MÜZİK ODASI

Çoraplarınızı Hazırlayın! L.A.'den Misafirlerimiz Var! (RHCP)

Ertan Aslan - 7 Mayıs 2012

Çoraplarınızı Hazırlayın! L.A.'den Misafirlerimiz Var! (RHCP)

Çorap uyarısı sadece erkek okuyucularımız için geçerli aslında ama tabii ki müzikseverler Red Hot Chili Peppers'ın penislerine çorap geçirilmiş 4 çıplak adamdan çok daha fazlasına sahip olduğunu bilirler…İşte sırf bu yüzden 8 Eylül'de ülkemizdeki ilk konserlerini verecek olan bu efsane grubu ülkemiz sınırları içindeki en büyük fan'larından biri olarak bizzat mercek altına almayı uygun buldum… 80'li yılların başında çok yakın arkadaşlar olan Anthony Kiedis,Michael 'Flea' Balzary,Hillel Slovak ve Jack Irons tarafondan Los Angeles'da kurulan grup Funk-Metal tarzının oluşması ve kökleşmesi açısından öncü niteliği taşımaktadır…Gerek grubun basçısı Flea'nin Jazz kökeni ve aslen bir trompet icracısı olması,gerekse grubun diğer üyelerinin de şarkı yazımı sırasında bir araya gelerek oluşturduğu Hip-Hop ve Funk etkileşimli müziğin Hillel Slovak'ın sert elektrogitar riff'leriyle birleşmesi bu durumun en önemli açıklamaları arasında yer alır… Özellikle 60'lar sonu ve 70'lerde etkisini iyiden iyiye hissettiren Psychedelic müzik kültürünün bir yaşam tarzı haline dönüşmesi ve özellikle de 70'ler sonunda California'nın Rock müziğin hac merkezi haline dönüşmesi 80'lerde California Eyaleti'nin Rock-Metal müziğe damgasını vuracağının da habercisi gibiydi.Durumun böyle oluşundan ve yine o dönemde bence en başarılı örnekleri verilmiş olan Hip Hop ve Funk türlerinin piyasada dolanıyor oluşundan bu 4 genç müzisyen de doğal olarak nasibini almıştı.Bu koşullar altında ürettikleri ilk çalışmalara bakmak için ise 1984 yılında çıkardıkları ilk albümlerini beklemek gerekliydi…

HADİ BİBERLEYELİM!

Prodüktörlük koltuğunda Andy Gill'in oturduğu "The Red Hot Chili Peppers" adını taşıyan bu albüm Metallica'nın Kill 'em All albümü gibi Rock tarihinde bir dönüm noktasıydı…Özellikle Funk etkileşimini açıkça ortaya koyan bas partisyonlarının,genelde Oldschool Hip Hop albümlerinde rastlayabileceğimiz türden basit ama vurucu ve bir o kadar da eğlenceli gitar riff'lerinin,grubun rock 'n roll kökenlerine tutunan davulların ve hepsinden de önemlisi de içerik bakımından olmasa da stil açısından son derece başarılı Hip Hop liriklerinin bir araya gelmesi aslında Rock müzik tarihinde artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağının da göstergesiydi… Albümde bulunan şarkılar ve özellikle de Get Up And Jump ve Out In L.A.bence bu karışımın en sağlam ürünleri olarak gösterilebilir… Bu albümün hemen arkasından 1985 yılına gelindiğinde grup prodüktörlük koltuğunda Funk müziğin baba isimlerinden George Clinton'ın oturduğu ki bu sebepten dolayıdır ki en "Funk" albümleri olan Freaky Styley'i piyasaya sürdü.Grubun 1984-1991 arasında çıkardığı albümler göz önünde bulundurulduğunda şüphesiz ki en yumuşak albüm olarak dikkat çekmesi olasıdır ve özellikle de ilk albüme göre en büyük farklılıklardan biri de bakır üflemeli çalgıların şarkılar üstündeki dominasyonudur ki bu anlayış grubun ilerleyen dönemlerinde de varlığını hissettirecektir.Özellikle de Catholic School Girls Rule ve The Brothers Cup albümün havasını yansıtması açısından grubun vitrini olarak önemli yer tutar… 1987 yılında çıkan The Uplift Mofo Party Plan albümü grubun ilk "Rock" tarafı ağır basan albümüdür.Prodüktörlüğü üstlenen Michael Beinhorn'un ikinci prodüktörlük deneyimi olan bu albüm onun parlak prodüktörlük kariyeri için atılmış önemli bir adımdır.Me&My Friends,Organic Anti-Beat Box Band,No Chump Love Sucker gibi enerji düzeyi yüksek,sert ve oldukça eğlenceli şarkıların bulunduğu bu albüm aslında '89 yılında çıkartacağı Mother's Milk albümünün de habercisi olarak görülebilir.Fakat yıl 1988 olduğunda yaşanan büyük bir kriz grubun bir anda 'çırılçıplak' ortada kalmasına sebep oldu.

'TOZ' PEMPE GÜNLERİN SONU 80'lerin Rock dünyasının Sex,Drugs & Rock 'n Roll felsefesinin doruklarında dolaşıyor oluşu ve bu adamların da bu işin göbeğinde yaşıyor olmaları,uyuşturucu serüvenlerinin de çok erken zamanlarda başlamasına sebep olmuştu…1988 yılının 25 Haziran'ında gitarist Hillel Slovak'ın ölümü grubu bitme noktasına getirmişti.Çünkü yine aynı dönemlerde solist Anthony Kiedis'de uyuşturucu maddelerle fena halde oynaşmaktaydı ve artık işler içinden çıkılmaz hale gelmişti.Hillel'ın ölümünden sonra baterist Jack Irons da gruptan ayrılmasıyla bir süre bocalayan Anthony Kiedis ve Flea sonunda yola devam etme kararı aldılar.Gruba giren isimler ise John Frusciante ve Chad Smith oldu… 1988 yılında yaşanan olumsuzlukların ve ilk üç albümde yaşanan ufak çaplı kadro sıkıntılarının ardından grup ilk olarak 1989 çıkışlı albümleri Mother's Milk'i yayınladı.Prodüktör olarak yine Michael Beinhorn'la çalışan grup o zamana kadarki en oturmuş sound'a sahip albümlerini çıkardı.Şarkılar içinde üflemelilerin,rap vokallerin ve virtüözlük seviyesindeki bas partisyonlarının başarıyla yoğurulmasına ek olarak,gruba yeni katılan Chad Smith'in sert ve enerjik davul stiliyle John Frusciante'nin genç yaşına rağmen ne kadar iyi bir gitarist olduğunun göstergesi olan Hillel Slovak etkileşimli Psychedelic özellikler barındıran gitar stili albümün en belirgin özellikleri olmuştur.Stone Cold Bush,Subway To Venus ve Good Time Boys gibi RHCP hit'lerini içinde barındıran bu albüm bence grup tarihinin en başarılı iki albümünden biridir…Diğer albümü merak edecek olursanız o albüm kuşkusuz 1991 çıkışlı başyapıt olan Blood Sugar Sex Magik'tir.

DAHA KARANLIK,DAHA SERT,DAHA SEKSİ

Prodüktörlüğünü Rick Rubin'in üstlendiği bu albüm bence sadece RHCP tarihinin değil, Rock tarihinin de en önemli albümlerinden birisidir…Grup elemanlarının son birkaç yıl içinde yaşadığı olumsuz olayların albüme yansıması olarak görebileceğimiz karanlık hava,grubun artık oturmuş olan müzikal yapısı üstüne başarıyla yedirilmiş ve böylelikle albüm oldukça sert,karanlık ve erotik bir havaya sahip olmuştu.Hiç şüphesiz bunda en büyük pay sahiplerinden biri de Rick Rubin'dir.Kariyeri boyunca Run-D.M.C.'den Slipknot'a kadar birçok farklı grupla çalışmış olan bu adamın sihirli dokunuşları gruba Give It Away şarkısıyla ilk Grammy ödülünü getirdi.Yine bu albümün içinde bulunan Breaking The Girl,Under The Bridge,Sir Psycho Sexy gibi şarkılar da RHCP tarihinde önemli yer tutmaktadır…

BOCALAMA DÖNEMİ

1992 yılına geldiğimizde ise genç gitarist John Frusciante gruptan ayrıldığını açıklamıştı.Bunun sebebi olarak ise erken yaşta gelen şöhreti kaldıramamak ve buna bağlı olarak gittikçe ilerleyen uyuşturucu bağımlılığı gösterilmişti.John frusciante'den sonra Jesse Tobias ve Arik Marshall gibi gitaristlerle çalışan grup son olarak Jane's Addiction'dan tanıdığımız Dave Navarro'da karar kılmıştı… 1995 yılında piyasaya çıkan ve Dave Navarro'lu ilk ve tek RHCP albümü olma özelliğini taşıyan One Hot Minute albümü Rick Rubin'e rağmen eleştirmenlerden kırık not almıştı.Eleştirmenler bu albümü yermekte haklılardı fakat Dave Navarro gibi daha "Rock" bir adamın tarzının bu grupta bile varlığını sürdürebilmesi açısından bu albümün yenilikçi bakış açısı da grup tarihinde önemli bir yer tutmakta ve işlerin çok değişeceğinin ilk işaretlerini vermekteydi…Eleştirilere rağmen Coffee Shop,My Friends ve Warped gibi çok başarılı işleri içinde barındıran bu albüm en azından benim için 2011 çıkışlı I'm With You albümünden daha başarılı bir çalışmaydı.

HAYATA DÖNÜŞ OPERASYONU (!)

Navarro'nun gruptan ayrılmasıyla birlikte grup,yeni gitarist arayışına yönelmek yerine eski dostları John Frusciante'nin uyuşturucu tedavisi ve gruba tekrar dönüşü için ön ayak olmayı tercih etti ve bunun da meyvelerini 1999 yılı içinde piyasaya çıkan Californication albümüyle topladı…

Son iki albümde olduğu gibi prodüktörlüğünü yine Rick Rubin'in üstlendiği albüm John Frusciante'yle birlikte grubun da hayata döndüğünün en büyük göstergesiydi aslında…Albümün açılış parçası Around The World'le başlayan bitmez tükenmez enerji kapanışta yerini Road Trippin' ile sükunete bırakırken grubun ticari başarısını ve ana akım müzik piyasası içindeki yerini bir daha hiç sarsılmayacak şekilde sağlamlaştırmasını sağlayacaktı…15 milyondan fazla satan bu albüm Scar Tissue single'ıyla da En İyi Rock Şarkısı dalında Grammy öldülüne layık görülmüştür.Albümden 6 single yayınlanmış olup bu şarkıların hemen hepsi RHCP tarihinde çok önemli bir yer edinmişti. Albüm sonrası hız kesmeden turnelere devam eden grup 2002 yılı Temmuz ayında By The Way albümünü yayınlamış ve albüme ismini veren By The Way single'ı listelere ilk sıradan dalış gerçekleştirmeyi başarmıştı.Rick Rubin'le beraber kaydedilen 4. RHCP albümü olan bu çalışma birçok açıdan daha önceki albümlere göre yenilikçi çalışmalara sahiptir.Ska etkileşimli On Mercury ve bize Hawaii'den memleket esintileri sunan Cabron grubun geniş müzikal vizyonunun ve değişmeyen tek şeyin değişimin ta kendisi olduğunun en önemli göstergesidir…

DANI'YLE 3. RANDEVU

Tarihler 2006'yı gösterdiğinde grup 4 yıllık sessizliğini 28 şarkıdan oluşan Stadium Arcadium'la bozduğunda grubun Dani denen bu kızla işinin henüz bitmediği ortaya çıktı…Californication albümünde başlayan bu küçük hikaye By The Way'de de devam etmiş ve Stadium Arcadium albümünün ilk single'ı olan Dani California'ya ismini de vermişti.Grup Rick Rubin'in sakalıyla birlikte yaptığı beşinci stüdyo albümünde de sınırlarını darmadağın etmiş ve ticari mantığı ön planda tutarak 28 şarkıdan 3 albüm çıkarmak yerine bu şarkıları 2 CD'lik bir çalışma olarak dinleyicilerin beğenisine sunmuş ve aslında hiçbir şeyin sanatsal yaratımdan daha önemli olamayacağını da insanlara biraz olsun anlatabilmişti…Albümdeki şarkıların tamamı başlı başına birer hit değeri taşırken Torture Me,Charlie,Hump de Bump ve Readymade ilk dikkat çekenler arasında yer almaktadır. FRUSCIANTE'NİN GİDİŞİ,KLINGHOFFER DÖNEMİ VE I'M WITH YOU 2009 yılında gitarist John Frusciante gruptan ikinci kez ayrılmış ve bu ayrılık sonrası onun yerini daha öncesinde de grupla beraber çalışmalar yapmış olan Josh Klinghoffer almıştı.Josh Klinghoffer'ın John Frusciante'ye oldukça benzeyen tarzı sayesinde dinleyicilerin de onayını alan bu değişiklik ne yazık ki

benim gibi birçok fan'ın hayal kırıklığına uğramasına sebep olan I'm With You albümüyle ilk ürünlerini ortaya çıkarmıştı…

2011 yılında piyasaya çıkan bu albüm müzikal açıdan önceki RHCP albümlerini aratmamakla beraber sound açısından eski albümlerden oldukça farklı olması dolayısıyla şimdilik bekleneni verememiş gibi gözükmektedir.The Adventures of Rain Dance Maggie single'ı,Anthony Kiedis'in yeni saç stili ve bıyıkları aslında grubun oldukça popüler olan alternatif sound'lardan ne kadar etkilendiğinin en büyük kanıtı olsa da grup her zamanki gibi müzikaliteyi en yukarıda tutmayı başarmıştır.Şu sıralar devam ettikleri dünya turnesi kapsamında da ülkemizi ziyaret edecek olmaları benim gibi birçok fan'ın oturduğu yerde takla atmasına sebep olmaktadır… TÜRKİYE KONSERİ

Grup 8 Eylül Cumartesi akşamı Santral İstanbul'da ilk Türkiye konserini gerçekleştirecek fakat bu konserle ilgili olarak en çok şikayet edilen konulardan biri de bilet fiyatları…Sahne önü biletlerinin 600 ve 400 TL'den satıldığı konser açıkçası fiyatları duyan herkese "Çüşşş!" dedirtti.Organizasyon şirketinin bu hareketi sebebiyle takım elbiseli genç iş adamları ve iş kadınlarıyla dolacak sahne önü kısmı konserin havasını önemli bir ölçüde etkileyecektir çünkü bu durum,konseri tıpkı eski RHCP konserleri gibi enerjisi çok yüksek ve her an her şeyin olabileceği bir konser olmaktan çıkartıp bir Leonard Cohen konseri havasına sokmaktan ileri gitmeyecektir… Bu uzun yazıya son noktayı koyarken tekrar tüm RHCP fan'larına hayırlı olsun diyorum ve her ne olursa olsun ilk kez RHCP ile buluşmamızı sağlayan herkese teşekkür ediyorum…

Çoraplarınızı Hazırlayın! L.A.'den Misafirlerimiz Var! (RHCP)



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: