıyorum, bu adamlar gerçekten dönemin metalini her anlamıyla bugüne taşımışlar; giyim tarzları, duruşları, grup isimleri, en önemlisi tabi ki müzikleriyle . Anthrax, 1981 yılında Amerika'da kurulmuş bir grup. Ve bahsettiğim dönem 80'ler. Ve grup isimlerinin orjinalliğine bakarmısınız :'Metallica',' Megadeth', 'Slayer', 'Anthrax'...Bu grupları çok sevdiğimden torpil geçiyorum sanılmasın gayet objektif olmaya çalışıyorum burada, bence 'Anthrax' çok iyi bir metal grup ismi! Neyse Anthrax sahnede çok iyiydi. Özellikle de 'Anti-Social'ı çaldıklarında çok eğlendik. Ama bu eski toprak babalar tıpkı Iron Maiden gibi bize duygulu anlarda yaşattılar. Sahnede söyledikleri bir parçayı Ronnie James DIO'ya adadılar. Bence sırf bu yüzden bile bir kez daha onlara saygı duyabilirim.

Saturn sahnesi:14:20-15:00 FEAR FACTORY, grup sahneye 'Mechanize' parçasıyla girdi. Süperdiler. Seyirciyle diyologları çok iyiydi. Özellikle de gitaristleri Dino Cazares koca göbeğine rağmen çok karizmatikti, eliyle ''circle pit yapın'' diye seyirciye işaret ederken. Fear Factory'den sonra akşam 20:45'e kadar bir daha Apollo sahnesine uğramadım. Papa Roach, Good Charlotte ve Placebo vardı. Saturn sahnesinde en öndeydim ve yerimi kaybetmek istemedim. Mötley Crüe'yu yakından görmeliydim, elemanlar çok yaşlı,' ne olur ne olmaz, bu gün varlar yarın olmayabilirler 'diyerekten yerimden hiç kımıldamadım!

Saturn sahnesi: 15:55-16:35 APOCALYPTICA, Harikaydılar.' Master of puppets'i çaldılar. Çok mutlu oldum çok güzel bir parça. Finlandiya gibi soğuk ülkelerin senfonik metal yapmaları benim çok hoşuma gidiyor. Çünkü çok iyi yapıyorlar bence. İngiltere bu anlamda çok daha farklı mesela. Daha endüstriyel diyebilirim. Bu arada ki ayrımı görebilmek için en iyi iki örnek peşpeşe çaldı Sonisphere Saturn sahnesinde, kesinlikle hiç şikayetçi değildim bundan her ne kadar apayrı türlerde müzik yapsalarda iki grupta türlerinde en iyilerinden birisi bence, önce Finlandiya'lı Apocalyptica ardındanda İngiliz grup Skunk Anansie çıktı sahneye. İki grupta mükemmeldi.

Saturn sahnesi: 17:30-18:15 SKUNK ANANSIE, ''hemen müzik marketine gidiyorum ve ''STOOSH'' albümünü alıyorum!!! Hatta erkek arkadaşımdan ayrılıp lezbiyen oluyorum, Skunk Anansie vokalisti Skin'le yalnızca 1 gece bile bana yetebilir!!! Tamam belki bu sefer biraz abartılı oldu... Sonisphere UK 2010'un en iyi kadın performansı!!!Kesinlikle tartışmasız!! Skin, Rock müziğin; en cool, en karizmatik, performansıyla, seyirciyle iletişimiyle ve müziğe kattığı ruhla en mükemmel kadın vokallerinden birisidir. Bunun üzerine sayfalarca yazabilirim ama yazmayacağım! GİT VE SKUNK ANANSİE DİNLE!!!

Deli Kasap, Sonisphere'in İngiltere Ayağında Teftişteydi!

VEEE SATURN SAHNESİNİN head line grubu 19:35-20:35 MÖTLEY CRÜE, ya da ''memeler fora'' mı demeliyim bilmiyorum? Mötley Crüe'nun sadık çılgın bir kadın dinleyici kitlesi var. Shovları tam bir hayal kırıklığıydı bana göre, sahne bomboştu. Şarkılarını söylediler ve gittiler. ''Girls girls girls'' parçasında kızlar kameralara göğüslerini göstermek için yarıştılar. Her bir kadın göğsünü açtığında kitle daha da çoştu. Yani kitle kendi kendisini çoşturdu diyebilirim. Bu klasikleşmiş eylem olan göğüs açmaca Türkiye'de de yaygınlaşmalı, bence çok keyifliydi. Ben göğüslerimi açmadım, o sıra Nikki sixx'in fotoğraflarını çekmekle meşguldüm ama bir daha ki sefere neden olmasın! Tabi bir daha ki sefer olur mu bilmiyorum, üzülerek söylüyorum ki; Mick Mars'ın kemikleriyle ilgili bir sorunu varmış ve sahnede hiç hareket edemedi bu yüzden, yaşlarını göz önüne alırsak bu durum pek de süpriz olmaz. Yine de onları izleme fırsatı bulduğum için çok mutluyum çünkü sevseniz de sevmeseniz de bugün Mötley Crüe bir klasiktir rock tarihi için ve ben onların performansını ilk defa izliyordum.

Apollo sahnesi: 20:45-22:45 RAMMSTEIN, inanılmaz bir sahne shovları vardı. Her yer ateş ve dumanlarla doluydu. Kitleyi inanılmaz bir şekilde çoşturdular. Onları izlemek harikaydı. Binlerce insane oradaydı ve bir sürü insan eller üzerinde crowd surfing yaptı. Ama en iyi crowd surfing ise grubun keyboardcusu Christian Lorenz'inkiydi. ''flake'' ya da ''doktor Lorenz'' diye tanınan grup elemanının crowd surfing inanılmaz bir çoşku yarattı. Olayın en heyecanlı kısmı ise her ülkede gerçekleştirdikleri bu showda o ülkenin bayrağını açmaları. Bunun adına artık Rammstein tarzı surfing ya da ''BOAT SURFING'' diyebiliriz. Cumartesi gecesi işte böyle bitti, bizde çadırlarımıza doğru yol aldık.

Pazar günü daha az yorucuydu çünkü iki sahne arasında mekik dokumak yerine bütün gün Apollo sahnesinin en ön sırasında Iron Maiden için pinekleyip, çilekli milkshake ve Morgan's spiced içtim. Saturn sahnesinde headline olarak Iggy and The Stooges vardı. Iggy'nin o yaşlı ve çıplak bedenini artık görmek istemiyoruz kampanyası başlatmaya karar verdik bir ara arkadaşlarla, bu eylemimiz hala gündemdedir, buradan belirtmek isterim!

Sloganımız; ''Iggy sahneye yarı çıplak çıkmasın lütfen!, derileri sarkıyor ve çok çirkin bir görüntü yaratıyor!''

Üçüncü gün 1 Ağustos 2010 Pazar; 12:25-12:55 Madina Lake sahne aldı. Hemen ardından Skindred vardı. 40 dakika sahnede kaldılar. Hayatımda hiç bu kadar kompleks sahibi vokalist görmemiştim diyebilirim. Milliyetçilik dozlarının ise haddi hesabı yoktu. Havada sallanan bir çok ülkenin bayrağını hiçe sayarak sadece Büyük Britanya'yı dile getirdi. Çok rahatsız edici bir gruptu. Neyseki hemen ardından 15:05-15:50 arası SLAYER sahne aldı ve beni tekrar kendime getirdi. TOM ARAYA, JEFF HANNEMAN, KERRY KING, DAVE LOMBARDO diyorum ve diyecek daha başka bir söz bulamıyorum. SLAYER! SEN ÇOK YAŞA! İnsanlar mosh pitte çoştular. Saygı duyulası bir crowd surfing yaşandı.Sahnede sadece 45 dakika kaldılar ve gerçekten de çok kısa bir zamandı ama yine de doyasıya eğlendik.

16:40-17:25 ALICE IN CHAINS sahne aldı. Kişisel fikrimce bir zamanlar grupta Layne Staley'in yerini kimsenin dolduramayacağına inanan ben, o gün fikrimi değiştirdim diyebilirim. Layne Staley'in yerine devam eden vokalist William DuVall'ın sesi Layne'in sesine çok benziyordu. Yanlış anlaşılmasın kesinlikle yapmacık değildi. Çok başarılı ve kaliteli bir sesi var bence William'ın. Ama bir çok Layne Staley fanı gibi bende onu çok özlüyorum.

18:25-19:25 arası PENDULUM sahne aldı. Gayet iyiydiler .Iron Maiden'ın hemen öncesinde sahne aldılar. Onları dinledim ama asıl enerjimi Iron Maiden'a sakladığımı da itiraf ederim. Veee Apollo sahnesinin headline grubu IRON MAIDEN 20:45-22:45 arası sahnede kaldılar. İnanılmaz bir Iron Maiden kasırgası esiyordu. Tabi ki sürpriz değildi benim için ama süper bir atmosferdi. Yanımdaki kız ''blood brothers''ta ağladı. O ağlayınca ben ağlayamadım. Yanımda biri ağlayınca ağlayamama krizine giriyorum, her şey içimde patlıyor. Ama inanılmaz bir parçaydı. Ronnie James DIO'ya adadıkları bu parçada herkesin gözleri doldu. Herkes şarkılarda Bruce Dickinson'a eşlik etti. Bruce Dickinson rock müziğin en iyi frontmanlerinden birisi tartışmasız ama o kadar mütevazıki, insanlar şarkıları söylerken 2-3 dakika boyunca sustu ve yüzündeki o hoşnut tebessümle insanları izledi. Şarkı bittiğinde ise Bruce Dickinson, Mevlana'nın o ünlü '' ne olursan ol yine de gel'' sözünü andıran bir konuşma yaptı. ''Bizim için ne olduğunuz önemli değil, ister sebze, ister hayvan, ister gay olun ama burada iseniz ve Iron Maiden fanı iseniz bizim için önemli olan budur, umarım eğlenirsiniz, burada olduğunuz için ve Iron Maiden fanı olduğunuz için teşekkür ederiz'' dedi. Çok güzel bir sahne showları vardı. Tek kelimeyle mükemmel bir grup! IRON MAIDEN İYİ Kİ VARSIN!

Festivalin kapanışı Iron Maiden'la oldu. Kamp alanına gittiğimizde biraz olsun dinlenebileceğimi ummuştum ama tahmin ettiğim gibi olmadı. Çadır alanımızın orada 20 kadar erkek anadan doğma soyunmuş '' çekiçle taşşak vurmaca'' oynuyorlardı. Sonra bütün millet üstüste binmiş onları izliyordu. Canı yanan bağırıyordu ama herkes çok eğleniyordu . Polis olay alanında kavga var sanıp geldi. Ama görüntü karşısında herkes gibi polis de ciddiyetini kaybetti ve gülmeye başladı. Yine de görev bilinciyle ''arkadaşlar, sağlık ve güvenlik açışından üstünüzü giyinmenizi tavsiye ederim'' dedi ama bu sefer herkes daha da fazla gülmeye başladı. Aynı ''sınırını kaybetmiş grup'' konvoy yapıp sabah kadar kamp alanının her bir yerine ''ROCK YÜRÜYÜŞÜ''  yaptı. Konvoy büyüdükçe büyüdü, sabaha kadar hep bir ağızdan bağırdılar festivalde çalan saygı duyulası gruplar için: ''BATTLE-METAL! SOULFLY! IRON MAIDEN! SLAYER! RAMMSTEIN!'' Daha niceleri...Herkese müzik dolu bir hayat dilerim. 

Deli Kasap, Sonisphere'in İngiltere Ayağında Teftişteydi!
 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: