MÜZİK ODASI

Bad Religion (Entelektüel Punk)

Orçun Onat Demiröz - 9 Eylül 2010

Bu yıl kuruluşlarının otuzuncu yılını kutlayan duygulu, duyarlı, can punk rock devi Bad Religion için bir yazı kaleme almak omuzlarımda hissettiğim bir sorumluluktu. Müzikal zevkimin şekillenmesini, belli bir karakteristik yapıya oturmasını sağlayan grupların başını çekiyorlar ne de olsa. The Misfits ve Therapy? ' den ( her yerde kıyak geçerim bu ikisine, affetmem. ) hemen sonra okuyan - yazan - çalan - söyleyen ve de aslında görünümleriyle pek de punkstar havası taşımayan ama tatlılıkda ve efendilikde taçlarını ve tahtlarını kimsenin alamayacağı bu gülibik abiler çok öncelikli. Ergenlik döneminin ortalarında, The Ramones' u, The Sex Pistols' ı ve Patti Smith' i keşfedip bilincimi şoka soktuktan ve punk tarihi içerisinde debelenmeye başladıktan sonra bu adamları keşfetmem çok zaman almamıştı. İlk olarak '88 yılı çıkışlı Suffer albümüyle tanışmıştım onlarla ve bu ne demiştim, burada farklı bir şeyler var. Sonra No Control albümü ve kontrolü kaybediş bu abilere karşı. Sırayla Against The Grain ve Generator derken kaptırmışım kendimi düşler evreninin dalgalanmaları içerisindeki uyaklı liriklerine, bir punk grubu için fazlaca sayılabilecek gitar partisyonlarına.

Bad Religion (Entelektüel Punk)

1980 yılı California' sında; ne şiş yansın ne kebap, takıl dalgaya pornoya ideolojisinin en güçlü olduğu, saçları aslan yelesi kıvamında olan kadın kılıklı ama son derece muhafazakar eril glamcilerin diyarında köklerini atan grup, bu süre zarfı içerisinde tam ondört tane albüm yayımladı ve yeni albümleri The Dissent Of Man' i de kaydederek eli kulağında hale getirdi. ( Albüm 28 Eylül 2010' da piyasaya sürülecek. Huşu ve merak içinde beklemekteyiz. ) Ortalamaya vurduğumuzda iki yılda bir kaliteli albümler yayımlamayı başarabilen grubun üretkenliğine ve ilham perilerini kullanışına şapka çıkarmamak elde değil. Politik duruşlarıyla, tavırlarıyla, aydınlık ve ilerici dünya görüşleriyle; ozon tabakasının delinmesinden, iletişimsizliğe, din yanılgısına ve bu aşağılık sistemdeki kalabalıkların içerisinde itilip-kakılan, kaybolup giden insanlara kadar bir çok alanda sosyolojik, filozofik bestelere imza attılar. Sınıfsal mücadelenin, direnişin, ayrıksılığın müziğe yansımış boyutu olan punk' ın düşünsel anlamdaki alt - yapısı zayıf, eğitim düzeyi düşük ama sağlam duruşunu üst noktalara çektiler. Bütünsellik anlamında önemli nirengi noktalarından birisi oldular. Burada; akademilerde saçlarını heba ederek bir hayli mürekkep yalayan, Punk Profesörü olarak adlandırabileceğimiz Greg Graffin abinin rolü çok büyük. Onun zekası ve entelektüel ironisiyle harmanlanarak kalame alınan dizelerin punk müziğin imgelem dünyasına ve algısına çok büyük bir farklılık kattığı üzerinde titizlikle durulması gereken bir gerçekliktir. Punk' ın sadece boş gürültü çıkarmaktan, iyi bir temele oturmamış akılsız anarşizmden, bireysel terorizmden, kabadayılıktan ibaret olmadığının simgesidir Greg ve arkadaşları. ( Bu arada yeri gelmişken belirtmekte oldukça fayda var. Sevgili Greg' in uzun süredir üzerinde çalıştığı ' Anarchy Evolution ' adlı kitabı 28 Eylül' de, piyasaya sürelecek yeni albümle aynı günde raflardaki yerini alacak. )

Büyük kent insanının tek başınalığının paradokslarını, modern yaşamın ikilemlerini, konforun insanları ilüzyona sürükleyen yapısını, doğanın insan eliyle tahribatını, yönetenlerin aptallığını ve bunun kitleler üzerindeki sosyo -psikolojik deformasyonunu, savaş karşıtlığını, ana-akım medya ve kapitalist sistemin en önemli tüketim - tutundurma parametrelerinden birisi olan reklam olgusunun eleştirisini yaşadığı çağın ona sunduğu argümanlarla ve dönemine özgü bir dille anlatan Profesör Greg, kapitalizmin yükseliş çağındaki bir lirik şair olan Charles Baudelaire' e özgü bir aura'yla ışıldamaktadır. Sevgili Greg' i Sezar' ın hakkı Sezar' a diyerek, haklı bir şekilde övdükten sonra diğer bir saç ayağı olan Brett Gurewitz' i de es geçmemek lazım. Gurewitz' in söz yazım yeteneğiyle birleşen müzikal kombinasyonlarının Bad Religion' ı tamamlayan diğer önemli etmen olduğunun bilinmesi gerekir. Zaman zaman başka işlerden dolayı ( Eee plak şirketi sahibi olmak kolay değil. ) yahut başka grup projelerinden dolayı Bad Religion' la olan bağlantısını sekteye uğratıp, küçük haylazlıklar yapsa da grubun değişilemeyecek orjinal gitaristi odur. Keza; Gurewitz' siz kaydettikleri ilk albüm olan '96 çıkışlı The Gray Race' in ve devamında gelen No Substance' ın kadük kaldığı, punk müzik severleri ve fanları tatmin edemediği aşikardır. Gruba '02 çıkışlı The Process Of Belief albümüyle geri dönen Brett başta bizlere ve daha sonrada grup elemanlarına derin bir ' ohhhhhhhh imanım ' çektirmiştir. Başımızın üzerinde yerin var be Brett, yapma böyle şeyler !!!

Bad Religion' ın yılların derinliğine bakabilen, retrospektif yapabilen entelektüel birikimi, örneğin; " I HATE PINK FLOYD " yazılı bir t- shirt' le fink atmaktan övünen Johnny Rotten ve lümpen arkadaşlarının müziğinden veya yavan türevlerinden yapı itibariyle çok farklı olmak zorundaydı. Olgunluk ve bilinç anlamında çok üst noktadaydılar çünkü. Yanlış anlaşılmasın bir punk figürü olarak Rotten' i de, müzikten ve sanatın diğer dallarından bir haber olan ama kesinlikle bir punkstar havası taşıyan Sid Vicious' ı da çok severim ve dinlerim. Ama zurnanın zırt dediği yer; Bad Religion' ın Elvis Costello' nun naif tınılarıyla, Black Flag' in dehşetengiz çiğ hardcore ögelerini sentezleyebilmesinde ve Georges Bataille' in kötücül, yıkıcı edebiyat algısıyla, J.W Goethe' nin usta işi saf edebiyatının belleklerinde yer etmesinde. İşte bu yüzden, Bad Religion eşsiz ve farklı bir grup olarak varolmaya, punk tarihi açısından başka bir köşede durmaya hep devam edecektir.

Geriye dönüp bu otuz yıllık onurlu, erdemli, eğilip bükülmeyen, aydın müzik serüvenine baktığımızda bu adamları tebrik etmemek mümkün değil. Oligarchy, How Much Is Enough, 21 st Century Digital Boy, American Jesus, Generator, Modern Day, Infected, Social Suicide ve daha niceleri gibi başyapıtlar yarattığınız ve bizlere bu tecrübeyi yaşattığınız için sonsuz teşekkürler... Samimiyetinizle, içten gülümsemenizle, dürüstlüğünüzle kazasız, belasız nice otuz yıllara. Daha söylenecek çok söz, aydınlatılacak çok karanlık var. Son nefesinde bile, " Işık... Biraz daha ışık... " diye bağıran Goethe gibi hissetmeye devam...


ORÇUN ONAT DEMİRÖZ

Bad Religion (Entelektüel Punk)
 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: