MÜZİK ODASI

Bir Tutam Caz; İki Çorba Kaşığı Rock'N'Roll: Mick Taylor

Yiğit Elvis İlgü - 11 Ekim 2010

Bir tutam caz, bir tutam Latin, iki çorba kaşığı rock & roll ve üstüne Mississippi suyu. İşte Mick Taylor!

Mick Taylor

Mick Taylor kimdir?

John Mayall's Bluesbreakers ya da The Rolling Stones'un çok büyük hayranı olmasanız da, Mick Taylor ismi tanıdık gelmiştir herhalde. İngiltere'de blues ve rock müziğin en coşkulu yaşandığı 60lı yıllarda kariyerine başlayan Taylor, on yedi yaşında gitarist olarak John Mayall'ın blues grubuna girer. Her ne kadar on yedi yaşındaki bir gitaristin, zamanında Eric Clapton, Peter Green gibi isimlerin de bulunduğu bu gruba katılması merak uyandırsa da, kısa zamanda büyük beğeni toplar. Caz ve Latin müziği ögelerini de bulunduran, kendine has bir blues gitar tarzı yaratır. Hatta Stones yıllarında Amazonları da kapsayan Latin Amerika gezisine çıkmış ve buraların müziğini araştırmıştır. Daha sonra ağırlıklı olarak slide-gitar çalan bu biraz utangaç ve yakışıklı genç, başarılı bir gitarist olarak müzik tarihinde yerini almıştır. Rolling Stones'un en hızlı zamanlarında Brian Jones'un gruptan atılmasının ardından, önce gruba sezon gitaristi olarak katılan Taylor sonradan gruba tamamen dahil olur ve '69 - '74 yılları arasında beş albüm ve birçok turneye imza atar. Get Yer Ya Ya's Out, Sticky Fingers ya da It's Only Rock 'N Roll gibi muazzam albümler ile, bluesa hakim ve içinde blues için en önemli öge olan hissiyatı barındıran bir müzik ortaya çıkartmıştır.

Mick Jagger bir röportajında Taylor'ın grubu neden bıraktığını hala bilmediğini söylerken, Keith Richards da "çalış tarzı, gitarının sesi ve melodik fikirleri beni çok etkiliyor. Grubu neden bıraktığını hiçbir zaman anlamadım" demiştir.

Mick Taylor

Stones'un hızlı yaşamının ve alkolün onu biraz yıprattığı da bir gerçek. Her zaman kendi yolunda gitmeyi tercih eden Mick Taylor, günümüze kadar Bob Dylan'dan Greatful Dead'e, Buddy Guy'a kadar onlarca müzisyen ile çalışmış bir solo gitaristtir. Birçok müziksever tarafından Stones'un gelmiş geçmiş en iyi gitaristi olarak da tabir edilir. 80lerin başında Stones ile bir konsere çıkar ve Keith'in solo albümünde de çalar.

Yüksek ticari başarı getirmeyen -zaten böyle bir kaygısının da olmadığı- solo çalışmalarını günümüze kadar sürdürür.

Mick Taylor'ın yıldızlar topluluğu ve blues ziyafeti 18 Mart 2010 akşamı Berlin'de Mick Taylor and His British Allstar Band sahne aldı. Zatıalinin akşam yemeği uzadığı için yarım saat gecikeceği açıklanan Mick Taylor ve İngiliz Allstar Grubu sahne aldığında herkes yüzünde büyük bir gülümsemeyle bu 62 yaşındaki delikanlıyı izlemeye koyuldu. Berlin'in en köklü caz klüplerinden biri olan Quasimodo'da sahne, yerden yarım metre kadar yüksekte, seyirciyle göz temasını kolaylaştırıyor ve samimi bir ortam oluşturuyor. Malesef konser boyunca süren, Taylor'ın orkestra şefi edasıyla diğer müzisyenlere talimat vermesi rahatsız ediciydi. Sonuçta hepsi enstrümanına hakim, ne çaldığını bilen müzisyenler. Saç modeli, Stones yıllarındakinin aynısıydı. Şık ceketi, fuları ve rahat tavırlarıyla, döktürmeye başladı. İlk şarkı Secret Affair ile slide-gitar soloları, blues hayranlarını transa sokmuştu. Ardından biraz daha hızlı ve çok bombastik bir şarkı olan Twisted Sister geldi. Başlardaki tempo düşüklüğü, herhalde sahneye çıkmadan hemen önce yediği akşam yemeğinin verdiği ağırlıktandı. Ama sonra yavaş yavaş yerini kanlı canlı bir sahne performansına bıraktı. Bas gitarda Japon asıllı, usta basist Kuma Harada vardı. Çalıştığı önceki isimler arasında Peter Green, Snowy White, Bob Dylan, Chris Rea ve Van Morrison var. Konser sonunda seyircilere çok candan teşekkür edip gitmesi, büyük beğeni kazandı.

You Shook Me (All Night Long) konserin en vurucu parçalarından biriydi. İkinci Dünya Savaşı sonrası Chicago bluesunun en etkileyici isimlerinden ve en iyi söz yazarlarından biri, Willie Dixon'ın (kontrbasçı) imzasını taşıyan bu parça Mississippi'nin bağrından geliyor. Mick Taylor'in gitarı çalmadığı süre boyunca elinin sürekli titremesi, ardından genç gitaristlere taş çıkartacak bir vokal ve gitar performansı büyük bir tezattı. İstese de vasat bir şey ortaya çıkartamaz, müzik bu adamın içine işlemiş! Burying Ground parçasında Taylor sahneyi tamamen terk etti ve gitar ve vokali ikinci gitarist Denny Newman'a bıraktı. Jeff Beck, Manfred Mann gibi müzisyenlere gitar çalmış iyi bir müzisyen, ben kendisi hakkında çok şey bilmiyorum ama, sahnede biraz yorgun görünüyordu. Kılık kıyafetine de pek önem vermemişti o gün. Vokali yumuşak ve biraz çekingendi.

"Biliyorum hiç kimse Blind Willie gibi söyleyemez ama bir deneyelim" diyerek sahneye geri döndü Taylor. Bob Dylan ile çalıştığı zamanlardan beri repertuarından eksik etmediği Blind Willie Mc Tell sıradaki parçaydı. Slide-gitarda harikalar yaratarak dinleyicilerini Mississippi deltasına götürdü. İsminden de anlaşılacağı gibi, şarkının ithaf edildiği kişi east coast bluesun ozanlarından Blind Willie Mc Tell idi. 20li yılların sonunda bestelediği Statesboro Blues bir yapı taşı olup, günümüze kadar pek çok müzisyen tarafından yorumlanmış.

Yine Van Morrison'dan tanıdığımız, davuldaki Jeff Allen, Mick Taylor'ın orkestra şefi tavırlarına en çok maruz kalandı. Hatasız çalmasına rağmen suratına gergin bir ifade hakimdi.

Mick Taylor

Zamanında Jeff Beck ve Cat Stevens ile de çalışmış Max Middleton piyanodaydı. Oldukça şişman olan Middleton, minimum hareket ederek, parçaları doğru çalmak dışında pek bir şey yapmadı. Geçen sene izlediğim 82 yaşındaki rock & roll piyanisti Jerry Lee Lewis'i hatırlamadan edemedim. Notalar parmaklarından, yüksek bir tepeden yuvarlanan çakıl taşları gibi dökülüyordu. Tabii ille de Lewis gibi çalması beklenemez ancak, biraz daha ruh katabilirdi. Blues ve piyano demişken, Leroy Carr'dan bahsetmeden geçemeyeceğim. Yarattığı çalış tekniği ile 30lu yıllarda bluesun gelişmesine büyük katkısı olan, biraz gevrek sesiyle harmanladığı harmonik piyanosunu dinlemek, eşi benzeri olmayan bir keyif!

Mick Taylor

Taylor'ın Rolling Stones ile kasıp kavurduğu zamanlardan, caz etkilenimli Can't You Hear Me Knocking sıradaydı. Saniyede on nota basmadan da gitar virtüözü olunabileceğini gösteren bu şarkıdan sonra kapanış, bugünkü bluesun yaratıcısı olarak görülen Robert Johnson'a ithaf edilmiş bir Stones parçası olan No Expectations idi. Biraz boşvermişlik içeren sözleri ve huzur dolu melodisi ile adeta seyircilere "iyi vakit geçirdik, şimdi eve gitme vakti" diyor, her güzel şeyin bir sonunun olduğunu tatlı bir dille bize anlatıyordu. Mick Taylor, show dünyasının onu entrikalarıyla tüketemediği ve yıpratamadığı, ticari kaygıdan uzak müziğini genç müzikseverlerin keşfetmesi gereken bir efsane.

Mutlaka tıklayın: www.micktaylor.net

Mick Taylor

 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: