MÜZİK ODASI

BEBOP - ENTELEKTÜEL DÜELLO

Özgür Palaz - 11 Eylül 2010


 1940'ların ortaları; anti-faşist cephenin Nazi ordularını yok etmesinin hemen ertesinde, savaşta siyahî yurttaşlarıyla da yer almış olan Amerika Birleşik Devletleri, savaş sırasında yayılan özgürlük-eşitlik-kardeşlik duygularının ülkelerinde yarattığı sol soslu kültürel ortamı bir an önce sindirmeye kararlıdır; ülkede sistematik olarak oluşturulan anti-komünist histeri, güneyde (ve hatta aslında kuzeyde de) siyahîlere yapılan korkunç baskı ve işkenceler, aydın kitlesine yönelik fişleme ve de ekonomik gücün verdiği yetkiyi sonuna kadar kullanarak insanları ideolojik ve fiziksel olarak tahakküm altında bırakma… Aynı zamanda 1930lar ve 1940lar dönemindeki "Al Capone" gibi hükümet tarafından beslenen mafyatik tiplerin sistematik olarak işçi-sendika ve siyahî özgürlük hareketlerinin liderlerine ve üyelerine suikast düzenlendiği dönem de bir nevi devam etmektedir. II. Dünya Savaşı'nın İngiltere-Amerika-Fransa-Vatikan işbirliğinde Sovyetlere patlatılması planı, Sovyetlerin büyük bir yurtseverlik mücadelesiyle Nazileri yenilgiye uğratması ile suya düşmüştü; bu da doğal olarak onlara karşı bir sempati, bu sempatinin asıl önemli sonucu olarak anti-faşist enternasyonelite ve eşitlik gibi düşüncelerin yoğun olarak tüm dünyaya yayılması olarak sonuçlanmıştır. Savaşın hemen sonrasında Amerika'nın nükleer tehdide başlaması ve II. Dünya Savaşı'na katılırken kafalarında eşit bir yurttaş olarak muamele görme hayalleri bulunan siyahîlere baskının arttırılması tam olarak da beyazların pavyon eğlencesine dönüşmüş olan "Swing" müziğin esaretinden kendilerini kurtarmak isteyen genç jazz müzisyenlerinin entelektüel bir düelloya hazırlandıkları dönemdir.

BEBOP - ENTELEKTÜEL DÜELLO
 Solda Amerikan propaganda afişlerinden bir tanesi. Sağda ise Yalta Konferansı'nda Churchill, Roosevelt, Stalin

 

Swing dönemi, her ne kadar onu icra eden siyahî müzisyenlere toplumda göreceli bir yer kazandırsa da, o dönemde jazz kulüplerinde çalan siyahîlerin birçoğu sabahlara kadar süren çalışma saatleri, beyaz seyircilerin arsız ve ırkçı baskıları, bu kadar çileye rağmen alınan düşük ücretler gibi sıkıntılar ile mücadele etmekteydiler; Duke Ellington, Louis Armstrong, Chick Webb, Benny Goodman (ki kendisi beyaz bir big band lideridir) ve bunlar gibi birkaç ismin dışında müzik ile geçimini sürdürmek siyahî sanatçılar için oldukça zordu. Ayrıca Tin Pan Alley (Stevie Ray Vaughn'un bir ünlü blues şarkısı vardır bu adda) ismi verilen, bir zamanların Unkapanı İMÇ' sine benzeyen yerde jazz müzisyenleri, çok düşük ücretler karşılığında eserlerini satmakta, o eserin tüm yayın ve imtiyaz hakkı bu yayın şirketlerine ait olmaktadır. Tin Pan Alley zamanla en büyük beste havuzu haline gelmiş, fakir siyahî müzisyenlerin emekleri üzerinde sömürücü gücünü yükseltmiştir.

BEBOP - ENTELEKTÜEL DÜELLO
Soldan Sağa: Tin-Pan-Alley ve Swing dönemi üstatları: Benny Goodman, Duke Ellington, Chick Webb

Siyahî Amerikalıların kendi sosyal konumlarını yukarıya taşımak, toplumsal ve sınıfsal varlıklarını kanıtlamak üzere temel silahları kıldıkları müzikleri, beyazların ilkel eğlence istekleri karşısında, amiyane tabirle rakı masalarına meze olmaktadır; dans müziği değeri taşımayan her şeyin alaşağı edilmesi bir yana siyahîlerin istediği sanatsal olarak saygı görme arzusu, Louis Armstrong gibi orkestra liderlerinin bu eğlence-sömürü sistemine çanak tutmaları bebop hareketinin başlıca çıkış sebepleri arasındadır. Yaratılmak istenen, beyazların taklit edemeyeceği kadar karmaşık, basit bir eğlence unsuru olarak tüketilemeyecek, dans bile edilemeyen bir müzik formudur.
Doğaçlama çalışmalarının, Swing dönemi big band deneyimlerinin, durmaksızın sürdürülen müzik provalarının ürünü olan bebopta, hızlı tempolar, dissonant akorlar ve melodik çizgiler, eksik beşli (tritone) aralıkların yaygın kullanımı, piyanonun sol elini sadece akor eşliğinden kurtarılarak enstrümanın ölçü dışı (senkop) eşliği, çok genişletilmiş bir biçimde kromatik notaların kullanımı, bas yürüyüşleri, poliritmik davullar ve de muhtemelen en önemlisi olarak da solo enstrümanların uzun uzadıya devam eden solo seansları söz konusudur. Ayrıca Swing döneminin karakteristik zili hi-hat'ten, "right" a geçilmiştir. Swing dönemi ağır topları Coleman Hawkins, Lester Young, Duke Ellington gibi dehaların yolunu açtığı bu akımın yaratıcıları ve önde gelenleri Charlie "Yardbird" Parker, John Birks "Dizzy" Gillespie ve Thelonious Monk'tur.

 

BEBOP - ENTELEKTÜEL DÜELLO
Bebop döneminin, daha doğrusu avangart jazz döneminin yaratıcıları, ilk resimde Charlie Parker ve Miles Davis; ikincisinde Charlie Parker, Dizzy Gillespie, ve gelmiş geçmiş en iyi saksafonculardan birisi olan John Coltrane; son resimde Thelonious Monk. Bebop döneminin yaratıcıları yarattıkları etkiyle tüm jazz müziğin gidişatını değiştirmişlerdir.

Bebop, hâlihazırda jazz müziğinin temel yapıtaşı olmaya devam etmektedir; birçok çağdaş müzisyenin tarzı, jazz müzikteki teknikler ve jazz eğitiminin ana kısımları 1940'larda yaratılmıştır. Big band formunun dağıtılıp küçük toplulukların temel jazz birimi olması bebop döneminin sonucudur; triolar, quartetler, sextetler vs. büyük orkestraların yerini almıştır.
Charlie Parker'ın ilk kayıtlarının bazılarının blues temelli olmasına rağmen birçok bebop müzisyeni blues müziği bir siyahî müzisyen olarak onları sınırlayan bir sembol olarak görmekteydi; sadece blues'un armonik yapısının modern jazz kompozisyonlarıyla karşılaştırıldığında bariz biçimde basit olmasıyla değil, blues, beyaz seyircilerin ilkel tüketim beklentileri karşılığı ve siyahi müziğini baskı altında tutmak isteyen yapım şirketlerinin dayanağı haline gelmesi nedeniyle bu şekilde görülüyordu. O dönemki birçok jazz müzisyeninin blues'dan utandığı görülmektedir.
Yeni bir tür yaratarak, aykırı bir tarz oluşturarak, birer "sanatçı" olarak görülmeyi talep ederek, bu genç siyahî müzisyenler, Swing müziğindeki banalliğe, Louis Armstrong gibi yaşlı müzisyenlerdeki "kendini beğenmişliğe", ekonomik sömürü düzenine ve beyazlar tarafından müzik sektörünün beyazlar tarafından tekele alınmasına topyekûn bir savaş açtılar. Bu hareketin karakterindeki ırkçılık karşıtlığı oldukça barizdir; bebop hareketine katılan müzisyenler aynı şekilde bebop ve politik hareketler ile doğrudan bağlantı kurulmasına karşı da direnmişlerdir. Bebop müziği, tam olarak belli bir sınıfa ait ideolojik bir tutum göstermemektedir [ki önemli bir noktadır], ancak siyahî gençlerin değişen yönelimlerini ve perspektiflerini direkt olarak yansıtır; bu toplumdaki statü ve müzikteki değişimin aranması ile ilintilidir. Dizzy Gillespie politika ve müzik arasında bir direkt olarak bir bağ kurmadıklarını şöyle belirtmiştir:
Dışarı çıkıp nutuk atmıyoruz veya toplanıp "Haydi sekiz ölçü protesto çalalım" demiyoruz. Biz müziğimizi çalıyoruz, o da buna [protest bir tavra… ÇN] gidiyor. Müzik bizim kimliğimizi açık eder; gerçekte yapmak istediğimizi ifade eder.
Buna karşın Gillespie, kendisinin ve diğer bebopçıların toplumsal değişimin öncü birlikleri olduğunu düşünüyordu; bu kolektif erek, sanatsal mükemmeliyet ile toplumsal, ulusal ve onların yaratıcılığının önündeki tüm sınırların reddiyle anlamlanmış olan bir Afro-Amerikan gurur duygusuydu.
Tüm dünyadaki siyasi ve kültürel geleneklerin sarsıldığı 1940'lı yıllarda jazz müziğin dili, Charlie Parker, Dizzy Gillespie, Thelonious Monk, Bud Powell, Kenny Clarke, Max Roach gibi genç müzisyenler tarafından altüst edildi. Bebop müzisyenleri, kendilerini müzikal olarak ifade ederken basitçe ve basmakalıp gördükleri jazz'ın yerleşik tarzını reddederek kendilerine daha kromatik ve kompleks ritimli bir üslup geliştirdiler. Başlangıçta birçok kişi tarafından radikal ve ahenksiz abukluk olarak nitelendirilen bebop, 1950lerde başını Miles Davis, Stan Getz, Lennie Tristano gibi isimlerin çektiği "Cool" akımının, 1960'larda "Free Jazz" akımının, "Hardbop" akımının temel dayanağı oldu; seleflerinin aksine bu yeni tarzlar yaratılırken onlara açılmış olan zorlu yoldan kolayca geçerek jazz müziğini ileriye taşıdılar. Kısa bir dönemi kapsamasına rağmen bebop akımı, yarattığı etkilerle tüm jazz müziğinin çekirdeğini oluşturmaya devam etmektedir. Bu entelektüel ileri adım, bir süre sonra ticari baskılar ile baş edemeyerek yavaş yavaş kaybolsa da yarattığı kültürel birikim, sadece jazz değil tüm müzik dünyasında devrimsel değişimlere yol açmıştır.
 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: