MÜZİK ODASI

Avenged Sevenfold Biyografisi

Erdem Tatar - 30 Nisan 2006

Son zamanlarda müziğe mi yoksa imaja mı daha çok önem verdiği tartışılan Amerika'nın; Rock dünyasına sunduğu son model gruplardan biri olan Avenged Sevenfold'u yakından tanımaya ne dersiniz? Hem iyi müzik hem de cool bir imaja sahip olabilmek Avenged Sevenfold'un en büyük artısı


SİNEKLİKLE YARASA AVI SANATI


AYX ne ola?
İki harf ve ortada da bir nümero! Hangi kıyametin alameti ola ki? Huntington Beach Kaliforniya'nın hiç şüphesiz müzik anlamında en hareketli bölgelerinden, çok fazla ünlü grubu bulunmasa da indie label'lar ve mühim festivallerin önemli duraklarından olan Huntington Beach en sonunda Kaliforniya'da altın plak sahibi grup çıkarmış bölgelerden olmaya hak kazanıverdi. Aslen iki haşarı veledin okuyup alim olmaktan daha mühim işleri olduğuna kanaat getirmeleri ardından başlayan harektlenme önce ulusal, üzerinden fazla zaman geçmeden de global bir yarasa avına dönüşüverdi! Okuldan ikileyen kahramanlarımız grubu beşleyince girişiverdiler garaj muhabbetlerine. Kaliforniya'da her yedi garajdan dördünde arabadan ziyade distortion depolandığı için etraftakiler farkında değillerdi ama A7X 1999 yılının Temmuz ayında "yarasa avı"nı başlatmıştı!

Zacky Vengeance ve M Shadows tüm bu sorunların mümessili olarak ortaya çıktıklarında suç ortağı bulmakta pek de zorlanmadılar, çeteye ilk katılan üye M Shadows'un Katolik eğitimi veren özel bir okulda tanıştığı TheRev oldu. Ardından grubun diplomalı virtüözü (Hollywood'daki Music Institute'un GIT programından mezun olan) Synyster Gates grubun solo gitarist eksiğini fazlasıyla doldurdu. Bass gitaraysa grubun en çıtır üyesi Johnny Christ kendisinden önceki bass gitaristler Justin Sane ve Dameon Ash'in uyumsuzluklar ertesi şutlanması sonucu dahil oldu.

Grup şarkı bestelemeye başladığı zamanlar artık bir isim bulma vakti gelmişti. TheRev'in evinde geçen alkol yüklü bir barbekü partisi ertesi arka bahçede eski okul günlerinden konuşurken M Shadows ile hakkında en çok geyik yaptıkları İncil alıntısını grubun isimi yapmaya karar verdiler; Avenged Sevenfold. Tanrı'nın oğlunu öldürdüğü için dünyada tek başına sürgüne gönderilen ve sürgünü sonsuz yaşamla daha da beter hale getirilen Cain'i bu cezadan kurtarmak için öldürecek kişiye verilecek isim Avenged Sevenfold olacak ve Cain'i kurtardığı için onun yerine aynı cezayı yedi dünya yaşı süresince çekecekti. (Daha sonra bu hikaye Avenged Sevenfold'un "Waking The Fallen” albümündeki "Chapter IV” adlı şarkıda da kendisine yer buldu.) Grup elemanları da Katolik temalı sahne isimleriyle grup adını temellendirdiler ve Avenged Sevenfold yola çıkmaya hazır hale geldi sonunda!

A7X yola çıkmaya hazırdı da tek sorun kalmıştı, bir firma bulmak!!!

Bu kıta olmazsa, o kıtaya çırparız kanatlarımızı!
Avenged Sevenfold (A7X) çalışmalarına hız verip neredeyse bir albüm dolusu şarkı depoladıklarında firma bulma girişimlerine hız verdiler ancak sonuçlar hiç de iç açıcı değildi. Buldukları firmalar ya daha önce hiç albüm yayınlamamış ya da tüm maliyeti gruba yüklemek şartıyla gruba albüm yapmayı kabul etmişlerdi. Fazlasıyla umutsuzluğa kapıldıkları anlarda imdatlarına M Shadows'un bir süredir yazıştığı, Avrupa'da o yıllarda Poison the Well hayalkırıklığına sebep gösterilen Goodlife Recordings yetişti. 2000 yılının sonlarında Goodlife Recordings etiketiyle "Warmness Of The Soul” adlı single ile ilk profesyonel kayıtlarını yayınlamayı başaran A7X'in korktukları başlarına gelmedi ve Poison the Well aksine Avrupa radyolarında da kendilerine yer buldular. NOFX ile altı konserlik bir mini turne ertesi kendi kıtalarında da hatrı sayılır ilgiyle karşılaşan A7X Kaliforniya'nın önemli indie label'larından Hopeless Records ile anlaşma imzaladı. İlk albüm 2002 yılında "Sounding the Seventh Trumpet” adıyla raflardaki yerini aldığında Amerika'da yeni yeni popülerleşen Metalcore akımı belki de en özgün grubuna kavuştu.

A7X enstrümanlarına müthiş hakim elemanlarının faydasını stüdyoda olduğu kadar sahne şovlarında da görmekteydi. Müthiş frontman M Shadows yırtıcı vokalleriyle salonları inletirken Zacky Vengeance ve Synster Gates pekçok metalcore grubunun inmeyi akıllarına getirmediği perdelerde gitarın hakkını hiç de küçümsenmeyecek melodik partisyonlarla vermekteydiler! A7X sahne şovunun en önemli parçalarından birisi de Zacky Vengeance solak olduğundan Synster Gates ile sırtsırta verip sahnede aynı melodik gitar partisyonlarını çaldıklarında oluşan muhteşem görüntüdür, iki gitaristin yarasa kanatlarını andıran görüntüsünün ortasında solonun hemen ertesinde vokale giren M Shadows, grubun logosu olan yarasa kanatlı kafatasını sahneye hipnotize olmuş halde bakan kalabalıklar karşısında ete kemiğe büründürür!


A7X sahnede o kadar başarılıdır ki pek çok türdaşından keskin hatlarla ayrılır. Yeni Amerikan modası Metalcore tavrından ziyade 1980'lerin Rockstar kimliğine sadık kalmaları, metalcore tarzı bestelerinin içine Glam ve Heavy Metal tınılarını ustaca yedirmeleri A7X'i camianın dikkat çeken isimleri haline getirir. Herkesin ortak merakıysa bu başarının devamının gelip gelmeyeceğidir ancak cevap hiç gecikmez...

2003 yılı Warped Tour kadrosu açıklandığında bir evvelki yılın çok dikkat çeken isimlerinden A7X artık turnenin ana sahne grupları arasındadır ve bu gelişimi "Waking the Fallen" adlı muhteşem albümle taçlandırırlar. Albüm resmen A7X ismini akıllara kazır ve yolun başında dışlandıkları kıtalarında artık önemli Rock isimlerinden biri haline gelirler. O kadar ki A7X kısaltması ve meşhur logosu o yıl dövme fuarlarında en çok ilgi gören Rock desenleri arasındadır. Amerika'da oldukça genç bir dinleyici kitlesine sahip Metalcore gruplarının aksine A7X olgun Rocker'ların da yıllar sonra aradığı taze kan oluvermiştir adeta.



Yarasalar da Yüksek Uçar!

2004 yılında turne noktalandığında çoktan yeni albümün çalışmaları başlamıştır. Ancak 2004 pek çok soruna gebedir. M Shadows sesini kaybetme seviyesine gelmiştir ve şarkı söylemekten de öte neredeyse konuşamamaktadır. Tek umudu ses tellerinden geçirmesi gereken iki ciddi operasyonu atlatmaktır ve 2004 sonbaharında çıkması planlanan A7X albümü 2005 yılına ertelenir, birer ay arayla geçirdiği iki önemli operasyon ve geçen dört ay ertesinde M Shadows sesine geri kavuşur ve albüm çalışmaları tam hız devam ederken bu sefer de Synyster Gates çok ciddi bir trafik kazası geçirir ve sağ kolu üç yerinden kırılır. Bu noktadaysa imdada Synyster Gates'in kendisi gibi çok önemli bir gitar virtüözü olan babası Brian Haner yetişir hatta albümdeki şarkılarda kendi yazdığı gitar partisyonları da kullanılır, bunlardan en önemlisi "Sidewinder"ın sonundaki muhteşem flamenko bölümüdür. M Shadows'un şarkının karakterini belirleyen bölüm diye adlandırdığı bu kısım Brian Haner'ın Avenged Sevenfold'a katkılarından belki de en önemlisidir. Kazaya ve kırık koluna rağmen Synyster kayıt döneminin önemli bir kısmında gruba eşlik etmeyi başarır.

Bu arada kulislerde konuşulan yılın en büyük dedikodusu Avenged Sevenfold'un çok büyük bir firmayla anlaştığıdır. İsim sır gibi saklansa da Launch.com'la yapılan bir söyleşide M Shadows anlaştıkları firmayı açıkladığında RollingStone'dan Metal Hammer'a, Kerrang'dan Alternative Press'e tüm dergiler A7X'i kapağa taşımak için müthiş bir yarışa girerler, Warner Bros. Records'un 2005 bombasının Avenged Sevenfold olacağı resmen doğrulanır!


Mayıs ayının son haftalarında Amerika'da Rock dinleyen pek çok kişi şu sözleri ve melodisini ezberlemiş haldedir;


"Can't you help me as I'm startin' to burn (all alone)

Too many doses and I'm starting to get an attraction

My confidence is leaving me on my own (all alone)

No one can save me and you know I don't want the attention"


"Bat Country" resmen bomba gibi düşer ortamlara. "City Of Evil" adlı albümün ilk single'ı olan bu şarkı kısa sürede Rock marşlarından birine dönüşür, muhteşem chorus'u ve mainstream piyasaya selam niteliği taşıyan klibiyle A7X'in krallığını kurmaya başlamasını müjdeleyen bu single'dan çıkıp albüme daldığımızdaysa Metalcore'un artık A7X için fazla uzak bir mağarada yaşayan eski bir yarasa olduğunu görürüz. Glam/Rock/Heavy/Punk etkileşimli "City Of Evil" yıllardır grubun yakalamaya çalıştığı imajın da kendisine ulaştıklarını görkemli kanat çırpışlarla tüm Amerikan müzik piyasasına kanıtlar. Albümde "Bat Country" hariç tüm şarkılar müthiş bir "karmaşanın" görkemli dışavurumları halindedirler; flamenko soloları, senfonik düzenlemeler, yırtıcı olmaktan çok armonik vokaller, dile takılan sözler ve mırıldanmaktan insanı "çalıyormuş" kadar keyiflendiren gitar melodileriyle dopdolu bir Rock olayı "City Of Evil"!


 

Henüz A7X'le tanışmamış herkesin bu yarasanın kanatlarına yapışıp uçuşa geçmesi kesinlikle bir Rock vecibesi ;)







Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: