MÜZİK ODASI

90'lı yıllar pop müziği - Nostaljik eleştiri

Serdar Türkmen - 2 Eylül 2008

Bellek Tazeleme - Türkiye 90'lı yılların pop Müziği - Eleştiri

 

 

Müziğin, daha genel olarak da sanatın, içinden çıktığı toplumdan bir şeyleri - ki onun ne olduğu da elbette büyük bir tartışmadır - barındırdığı kabul edilir. Bu yazı, bu savın tersine olan bir sanat-yaşam ilişkisinin absürtlüğüne değinecek. Aynı zamanda bir "Bellek Tazeleme" yazısı olarak da görülebilir. Malum, hızla unutuyoruz.

 

Türkiye'de herhangi bir istikrar söz konusu olmadığı zamanlardan biriydi 90'lı yıllar. Emek sömürünün ve ahlaki dejenerasyonun oldukça kurumsallaştığı bir dönemi temsil eder bu dönem. 90'lar, "yakın tarih" olduğundan ve resmi tarih kitapları bize hipermetrop gözlük taktığından, bu dönemi enine boyuna algılamakta güçlük çekiyoruz.

 

90'ların hemen başında özel televizyonlar yayına başlamıştı. Tabi bu bir anlamda sistem içi bir çatlak görevi görüp, farkındalığı artırmak gibi bir işleve, az da olsa sahipti fakat popüler kültür pompacılığı asıl meslekti. Özellikle klip oynatan kanalların açılmasıyla ( örneğin dışarıdaki Mtv'nin Türkiye versiyonu olan Kral Tv ), müzik piyasasındaki pastanın büyük bölümüne sahip olanlar, kulaklarımızın ve nihayet gözlerimizin de sahibi olmaya kalkıştı. Kliplerle beraber, müziksel dil, görsel dile indirgendi. Yine bu dönemde "Cd"ler evlere girmeye başladı.

 

90'ların müziği, yaşları şu anda 30'a yaklaşanların, yani 80 darbesinin çocuklarının, dinleyerek ya da dinlemese bile bu müzik tarafından çevrelenerek büyüdüğü müziktir. Bu yazıdaki içerik 90'ların pop müziğidir. Pop müzik, tüm kitle iletişim araçlarını kullanarak kişilerin zihninde istenilen kodlamaların oluşturulmasının en başarılı yollarından biridir. Şunu da belirtmek gerekir ki, pop müzik, kalıcı olmaz, tüketim için vardır. Kısa bir dönemde çokça dinlenip, tüketilir. Bu bağlamda müziğin yaratılış arka planı önem kazanır. Neyse şarkılara bakınalım şimdilik.

 

...

 DOMATES - BİBER - PATLICAAAAN

 

Tam yeni bir on yıla girmiştik ki, Hürriyet gazetesi çalışanı "Çetin Emeç" ve "Bahriye Üçok" öldürüldü. Ajda Pekkan ise, yazanların başına gelenleri görmezmiş gibi, "Yaz yaz yaz" diyordu. Bu arada Barış Manço da, konuşur kıvamda söylediği şarkısında, "Domates, biber, patlıcan" diye bağırıp, keyfini kaçıran seyyar satıcıya sitem ederek karşılıyordu günü.

 

Zamanın "Aileden sorumlu devlet bakanı" olan, bugünün de tanıdık simalarından Cemil Çiçek'ten naklen: "Flört fahişelikten farksızdır... feminizm sapkınlıktır" . M.F.Ö de, sonradan "alemin kabadayı jilet reklam artisti" olacak olan kılkuyruk "Ali Desidero" yu yaratmıştı.

 

HEY CORÇ VERSENE BORÇ

 

Sonra Hakan Peker, Corç'tan borç para isterken Körfez savaşı patladı; ardından, Çorlu'da bir fabrika patladı. Tabi kafiye olsun diye yazmadım. 29 kişi öldü de onun için... Sezen Aksu da bütün bunlara "hadi bakalım kolay gelsin" diyordu. Herhalde tam da o sıra birden yükseltilen üniversite harçları nedeniyle çocuklarını okutmaları oldukça zor hale getirilen ailelere dikkati çekiyordu.

 

Zamlar sırtlara bindiğinden, Barış Manço "Arkadaşım eşek" parçasını kaydetmişti. Yonca Evcimik zaten aboneydi duyarsızlığa.

 

AKDENİZ AKŞAMLARI

 

Said-i Nursi'nin itibarı iade edilmişti. Aynı gün, Nazım Hikmet'in vatandaşlığa geri alınması istemi reddedilmişti. Ebru Gündeş buna "Tanrı misafiri" diyordu. Tayfun Duygulu'nun seslendirdiği "Hadi yine iyisin", o yıl gündeme giren İSKİ yolsuzluğundan, cebine parayı indirenlere göreydi. Bu sıra Bendeniz "Ya sen ya hiç", Haluk Levent "Akdeniz Akşamları", Suat Suna "Ansızın çekip gittin" şarkılarıyla parlatıldılar. Pek çok genç bu şarkıların sözlerini harfiyen ezberlemişti. Madımak'ta 37 "can" aydın yanmıştı ki, Fatih Erkoç da "Elveda tatlım" diyordu "can"lara.

 

90'ların ortasına gelindiğinde tam bir "popçu" patlaması oldu. Daha doğrusu gökyüzüne yükseltilip orada gazı kesilip kendi başına bırakılan balonların sayısında müthiş bir artış oldu. Serdar Ortaç "Karabiberim" diyordu göbekten zeytin yerken, Yıldız Tilbe "Delikanlım, Mustafa Sandal "Bu kız beni görmeli. Aşkın nur Yengi "Karaçiçeğim.

 

EBABİL BİR KUŞTUR

 

5 nisan paketi açılırken, Tarkan "Şıkıdım şıkıdım" oynuyordu. Harun Kolçak "Gir kanıma" demişti ya, işte ondan sebep Türkiye ekonomisi aynı sene IMF denetimine girmişti. Civangate skandalı gündem oldu, Ercan saatçi ve Ufuk Yıldırım çıkıp ebabilin bir kuş olduğunu ifade ettiler ve halk, bilinçle donandı böylece.

 

Bosna'ya yardım için toplanan paralar Refah partisi'ne akıyordu. Tarkan hiç susar mı? Asi çocuk ya! "Hepsi senin mi" diye soruyordu Süleyman Mercümek'e. Şarkı söylerken ezgilere pek başvurmayan Hakan Peker, "Ateşini Yolla Bana" ile etrafı sarmıştı, buna paralel olarak Gazi mahallesinde Alevilere ait 3 kahvehane otomatik silahlarla taranması olayı tarihe geçmişti. Ahmet Özal karşılıksız çekten tutuklanırken, Kerim Tekin "Cici baba"dan bahsediyordu.

 

A MEMO!!

 

M.F.Ö, asabi olduğu hakkında bizi bilgilendirdi, Rafet el Roman eksik olmasın ki, Amerika'dan Türkiye'ye yazılan bir mektupla çıkış yaparak kulaklarımızı işgal ediyordu.

 

Nazan Öncel'in "Sokak Kızı" na inat, "babanın kızı" Tansu Çiller, örtülü ödeneğin örtüsünü havalandırmıştı. Sonra, Titan Saadet zinciri ortaya çıktı. Dolandırılan otuz bin halkadan, yaklaşık on trilyon toplanmıştı. Ardından, Hürriyet gazetesinin akla zarar elemanları, hiç kimsenin uğramayı aklından bile geçirmediği Kardak Kayalıklarında "kriz" yarattı. Grup Vitamin de "cowboy" kıyafetiyle ekranlarda "Turkish kovboy" olarak boy gösteriyordu. Erzurum'daki bir belediye başkanı, öğrenciye ev verenin kanalizasyonunu tıkayacağını belirtmiş, peşi sıra Candan Erçetin, Makedon ezgileriyle bezenmiş "Sevdim sevilmedim" şarkısını söylüyordu. Mustafa Sandal'ın, klibinde çaktırmadan reklam yaptığı "onun arabası var" şarkısında ifade ettiği "özel mi özel" olan durum o arabanın bir kamyona çarpmasıyla ortaya çıkacaktı Susurlukta.

 

İYİ KIZLAR CENNETEEE!!!

 

Evrensel muhabiri Metin Göktepe göz altında öldürüldü. Birkaç iyi adam ve Çıtır kızlar aynı isimli şarkılarıyla ortalığı iyice sirke çevirdiler. Erbakan, tarikat liderlerine başbakanlık konutunda yemek veriyordu. Yaşar "Kumralım", Teoman "Ne ekmek ne de Su". Zamanın İHD başkanı olan Akın Birdal silahlı saldırıya uğramış, Kenan Mak, Abant İzzet Baysal Üniversitesinde öldürülmüştü. Atilla Taş "Ham Çökelek" ile dizilere köprü kurmuştu bu sıra.

 

Aslında daha anlatacak çok olay, hatırlanacak çok şarkı var. Yazıda geçmeyenleri, bellekleri harekete geçirsin diye aşağıda yazıyorum.

 

 

Nükhet Duru - "Mahmure", Kayahan - "Gözlerinin Hapsindeyim", Kenan Doğulu - "Kurşun Adres Sormaz ki", Feridun Düzağaç - "Lavinya", Sibel Alaş - "Adam", Akın - "Rebeka", Yaşar - "Kumralım", Burak Kut - "Yaşandı Bitti", Burcu Güneş - "Alimallah", Tüzmen - "Son defa", Ege - "Yaz aşkım", Laçin - "Bekar gezelim", Demet - "Elleri kolları kınalı bebek", Sertab Erener - "Ateşle baruta", Ayna - "Ceylan", Barbaros Hayrettin - "Ben Sizin Babanızım", İzel - "Yakışıklım", Gülay - "Cesaretin Var mı Aşka", Mutaf - "Ayşa", Hülya Avşar - "Bu gece uzun olacak", Murat Kekilli - "Bu Akşam Ölürüm", Zuhal Olcay - "Sen bana fazla iyisin", Doğuş - "Düşünmeden uğra bana", Emrah - "Yanıyorum ya habibi", Faruk K - "Honki Ponki", Gürkan - "Hey barmen bana bir bira", Rüya Ersavcı - "İstemiyorum baba", Seden Gürel - "Bum bum bum", Sibel Can - "Bu devirde kimse sultan değil", Ragga Oktay - "Çikolata Kız".

 

 

 

 

 

 

 

 

 

9 Ağustos 2008 - Samsun

serdaryturkmen@gmail.com



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: