MÜZİK ODASI

Başıbozuk Çocuklar Cemaati: Pearl Jam ve Lightning Bolt

Orçun Onat Demiröz - 9 Ekim 2013

Zamanında zengin koca avcısı sinsi bir yosma kurbanı olan merhum Kurt Cobain, Pearl Jam alternatif müziğin ve başkaldırının bir neferi olamaz demişti. Cobain'in bunu söylemesindeki sebep kuşkusuz ki Pearl Jam'in Billboard listelerini debut albümü Ten'le toz duman etmiş olması ve ardından gelen Vs. albümüyle de tüm zamanların bir ay içerisinde en çok kopya satan ikinci grubu olmasıydı. Vs. albümü sadece on gün içerisinde 1.000.000 adetten fazla satmıştır. Cobain'e göre Pearl Jam sahici değil ticariydi, fazlasıyla "poptu" ve yeterince karşıt değildi. Sahiden de Ten'deki parçaların müzikal alt yapısına bakıldığında kolay kavranabilen, nakaratı bol, basit ve yumuşak bir yapısı olduğu rahatlıkla görülebilir. Örneğin; bir dönemin marşı Jeremy neredeyse baştan sona aynı akor üzerinde devam eder ve dinleyeni zorlamaz, yormaz. Çünkü albümdeki parçaların nerdeyse hepsi "hit" yaratma mantığıyla yapılmıştır. Brendan O'Brien'ın prodüktörlük yaptığı Vs. albümüyle bunu biraz kırarak daha punky, daha çiğ bir sound almışlardır. Ama Cobain'in fena halde yanıldığı nokta Pearl Jam'in ayrıksılığını ve başıbozukluğunu salt notalar, müzik ve tiraj üzerinden kıyaslamak olmuştu.

Başıbozuk Çocuklar Cemaati: Pearl Jam ve Lightning Bolt

Seattle müziğinin ruhu ve özü en çok Mother Love Bone'da gizlidir. Lepiska saçlı vahşi aşk çocuğu Andrew Wood ise isyan ateşini yakan esas kişidir. Andy, fukaralıktan ötürü daha çok evde pinekleyen, yırtık pırtık salaş elbiseler içinde hırpani ve pasaklı görünen, ucuz olduğu için pizza yiyen, çılgın, meraklı, müziğin her türünü büyük bir iştahla hatmetmeye çalışan genç bir güruhun, hard rock-hair metal-soul-blues kırması kızgın melodik patlamasına öncülük etmiştir. Ama kendisiyle barışık olmayan, ruhu kara Andy acılar içinde overdose'dan gençliğinin doruğunda ölünce Seattle yeraltı camiası şoka girmiştir. Başta en yakın arkadaşı Chris Cornell ve Mother Love Bone'dan grup arkadaşları Stone Gossard-Jeff Ament uzun süre kendine gelememiştir. İşte Pearl Jam'in doğuşu böyle acıklı bir süreç sonucunda olmuştur. Müziği dahi bırakmayı düşünen Stone-Jeff ikilisinin uyanışı Eddie Vedder adlı yalnızlığa tutkun, utangaç, sıkılgan, sözel anlatım bozukluğuna sahip, sörfçü bir gencin kendilerine ulaştırdığı bir demo'yla olmuştur. Demo'daki hüzünlü, içten ve sıcacık sese tav olan ikili Eddie'yi San Diego'dan Seattle'a çağırmıştır. Eddie ortama girer girmez büyük acılar yaşamış insanlara mahsus mazlumluğuyla, alçakgönüllülüğüyle, harbiciliğiyle, iç ısıtan gülümsemesiyle ve karakteristik sesiyle herkesin sevgilisi olmuştur. Eddie'yi en çok Chris Cornell sahiplenmiştir, onu eski kankası Andy'nin yerine koymuştur. Hatta daha sonraları Andy'nin arkasından yazdığı şarkıları Eddie'yle beraber söylemek istemiştir ve tek albümlük kült topluluk Temple Of The Dog böyle ortaya çıkmıştır. 

Başıbozuk Çocuklar Cemaati: Pearl Jam ve Lightning Bolt

İlk albümler sonrası gelen sükse, Eddie'nin sorunlu çocukluğuna göndermelerde bulunduğu, Oedipus kompleksli, histerik ve karanlık şarkı sözlerine, çakmak çakmak bakan gözlerine, güzel yüzüne ve delişmenliğine duyulan merakla iyice artmıştır. Plak şirketlerinin ve organizasyon acentalarının yeni gözdesi olan Pearl Jam ana-akım medyanın bok çukuruna düşmüştür ve yutulmaya başlamıştır. Küçük kulüplerde çalmak ve yavaş, doğal, samimi bir hayatlarının olmasını isteyen grup elemanları bu durumdan bir hayli rahatsız olmaya başlamıştır. Hele ki mizacı gereği ilgiden, abartıdan, yapaylıktan ve yavanlıktan haz etmeyen Eddie, kendisini yalnız bırakmayan ve sürekli patlayan flaşlardan, kameralardan, müzik sansarlarından ötürü iyice tırlatmıştır. Bu durumdan acayip sıkılan grup, Vitalogy albümüyle beraber müzikal kurgusunu bir hayli farklılaştırmıştır ve Eddie'de yazdığı şarkı sözlerinde kişisellikten uzaklaşmış, evrensel sorunlara ve siyasal mevzulara daha fazla kafa yormaya başlamıştır. Daha sonraları yazacağı sert Bushleaguer gibi siyasal parçaların temelini atmıştır. İlk iki albümün aksine bir hayli deneysel ve psikodelik olan Vitalogy albümüyle beraber esaslı bir değişim ve kırılma yaşamışlardır. Devamında gelen No Code ve Yield'da bu minvalde albümler olmuştur ama hiçbiri Vitalogy kadar sert ve ayrıksı olamamıştır. İlk iki albüm sonrasında gelen bu değişimdeki bir başka büyük etken ise Neil "Forever" Young olmuştur. Neil Young'la beraber Avrupa'yı turlayan grup farklı bir müzikal aydınlanma yaşamış ve eski okul bir bilinç kazanmıştır. Bu bilinç sonrası Amerika'nın en büyük bilet ve organizasyon acentası Ticketmaster'la esaslı bir kavgaya tutuşarak Ticketmaster'ı boykot etmişlerdir. Ticketmaster'ın düzenlediği hiçbir konserde çalmayacaklarını duyurmuş, bir de üstüne Ticketmaster'a dava açmışlardır. Konser biletlerinin faiş fiyata satılmasından hoşnut değillerdir ve tüm hayranları için eşitlik talebindedirler. Sadece parası olan hayranlara yakın olmak istememektedirler. Fakirliğin ne demek olduğunu çok iyi bildikleri için kendi teen-age dönemlerinde tiksindikleri ayrımcılıklara karşı sektörün tekelleriyle savaşmışlardır. 2000'lere girildiğinde Eddie kendisini toparlayan ve normalleştiren uzatmalı manitası Beth Liebling'ten ayrılmıştır. Uğruna Oceans gibi şarkılar yazdığı kadından ayrılınca içine düştüğü duygusal boşluktan ötürü Bob Dylan-Bruce Springsteen kırması bir "kent ozanı" oluvermiştir ve bu durum grup için pek hayırlı olmamıştır. Zaten gruptaki dengeler bir hayli oynamıştır. Müzikal kombinasyon Stone ve Mike McCready'nin üzerindeyken Eddie araya fazlaca sızmaya başlamıştır. Artık " biz çalacağız, sen de söyleyeceksin adamım " olgusu Eddie'ye yetmemektedir. İdolü Pete Townshend ve akıl hocası Neil Young'ın cevvalliğinden sıyrılıp ağırlaştığı ve durağanlaştığı için de grubun dinamizmi ve enerjisi düşmüştür. Adam Kasper'ı prodüktör olarak yanlarına almışlardır ama bu pek bir işe yaramamıştır. Riot Act ve Pearl Jam albümleri ortalama albümler olmaktan kurtulamamıştır. İlk sevgilisine göre daha afili yeni bir sevgili yapan Eddie akustik gitar elinde tek başına takılmayı pek bir sevmiştir. Into The Wild filmine uygun sade, yalın ve içerisinde müthiş anlatımların olduğu harika bir soundtrack çalışması yapmış, ardından Ukulele Songs'a girişmiştir. Bu dönemlerde direkt olarak dile getirilmese de Stone ve Eddie arasında bir gerilim olmuştur. Stone, Eddie'nin fazla başına buyruk olduğunu, "yalnız kovboy" triplerine kendini fazla kaptırdığını ve grubu eskisi kadar önemsemediğini düşünüyordur. Bu arada grup Backspacer albümüyle beraber kendilerini en yukarıya, doruğa çıkaran prodüktör Brendan O'Brien'a geri dönmüştür ve bir canlanma yaşamıştır.

Başıbozuk Çocuklar Cemaati: Pearl Jam ve Lightning Bolt

Öncelikle şunu söylemek gerekir ki herifler artık orta yaşlardadır ve yirmili yaşlarında yaşadıkları psikolojik kargaşaları, ruhsal işkence hallerini ve agresyonu geride bırakmışlardır. Her ne kadar içlerinde bir dengesiz çocuk barındırıyor olsalarda o eski pasaklı, dağınık, pejmurde, fırlama herifler olgunlaşmışlardır. Eddie evlenmiş barklanmış, iki tane kız çocuk sahibi olmuştur, keza Stone kendi stüdyosunu kurmuştur ve genç yetenek avındadır, arta kalan zamanlarında çocuğuyla takılmaktadır. Mike McCready zaten hiçbir zaman çok fazla ortalarda görülmemiştir. Jeff Ament kendisini yardıma muhtaç çocuklara adamış ve bir fon oluşturmuştur, onunla ilgilenmektedir. Eskiden müzik tek dayanak noktaları ve asıl amaçlarıyken, artık ikincil-üçüncül durumdadır. O yüzden yeni albüm Lightning Bolt'u dinlerken bu noktalar unutulmamalıdır. Bir önceki albüm Backspacer'la karşılaştırıldığında yeni albümün daha melankolik bir atmosferde ve daha kapsamlı olduğunu söyleyebilirim. Getaway tam bir melodik garage rock parçası ve iyi bir açılış sağlıyor. Sonrasında gelen Mind Your Manners parçası Vs. dönemlerini andıran muazzam bir punky parça ve benim albümdeki favorilerimden. Albümün hiti diyebiliriz. Hız kesmeden seri bir biçimde devam ederken sırada My Father's Son var. Bu parçada Eddie'nin vokali ön planda, zaten albümün geneline bakıldığında Eddie'nin üstün bir vokal performansına sahip olduğunu açıkça söyleyebilirim. Derken tempo düşüyor ve piyano kullanımının çok klas olduğu bir ballad, Sirens parçası geliyor. Bu parça albümün teması olan ölüm olgusunun en iyi işlendiği parça. Albüme ismini veren Lightning Bolt parçası ise bir önceki albüm Backspacer'daki The Fixer parçasının devamı niteliğinde. Sonrasındaki Infallible parçası ise indie sosuna bulanmış bir parça, fena tınlamıyor. Ardından gelen Pendulum ise benim için albümün en muhteşem ve özel şarkısı. Daha intro kısmından sarsıyor dinleyeni ve alıp götürüyor. Lightning Bolt albümünün "Black'i". Karanlık ve iç burkan cinsten. Pendulum'la sarsılan benlikler klasik Pearl Jam rifflerinin olduğu Swallowed Whole'la beraber düzeltiliyor. Her Pearl Jam albümünde muhakkak duyacağımız tonda ve ayarda bir parça bu. Let The Records Play parçasıyla ise "Pearl Jam blues" başlıyor. Let's shakin babeeee diye mırıldanılıyor ve parmak şıklatılıyor. Albüm benim için bu parçayla bitiyor zira albümün son üç parçası Sleeping By Myself- Yellow Moon ve Future Days direkt olarak Eddie Vedder zorlamaları olan ve kendisinin solo albümlerinden fırlamış parçalar. Aynı hadiseyi kankası Chris Cornell Soundgarden'ın son albümü King Animal'da yapmıştı ve bu albümün parlaklığını azaltmış, enerjisini düşürmüştü. Buna rağmen yeni albüm Lightning Bolt'a bütüncül olarak baktığımda dengeli, kompakt ve son derece başarılı bir iş çıkarıldığını söyleyebiliyorum. Özellikle Backspacer ve Pearl Jam albümlerine göre çok daha yukarda bir albüm. Ama müzikal olarak daha akıcı ve daha doyurucu olabilmeleri için eski sisteme geri dönmeleri ve Stone'un ağırlığını koyarak grubu geri alması gerekiyor. 

 

Başıbozuk Çocuklar Cemaati: Pearl Jam ve Lightning Bolt

 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: