MÜZİK ODASI

Bir İsyan Öyküsü!..

Taylan Ayık - 21 Haziran 2006

W.A.S.P.'ı anlatmak yürek ister. O sadece bir efsane değil bir haykırış ve normal olan her şeyin inkârı gibidir. Sert ve tavizsiz, isyankar ve bir o kadar da duyguludur. Ve W.A.S.P. elini attığı her yüreği kendine çeker, isyanına ortak eder. Bu isyanın merkezinde de "o" vardır.

Blackie Lawless...

Bu büyük Rock'N'Roll ustası bu isyanın baş neferidir!

1956 yılında Steven olarak doğan Blackie, 9 yaşında gitarı eline aldığı ilk günden bu yana bu isyanını dindirmedi hiç. Askeri okulda otoriteye meydan okurken, müzik için evinden kaçtığında, Şeref Arenası dediği büyük kozmopolit şehirlerde Charlie gibi boktan prodüktörlere kafa tutarken hep bu isyanıyla yürüdü. Kötü ünlü bilindi ama bir o kadar da duygu dolu cesur bir insandı Lawless. Steven Duren olan adını Blackie Lawless yapacak kadar cesurdu. O her şeye isyanın aktörüydü. Rol değil gerçekti her şeyiyle.

 

1982'de WASP kuruldu. Daha öncesinde birçok grupta çaldı genç Blackie. Yırtıcı sesiyle insanların dikkatini çekmeye  başlamıştı. WASP ilk konserlerinde salonları ağzına kadar doldurduğunda büyük prodüktörlerin dikkatini cezbetmişti. Konserlerde her şey korkunç bir itilmişliğin, dışlanmışlığın hayasız meydan okuyuşu gibiydi. Bu ilk albümün sansürlenmesine, sonra da çeşitli muhafazakar protestolara da sebep olsa, Kara kanunsuz bildiği yolda cesurca yürümeye devam etti. Peşpeşe yayınlanan albümleriyle dünyanın her yerinde bir çok gencin isyanına ortak oldu. Beni 18 yaşında yakaladı. Hala daha o ilk günkü heyecanla dinliyorum ve bu büyük duygu selinden kendi küçük nehirlerimi yaratmaya çabalıyorum.

W.A.S.P.'da vazgeçmediğim; tiyatral vokali oldu sanırım. Öncelikle anlatacak bir derdi olan bir adamdı Lawless. Anlatmıyor resmen haykırıyordu. Tiyatral vokalindeki o ses titremesi ve eko onu çok ayrıcalıklı kılmıştı benim gözümde. Onun sesini taklit ederek başladım şarkı söylemeye. Ritmler, gereksiz riff taramalarından ziyade anlatılan derdin arka fonu gibiydi. Kafa yormayan sıra işi parçalarla vurucu nakaratlar beyinlere işleniyordu. Chris Holmes'ün her türlü akademik kanunu haykırırcasına dışladığı basit gitarı, bu parçalar içinde öyle uyumlu ve öyle etkileyici geliyordu ki. Grup müziğini tamamlıyordu. Tabi erken dönemlerdeki Randy Piper sololarını da yabana atmamak gerekir. Ama her şey bi yana bunların hepsi bir bütünün parçalarıydı ve hiç biri diğerinden daha fazla önde değildi. Hepsi anlatılan derde ortak oluyor ve haykırışı süslüyordu!


Tüm bunların ardında yatan gerçek bir haykırışın adıdır.


WASP bu haykırışın kendisidir.


Bence fazla söze gerek yok.


10 Eylül'de haykırışın ve isyanın gerçek kokusunu duyacağız.


Bu kültürün gerçek yüzünü izleyeceğiz.


Gerçeğin kendisi karşımızda olacak!!!



1992'de "Crimson Idol" albümünü ilk çıktığı hafta almıştım ve merakla kasetin ambalajını açıp ilk melodileri duyduğumda beynimden nasıl vurulduğum hatırlıyorum. 18 yaşımdaydım ve son derece heyecanlıydım. Bu elimdeki albümün benim hayatımın 15 yılını nasıl etkileyeceğini bilmeden "Titanic Uverture"in yakıcı melodisini dinlemeye başladım. Daha önce "Headless Children"da o korkunç vokali ilk duyduğumda Blackie "Mean Man" diye haykırıyordu ve o albümden sonra "Crimson Idol"ı dinlediğimde artık hangi yolun yolcusu olduğumu çoktan anlamıştım. Bu yakıcı tarzın kökeninde Rock'N'Roll'un geleneksel bileşenleri vardı. 70'li yılların büyük grup ve ustalarının tarzında bulmuştu kendini. Uriah Heep, The Who, Alice Cooper'ın korku şovlarında... Bu ustalardan bir usta daha oluşuyordu şimdi. O da kendini başka dönemlere aktarıyordu. İşte bu dönemler bizim ve bir önceki kuşağın dönemiydi.



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: