MÜZİK ODASI

Death Metal'in Kalıplara Sığmayan Çocukları: Cynic

Erdem Yalçın - 30 Temmuz 2010

Miami'den death metal çıkar mı? Hem evet, hem hayır. Zira, 93'te dağıldıktan sonra 2007'de tekrar toplanan Cynic, artık death metal falan yapmayacaktı. Grubu bu tarihten sonra tanıyanlar da, progresif rock tarzının güzel tatlarını alacaklardı. Fakat konumuz bu değil. Konumuz 93 ve öncesi.

Miami'den death metal çıkar mı? Hem evet, hem hayır. 2007 sonrasını bir kenara koyup 93'e döndüğünüzde bile kesin bir cevap veremeyebilirsiniz. Sebebi gayet açık. Cynic önce dört demo yayınlıyor. Bu dört demoda klasik death metal tadını rahatlıkla alabiliyoruz. Ve fakat, grubun ilk ve dağılmadan önceki son albümü Focus, ortaya bambaşka bir şey çıkartıyor. Hem death metal denilebilecek, hem de denilemeyecek bir "şey". Tadından yenmeyen bir "şey".

Baştan söyleyeyim. "Müziklerine şöyle şeyler karıştırmışlar da death metalin delikanlılığına zeval getirmişler uleyn" diyecek değilim. Aksine, bence death metal ile gayet başarılı bir şekilde sentezlenen, kimi zaman doom etkisinin hissedildiği, progresif öğelerle bezeli bir albüm yapmış Cynic. Focus albümünden bahsediyorum. Focus'tan bahsederken, jazz/fusion etkisinden söz açmamak imkansız. Hem sert riflerin içine yedirilen, hem de kimi zaman tamamıyla parçaya hakim olan bir etki söz konusu.

Grup hakkında, ilk etapta söylenebilecekler bunlar. Ancak söylenecek daha çok şey var. Onları da sırayla sonraya bırakalım. Grubun macerasının izini sürerek...

Cynic Kuruluyor

Grup 87'de kuruluyor. Gitarist Paul Masvidal ve davulcu Sean Reinert ikilisi, daha lisede okurken kalkışıyorlar bu işe. Bu ikilinin kurucu olmasının yanında başka maharetleri de olacak. Yeri gelince söyleyeceğim.

Üç şarkılık ilk demo, 88 yılında patlıyor. Patlıyor dediysem, grubun duyulmasına ne kadar etkide bulunuyor, nasıl bir "ticari" başarı yakalıyor bilemiyorum. Ancak, kayıt son derece kaliteli ve şarkılar gerçekten de "patlayıcı". Thrash etkisi açık ve net. Ancak, basit bir thrash metal sounduyla karşı karşıya değiliz. Karmaşık riffler, çiğ olmayan death metal tadı, grubun neler yapabileceğini daha baştan gösteriyor.

Dört parçadan oluşan 89 demosu ise, kayıt kalitesi açısından daha kötü olmasına rağmen, müzikalite anlamında daha gelişkin. İki demo arasındaki farka baktığımızda, grubun kendini geliştirmesi açısından ne kadar büyük bir ivmeye sahip olduğunu görebiliyoruz. 89 demosu, grubun neler yapabileceğinin işaretçisi olmakla kalmıyor, farklı arayışlar içerisinde ve daha da gelişmeye açık olduğunu gösteriyor. İkinci demonun bir diğer özelliği ise, ilk albümde vokalleri yapan Jack Kelly'nin gruptan ayrılması ve ikinci demoyla birlikte, bundan sonra vokalleri Paul Masvidal'ın yapacak olması.

Death Metal'in Kalıplara Sığmayan Çocukları: Cynic

İlk iki demonun ortak özelliklerine bakacak olursak, yoğun thrash tadını bir kenara yazabiliyoruz. İlk dönem death metal gruplarının hepsinde ortak olan bu özellik, Cynic'te "derin" rifflerle kendini buluyor. Dolayısıyla, ortaya, thrash metal adına iki güzel demo çıkıyor. Burada bir noktanın özellikle altını çizmek gerek. Zamanın death metal soundu, fazlasıyla thrash etkisinde. Dolayısıyla, bu durum Cynic'e özgü değil. Zaten, yoğun thrash tadının hissedildiği ama thrash metal olarak da adlandırılamayacak bu tarz, topyekün death metal olarak adlandırılıyor.

Üçüncü demo ise, ilk iki demodan daha ayrıksı bir yapıya sahip. En başta, dönemin olgunlaşan death metal rüzgarının etkisi hissediliyor. "Derin" thrash ve "çiğ olmayan" death tadı yerine, kendi ayakları üstünde duran bir death soundunu alabiliyoruz. Üstelik, bu üç şarkılık demo, o dönemde çıkan birçok death metal albümünden daha komplike bir yapıya sahip. Demodaki teknik yoğunluk, dönemin birçok death grubu göz önüne alındığında, ilgi çekici nitelikte. Bu anlamda, grubun, teknik death metal olarak adlandırılan tarzın ilk icracılarından olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Arayış ve derinleşme devam ediyor.

Death Metal'in Kalıplara Sığmayan Çocukları: Cynic

Üçüncü demonun ardından Roadrunner Records ile bir anlaşma imzalanıyor ve 91 yılında bir demo da Roadrunner etiketiyle çıkıyor. Son demo, teknik yoğunluğun daha da derinlemesine hissedildiği bir çalışma. Kayıt kalitesini de göz önüne aldığımızda, enstrümanların hepsinden ayrı ayrı tat alabildiğimiz bir çokseslilik kendini gösteriyor. Dördüncü demo, Cynic açısından müzikal anlamda bir dönemin sonuna işaret ediyor. Zira, bu demoda hissedilen müzikalite, dönemin klasik death metal sounduna sahip "bütün" grupları için de, grubun kendisi için de bir pik noktası. Abartmıyorum. Dinleyin de görün!

Şimdi gelelim, Paul Masvidal ve Sean Reinert ikilisine. Bu ikili aynı zamanda, Death'in 91 yılında çıkan efsanevi Human albümünde gitar ve davulları çalıyor. Benim yazdıklarıma inanmıyorsanız, Chuck'ın ne kadar kaliteli müzisyenlerle çalıştığı gerçeğine inanabilirsiniz. Dolayısıyla ortaya çıkacak sonuç şu: Cynic, dönemin havasına kapılıp "hadi death metal" yapalım diyerek, kendilerini kolayca tatmin edebilecek müzisyenlerden oluşmuyor. Her bir demo arasındaki fark, ve en nihayetinde 91 demosu da bunun kanıtı oluyor.

Tony Choy

Burada bir Tony Choy parantezi açalım.

Tony Choy, Cynic'e 89'da katılıyor ve 90 ile 91 demolarında gruba eşlik ediyor. Her iki demoda da, bass gitarın gelişkinliğini hissedebiliyoruz. Choy, 91 demosunun ardından, Atheist grubuna transfer oluyor. Choy'un aynı performansı, Atheist'in Unquestinable Presence ve efsanevi Elements albümünde kendisini gösteriyor (bkz. Death Metal'in Kalıplara Sığmayan Çocukları: Atheist).

Tony Choy vesilesiyle, Atheist ve Cynic arasındaki paralelliğe de eğilelim. Gerek Atheist'in 91 albümü Unquestinable Presence, gerek Cynic'in 91 demosu, teknik anlamda ciddi benzerlikler taşıyor. Tony Choy'un etkisi açık. İşin ilginç yanı, Atheist'in 93 albümü Elements ile, Cynic'in 93'teki debut albümü Focus çarpıcı derecede birbirine benziyor. Çarpıcı derecede. Çünkü dönemin death metal soundundan oldukça farklı iki albümle karşı karşıyayız. Ve farklılıkları, yani jazz/fusion etkisi, iki grubu birbirine benzetiyor. Burada "benzemek" sözcüğünü kullanırken, olumsuz herhangi bir çağrışımla kullanmıyorum. Ancak söyleyecek başka bir şey yok. Çünkü, bildiğim kadarıyla, bu tarzda üçüncü bir albüm yok!

Focus

Atheist ve Cynic paralelliğine yazının sonunda tekrar değineceğim. Şimdi Focus albümüne odaklanma zamanı.
Grup, Death'in Human turnesi, Tony Choy'un gruptan ayrılması, 92'de, grubun gitaristinin evini de yıkan bir hortumun Florida'dan geçmesi gibi gerekçelerle albümü ancak 93'te yayınlayabiliyor.

91 demosu, Cynic açısından müzikal anlamda bir dönemin sonuna işaret ediyor demiştim. Bunun sebebi büyük oranda Focus. Focus albümü, Cynic müziğinde öylesine ciddi bir kopuş oluyor ki, grubu iki döneme ayırmak şart oluyor.

Death Metal'in Kalıplara Sığmayan Çocukları: Cynic

Albümde ilk dikkat çeken, "robotik" vokaller. Albüm öncesinde sesini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Paul Masvidal, vokallere yardımcı olurken "vocoder" kullanmak zorunda kalıyor. Albümde, brutal vokalleri ise Tony Teegarden yapıyor.

Bir diğer dikkat çekici özellik de, bas gitar. Sean Malone'un çaldığı bas gitarlar albümde gayet net duyulabiliyor. Bilinçli olarak yüksek sesle kaydedilmiş. Çok sesliliği hissettirmek açısından etkili olan bu yöntemin altından, Tony Choy yokluğunda, Sean Malone kalkabilmiş görünüyor.

Şimdi esas noktalara gelelim. Albümü ilk dinlediğinizde, "bu death metal mi?" diye bir tepki verebilirsiniz. Zararı yok. "En delikanlı, en old school deathçi" olsanız bile, "amaaan, değilse değil, hoşuma da gitti vallaha bee" tepkisi vereceksiniz.

İşin bir de diğer boyutu var. Extreme türlere hep mesafeyle yaklaşan insanlar boyutu... Aynı tepkinin bir diğer versiyonunu da onlardan bekliyorum. "Amaaan, death ise death, hoşuma gitti ya, koyver gerisini...".

Peki nasıl oluyor da, karikatürize ederek uçlaştırdığım bu iki dinleyici tipine hitap edebilme potansiyelini sergiliyor Cynic?

Kendimce birkaç madde halinde sıralayabilirim.
1- En başta, enstrümanlara hakimiyet ve virtüözlük var işin içinde
2- Grubun beyni, ne yapacağını çok iyi biliyor
3- Vokal Mersin'e giderken, gitarların tersine gitmemesini sağlayan da bu ne yapacağını bilme durumu oluyor
4- Progresif öğeler ve jazz/fusion etkisi, "hadi işin içine biraz farklı soslar katalım" kolaycılığıyla değil, enstrümantal hakimiyet ve ne yapacağını bilirlik üzerinden death metal ile harmanlanıyor.
5- Değişen ritmler, hızlanan ve yavaşlayan şarkılar, birden sakinleyen ve clean gitara geçen riffler, asla ve asla "bu da nerden çıktı" dedirtmiyor. İşin en ilginç yanlarından biri de bu.

İtiraf etmek gerekirse, bu kadar farklı tadı bir arada aldığım nadir albümlerden Focus.

Cynic, tek albümüyle, death metal alanında çığır açıyor.

Death Metal'in Kalıplara Sığmayan Çocukları: Cynic

Ve yine bildik son. Grup Focus albümünün ardından dağılıyor. Bu açıdan da Atheist ile paralellik gösteriyorlar. Gerek Focus albümü, gerekse Atheist'in Elements albümünden sonra, iki grubun da ne yönde gelişeceği pek tahmin edilebilir nitelikte değil. Dolayısıyla, bir tez olarak şu ortaya atılabilir: Death metalin kalıplarını zorlayan bu iki albümün ardından, iki grup da kendilerini tekrar etmemek için dağılmıştır.

Cynic, 2004'te Focus albümünü yeniden düzenleyerek yayınlıyor. Ardından 2007'de tekrar toplanıyor. Opeth ile birlikte turneye çıkıyor. Fakat bir uyarı yapalım, Focus'un verdiği tat, Opeth ile pek alakalı değil. Olsa olsa, farklı tarzları death metale yedirmeleri açısından birbirine benzetilebilir. Ancak yedirdikleri tatlar apayrı.

Grup 2008'de, Paul Masvidal'ın vokalleri de yaptığı, Traced in Air adlı bir albüm çıkartıyor. Ancak bu albümün, grubun death metal yaptığı kökleriyle hiçbir alakası yok. Artık bir progresif rock grubu olarak adlandırılabilecek grubun son albümünü, bu açıdan değerlendirmeye almıyorum. Yine de, progresif rock sevenler için, leziz bir albüm olduğunun hakkını vermeliyim.

Bir dipnot olarak, Cynic'in, 4 Temmuz 2009'da Türkiye'yi de ziyaret ettiğini hatırlatmış olayım.

Yazının sonunda, Atheist ile Cynic'in ortak bir yanlarına daha değineceğimi vurgulamıştım. Bir önceki yazıda (Death Metal'in Kalıplara Sığmayan Çocukları: Atheist) bahsettiğim gibi, Atheist de yeniden toplandı ve Kasım ayında bir albüm çıkartacak. Umuyorum ki, Cynic gibi tarz değiştirmezler. Bunu, farklı tarzlara önyargılı yaklaştığım için söylemiyorum. Jazz/fusion etkilenimli topu topu iki death metal albümü var şu dünyada. Umarım Atheist'in yeni albümü, üçüncüsü olur. Atheist'in beyni Kelly Shaefer'in, "İnsanlar, yeni albümümüz Jupiter'i duyduğunda, işte bu Atheist diyecekler" sözünü boşa çıkartmayacağını ümit ediyorum.



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: