MÜZİK ODASI

Bu Toprakların Hüznü... Ruhi Su

Muammer İçmeci - 31 Ekim 2006

Arkadaşlar, bu yazıları kaleme alırken; şu an, gözyaşları, vicdan muhasebesi, şaşkınlık, hayal kırıklığı ve birbiriyle çelişik onlarca duyguyla dumur olmuş bir vaziyetteyim. Yazıma eşlik eden bir albüm; "Kadıköy Tiyatrosu Konseri", sanatçı; Ruhi Su. Deli Kasap'ın bu ayki sayısına -daha önce hiç "Blues" sanatçısı kapağımızı süslemediğinden- bir "blues" ustasını konuk etmek istiyoruz.

Belki bazılarınız; blues'u "John Lee Hooker" ya da "Gary Moore" gibi amerikan orta-alt sınıfına ait bir disiplin olarak kabul edebilir ancak folk, blues, rock gibi kıstasların hepsini insanlar yarattı bildiğiniz gibi ve eğer yaşadığımız Cosmos'ta herhangi bir milletten birine Ruhi Su'nun müziğini, O'nun yaşamını ve mücadelesini biraz anlattığınızda sanırım ortak dil buna "Blues" diyecektir, ben de bu toprakların "hüznünü", katlettiğimiz bu büyük insana minnet ve hayranlık duygusuyla paylaşmak istiyorum.

İnsan bazen tanrıya inanmak istiyor. Sanırım bu yazı, hayatımda –sevgiliye yazılan mektuplar dışında- gözyaşlarımın yoğun eşlik ettiği ilk çalışma olacak. Neden insan bazen tanrıya inanmak istiyor dedim biliyor musunuz? Çünkü bu hayatta geçmişle yüzleştiğinizde, artık geri dönmesi mümkün olmayan, kaybettiklerimizi belki bize geri kazandıramasa da İnsan düşündükçe Ve aklı almadıkça

Tanrıya geri dönelim mi?

Ben bir tanrının varlığına inanmıyorum. Bir ruhun varlığına, uhrevi, ya da ruhani ne haltsa; meta-fizik, üfürükçülük, öteki dünyacılık... Hiçbirine inanmıyorum

Ama, bir tanrının varolmasını bazen öyle isterdim ki

Eğer bir tanrı olsaydı ve melekler beni onunla konuştursaydı

Önce geçmişe geri dönmeyi, sonra da Ruhi Su gibi bir insanın devlet tarafından ölüme terk edilmesinin tanrısal tek bir emirle engellenmesini isterdim.

Yalanı hayatına sokmayan, sadece gerçekleri haykırdığı için; yani sadece "iyi bir insan olmaya çabalayan" bir insanın bu şekilde hayatını kaybetmesini engellemesi için Ona yalvarırdım

Aklımın almadığını haykırırdım, neden diye hesap sorardım; neden iyiler bu şekilde hep haksızlığa uğramak zorunda; neden Pir Sultan Abdal'dan Deniz Gezmiş'e, Ruhi Su'ya, neden Malcom X'den Salvador Allende'ye neden!... neden!... neden!!!! Neden hep kötüler kazanıyor diye tanrıya bağırırdım..


Eğer bir tanrı olsaydı yapılanların cezasız kalmamasını isterdim.

İyi ile kötünün mücadelesinde hep kötü mü kazanıyor acaba?


Atinalılar "tanrılara inanmadığı" gerekçesiyle, Sokrates'i ölüme mahkum ettiklerinde büyük filozof son bir konuşma yapmak istediğini söyledi yargıçlara

Çünkü O'na "kötü" demişlerdi, insanları doğru olmayan yola sürüklüyor!


Ruhi Su hastalandığında, o zamanki koşullar içinde hastane malzemeleri ve diğer mühimmatların yokluğu sebebiyle doktorlar tedavisinin yurtdışında yapılması gerektiğini söylediler.


Devlet, "Komünist" ve "kötü" olduğu gerekçesiyle Ruhi Su'nun yurtdışına çıkışına izin vermedi.

Sokrates; kendisini ölüme mahkum edenlere "Savaşlarda görmüşsünüzdür" demişti. "Bir kimse, silahlarını atmakla, kendini kovalayanlardan aman dilemekle kurtulabilir ölümden. Ne türlü sakıncalar karşısında, her şeyi yapmayı, her şeyi denemeyi göze aldıktan sonra ölümden kurtulmak için nice yollar bulur insan Güç olan ölümden kaçınmak değil, kötülükten kaçınmaktır. Çünkü kötülük, ölümden daha hızlı koşar. Bu durumda, ben yaşlı ve yavaş olduğum için ikisinden daha yavaş olanı yetişir bana; oysa beni suçlayanlar güçlü ve tezcanlı olduklarından, çabuk koşan kötülük yetişmiştir onlara. Sizin ölüme yargılı kıldığınız ben, çıkıp gideceğim şimdi buradan, onları da kötü ve katil olarak yargılayacak gerçek; ben benim cezamı çekerim, onlar da kendilerininkini çekerler. Bunun böyle olması gerekiyormuş; ne denir, her iş olacağına varır eninde sonunda"


Ruhi Su, yaşlı ve yorgun ve hasta sanatçı; devletimiz tarafından ölüme terk edildi.


Tam bu esnada; Ruhi Su aşağıdaki cümleleri söyledi:


"Yaşamak!..
Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine

Bu hasret bizim.
Bizim dostlar."


..


Son söz: Ruhi Su gibiler, kendilerini ateşe atan iyi insanlarAcaba boşuna mı öldüler sizce? Bence hayır. Çünkü Onlar, tıpkı Sokrates gibi; en ufak bir kötülük etmeye kalksalar, onları bu kötülükten alıkoyacak bir "iç ses"e sahiptiler.


Bu iç ses tanrısal bir iç sesti.


Yüzbinkere dünyaya gelseler; yine aynı şeyi yaparlardı. Yoksa mutlu olamazlardı.


Albert Camus'nün "Mutlu Ölüm" adlı bir kitabı vardır.


Bence sadece iyi insanlar mutlu ölüyorlar.


İçinizdeki tanrısal sesi kaybetmemeniz umuduyla






Bilmiyorum aranızda hiç Ruhi Su dinlemeyen var mı?
Ruhi Su'yu ben hep aydınlardan, yazarlardan çizerlerden duymuştum. Daha onun sesini hiç duymadan, sadece fotoğraflarındaki o güçlü insan suratına büyük bir sevgi duymuştum.
Bir gün, bir kız arkadaşımızı ziyarete gittik. Evde arkadaşım Ü.'nün de ilgisini çeken modern bir pikap vardı. Hemen kurcalamaya başladık aleti. Evin sahibi hatun A.'nın plak arşivi de inanılmazdı. Blue Note'un amerikan jazz-blues plaklarının yanı sıra sayısız Ruhi Su plağı vardı


A., ışıkları kapattı. Ü. halıya uzandı. Ben yavaşça küçücük 45lik plağı temizleyip pikaba yerleştirdim.
Plak platosunda dönmeye başladığında o ses salonun duvarlarını doldurdu.
Bu ses yalansız bir sesti
Sabaha kadar Ruhi Su'nun bütün plaklarını dinlemiştik.

İnsan neden yalan söyler? Kimler yalan söyler? Sadece korkaklar yalan söyler.
Ruhi Su korkak bir insan değildi.
Ruhi Su Osmanlı imparatorluğundan bugüne kaderi pek değişmeyen yoksul, biçare halkın acısını içinde duyumsamış olmalıydı.

Sanıyorum sormuştur kendisine "Nasıl, nasıl oluyor da Yemen'e giden askerler, o sıcakta, o çılgın çöllerde, gökyüzü, sahra , sürülmüş tarlaların ve karanlıkların kenarında
Onlar toprağa ellerini basıp
Doğrulduklarında
Zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri olmayan insanları, binlerce yıldır sömürülen, aç bırakılan, biçare bu halkı
Ölen, öldürülen, haksız yere katledilen masumları"



Buraya geri döneceğim.

Önce, çoğunuzun bildiği şeyi bir hatırlayalım; Ruhi Su nasıl öldü?
Egemenlere karşı sadece doğruyu savunduğu için, "ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi" felsefesinin adamı Ruhi Su, "komünistlik" suçundan defalarca takibata uğradı.



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: