MÜZİK ODASI

Coşku, Heyecan, Balkabakları Ve Unutulmaz Bir Şov Daha

Sadi Tirak - 10 Şubat 2006


1 Şubat 2006 İstanbul
Taksim, Yeni Melek Gösteri Merkezi
HELLOWEEN Konseri

Heavy Metal dünyasının en nev-i şahsına münhasır gruplarından biri olan, Alman Metal devi Helloween 21 yıllık kariyerinde ilk defa İstanbul'daydı. Yeni Melek Gösteri Merkezi'nde unutulmaz bir konser veren grubun İstanbul macerasının özetini okumaya hazır mısınız?

30 Ocak tarihinde turne otobüsleriyle ülke sınırlarımıza girmiş olan Helloween kafilesi, aynı zamanda o sınırlardan en hızlı geçebilen gruptu. Mute Promotions'ın Aralık 2005'te düzenlediği Destruction/Candlemass konserinde kafilenin gümrükten geçmesi saatler sürmüş ve konser rötarlı olarak başlamıştı hatırlarsanız. Fakat Helloween'de böyle bir sorun yaşanmadı ve kafile akşam saatlerinde iki gece üç gün konaklayacakları otellerine vardılar. 5 kişilik grup yanında 13 kişilik bir ekiple turluyordu ve dolayısıyla ekibin otobüsten eşyalarını indirip, teker teker odalarına yerleşmeleri bir hayli zaman aldı. Bu sırada bizi en çok şaşırtan şey ise, daha önce Destruction konseri sayesinde tanıdığımız roadie'lerden Danny Klupp'un (Haggard eski gitaristi), bu sefer Helloween kafilesinde çalışıyor olmasından dolayı yeniden İstanbul'a gelmiş olmasıydı. Kendisini görür görmez selamlaşıp muhabbet etmeye başladık zaten. Bu Danny'nin İstanbul'a 5'inci gelişiydi ve yakında Msg konseri için bir daha geleceğini söylüyordu. Anlaşılan yakında bir Türk kızıyla evlenip İstanbul'a bile yerleşmeyi düşünebilir :)

Tüm ekip odalara yerleştikten sonra turne menajeri ile konserin düzenleyen Mute Promotions yetkilileri bir saat süren bir toplantı yaptı ve üç günlük plan/program hazırlandı. Ardından yemek için grup elemanlarını beklemeye başlamıştık.  Odalarına yerleştikten sonra aşağıya indiler ve kendileriyle tanıştık. Hepsi gayet sıcakkanlı insanlardı fakat özellikle vokalist Andi'de ve grubun kurucu kadrosundan geriye kalan iki elemandan biri olan gitarist Michael Weikath'daki "ağır ağabeylik" durumları hemen seziliyordu.
Otel'de yenen yemek sonrası ise ertesi gün görüşmek üzere kendileriyle vedalaştık.
31 Ocak Salı günü ise şehri gezme günüydü kafilenin çoğu için. Grup elemanları yanlarına ekibin bir kısmını da alıp şehr-i İstanbul'un turistik ne kadar yeri varsa kolaçan etmeye giderken, geri kalan kısım konserin yapılacağı mekânda incelemelerde bulunmaya ve o akşam mekâna taşınacak olan ekipmanın kurulumu için hazırlıklar yapmaya gitmişti.

Akşamüzeri gezi ekibi yorgun gözlerle otele dönerken, günü genelde Yeni Melek'te geçiren ekip gece yarısına kadar Beyoğlu barlarında takılmayı tercih etti.
Aynı akşam vokalist Andi'nin özel bir isteği vardı. Birkaç hafta önce sırtından geçirdiği bir operasyon sonrası atılan dikişleri aldırmak istiyordu. Bizler de tuttuk kolundan en yakın hastaneye götürüp dikişlerini aldırdık. Tabii bu sırada onu daha yakından tanıma ve onunla daha çok muhabbet etme imkânımız da oldu. Bir gün önceki Rockstar tavrından eser yoktu. Hele ki dikişleri alınırken :p
Konser günü olan 1 Şubat Çarşamba gelip çattığında ise heyecan üst seviyelerdeydi. Hem kariyerlerinde ilk defa Türk seyircisi önüne çıkacak olan grup elemanları için, hem organizasyonda yer alan bizler için ve tabii ki hem de seyirciler için
Saat 13.00'da grup elemanları dışında tüm ekip otelden alınıp, Yeni Melek'e taşındı. Ve sahne kurulum işlemleri başlatıldı. Grubun turne otobüsü arkasında taşıdığı römorktaki ekipman yaklaşık 2-3 saat içinde sahneye yerleştirildi. Özellikle davul seti ve her iki tarafında sıralanan balkabağı figürlü amfiler sahneyi oldukça gösterişli kılıyordu. Tabii bir de tam konser başladığı anda açılacak olan backdrop (sahne arkasına asılan dev bayrak) vardı ki Sahne konseptini unutulmaz kılacak en önemli unsurlardan biriydi hiç kuşkusuz.
Saatler 18.00 sularındayken vokalist Andi Deris hariç tüm grup elemanları soundcheck için mekâna gelmişlerdi. O gün öğrendik ki turne boyunca soundchecklere Andi katılmazmış. Grup soundcheck sırasında sahnede oldukça eğlenceli takılıyordu. Üstelik hepsi de hem sahneden, hem sesten hem de genel olarak mekândan gayet memnundu. Zaten Yeni Melek'te konser vermiş herhangi bir yabancı grup içinde mekândan memnun kalmayan biri olmamıştır şu güne kadar.

Soundcheck sonrası grup elemanları yemek yemek ve dinlenmek için kulise çekilirken, ön grup Knight Errant elemanları da sahneye çıkıp kendi ekipmanlarını kurmaya başlamıştı.
Kapılar önceden de açıklandığı gibi tam 19.30'da açıldı. Ne bir gecikme oldu ne de bir sarkmaKapı önünde akşam saatlerinden itibaren biriken kuyruk yavaş yavaş salonu doldurmaya başlamışken, K.E. elemanları da konserlerinde başlamak üzereydi.
Saat tam 20.00'da sahne alan grup "Divan" albümü sonrası ilk defa İstanbul seyircisi karşısındaydı. Grup sırasıyla "Revolution", "Prince Of Lights", "Civil Terror vs. Governmental One", "H.M.T.", "Nothing Like It Appears", "Ich Nicht!", "Gilgamesh", "Anka" ve "Knight Errant" adlı şarkılarını seslendirdi.
Genç ve sahne deneyimi az olan yeni vokalist Barbaros'un oldukça heyecanlı gözüktüğü performanslarında grubu ayakta tutan iki isim vardı. Aynı zamanda kadrodaki en eski K.E. elemanları olan iki kişiydi bunlar. Davulcu Murat Arslanoğlu ile kemancı Ilgın Ayık Açıkçası diğer elemanlar sahnede tutuktular. Bunu Knight Errant ile fazla konser vermemiş olmalarına da bağlayabiliriz tabii. Tüm şarkıları boyunca seyircilerden de destek gören ve performansları sonrasında sahneden inerlerken yoğun alkış seslerine maruz kalan grup elemanları için herhalde günün en büyük hediyesiydi uzun süren o alkışlar.

Ve sıra asıl şova gelmişti nihayet

Türkiye'de yabancı Rock/Metal gruplarının konser vermeye başladığı 90'lı yılların başından itibaren büyük bir özlemle beklenen gruplardan biri olan Helloween, sahne almak üzereydi artık! Salonu dolduran 1500 kişi nefeslerini tutmuştu!

Saatler 21.30'u gösterdiği sırada salondaki tüm ışıklar söndürüldü, sahneye duman efektleri püskürtülmeye başlandı, sahne spotları yavaş yavaş açılmaya başlandı. Sahne arkasında dev bayrak indirildi ve hoparlörlerden duyulan intro ile salona bir anda alkış ve çığlık sesleri hâkim olmuştu!
O dakikadan sonrasını anlatabilmek oldukça güç. Zira grup 1,5 saat boyunca tek kelimeyle harika bir şov sundu. Son albümden çalınan şarkılarda seyirciler genellikle sessiz kalırken, özellikle "Eagle Fly Free", "Keeper Of The Seven Keys", "If I Could Fly", "Future World" ve "I Want Out" gibi Helloween klasikleri sırasında salonda oluşan seyirci coşkusu ve atmosfer tüyleri diken diken eden cinstendi.
Grup elemanlarını teker teker yorumlamaya geçersek
İlk olarak bahsedilmesi gereken isim kesinlikle bass gitarist Markus Grosskopf'tur. Konser boyunca yüzünden gülümsemesini bir an eksiltmediği gibi, sahnede ayak basmadık yer de bırakmadı. Yaşına rağmen oldukça enerjikti performansı boyunca. Ara ara Sascha'nın ve Michael'in de yanlarına giderek oldukça senkronize hareketler sergileyerek izleyenleri büyüledi adeta. Seyirciyle göz kontağı ve coşturucu hareketlerde de oldukça başarılıydı.

Grubun sahnedeki en karizmatik elemanı ise tabii ki gitarist Michael Weikath'tı. Ağzından düşürmediği, bittikçe yenisini yaktığı sigarasıyla tam bir Rockstar edası içinde sürdürdü tüm konseri. Ön plana çıkmak istemeyen tavrıyla tüm gözlerin üzerinde olduğunun farkında mıydı acaba?
Diğer gitarist Sascha Gerstner tüm yakışıklılığı ve de sempatik sahne hareketleriyle izleyenlerin ilgi odağına zaman zaman girmeyi başardı.
Davulcu Daniel ise turne boyunca her konserde yaptığı ufak (oyuncak boyutunda) gitarla şov olayını İstanbul konserinde de yaptı layığıyla. Sascha ile solo yarıştırdığı bölüm tüm konserin de en eğlenceli bölümlerindendi aynı zamanda. Davulunun başındayken ise özellikle hatasız cross ataklarıyla ve güçlü ritimleriyle dikkat çekti.
Son olarak vokalist Andi Deris'e değinmek gerekirse Kiske ile karşılaştırılması hala devam ede dursun kendisi sahnede gayet etkileyici bir vokalist olduğunu gösterdi. Tam bir frontman gibi takıldı konser boyunca. Seyircilerle olan iletişimi, yaptığı anonslar, nakarat bölümlerindeki yüksek oktavlara çıkmasındaki rahatlığı, uzun çığlıkları tıpkı albüm kayıtlarındaki kadar temiz atması başarılı hareketlerindendi. Sahne kostümü, şarkılar sırasındaki jest ve mimikleri ise grubun sahne şovu konseptiyle bire bir örtüşüyordu. Kısacası tüm grup elemanları gibi Andi Deris de günündeydi. Kendi adıma tek üzüldüğüm nokta ise kendisini otelden mekâna getirirken yol boyunca öğrettiğim Türkçe kelimeleri konser sırasında hiç söylememesiydi. Unutmamak için tüm kelimeleri eline bile yazmıştı ama Umarım bu konser grubun son İstanbul konseri olmaz da bir dahaki ziyaretlerinde kendisine Türkçe anons da yaptırabiliriz.

Sonuç itibariyle oldukça coşku dolu, heyecanın sürekli üst seviyelerde dolaştığı, genel kanıya göre de muhteşem bir konserdi. Konser sonrası tüm grup elemanları seyirciden çok etkilendiklerinden ve ilk defa İstanbul'da konser vermiş olmalarının kendileri için üzücü bir durum olduğundan bahsediyorlardı. En kısa zamanda yeniden bu seyirci önünde çalmak için sabırsızlanmaya o andan itibaren başladıklarını bile belirttiler.
Konsere gelen yaklaşık 1500 kişi için unutulmaz bir geceydiBöylesine coşku dolu dolu Heavy Metal konserlerinin hiç bitmemesi dileğiyle


Saygılar


PLAYLIST:
1. KING FOR A 100 YEARS
2. EAGLE FLY FREE
3. HELL WAS MADE IN HEAVEN
4. KEEPER OF THE SEVEN KEYS
5. A TALE THAT WASN'T RIGHT
6. DRUM SOLO
7. OCCASSION AVENUE
8. MR. TORTURE
9. IF I COULD FLY
10. GUITAR SOLO
11. POWER
12. FUTURE WORLD
13. THE INVISIBLE MAN
---
14. MRS. GOD
15. I WANT OUT
---
16. DR. STEIN





 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: