ÇAYDANLIK

Popunuza! (8)

Altuğ Kanbakan - 20 Nisan 2015

Popunuza! Vol.8


Kıraç Ne Yapıyorsun Kuzum?

Kıraç'ı ilk dinlediğim günler geldi aklıma hayal meyal. Anonim şarkılar söylemenin daha revaçta olduğu enteresan bir döneme denk geldiğinden midir bilinmez, Karahisar şarkısındaki "me"lemesi ile aklıma kazındı. İşte o günden beri benim için Kıraç böyle biridir. Sesi titretip aşklı meşkli yer yer dertli tasalı şarkılar icra eden biri yani. Tarzın kökeni olabilecek Haluk Levent'ten tek farkı sesi titretmesi bence. Öyle şarkılarına maruz kalmadıkça dinlemediğim iki şarkıcının ayrıcı tanısında ben bunu kullanıyorum açıkçası. Ötesi teferruat.


İşte bu sınıflama içerisinde zihnimin en ırak köşesine itelediğim iki kişiden biri olan Kıraç bir ay önce tuhaf bir biçimde -adeta bol drama içerikli bir televizyon dizisi tadındaki şarkı ismiyle- karşıma tekrar çıktı. "Tipik bir şarkıdır" ön yargısıyla önce hiç oralı olmadım. Günümüz müzik dinleme alışkanlıklarından biri haline gelen youtube'u kullandığımdan, bağıran deri giyimli (ama üstü çıplak değil ama deri eldiven görür gibi oldum merak etmeyin) adamların görüntüsüne dayanamayıp tıkladım videoya.

Popunuza! (8)
Resim-1: "Dört elektrogitar ile aynı vasat riffi üç dakika boyunca çalarken gaza gelmek"


Şarkının başlaması ile şaşırmaya başladım. Gitar tonları, bas, davul insanların bağırışı vesaire derken "Ulan, Kıraç mı hakikaten bu?" diye videonun başlığını kontrol ettim. Görsel hafızam biraz şaşkın olduğundan istediğin adamı önüme koyup "bak işte bu Kıraç" desen yerim. Ama ses zihnimdeki tasnife uymak zorunda olduğundan bir süre sonra mevzuya uyanabilirim. Neyse, videoya bakıyorum Kıraç sesli biri siyahları giymiş kafayı hayır dercesine iki yana sallayıp, arkasında bir grup adamla beraber "çık hayatımdan" diye sesini titrete titrete tuhaf bir şarkı söylüyor.

Şaşkınlıktan olsa gerek, şarkıyı ilk dinleyişimde nakarat dışında başka bir şey anlamadım tabi. Kafamda ise "bu adam gerçekten Kıraç mı?" "Ne ara yeniden moda oldu lan bu hevi metalimsi sound" gibi bir takım deli sorularla bir süre "spinal şok" evresinde şaşkınlığımı üzerimden atmaya çalıştım.


Aradan birkaç saat geçtikten sonra bir daha açtım klibi, dikkatle izlemeye koyuldum. Baştaki o şatafatlı girişten sonra "altı tophane üstü şişhane" tarzını ayırt etmem daha rahat oldu. Şairin "gizli özneyle" muhalif(!?) izlenimi veren bir şarkı yazdığına uyanmam biraz uzun sürdü. Ancak halen emin de olamıyorum, zira takip ettiğim biri değil. "Neticede ayrılık şarkıları falan da söylüyor" ön kabulü ile olaya bakınca, "yâre bu kadar heavy şarkı yazılmaz" diye düşünüyorum.

Neyse bu tartışmalı konuyu bir yana bırakalım ve klipteki bir diğer tuhaflığa yer vereyim. Kurban olduğum popçuların anlamadığı şeylerden biri rock soslu şarkı ve klipleri nasıl ellerine yüzlerine bulaştırmadan yapacakları. Ya bu popçular anlamıyor ya da bunların yönetmenleri konudan bihaber. Bakın, sound'una çay demlediklerim, dört tane elektrogitar ile aynı riff çalmakla rock klibi olmuyor. Bir kişi olsa neyse, iki zaten standart saha dizilimi, üç kişi olunca zaten içinizden birileri ayılıp "bu işte bir terslik var" demeli ama dört kişi nedir yahu? Dördünüz de mi ayrı sololara katılacak? Farklı bir şey mi çalacaksınız? Nedir derdiniz? Hayır, soloda elektrogitar bir şey de yapmıyor, klipte dahi kendine yer bulamayan klavyeci kardeşimi kullanıyorsunuz; o halde ne diye dört kişisiniz? Şarkının başından sonuna kadar aynı riff'i çalarken girdiğiniz hal ve tavırlara ise hiç girmiyorum.


Demek ki neymiş, arkaya üst baş yırtık davulcu koymakla, siyah giyinmiş beş adam dikilip ve arkaya bol efektli sesleri de dayayıp daha sert bir soundlu -hevi metalimsi şarkı olmuyormuş. En iyisi Karahisar hacı, oradan devam… Bu arada Kabataş Sound'u lazım bu topraklara. Kadıköy'ün sound'u var da Kabataş'ın niye olmasın? Bir düşünün derim.

Popunuza! (8)



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: