MÜZİK ODASI

Açık Havada Anathema Yankıları...

Sadi Tirak - 11 Ağustos 2005


20 Mayıs 2005 İstanbul
Harbiye, Açıkhava Tiyatrosu, Cemil Topuzlu Sahnesi
ANATHEMA Konseri

Grup genel olarak, her yanlarını saran kameraların ve DVD çekiminin etkisinden olsa gerek bu konserde özellikle daha hareketli bir performans sundu. Vincent diğer konserlerde vokal yapmadığı ara bölümlerde genelde çakılı çalmayı tercih ederken bu konserde ön tarafla yaklaşıp seyircilere yakın olmayı, bazen de sahnede diğer elemanların yanına koşarak onlarla yüz yüze çalmayı tercih etti. Şarkı ortalarında sık sık headbang vari hareketler yapması da gözlerden kaçmadı. 'Judgement'in en ateşli yerinde 'Panic'e geçerek ve Empty'den önce 'Savaş kötüdür. Din bir savaştır ve bizler zamanın içinde birer anız' diyerek günün diğer akılda kalıcı dakikalarını yaşatan grup, birkaç şarkı sonrası bu konserden sonra ülkelerine döndüklerinde üzerinde çalıştıkları yeni albümlerini bitirip bir dahaki sefere yeniden bu kadar kişi önünde çalmak istediklerini söylerken seyircilerden yükselen sesler, bu grubun daha çok seneler bu ülkede iş yapacağı işaretini veriyordu.
Kısacası Anathema kendi açımdan en heyecansız konserine imza atmışsa da, objektif gözle bakacak olursak Türkiye'de hatta son yıllarda tüm dünyada verdiği en güzel (konser görüntülerini izleyince ne kadar atmosferik bir ortam olduğunu daha iyi anlayacaksınız) konserlerden birini gerçekleştirdi. Açık Hava Tiyatrosu'nu dolduran 4bini aşkın insan muazzam bir şekilde gruba hemen hemen tüm şarkılarda eşlik ederken, grup da bunun karşılığını iki buçuk saat boyunca sahneden inmeyerek ve toplam 27 parça çalarak verdi. Tabii ki unutulmaz ve tüyler ürpertici sürpriz 'Phantom Of The Opera' da cabası

Bulunduğumuz yer mekânın en üst katı yani en arka bölümüydü ve her şeyi çok net görebilme imkânına sahiptik. Karşımızda mükemmel ışıklandırma ve sis dumanları arasında parlayan sahnede şimdiye dek en hareketli şovlarından birini sunan Anathema, sahnenin hemen üstünden görünen ise İstanbul'un en güzel manzaralarından biri: Gece ve boğaz Görsel anlamda mükemmele yakın bir durum söz konusuydu ve o sırada hiçbir şey duymuyor olsam da pek umurumda olmayacaktı. Zira grup playlist'indeki şarkıları birer birer çalarken benim aklım zaten çalan şarkılarda değildi. O sırada eskiden Anathema dinlerken oluşan ruh durumumu hatırlayıp, geçmişteki algılarımı ve hüzünlerimi tekrar yaşamaya çalışmakla meşguldüm ama hayır! Olmuyordu. Ne kadar zorlarsam zorlayayım, o sırada yüzlerce kişinin ayakta aynı anda çılgınca eşlik ettiği şarkılara konsantre olamıyor ve sadece o muhteşem sahneye bakmakla yetiniyordum. İçimde ise başka bir şüphe belirmişti. Acaba bir daha hiç aşk acısı yaşamayacaksam, Anathema dinlemeye devam edecek miyim diye.

Hüzünlü melodilerin en yaratıcı gruplarından Liverpool çıkışlı Anathema'nın bu şehirde verdiği ilk konsere dair Orta Doğu ve Balkanların en sıkı Anathema hayranlarından Çağlan Tekil'in 1998 yılında Non-Serviam dergisi 6.sayısındaki ifadelerini hatırlıyorum da : ''Sıradan bir günde, Naci, Burcu ve ben dükkânda sıkıntıdan bayılıp, Hababam Sınıfı'nın bilmem kaçıncı bölümünün, herhangi bir sahnesini, 1010.kez canlandırırken Zihni içeri girdi ve ''Acayip şeyler oluyor, Saxon, Amorphis ve Anathema konsere geliyormuş! Bizden bilet satmamızı ve alt grup bulmamızı istediler' dedi. İnanamadık! Bilet satmaya inanılabilirdi, alt grup bulmaya da ama Anathema başta olmak üzere bu 3 grubun Türkiye'ye gelmesi gerçekten inanılmazdı. Anathema nasıl Türkiye'ye gelebilirdi? Onlar insan mıydı ki? Onlar herkesin gördüğü ama benim asla göremediğim, aynı havayı soluduğumuzu hayal bile edemediğim bir yerde duruyorlardı.''

Bu yazının ardından 7 yıl geçmişti ve Anathema bu ülkede en çok konser veren yabancı grup unvanını kazanmıştı. O zamanlar için tahmin bile edilemeyecek olan bir durumdu ve hayaller gerçek olmuştu birçok kez. Kimileri dinledikçe gözyaşlarına hâkim olamadığı grubu sahnede görmeye doyamadı, kimileri her konserde eski sevgilisini hatırlayıp ağladı, kimileri bu konserlere sevgilileriyle gidip konser boyunca öpüştü, kimileri ise gruba duyduğu anlatılamaz sevgiyi birçok insanın paylaşmasını kaldıramadı ve grupla arasındaki bağları kopardı. İşte Anathema'nın Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda verdiği bu konserden önce konuştuğum tüm eski Anathema fanları bu acıyı hissediyordu içten içe. Konserden bir gün önce Bronx'taki Thmb.org partisinde DJ'lik yapan Şener Çetin'in söyledikleri kafama kazınmıştı adeta. Grubun bu ülkedeki en büyük hayranlarından olduğunu da anladığım Şener Çetin şöyle diyordu : ''Anathema'ya olan sevgimiz bambaşkaydı. Kimse ile bu grubun muhabbetini etmez, tartışmaya ise asla girmezdik. Onları hayatlarımızın birer sihirli parçası gibi görürdük. Artık o büyüyü bozdular. Her grubun bu kadar sıklıkla gelmesini kaldırabilirdim ama Anathema'yı asla. Yüzlerce insanla paylaşabilecek kadar basit değildi bu sevgi.''

''Eskiden gruplar neden gelmiyorlar, ülkemizde neden konser vermiyorlar diye hayıflanırdık şimdi ise neden bu kadar fazla geliyorlar diye yakınıyoruz'' diyenlerin sayısı çok fazla fakat şu bir gerçek ki Anathema eski fanları için bir yaşama sebebi iken, bu kadar sıklıkla gelip özellikle İstanbul'da edindiği yeni nesil binlerce hayran için sadece konserine gidilip 'eğlenilecek' bir grup. Evet, yanlış okumadınız. Eğlenilecek 90'lı yılların ortalarından itibaren hüzne alışık her bünyenin panzehiri olan, hüznün ve buhranın sessiz çığlıkları olan melodilerin şimdiki neslin Winamp listesindeki diğer şarkıların melodilerinden pek farkı yok. Artık hayatında bir kere 'Angelica' dinleyen kendini Anathema fanı ilan ettiği için bu konserin de dolacağı ve organizatör şirketin hem risksiz hem de karlı bir iş gözüyle gerçekleştirdiği bir konserdi. Üstelik konser; katılacak insanlar için daha cazip hale getirilmiş ve grubun bu performansının 'Anathema Live In İstanbul' adı altına DVD olarak piyasaya sürüleceği de açıklanmıştı.
Hayatımda şimdiye dek duygularıma en iyi tercüman olan şey müzik ve hissettirdikleri olmuştur. Anathema ise hüzün, gözyaşı, isyan, pişmanlık, karamsarlık, korku ve aşk gibi kavramlar söz konusu olduğunda aklıma ilk gelen gruptur her zaman. Bu nedenle grubun İstanbul'da vereceği şimdiye kadarki muhtemel en kalabalık konseri izlemek için o gece Harbiye Açık Hava Tiyatrosunda, denizden esen ürkek rüzgârların tam arasındaydım. İçeride yaklaşık 4bini aşkın insan vardı ve sahneye ilk baktığım anda grup, çığlıklar ve alkışlar arasında sahnedeki yerini almıştı. Vincent'in şaşkın bakışları arasında gitarının askılığını boynuna geçirdiği sırada tek eliyle mikrofona uzanıp, ''İstanbul is great again! (İstanbul harika yeniden!) demesi ve Danny'nin seyircilerin coşkusu karşısında gözlerinin dolmasının ardından ''Bu gece neredeyse ne biliyorsak çalacağız'' demeleri gecenin uzun olacağını gösteriyordu.

PLAYLIST:
1. BALANCE
2. CLOSER
3. RELEASE
4. PITILESS
5. FORGOTTEN HOPES
6. DESTINY IS DEAD
7. LEAVE NO TRACE
8. ETERNITY PART 3
9. INNER SILENCE
10. ONE LAST GOODBYE
11. HOPE
12. A NATURAL DISASTER
13. PARISIENNE MOONLIGHT
14. JUDGEMENT
15. PANIC
16. TEMPORARY PEACE
17. FLYING
18. A SHROUD OF FALSE
19. FRAGILE DREAMS
20. EMPTY
21. LOST CONTROL
22. SLEEPLESS
23. ANGELICA
24. A DYING WISH
25. ALBATROSS
26. COMFORTABLY NUMB (PINK FLOYD COVER)
27. PHANTOM OF THE OPERA (IRON MAIDEN COVER)


Fotoğraflar: Kadir Aşnaz



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: