MÜZİK ODASI

90'lı Yılların Hakkı Yenmiş Albümleri

Murat Arda - 31 Ekim 2005

Amerikan kapitalizmine, Neo-Con'luğa (Yeni Sağ), savaş tüccarlarına, küresel adaletsizliğe karşı hümanizmanın tarafında olan Sacred Reich'in 90 çıkışlı "The American Way" albümü dönemin en namuslu çalışmalarından. Plak incelenirse -doksanlı ve seksenli yıllar baz alındığında- Heavy Metalin namusunu kurtaran bir çalışma olduğu görülecektir.

Bay Area, Arizona, Batı yakası sahilleri; Amerikan eyaletlerinin her tarafından pıtrak gibi fırlayan o zamanın alternatif müzikleri gerek politik içerikleriyle gerekse de müzikal formatlarıyla merkez medyası tarafından görmezden gelinirken hala Blackie Lawless'in "satanik" ve "hayvani" imajı bir bütün olarak heavy-metal'in halka yansıyan "fake" yüzünü oluşturuyordu. Tabi ki boyalı basına "yoksullara kaynak aktarmanın gerektiğini", "amerikan sisteminin çürümüş olduğunu" ve "dünyanın yalanlarla aptallaştırıldığını" haykıran Sacred Reich ve benzeri müzisyenler değil; "Hayvanlar gibi s.kişmek istiyorum ehe..ehe" şeklinde demeç veren WASP üyeleri daha medyatik gelecekti.  (Kaldı ki Blackie bile Non Serviam dergisine verdiği mülakatta politik olarak merkez-sol kabul edilen Demokratları desteklediğini belirtmişti).
Tüm bunlara rağmen bir bütün olarak cinsiyetçilik, maçoluk, kaba saba ve sağ eğilimli bir akım olarak yaftalanan heavy metal, -seksenlerin ortalarından erken dönem doksanlara- söz konusu dönemdeki diğer ana akım müziklerden -kendi varoluşlarını uç  nokta sol politikanın ta kendisi kabul eden ve biçemin müziğin önüne geçmesi riskini taşıyan protest müzik dışında- farklı olarak yaşamın kendisini konu edinen "Nuclear Assault", "Sacred Reich" gibi safkan thrash-metal grupları ve –etkisi azalmış da olsa- yeraltından ses veren eskiokul hardcore topluluklarıyla "düşünen insanların müziği" olan rock geleneğinin sertleşip bambaşka bir öze evrimleşmesine  olanak sağlamıştır.

Müzikal olarak Kreator-Over Kill gibi fantazmatik, brutal olmayan ve fakat Anthrax, MOD ve benzerleri gibi "taşşak geçen" bir sounda da mesafeli (belki 31 flavors bir istisna kabul edilebilir) Sacred Reich'in "The American Way" albümü doksanlı yılların en özgün ve aynı zamanda –bana göre- en hakkı yenilmiş çalışmalarından biri.
"İyi Müzik hastasıyım ben!" diyen herkesin bu plağa değerini vermesini ve mutlaka dinlemelerini öneriyorum.

Bu arada 90ların başında –henüz o zamanlar rock 'n' roll'a ihanet etmemiş- Athena'nın Kartal ya da Pendik şimdi tam çıkaramadığım çok enteresan bir yerde bi konserine gitmiştim ve herifler Sacred Reich'ten "The American Way" adlı parçayı icra etmişti; şok olmuştum :)
YAŞASIN BLUES'DAN PUNK'A KALPTEN YAPILMIŞ TÜM MÜZİK!!!

Bu yazı "son thrasher" Feyza Şıvgın'a ithafen yazılmıştır.

Murat Arda


Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: