MÜZİK ODASI

22 Yıl Önce Metallica'yı Sevmek

Rumble Tayfun - 31 Mart 2008

Maceramız 1983 yılında Beşiktaş Atatürk Lisesinde başlıyor. Okul camiasının ileri gelenlerinden olmaktan, basketbol takımında oynayıp hatunların gözdesi olmaya çalışmaktan değil de; arkadaşlarının ceket cebine torpil koyup patlatmaktan, kızların eteğine oturur vaziyetteyken çaktırmadan çengelli iğneyle tutturulmuş ip bağlayıp, bu yolla kız öğrenci ayağına kalktığında sıyrılan eteğin altındakileri görmekten, ödevlerini özelliklede dönem ödevlerini yapmamaktan,  poşete su doldurup okul bahçesindeki öğrencilerin kafasına fırlatıp poşet yere düşmeden kaçıp, faili meçhul suçlar işlemekten hoşlanan (fail belli olursa Hasan Hoca namı diğer 'düdük hasan' ağzına sıçar adamın) kanka tayfamın birer birer 'metalci' denilen insanlara dönüştüğünü iki yıldır görüyordum. Bu adamlar, bir-iki yıl içerisinde yatıp kalkıp metalden, metal konserlerinden konuşmaya, sıraların üstüne grup isimleri kazımaya, daha bir iki yıl öncesine kadar basket sahasında futbol oynamak için akşamları geldiğimiz okul bahçesine, artık gece vakti sprey boyayla (ki bulmak çok zordu o yıllarda) duvarlara Slayer, Exodus, Venom vs. yazmaya gelir olmuşlardı.

Adamlar tarikatçi misali zaman içerisinde kendileri gibi metalci olmayan kimselerle konuşmaz oldular. Eğer maç yoksa kendi aralarında çember halinde toplanır paso metal muhabbeti yapar oldular. E ben anlamıyom abi o muhabbetten, metal dedikleri şeyide bir iki tanesinin evinde dinledim o zaman daha ortaokul çocuğuyuz tabi böyle motorlu testereyi çalıştırıp sesini teybe kaydetmişler gibi geliyor bana. Birgün yanımda oturan arkadaş Mehmet'e Bülent ödünç aldığı çekme Metallica kasedini iade ederken, 'Mehmet versene olm şunu bugün bir adamakıllı dinleyeyim' dedim. Aldım çıkışta geldim eve taktım teybe kasedin bir yüzü Kill'em All bir yüzü Ride the Lightning. Başladı Kill'em All. Ben o sırada gazeteyi açmış okuyorum. Parçalar çalıyor birer birer ama zorla dinler modaydım, başım şişti. Sonra Motorbreath başladı. Ne güzelmiş bu dedim. Kasedin her iki yüzünüde dinledikten sonra tekrar başa döndükten sonra kasedi sara sara Motorbreath'i buldum bir daha dinledim, sonra bir daha, sonra bir daha. Gün o gün oldu işte. Ondan sonra motorbreath bittikten sonra kasedi başa sarmaz olup, aa bu da güzelmiş, bu da iyiymiş diye diye hepsini azar azar sevmeye başladım. O zaman bırak ipodu, CD'yi çift kasetli teypler bile hayal olduğu için, çoğaltmak istenen kasetler mahallenin kasetçisine verilir, belli bir ücret karşılığı kaset kopyalattırılırdı. Götürdüm verdim kasedi Engin abiye. 'Abi bundan bir tane çoğalt bana' diye. 'İyi, bilmemne günü gel al' dedi. Bir de böyle artistti o kasetçiler 'gel akşama al' demezde herif birgün söyler kafadan gel o gün al derdi. Neyse gittim gün gelince kasedi almaya. Tayfun o verdiğin kaset bozukmuş dedi. Kaset zaten emanet bir canım sıkıldı. 'Ne bozuğu abi ya? Sağlam verdim ben sana!' dedim. Koydu kasedi ilk parça 'hit the lights' çalmaya başladı. 'Bak yanlış devirde kaydetmişler herhalde, bozuk!' dedi. Anlaşıldı olay. 'Ne bozuğu abi ya orijinali öyle onun, kaydet sen onu' dedim. Kaydetti. Metallica kasedi olanlara dahil olduk. O zamanki jargon öyleydi, 'Metallica kasedi olmak, Slayer kasedi olmak, Kreator kasedi olmak' Çünkü çoğunun henüz bir, azının da en fazla iki albümü vardı. O yüzden 'Sen de Kreator varmı?' 'Exodus varmı?' demek yetiyordu. Albüm ismi telaffuz etmeye gerek yoktu. Neticede thrash tayfasıydık, Iron Maiden, WASP, Manowar falan burun kıvırılması gereken gruplardı. Çünkü üst sınıflardaki abi metalciler öyle yapıyordu, e o zaman bizimde öyle yapmamız gerekiyordu. O yıla yani 1986 yılına ait hatırladığım diğer bazı metalik enstantanler şu şekilde. O zamanlar 'HİÇ!!!' metal konseri olmadığı için en sosyal olay üç beş arkadaş toplanıp evde müzik dinlemek ve bir bok anlamadığımız Almanca müzik dergilerindeki metal gruplarının fotoğraflarına bakmak ve o resimleri makasla keserek, 'çekme kasede çakma kapak' yapmaya çalışmaktı. Birgün Hüseyin diye bir arkadaş dedi ki okuldan 'olm Etilerde bir kız varmış, metalciymiş!' direk reddettik tabi. 'Hassiktir lan, olur mu öyle şey?'. Bir arkadaşın evinde metal parti adı altında dravdan bir parti düzenlediydik sırf o kızı görmek için. Birde bir şekilde Amerikalı bir herifle tanıştıydık bir şekilde o da metalciymiş adam bize 'buralarda nasıl ot bulabilirim?' diye sordu diye tırsıp bir daha görüşmediydik, nereden nereye.

Ha şimdi Metallica'dan çok koptuk 1986'da ne oldu? Master of Puppets çıktı. Çıkmasına çıkmış albüm haberini aldık ama Türkiye'de yokki. Tanıdığımız tek albüm tedarikçisi İblis Şerefti (ki iblis miblis değildi o zaman gayet akıllı, uslu, efendi bir herifti) o bile bizden duydu Metallica'nın albüm çıkarttığını. Nereden yapıp, nasıl ettiyse Nişantaşı Rumeli Pasajında Stüdyo Remix vardı. O bulmuş getirtmiş albümü plak formatında, vitrine de asmış çiçek gibi. O zaman piyasa kasetleri 1000 liraya satılıyordu, 55.000 lira istiyordu plağı satmak için. Çektirmek isteyenlere de bin naz bin niyazla çekiyordu. Suratsız herifin tekiydi zaten. Albümün kapağını seyretmeye gidiyorduk okul çıkışında ya var mı ötesi? Taptık be resmen Master of Puppets'a. O zaman bir albümü elimize geçirdikmi on kere değil belki yüz kere bin kere dinliyorduk. Walkmande akşama kadar aynı kasedin döndüğü çok olmuştur. Biz master of puppets'a tapaduralım. Seneler 1987'yi gösterdiğinde Cliff Burton'un ölüm haberini, Popçu olduğu için okumadığımız Hey dergisinden aldık.  Baba ölmüş aylar olmuş haberimiz yok, Hey dergisi haberini hasbelkader vermese ne zaman olacağı da belli değil. Memlekette ne bir metal dergisi, ne bir fanzin, ne bir televizyon programı...metal adına hiçbirşey yok. Ancak Aptüllica'nın gırgırdaki o minik köşesinden öğrenirsek öğrenirdik herhalde. Hatta kendisiyle de konuyla ilgili bir anım var. Cliff babayı kaybetmişiz, hatırasının hürmetine odasına bir posterini asmak istiyorum ama nereden bulucan Cliff Burton posterini? Birgün Aptül'ü, Şerefin tezgahında görüp odama asmak için Cliff Burton resmi çizmesini rica etmiştim. O da kırmayıp çizmişti hemen oracıkta. Metallica konseri? Çok samimi söylüyorum öyle bir şeyi biz hayal bile etmedik, rüyamızda bile görmedik. Metallica konserleri bizim için Cliff'em All videosundaki görüntülerden ibaretti sadece. 1990 yılında Moda Kiss müzik evi açıldığında, Metallica'nın danimarka'da verdiği bir konserin orijinal afişinin satıldığını duyunca beşiktaştan modaya gidip anasının nikahı bir paraya o konserin afişini satın almıştım.

                                                                                                                                         

Tamam bu kadar dinazorluk yeter. 27 Temmuz'da Metallica konser verecek İstanbul'da. Hem de üçüncü kez. Şu an bahsettiğim yıllarda bizim olduğumuz yaşta olanlar gidecek güzel güzel seyredecek bu ziyafeti. Master of Puppets'ı ister bir koşu bir müzik marketten satın alacak veya işine gelmezse evinden bile çıkmadan iki mouse tıkıyla indirivericek albümü, bu yazıyı okuyup Cliff Burton kimmiş diye merak edip bir google search yaparsa karşısına 679.000 sonuç çıkacak. Eğer bir Cliff Burton resmine sahip olmak isterse Aptülün ayaküstü yaptığı bir çizim yerine google 106.000 fotoğrafı 'buyur abi' deyip koyacak önüne, ister bilgisayarına wallpaper yapar Allah'ın günü görür, ister çıktısını alır duvarına asar. Ama tüm bunlara rağmen takip ettiğim internet sitelerinde gençlerin Metallica ve Metallica konseri hakkında yazdıklarını okuyunca diyorumki, bir şey eksik. Kullandıkları kelimeleri, olaya baktıkları açıyı, düşünce konseptlerini görüyorum ve her seferinde aynı şeyi düşünüyorum. 'Metallica'yı bizim sevdiğimiz gibi sevmiyorlar' deyip devrecilik yapmak değil niyetim. Derdim şu ki, bu adamlar Metallica fanı ama; Metallica'yı, Metallica'yı sever gibi sevmiyolar. Neden böyle olduğu hakkında atıp tutacak değilim, şimdi bol kepçeden sallasam kırk tane sebep sayabilirim, herhalde yarısından fazlası da tutar ama varsayımlar üzerinden bir kuşağı değerlendirmek, bizden önceki rocker kuşaklar tarafından bize yapıldığı zaman bizim hiç hoşuma gitmez, 'ahkam kesmek anlamaya çalışmaktan kolay tabi mnkym!' derdik. O yüzden hiç girmem o olaya...ama bilmek isterdim. Aslında tam olarak ne demek istediğimi bir türlü yazıya döküp adam gibi ifade edemedim. Ama benim yazarlığımda bu kadar oluyor işte. Vaktinizi aldıysam kusura bakmayın.



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: